{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/01/2021<br>NUMARASI\t\t...<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/01/2021 tarih ve 2019/229 E. - 2021/10 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin...sayılı markaların sahibi olduğunu, davalı yanın ..... sayılı ve “... ... ...” şeklindeki marka başvurusunun müvekkilinin önceki tarihli “...” ibaresi içerir markaları ile iltibas oluşturacak derecede benzer olduğunu, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzer olduklarını, müvekkilinin “... ...” markasının tanınırlığı ve ayırt ediciliği dikkate alındığında dava konusu markadaki “...” ibaresinin tüketici nezdinde iltibasa yol açacağını, müvekkili şirketin ayrıca “... ... ...” şeklinde de markasının bulunduğunu, dolayısıyla davalı şirket başvurusunun da müvekkili markaları ile benzer olduğunun kabulünün gerekeceğini, müvekkilinin daha önce de “...” ibaresi içerir markalara ilişkin itirazlarının kurum tarafından kabul edildiğini, kurumun kendi kararlarına aykırı yönde verdiğini, dava konusu kararın bu nedenle açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin senelerdir “...” ibaresini değişik şekillerde kullandığını ve tescil ettirdiğini, dava konusu markanın da müvekkili şirket markası ile bağlantılı olduğu yönünde mesaj verir nitelikte bir başvuru olduğunu, taraf markalarının 03, 05 ve 16. Sınıf emtialar bakımından çakıştığını, bu nedenle işaretlerin karıştırılma ihtimallerin çok yüksek olduğunu, davalının kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-2671 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescilinin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.\t<br>\tDavalı ... vekili, incelemeye esas sözcüğün “...” anlamına gelen “...” sözcüğü olduğunu ve anılan ibarenin ayırt edici vasfının düşüklüğü yanında, söz konusu ibarenin iddialara mesnet markalarda yardımcı unsur olarak kullanıldığını, başvuruya konu işarette “...” ibaresini ön plan çıkaracak herhangi bir farklılaştırmaya ise gidilmediğini, bu nedenle işaretler arasında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil iltibasa neden olacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, kötüniyete ilişkin iddiaların deliller ile desteklenmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı şirket vekili, müvekkili şirketin markasının esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğunu, \"........\" ibarelerinin yardımcı unsur niteliğinde bulunduğunu, \"...\" kelimesinin temizlik/kağıt havlu sektöründe, \"...\" anlamında kullanılan yaygın bir terim olduğunu, sektördeki bir çok firma tarafından bu ibarenin kullanıldığını ve tescillendiğini, \"...\" ibaresinin,  müvekkili markası için tamamlayıcı unsur olduğunu ve sadece “... ... ” ibaresi kullanılarak markaların ambalajlandığını, taraf markaları arasında çok ciddi farklar olduğunu, aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları 03, 05 ve 16. sınıf emtiaları ortak olarak içermekte iseler de markaları oluşturan işaretlerin bütünsel anlamda birbirlerinden yeterli düzeyde farklılaştıkları, markalardaki ortak unsur konumunda olan “...” ibaresinin, ticaret hayatında kalite algısını tüketiciye verme amacıyla yaygın bir şekilde pek çok sektörde kullanımı bulunan bir kelime olduğu, aynı şekilde uyuşmazlık konusu emtialarda da bu ibarenin yaygın kullanımının bulunduğu, dolayısıyla bu ibarenin tek başına ayırt edici gücünün yüksek olmadığı, bu tür kelimelerin tek başına veyahut çeşitli ek şekil / kelime unsurları ile birlikte tescilleri mümkün ise de bu tescillerin anılan ibare üzerinde mutlak bir hakkı her koşulda sağlamayacağı ve bu tür zayıf ayırt edici ibarelerin, makul düzeyde bilgilenmiş, özenli ve dikkatli tüketiciler nezdinde çoğu kez tek başına yanılgı doğurmaya neden olmayacakları, kaldı ki aynı sektörde faaliyet gösteren diğer firmaların, bu ibareye dayalı kullanımlarının engellenmemesi adına zayıf kökenli böylesi bir ibareye yapılan ayırt edici eklentilere davacının katlanması gerekeceği, bu nedenlerle tüketicilerin zayıf ayırt edici nitelikteki bu gibi ibareler sebebiyle işaretler arasında iktisadi – idari bir işletmesel bağlantı kurmayacağı, işaretleri birbirlerinin devamı veya serisi olarak algılamayacakları ve dolayısıyla işaretler arasında bir bağlantı kurmayacakları, davalı markasına yapılan eklerin davacı markasından uzaklaşmayı sağladığı, bu nedenlerle karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin koşullarının somut olayda meydana gelmediği, davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli olduğuna yönelik öne sürdüğü iddiaları destekler herhangi bir delilin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.   <br>     <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesince, davalı markası ile müvekkil şirket markaları arasında sınıfsal yönden benzerlik bulunduğunun tespit edildiğini, buna karşılık mahkemenin markanın esaslı unsuruna ve \"...\" ibaresine ilişkin değerlendirmelerinin hatalı bulunduğunu, \"...\" ibaresinin müvekkil şirket markalarında ayırt edici/asli unsur olduğunu, aksi durumun kabulünde dahi davalı şirketin marka başvurusunun hukuka aykırı bulunduğunu, davaya konu marka ile müvekkil şirket markalarının ayniyet derecesinde benzerlik ihtiva ettiğini, markalar arasındaki tam sınıfsal benzerlik de göz önüne alındığında, markaların tüketici nezdinde karıştırılacaklarını ve/veya ilişkilendirileceklerini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"... ... ...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin,  ticaret hayatında kalite algısını tüketiciye verme amacıyla yaygın bir şekilde pek çok sektörde kullanımı bulunan bir kelime olduğu ve bu itibarla ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, dava konusu başvuruda da bu ibarenin asli unsur olarak kullanılmadığı ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2025<br><br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a5820fb73c2d23e","SID":"475e8a5c52afed1b"}}