{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1222 - 2025/1461<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1222 <br>KARAR NO\t: 2025/1461<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t:                       <br>ÜYE\t\t:    <br>ÜYE\t\t:                  <br>KATİP\t\t:                   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/407 E.  -  2023/150 K.<br><br>DAVACI\t:       <br>\t\t .<br>VEKİLLERİ\t: Av.  -[--] UETS<br>\t  Av.   <br>\t  <br>DAVALI\t: 1 -<br>VEKİLİ\t: Av.<br>\t<br><br>DAVALI\t: 2-<br>VEKİLİ\t: Av<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)|Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/04/2023 tarih ve 2022/407 Esas - 2023/150 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalılar Türk Patent ve Marka Kurumu Geliştirme ve Yatırım Anonim Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, 1953 yılında temelleri atılan \"... ... Holdin A.Ş.\" çatısı altında bulunan müvekkilinin birçok alanda faaliyet göstermekte olup geniş bir ürün yelpazesine ve \"... \" ibaresini içeren tanınmış markalara sahip olduğunu, hal böyle iken davalı şirketin \" ...  \" ibareli 2020/113165 sayılı markanın 35, 36, 37 ve 43. sınıflarda tescili isteğine  yönelik itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa markaların \"... ...\" ibarelerini içermeleri nedeniyle ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, markadaki \"...\" ve \"...\" ibareleri tali unsur olduğundan benzerlik incelemesinde dikkate alınamayacağını, bu haliyle davalı markanın müvekkilinin seri markalarının devamı olarak algılanacağını, davaya konu markanın tescilinin talep edildiği 35., 36., 37. ve 43. sınıflardaki mal ve hizmetler müvekkilinin itiraza mesnet markalarının kapsamında bulunduğundan markalar arasında emtia  benzerliği şartının da gerçekleştiğini, ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılma tehlikesinin mevcut olduğunu ve müvekkili şirketin ortakları ile davalı şirketin ortakları arasında düzenlenen \"...\" markasının kullanımına ilişkin sözleşmeye aykırı olduğundan başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2022-M-9909 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde 2020/113165 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı şirket vekili, müvekkili şirket ortakları ile davacı şirket ortaklarının kardeş olup 2011 yılında kardeşler arasında ... Holding'in bünyesinde bulunan gayrimenkul stoklarının yeniden yapılandırılması amacıyla bir sözleşme düzenlendiğini, anılan sözleşme uyarınca ... ... Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş. ve ... . A.Ş. ile 2014 yılında ... ... Üretim A.Ş. Unvanlı şirketlerin kurulduğunu, bu kurulum ile beraber ortaklar arasında \"...\" markasının kullanımının hüküm altına alındığını, “Devir Sözleşmesi\"nin “marka kullanmama yükümlülüğü” başlıklı 1.4. Maddesi uyarınca \"...\" markası davacıya bırakılmış ise de, müvekkili şirketin ortaklarına bu ibareyi kullanma izni verildiğini, davacı şirketin bu sözleşmenin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra  böyle bir iddiada bulunmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, davacının 2011 yılından itibaren kullanılan markaya itiraz etmeyerek sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2022/711E. ve 2022/845K. sayılı tedbire itiraza ilişkin kararından bu hususun açıkça anlaşıldığını, müvekkilinin markasında \"...\" ibaresi yer alıyorsa da markaların yazılışları, genel görünümleri ve bıraktıkları izlenim itibariyle farklılaştıklarını, inşaat sektöründe faaliyet göstermeleri nedeniyle ortalama tüketicilerin daha fazla bir dikkat ve özen göstereceklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının davasına/itirazlarına mesnet yaptığı muhtelif markaların davalının dava konusu edilen markasının kapsamına alınmak istenilen 36. Sınıftaki hizmetlerde tescilli olduğu,  dolayısıyla; 36. sınıfa giren hizmetler yönünden emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, buna karşılık dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 35, 37 ve 43. sınıflara giren hizmetler açısından somut olayda emtia ayniyeti/ benzerliği/ türdeşliği şartının gerçekleşmediği, davacının \"... ...\" markasında, düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle, sadece baş harfleri büyük olacak şekilde ayrı olarak yazılmış olan “... ...” kelime öbeğinin, sayılan yazım özellikleri ve kelimelerin aynı puntolarla yazılmış olması nedenleriyle, bütünsel bir isim tamlaması olarak algılanacağı, davaya konu markadaki mavi renkli büyük harflerle yazılmış “...” ibaresi ve bu ibarenin altına nispeten çok daha küçük puntolarla düz yazım karakterindeki gri renkli büyük harflerle yazılmış “...” ibaresi ve işaretin sol baş tarafına konuşlandırılmış, kırmızı renkli dairesel zemine yerleşik beyaz renkli “...” unsuru ve bu figürün altına küçük puntolarla yazılmış “...” ibaresinden müteşekkil davaya konu markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve tümüne hakim olan görünüşü içerisinde davacının markalarından farklılaşmaya çalışılsa da “...” ve “...” ibarelerinin ortaklığının taraf markalarını görsel olarak birbirine yaklaştırdığı, görsel açıdan ortaya çıkan bu benzerliğin, işitsel ve anlamsal açılardan da aynı sonucu verdiği, buna göre; taraf markaları arasında 36. sınıf yönünden benzerlik şartlarının oluştuğu ve davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı, gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile  2022-M-9909 sayılı YİDK kararının 36.sınıf yönünden kısmen iptaline ve 2020/113165 sayılı markanın 36.sınıf yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı Türkpatent vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarında “...” ve “...” ibareleri ortak olarak kullanılmış ise de, davalının markasında baskın/ön plandaki hüviyette kullanılmış olan ve yerleşik/bilinen anlamına rağmen, bu markanın kapsamına alınmak istenilen hizmetler yönünden markasal hüviyette somut ayırt ediciliği düşük olmayan “...” kelimesinin varlığının karşılaştırılan markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yeterli derecede farklılaştırdığı, markalarda ortak olarak yer alan “...” ibaresinin İstanbul'un        ilçesinde yer alan bir semtin ismi olup yaygın olarak bilenen bir coğrafi yer adı olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu ibarenin markasal hüviyete ciddi ve yoğun kullanım neticesinde davacı adına ayırt edicilik ve korunması gereken ekonomik bir değer kazanmış olduğu hususunun davacı tarafından dava/marka işlem dosyası kapsamında kanıtlanmadığı, dolayısıyla bu ibarenin tek başına markasal bir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tamamen reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu markanın esas unsurunun, büyük puntoyla ve mavi renkle yazılmış \"...\" ibaresi olup diğer tüm unsurların büyük ve mavi renkli ... ibaresinin etrafında, küçük puntolu ve tali olarak konumlandırıldığını, davacı markalarında ise markanın esaslı unsurunun kırmızı üzerine beyaz renkli \"...\" ibaresi olduğunu, ortalama tüketicinin söz konusu görselleri karıştırmasının mümkün olmadığını, ilgili görsellere ilk bakışta göze çarpan kelimelerin \"...\" ve ... ...\" olup müvekkilinin markasının mavi renkte ve davacının markasının  kırmızı renkte oluşu, yazı fontları, stilleri, harf sayıları ve harf aralıkları, itibariyle  markaların tamamen farklı olduğunu, nitekim uzman bilirkişi raporunda da markalar arasında bir benzerlik bulunmadığı tespitinde bulunulduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tamamen reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, özellikle kötüniyet hususunda İlk Derece Mahkemesine davanın tarafı olan şirketin kurucuları olan kişilere ilişkin ailevi süreç ve bu kapsamda \"Marka Kullanmama Yükümlülüğü\" başlıklı \"Devir Sözleşmesi\" delil olarak sunulmuş olmasına ve bu hususları tüm detayları ile inceleyen Uzman Görüşü'ne yer verilmesine rağmen, kötü niyet yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu,   mahkemece sabit görülen marka işaretleri arasındaki benzerliğin yanı sıra emtia benzerliğinin markadan çıkarılmasına karar verilen 36. sınıf dışındaki mal ve hizmetler yönünden de söz konusu olduğunu, müvekkilinin mevcut tescilli markaları doğrudan 35, 37 ve 43. sınıfları barındırmasa dahi benzer, ilişkili ürün ve hizmet gruplarını barındırdığını, ayrıca davaya konu marka kapsamında tescil istenen 35. sınıf altında, müvekkili şirketin itiraza dayanak markalarının ürün ve hizmet sınıflarının yer aldığını, müvekkilinin markasının tanınmış marka niteliğinde olup davalı şirketin bu tanınmışlıktan haksız kzanç sağlamak amacıyla tescil başvurusunda bulunduğunu, markanın tescilinin müvekkilinin markasının ayırt edici niteliği ve itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın bütün sınıflar yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.\t<br>\t2- Davacı vekilinin istinaf başvurusuna gelince; işlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin \"... ... ... ...\", ibareli markanın 35, 36, 37 ve 43. sınıfta tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacı şirketin \"... ...\" ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas ve kötü niyet iddialarıyla başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazın da, YİDK'nın 2022-M-9909 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 4/8/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 4/10/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu \"... ... ... ...\", ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"... ...\" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 ve 6/9 maddeleri uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı ve başvurunun kötü niyetli olup olmadığı  noktasındadır. <br>SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Yargıtay HGK'nın 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötüniyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerekmektedir. <br>\tSomut olayda davacı vekilince, davalı şirketin \"... ... ... ...\" ibareli markanın tescili isteğinin taraflar arasında düzenlenen 27/9/2011 tarihli Devir  Sözleşmesi'nde kararlaştırılan \"Marka Kullanmama Yükümlülüğüne\" aykırı olduğundan davalı şirketin kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiği ileri sürülmüş, ancak ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair dosyada somut delil  bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>\tHal böyle iken, davacının dayanmış olduğu ve dosya kapsamında bulunan   27/9/2011 tarihli devir sözleşmesinin irdelenmesi gerekmiştir. \"Devir Sözleşmesi\" başlığna sahip Sema Safiye Gürün, Seda Sefa Sezer, İnsaf Sadakat Saylam ve Sedat Özgür arasında düzenlenen sözleşme ile ... Grubu ve Sedat Özgür  adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller ile tüm mal varlığının hissedarlar arasında devir ve paylaşımının düzenlenmiş olduğu, sözleşmenin \"Tarafların Hak ve Yükümlülükleri\" başlığı altındaki \"Marka Kullanmama Yükümlülüğü\" alt başlıklı 1.4 maddesinde \"...\" markasının ... Grubu Şirketlerine ait olduğu, Sema Safiye Gürün, Seda Sefa Sezer ve İnsaf Sadakat Saylam'ın \"...\" markasını  sözleşme ile devraldıkları gayrimenkuller için kullanabilecekleri, kilit sektöründe hiç kullanamayacakları ve bunun haricinde ancak bu ibarenin başına \"...\" ya da \"S\" ibaresi eklemek suretiyle kullanabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasında sözleşmenin varlığı ve bağlayıcılığına ilişkin olarak bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.  <br>\tSözleşmenin ilgili hükümleri bağlamında somut olaya dönüldüğünde, davaya konu markanın bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, mavi renkli büyük harflerle yazılmış “...” ibaresi ile, bu ibarenin altına, çok daha küçük puntolarla düz yazım karakterindeki gri renkli büyük harflerle yazılmış “...” ibaresinden ve işaretin sol baş tarafına konuşlandırılmış, kırmızı renkli dairesel zemine yerleşik beyaz renkli, adeta fark edilmesini imkansız kılacak şekilde yazılmış “...” unsuru ve bu figürün altına küçük puntolarla yazılmış “...” ibaresinden müteşekkil karma bir marka olduğu görülmektedir. <br>\tBu haliyle marka başvurusunun anılan kelime, biçim, düzenleme, tertip tarzı ve kompozisyon itibariyle devir sözleşmesi uyarınca markada bulunması zorunlu olan \"...\", \"\" ibarelerini görünür olmaktan çıkarmayı amaçladığı, özellikle \"...\" ibaresinin markanın genel boyutuna göre oldukça küçük, kırmızı bir daire içinde beyaz renkle ve kısmen dairenin dışına taşarak, beyaz zemin ile birleşmek suretiyle belli belirsiz bir hal aldığı görülmektedir. Dava konusu başvurunun bu tertip tarzı ile anılan ibarenin \"...\" olduğunun, adeta taraflar arasındaki protokolü bilmeyen üçüncü kişilerce anlaşılmasını imkansız kılacak şekilde yazılmaya çalışıldığı, böylelikle görünüşte anılan protokole uyuyor izlenimi yaratılırken, gerçekte protokol gereği davacılara terk edilen \"...\" ibaresinin kullanılmasının amaçlandığı izlenimi doğmaktadır. Bu nedenlerle Dairemizce, davalı şirketin sözleşme ile davacı şirketin bünyesinde bulunduğu gruba bırakılan \"...\" markasından haksız bir yarar elde etmeye çalıştığından, davacı tarafın kötü niyet iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.\t<br>\tBu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile kötü niyetin bölünmezliği ilkesi gereğince YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar Türk Patent ve Marka Kurumu, ... ... Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım Anonim Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/04/2023 gün ve 2022/407 Esas - 2023/150 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın KABULÜ ile, TÜRKPATENT YİDK'ın 2022-M-9909 sayılı kararının İPTALİNE,<br>4- Davaya konu 2020/113165  sayılı \"... ... ... ...\" markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,<br>5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.300,00-TL bilirkişi ücreti, 242,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 184,00-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 4.218,00-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.379,40-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>8-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, \t<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, <br>\t11-Harçlar Kanunu uyarınca davalı kurum ve davalı şirketten ayrı ayrı alınması gereken 615,40'ar-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90'ar-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50'ar-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,\t<br>\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 08/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2025    \t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc1a74811801852d","SID":"a6aa3556de83b52d"}}