{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>19. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/42 <br>KARAR NO:2025/1389<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:09/05/2024<br>NUMARASI:2021/715 2024/278<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:10/07/2025<br>İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/715 Esas, 2024/278 karar sayılı kararı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.Dosya incelendi.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketle imzalanan,18.05.2013 tarihli sözleşmenin 1. maddesine uygun olarak, “yerli ve/veya yabancı stratejik ortak bulunması” talebine uygun olarak yabancı ortak bulunduğunu ve tarafların mutabakatı ile ortaklık sözleşmesi imzalanarak, sözleşme şartlarının gerçekleştiğini, bu sözleşme gereği... A.Ş.-... A.Ş.nin davalı ... A.Ş.ye hisse alım bedeli ve sermaye arttırımı olmak üzere toplam 52.000.000.TL yatırım yapmak üzere anlaşma sağlandığı, toplam tutarın 37milyon T.L.sinin ... A.Ş.ye, bir kısmının ...' nin şahsına ödendiğini, 52 milyon TL.nin 15 milyon TL.sinin 31.12.2014 tarihine kadar klinik ruhsatlarının A ve B tipi ruhsatlara dönüştürülmesi koşuluna bağlandığını, işlemin halihazırda gerçekleşmiş kısmı olan 37 milyon TL.nin sözleşme gereği %1.5’i olan 550.000.TL. alacağının hesaplandığını, dava dışı ... A.Ş. ve ... A.Ş.nin davalı ... A.Ş.ye ortak olmasının sözleşmenin 7.c maddesi gereğince Sermaye Finansmanı olarak tanımlandığını, müvekkilin sermaye finansmanı işlemleri için tek yetkili danışman olduğunu, bu yetkilendirme kapsamında, ortaklık sürecinin sonuçlanmasına kadar işlemlerin müvekkil şirket nezaretinde ve danışmanlığında gerçekleştiğini, sözleşme gereğince müvekkile 50.000 TL ön ödeme yapıldığını, ancak kalan 500.000.TL.nin tüm şifahi ve yazılı taleplere rağmen ödenmediğini, bu kapsamda Kadıköy ...Noterliğinden ... yevmiye no.lu ve 30.05.2014 tarihli ihtarname keşide ettiklerini, davalı vekil aracılığı ile, 10.06.2014 tarihinde, İstanbul ...Noterliğinin ... yevmiye no.lu cevabı ile sözleşmeyi ve borcu inkar ettiklerini, bunun üzerine yasal takip yaptıklarım, ilk başta sözleşmeyi inkar eden davalının, icra takibine itirazda yazılı sözleşmeyi kabul ettiğini, ancak müvekkilin edimlerini yerine getirmediğini ve sözleşme konusu işin gerçekleşmediğini iddia ettiklerini, davalının bu iddiasının gerçek dışı olduğunu, sözleşme gereğince ortaklık sağlandıktan ve ortaklık sermayesi ödendikten sonra bunun lansman ve basın toplantısının ... sarayında 12.02.2014 tarihinde yapıldığını belirterek, borcun ödenmeyen 500.000 TL' lik kısmı için işleyecek ticari faiz ile birlikte %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının vekil şirket aleyhine 08/07/2014 tarihinde ilamsız icra takibi yolunda başvurduğunu, 519.568,90.TL. tutarın tahsili talebiyle icra takibi başlattığını, icra takibine karşı şirket tarafından, 14/07/2014 tarihinde takibe itiraz edildiğini, itiraz doğrultusunda ... tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, takibe itiraz sonucunda davalının huzurdaki itirazın iptali davasını ikame ettiğini, Davacının alacağının dayanağı olarak 18/05/2013 tarihli sözleşmeyi gösterdiğini ancak davacının bu sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediğini, ayrıca sözleşme konusu yatırım ve/veya yatırımların gerçekleşmemiş olduğundan,davacının müvekkil şirketten hiçbir alacağı bulunmadığını, sözleşme edimlerinin tamamının yerine getirildiği iddia ediliyorsa bile, yatırım nedeniyle hak edecekleri bedelin muhatabının ... olduğunu, nitekim ...’nin dava konusu sözleşme imzalandığında müvekkil şirketin tek ortağı olduğunu, yapıldığı iddia edilen yatırımdan menfaat sağlayanın da kendisi olacağını, davayı ...'ye ihbar ettiklerini, bu nedenle davacı şirketin müvekkil şirketten hiçbir alacağı bulunmadığını belirterek davanın reddini, %20 Tazminata hükmedilmesini  talep etmiştir. İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ihbarda bulunan iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin  davalı şirket yetkilisi olarak bahse konu sözleşmeyi davalı şirket adına imzaladığını, davalı şirketin tacir olduğunu 6102 sayılı TTK 39/1 maddesi uyarınca tacirler ticari işletmeleri ile ilgili işlemleri ticari unvanları ile yapmak ve imzalarını unvanın altına atmak zorunda olduğunu,  bu kapsamda müvekkilinin TTK'nun ilgili maddesinin gereğini yaparak dava konusu sözleşmeyi şirketin ticaret unvanıyla yaparak altına imza attığını bu nedenle müvekkiline rucu durumunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin bu davada taraf olamayacağını beyan etmiştir.İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi  09/05/2024 tarih, 2021/715 Esas, 2024/278 Karar sayılı \"davanın reddine\" kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece, hukuka, vicdana  aykırı bir karar verildiğini, yerel mahkemenin son kararında geçmişte  lehine vermiş olduğu ilk karar ile çelişkiye düştüğünü, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporuyla davalı tarafın danışmanlık sözleşmesinde açıkça belirtilen ücretin davacı  şirkete  çok az bir kısmının ödendiği ancak kalan kısmının halen  ödenmediği, ödenmediği içinde ticari defter ve kayıtlarda ödeme  görünmediğinin  tespit edildiğini, davalı şirketin ihtarname ve  icra takibi ile talep  edilen borcunu  halende ödemediğini, dosyaya ibraz ettikleri yazılı sözleşme ve maillerle ile davayı ispat ettiğini, ilk verilen  karara  bozma ilamına açıkça aykırı  hukuki gerekçeden yoksun mahkeme kararının kaldırılmasını ve  davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. Dava, finansal danışmanlık hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda \"...Davalı ... şirketinin ortaklık yapısı değişikliği ve yeni ortak olarak ... şirkete girmesiyle sermaye finansmanı sağlandığı konusunda taraflararasında anlaşmazlık olmadığı, esas konunun bu finansmanın Davacı tarafın girişimleriyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi olduğu anlaşılmıştır. Davacı kendisinin bulduğunu belirttiği ortaklık bağlantısının nasıl hangi şartlarda sağlandığı konusunda  e-posta mesajlarını sunduğu, e-posta mesajlarının incelenmesinde genellikle pay devri ve ortaklık hakkında davalı ... çalışanları tarafından davacı... Araştırma çalışanlarına iletilen konularda davacı ... Araştırma'dan görüş alındığı pay devri sürecinde danışmanlık hizmeti verildiği anlaşılmaktadır. Ancak e-posta mesajları davalı şirkete ortak bulunması işinin davacı tarafından sağlandığını göstermemektedir. Nitekim 22.05.2014 tarihli mesajda davacı açıkça sadece davalı şirkete danışmanlık verdiğini açıklamıştır. Ortaklık sözleşmesinin davacının girimleri ile sağlandığına ilişkin kesin bir delil bulunmadığı gibi, 225.05.2024 tarihli e-mail ile davacı ...'ün yeni ortağı olan ... Holding ile ortak olma sürecinde herhangi bir anlaşma yapılmadığını kabul etmiştir.Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde bilirkişi raporunda raporun içeriği ile çelişkili olacak şekilde yer alan ... çalışanları tarafından vezir Araştırma çalışanlarına yönlendirilen ve iletilen konularda ... Araştırma'dan görüş alındığı ve davacının pay devri sürecinde danışmanlık verdiği şeklindeki tespite konu e-mail kayıtları ve içeriklerini kabul etmediklerini belirterek, pay devrinde danışmanlık hizmeti alındığa ilişkin e-mail kayıtlarını inkar etmiştir. 12.10.2023 tarihli celsenin 4 nolu ara kararı ile \"Davalının sunulan e-mail kayıtlarını inkar etmiş olması nedeni ile e-mail kayıtlarının doğruluğunun tespiti için dosyanın; tarafların iddia ve savunmaları kapsamında inceleme yapılmak üzere resen seçilecek bilirkişiye tevdiine, bilirkişiye işin mahiyetine göre 3.000,00 TL ücret takdirine,Verilen kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansının yatırılmaması halinde e-mail kayıtlarının delil durumunun dosyada mevcut belgelere göre değerlendirileceğinin ihtarına\" karar verilmiştir.Davacı verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini depo etmediğinden, inkar edilen e-mail kayıtlarının gerçekliğini ispatlayamamıştır.Mahkememizce dosyada mevcut diğer deliller ve varlığı inkar edilmeyen e-mail kayıtları ve mesajlara göre uyuşmazlık sonuçlandırılmıştır.  Davalı taraf, pay devri ile ilgili davacı Vezir Araştırma'ya \"danışmanlık bedeli” olarak 59.000 TL ödeme yapmıştır. Bilirkişi raporunda bu ödemenin nedenle yapıldığının açıklanmadığı belirtilmiş ise de, davalı vekili 26.10.2023 tarihli dilekçesi ile bu ödemenin dosyada mevcut delillerden ve tanık anlatımlarında da anlaşılacağı üzere davacı firmanın bir takım toplantılar tertip etmesi ve tercümanlık hizmeti vermesi gibi bir kısım hizmetler karşılında yapılan ödeme olduğunu açıklamıştır.Dosyada bulunan e-mail kayıtları da davalıya pay devri dışında bir kısım hizmetlerin verildiğini açıklamakla, 59.000,00 TL ödemenin uyuşmazlık konusu dışında verilen bir kısım hizmetler karşılığı yapılan ödeme olduğu kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme aracılık(simsarlık) sözleşmesi olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 520/1 maddesine göre, simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Davacı ticari defterlerinin incelendiği 16.06.2024 tarihli SMMM bilirkişi raporu ile davacının davalı şirket ile ilgili olarak cari hesap kayıtlarına göre davalı şirketin herhangi bir bakiyesi olmadığı sabittir. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda davacı; davalı ...'e sermaye finansmanı için dava dışı ... A.Ş ile ... A.Ş'nin davalı şirkete sermaye koymak suretiyle ortak olmalarını kendi girişimleri ile sağlandığını ve ortaklık sözleşmesinin kendi girişimleri ile kurulduğunu ispatlayamadığından davanın reddine... \" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.Taraflar arasında 18.05.2013 tarihli Finansal Danışmalık Hizmetleri Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmede, danışmanlık hizmetini veren davacı \" Vezir\", davalı ise  hizmeti alacak müşteri olarak tanımlanmıştır. Sözleşmenin \" işin konusu\" başlıklı 1.maddesinde, danışmanlık konuları sayılmış ve  bunlardan birinin  de \" müşteriye yerli veya yabancı stratejik veya finansal ortak bulunması (Sermaye Finansmanı) olduğu belirtilmiştir. Davacının yükümlülüklerine ilişkin 2. maddede, davacı tarafından, proje kapsamında gerekli olan dökümantasyonun yapılması, yatırımcılarla gerekli görüşmelerin organize edilerek yürütülmesi, çeviri işlemlerinin yapılması, hazırlanacak raporlar, anlaşma, beyan ve garantilerin incelenmesinin yapılacağı açıklanmıştır.Sözleşmenin 7. maddesinde ise, müşteri olan davalının, davacının vereceği danışmanlık hizmetine karşı başarı primi ve ücretleri ile performans primlerini ayrı ayrı ödemeyi kabul ettiği, 7/d bendinde ise, sermaye finansmanın temin edilmesi durumunda, temin edilen sermaye tutarının net %1.5 'ine tekabül eden miktar +KDV'nin Sermaye Finans Başarı Primi olarak ilgili ortaklık/satış sözleşmelerinin imza edildiği tarihi müteakiben onbeş gün içerisinde, müşteri tarafından veya kurulmuş/kurulacak ortak girişim şirketi tarafından nakden ve defaten davacıya ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin süresine ilişkin 6.maddesinde ise,  sürenin 1 yıl olduğu, taraflardan birinin diğerine on beş gün önceden sözleşmeyi yenilemek istemediğini yazılı olarak ihbar etmemesi durumunda 1'er yıllık sürelerle kendiliğinden yenilenmiş sayılacağı düzenlenmiştir.Taraflar arasında Finansal Danışmalık Hizmetleri Sözleşmesinin imzalandığı ve dava dışı ...A.Ş ile ... A.Ş'nin davalı şirkete sermaye koymak suretiyle ortak oldukları ihtilafsızdır. İhtilaf, bu ortaklığın, davacının danışmanlık hizmetinin ifası sonucu olup olmadığı ve buna bağlı olarak sermaye başarı primi alacağının bulunup bulunmadığı konusundadır. İlk derece mahkemesinin  11/10/2018 tarih  2014/1523 Esas - 2018/1053  Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının iptaline takibin devamına ve alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verildiği kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 43 Hukuk Dairesinin 07/10/2021 tarihli 2020/439 esas  2021/1150 karar sayılı kararıyla \"... davacının danışmanlık sözleşmesindeki edimleri yerine getirdiğini ve bunun sonucunda dava dışı şirketlerin davalı şirkete ortak olduğunu ispat etmesi gerekmekte olup, davacı vekili bu iddiasının ispatı zımmında, ticari defterlere, taraflar arasındaki mail yazışmalarına, davalının 50.000 TL tutarındaki kısmi ödemesine ve tanık deliline dayanmıştır.Öte yandan HMK 222/1 maddesine göre, ticari davalarda mahkeme ticari defterlerin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Bu doğrultuda mahkemece taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmişse de, alınan kök ve iki ayrı ek rapordaki açıklamalardan ticari defterlerin incelenmediği davalı şirketin sadece muavin kayıtlarına bakılarak sonuca varıldığı anlaşılmıştır.O halde mahkemece, tarafların iddia ve savunması kapsamında, delillerin toplanması ve her iki tarafın ticari defter ve kayıtları  incelenip,  tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ile bir karar verilmesi gerekirken taraf defterleri dahi incelenmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmadığından davalı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin incelenmesine gerek olmaksızın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması bakımından...\" gerekçesiyle kararın kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verildiği, mahkemece yeniden yapılan yargılama ile dairenin kaldırma kararı gereğinin yerine getirildiği, bilirkişi raporu alındığı, taraf itirazı üzerine ek rapor alındığı görülmüştür. Davacının istinaf sebeplerinin incelenmesinde,Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış olup, davalı şirket ile dava dışı şirketler arasındaki Ortaklık sözleşmesinin davacının girişimleri ile sağlandığına ilişkin iddianın davacı tarafça ispatlanamadığı, bunun yanında davalı şirkete danışmanlık hizmeti verdiği ve buna ilişkin ödeme yapıldığı hususlarının da mahkemenin kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, mahkemece verilen kararın yerinde bulunduğu, hüküm ve gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı anlaşılmakla davacının tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi usul ve yasalara uygun görülmüştür. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabii tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde; İstinafa konu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b maddesi gereğince davacının istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,İstinaf kanun yolu başvurusu için alınması gereken harcın mahsubuyla eksik 187,0 TL'nin davacıdan hazine adına tahsiline,Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan için vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin kanun yoluna başvuran davacı üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda HMK 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği karar verildi. 10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3edd495b5804eb8a","SID":"ae33f06b8f0752d1"}}