{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2025/403 <br>KARAR NO\t: 2025/576<br><br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 09/05/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 25/06/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkil ...'ın kayıt dışı çalıştırıldığı sürelerin tespiti amacıyla davalı ------aleyhine   ----. İş Mahkemesi'nin  ----- sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası ikame edildiği, Görülen yargılama sonucunda ------. İş Mahkemesi tarafından tesis edilen 05.03.2021 tarih ve ----- sayılı karar tarafımızca istinaf edildiğini, ------ Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına göre, davalı ------ sicil kaydının 07.07.2014 tarihinde resen terkin edildiğini,----- sicil kaydının 24.09.2013 tarihinde resen terkin edildiğini, tüzel kişiliği sona eren birleşen dosya davalısı şirketler hakkında yasal prosedür işletilmek suretiyle ihya kararı alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.\" şeklindeki gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, görülen yargılamada istinaf ilamı doğrultusunda taraf teşkilinin sağlanması adına -----  hakkında ihya davası açılması için tarafımıza mehil verildiğini,-------Şirketi’nin ….07.2015 tarihinde resen terkin edilmiş olup; dosya kapsamından şirkete bir tasfiye memuru atanmış olduğuna dair bilgi belge bulunmadığı gibi, re’sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde tasfiye haline gireceğine dair bir yasal düzenleme de bulunmadığından, somut olayda yalnız ticaret sicil memurluğuna husumet yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın pasif husumet sebebiyle reddi doğru olmadığını, bozmayı gerektirdiğini, Dava, TTK’nın Geçiçi 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ihyası istemine dair olup, mahkemece davanın kabulüyle şirket tüzel kişiliğinin ihyasına karar verildiği,  6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 547/2. maddesiükmünü haiz olup, mahkemece, şirketin ihyasına karar verilmesinin yanı sıra 6102 Sayılı TTK’nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmediği, hükmün bu sebeple bozulması gerektiğini, müvekkil lehine adli yardım hükümlerinin uygulanmasına, yargılama sonucunda ------- Ticaret Sicili Müdürlüğünün sicilinde kayıtlı ------tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>CEVAP\t      :Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü, 6102 Sayılı TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’sen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi”  kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkilin  6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; \"sermayesinin yasal tutarının altında olduğu\" ve \"5174 Sayılı Kanun kapsamında olduğunun (m. 10)\" hususlarının belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 24.09.2013 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğini, Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi hâlinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğu, Ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmediği, Dava konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edileceği hususu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici m.7/f.4-a kapsamında bu kapsama giren tüm şirketlerle birlikte  ------ Gazetesinde ilan da edildiğini, Diğer yandan; işbu ilanın da, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici madde 7/f.4-a’da, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat hükümleri yerine geçtiği hükme bağlandığından; müvekkil tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın (bildirimin), dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi, müvekkilin re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yapmadığını, mezkur hüküm gereğince,  davacının kendisine, müvekkil Müdürlük tarafından yapılan bildirimler (ihtarın), dava konusu şirkete  ulaşmamış dahi olsa,  ------ Gazetesindeki ilanının Tebligat Kanuna uygun bir bildirim olduğunun  kabul edilmesi gerektiği ve re’sen terkin  sürecinde bir eksiklik bulunmadığının tespiti gerektiğini, her ne kadar direnme kararında tasfiye işlemlerinin kamu düzeniyle ilgili olduğu belirtilmiş ise de 6102 sayılı kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince yapılan işlemlerin kamu düzeniyle bir ilgisi bulunmadığını, davacının ttk’nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına dayalı olarak eldeki davayı açtığı, geçici 7. maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiğini ileri sürmediğine göre, mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru olmadığını, bozmayı gerektirdiğini, Davacı tarafça, dava konusu şirket hakkında derdest dava bulunması nedeniyle re'sen terkin işleminin TTK Geçici madde 7/2'ye aykırı olduğu ileri sürülebilirse de; gerek ihya (ek tasfiye) talebine dayanak teşkil eden davaların re'sen terkin işleminden sonra ikame edilmiş olması gerekse de dava konusu şirket hakkında müvekkil Müdürlüğe ve sicil kayıtlarına intikal eden bir bildirim veya ihbar bulunmadığını, Nitekim Yargıtay ------. Hukuk Dairesinin 29.09.2020 tarihli ilâmında da ------) anılan hususa işaret edilerek; müvekkil Müdürlüğün ancak ve ancak bu hususta bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edilmiş olması hâlinde yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulabileceğine karar verildiğini, Kaldı ki; dava dilekçesinde müvekkil Müdürlüğe bu hususta bir bildirimde bulunulduğu iddia edilmediği gibi dava konusu şirketin sicil dosyasında da bu yönde bir evraka rastlanmadığını, Yargıtay içtihatları gereğince sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmediği için ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin, tekrar ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi mümkün olmadığını; taleple bağlı kalınarak dava konusu şirketin dava dosyasıyla sınırlı olarak ek tasfiyesine karar verilebileceğini ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava ; 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen dava konusu şirket hakkında dava dilekçesinde belirtilen iş davasının yürütülmesi, kesinleşmesi, infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.------Ticaret Sicil Müdürlüğünün 16.05.2024 günlü cevabi yazısıyla ihyası talep edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret kanunun geçici 7. Maddesi uyarınca 24.09.2013 tarihinde resen terkin edildiği bildirilmiştir. <br>-----İş mahkemesinin ------- Sayılı dosyası celp edilerek incelenmiş davacı tarafından ihyası istenen şirketin de içinde olduğu davalılara karşı 13.02.2012 hizmet tespit davası açıldığı, bozma sonrası davanın ------ Esas sayılı numarayı aldığı, mahkemenin 13.12.2024 tarihli ara kararı gereği davacıya ihya davası açması hususunda süre verildiği huzurdaki davanın bu nedenle açıldığı görülmüştür. <br> TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası “...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak  ... şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” <br>İstinaf daireleri önceki kararlarında TTK'nın Geçici 7.maddesine dayılı geçici ihya kararlarında da tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına karar verilmekteydi. Ne var ki emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ------ sayılı ve 28.09.2021 tarihli ilamı; emsal Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin -------sayılı, 18.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin ------sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin ------sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamında belirtilen gerekçelerle, Daireler eski uygulamalarından dönmüştür.  Anılan Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere; ihya kararının bir davanın görülmesi, mal varlığının tasfiyesi gibi geçici amaçla TTK'nın Geçici 7. maddesine dayalı ihya kararının verildiği durumlarda ihya kararına konu işlemlerin yapılması bakımından tasfiye memurunun atanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Zira kanun koyucu 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesinin 15.fıkrasında \"ihya\" terimini kullanmakla birlikte ayrıntılı düzenlemeye yer vermemiş olup ihya konusunda düzenleme, aynı Kanun'un 547. Maddesinde yapılmıştır. Bu genel düzenlemenin TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca geçici ihya kararı verildiği durumlar da kıyasen uygulanması gerekir. Yani TTK'nın Geçici 7. maddesi ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünden bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547. maddesinde olduğu gibi, mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verildiği durumlarda aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7. maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yöneliktir.Tüm dosya kapsamından ihyası istenen şirketle ilgili derdest dava olduğu bu nedenle davacının ihya isteminde hukuki yararı olduğu sonucuna varılmış davanın kabulüne karar verilmiştir.  TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkarasına 23.05.2024 tarihli  ve 7511 sayılı Kanun'un 16.maddesi ile eklenen, \"Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.\" hükmünün derhal yürürlüğe girmiş olması ve davalının yasal hasım olması nedeni ile davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kabulüne şirketin ihyasına  karar verilmiş, şirketin 2 ortağından olan  ------- vefat etmiş olması nazara alınarak diğer şirket ortağı ... tasfiye memuru olarak atanmış, davanın kabulüne dair  aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>G.D<br>1-DAVANIN KABULÜNE, ----- Ticaret Sicil müdürlüğünün ------ sicil nosuna kayıtlı bulunup 24.09.2013 tarihinde sicilden terkin edilen ------ŞİRKETİ hakkında derdest olan  -----. İş mahkemesinin ------- Esas Sayılı dava dosyasının yürütülmesi, kesinleşme ve infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle İHYASINA, ------ Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden TESCİLİNE,<br>2-Tasfiye Memuru olarak şirketin ortağı olan ...  TC kimlik numaralı ...'ün atanmasına, ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yürütülmesine, ek tasfiye işlemleri bitinceye kadar tasfiye memurunun görevine devam etmesine, <br>3-Kararın ------ gazetesinde ilan edilmesine, <br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması  gereken maktu harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, gerekçede anlatılan nedenlerden ötürü lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>7-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın  tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak  (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e5c4e4eb5d0c9f52","SID":"f467449d98c4d9a5"}}