{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ...-...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 08/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t              : ...  (...)<br>ÜYE\t\t              : ...  (...)<br>ÜYE\t\t              : ...  (...)<br>KATİP\t\t              : ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 24/12/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ... Karar <br>DAVACI \t\t: ......    <br>VEKİLİ\t\t\t: Av...<br>DAVALILAR \t\t:1-......  <br>VEKİLİ\t\t\t:Av....<br>\t\t\t2-......  <br>VEKİLİ\t\t\t:Av....<br>\t\t\t 3-......  <br>VEKİLİ\t\t\t: Av....<br>\t\t\t4-......<br>\t\t\t5-......  <br>VEKİLİ\t\t\t: Av....<br>DAVA\t\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 08/07/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 08/07/2025<br><br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekilinin 03.09.2022 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; 02.08.2021 günü Aksaray İli Eskil İlçesi ... ile ... Köyleri arasında ... Köyü istikametine doğru gidilirken müvekkili davacı ...... ’ın oğlu müteveffa ...... 'ın yolcu olarak bulunduğu davalı ......'ın sevk ve idaresindeki tescilsiz, plakasız ve sigortasız motosiklet ile davalı sürücü ...... sevk ve idaresindeki ...... plakalı aracın çarpışması sonucu çift taraflı maddi hasarlı ölümlü trafik kazasının meydana geldiğini,  bu kaza sonucunda motosiklet üzerinde yolcu konumunda olan müvekkilinin oğlu ...... 'ın olay yerinde vefat ettiğini,  yine aynı  şekilde motosiklet üzerinde yolcu olan müşterek çocuklardan ......'ın ise bu kazada ciddi şekilde yaralandığını, dava konusu olayla ilgili olarak Eskil Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturmanın yürütüldüğünü, soruşturma sonucunda ise Aksaray ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya ile taksirle ölüme neden olma davasının açıldığını, ceza dosyasının derdest olduğunu, davalılardan ...... plakalı aracın sahibinin ......, sürücüsünün ......, sigortacısı ise ...... Sigortası olduğunu, ...... Sigorta'ya 20.04.2022 tarihindeki başvurularında mahkeme kararı olmadığı için ödeme yapılamayacağının belirtildiğini,  davalılardan tescilsiz, plakasız ve sigortasız aracın sahibi - sürücüsünün ...... olduğunu,  aracın sigortası olmadığı için sorumluluğun ...... Hesabına ait olduğunu, ...... Hesabına  20.04.2022 tarihindeki başvurularında sorumluluklarının bulunmadığı için ödeme yapılamayacağının belirtildiğini, hiçbir davalıdan herhangi bir maddi-manevi yardım görülmediğini, müteveffa ......'ın vefatı sebebiyle açılı annesinin bu olayı hiçbir zaman unutamayacak, bu acılı sürece dair anılarını hep hatırlayacak olup, yaşadığı sıkıntı ve elemin bu süreçle sınırlı kalmayacağını ve ömrü boyunca da devam edecek nitelikte olduğundan bahisle; Fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla haklı davalarının kabulü ile dava masraflarını karşılayabilecek ekonomik durumları olmayan davacı müvekkili ...... 'ın adli yardım müzahereti talebinin kabulüne karar verilerek dava masraflarından muaf tutulmasına,  davacı müvekkili  ......  lehine; Davalı ...... Sigorta Şirketi ve ...... için temerrüt tarihi, davalı ......, ...... ve ...... için kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik Müteveffa ...... 'ın Desteğinden Yoksun Kalma Talebiyle 5.000,00 TL Maddi Tazminatın davalılardan müştereken ve mütesellilen tahsiline, (Maddi Tazminat taleplerini bilirkişi raporuna göre artıracakları için belirsiz alacak davası şeklinde ikame ettiklerini), kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte Müteveffa ...... 'ın Desteğinden Yoksun Kalma Talebiyle 300.000,00 TL manevi tazminatın davalı davalı ......, ...... ve ......'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ...... vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 20.09.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkilinin, ......'nın mesuliyetinin  kusur oranı ve teminat limitleriyle sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu kazada tescilsiz motosiklette yolcu olarak bulunan ve vefat eden davacıların desteği olduğu iddia olunan ...... 'ın yolcu olarak bulunduğu motosikletin kusur durumunun araştırılmasının gerektiğini, ayırca kabul anlamına gelmemekle birlikte motosiklette yolcu olarak bulunan müteveffanın kazadaki şahsi ve müterafik kusur durumlarının araştırılması ve hükmedilecek tazminattan indirim yapılmasının gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğu yönünde iddia edilen kusurlu hali ve kusur oranını kabul etmediklerini, müvekkili ...... Hesabının başvuru tarihinde temerrüde düşmediğini, davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, davacının avans faizi talebinin haksız olduğunu, müvekkili ...... Hesabının ticari şirket olmadığından bahisle; Davacının haksız davasının öncelikle zamanaşımı ve dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine mahkememizin aksi kanaatte olması halinde ise esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davalı ...... Sigorta A.Ş.vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 15.09.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun yapılmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddedilmesinin gerektiğini, söz konusu olayda davacının maddi tazminat talebi için müvekkili şirkete başvurduğunu ve bu başvuru neticesinde ...... nolu hasar dosyasının açıldığını husumetin tam olarak aydınlatılabilmesi için 23.11.2017 tarihli yazı ile davacı taraftan, kusur raporu, kaza raporu, ceza mahkemesi kararı, ölümün kazaya bağlı olduğunu gösterir belge ya da otopsi raporu ve banka hesap bilgilerinin talep edildiğini, ancak davacı tarafın gerekli belgeleri müvekkili şirkete iletmediğini,  bu nedenle dosyanın eksik evrak aşamasında kaldığını ve sonuçlandırılamadığını,  ön inceleme safhasına geçmeden önce, müvekkili şirkete tam ve eksiksiz başvuru yapılmadığından bahisle işbu davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesinin gerektiğini, zira yasanın açık düzenlemelerinin de bunu gerektirdiğini, 02.08.2021 tarihinde meydana gelen dava konusu kazaya karışan ...... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 23.04.2021-23.04.2022 başlangıç ve bitiş tarihli ...... poliçe numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili Sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, herhangi bir kabul anlamına gelmemekle beraber, SGK’nın herhangi bir surette davacı yana ödemede bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere hesaplanacak olan zarardan kask takmama ve bebek koltuğu kullanmama sebebiyle ayrı ayrı %20 müterafık kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, müteveffanın resmi geliri çerçevesinde hesaplamanın yapılmasının gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, müvekkili şirketin kaza tarihinden işleyecek olan faiz ile sorumlu tutulamayacağından bahisle; Davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davalılar ...... ve ...... vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 27.10.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Açılan tazminat davasını kabul etmediklerini, davacının muris ve desteği küçük ...... 'ın vefatı ile sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda müvekkili araç sürücüsü ......'ın, diğer araç sürücüsü ......'a göre daha az kusurlu olduğunu, olayın meydana gelmesinde Aksaray...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında da belirtildiği üzere diğer sürücü ......'ın bilinçli taksir ile hareket ettiğinin, sürücü belgesiz olarak tescilsiz motosiklete iki çocuğunu kask takmaksızın bindirdiğinin, böylece vefat ile sonuçlanan kazadan sorumlu olduğuna karar verildiğini, davacının vefat eden çocuk ......'ın annesi olup yoksun kaldığı destek bedelini ve manevi zararlarının tazminini bu dava ile talep ettiğini, davalılardan ......'ın da vefat eden küçük ......'ın babası olduğunu, müteveffanın kask takmamış olmasının vefat etmesinde çok etken olduğunu, bu durumun da müteferrik kusur olarak kabul edilmesi ve  hesaplanacak tazminattan diğer davalı aleyhine artırım, müvekkilleri lehine indirim sebebi olarak kabul edilmesinin gerektiğini, davacının salt müteveffanın desteğine muhtaç olacağının kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerde davacının maddi tazminat talebinin  reddine karar verilmesini  talep ettiklerini, davacı  tarafça talep edilen  manevi tazminat miktarının  tarafların ekonomik ve sosyal konumlarına uygun olmayan tutarsız ve fahiş bir miktarda olduğundan bahisle;  Maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>Davalı ...... vekilinin 27.10.2022 tarihinde UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacı tarafın iddialarını kabul etmemekle birlikte, davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığından davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, 02.08.2021 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında müvekkiline izafe edilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, Eskil Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde başlatılan soruşturma kapsamında dosya, kusur tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderildiğini,  27.09.2021 tarihli rapora göre ......'ın asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, müvekkiline ait motosiklet ile diğer davalı ......'ın sevk ve idaresindeki ...... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, kazanın, aracını tüm kurallara uygun bir şekilde kullanan müvekkilinin tüm dikkatine rağmen diğer davalı ......'ın kusurlu davranışı neticesinde ve kavşağa kontrolsüz girmesi ile meydana geldiğini, müvekkili ......'ın  02.08.2021 tarihinde meydana gelen kazada vefat eden ...... 'ın babası olduğunu, davacı ile davalı müvekkili arasında boşanma davasının istinaf aşamasında olup halen derdest olduğunu, Konya...Aile Mahkemesi'nin  işbu dava kapsamında müşterek çocukların geçici velayetini müvekkili babaya verdiğini, davacı ile davalı müvekkilinin fiilen ayrıldığı 2019 yılından itibaren müşterek çocuk ......'ın her türlü ihtiyacının ( barınma, giyinme, yeme, içme, sağlık vs) müvekkili tarafından karşılandığını, müvekkilinin, küçüğün her türlü  ihtiyacını giderdiği gibi sevgi  ve şefkatinden de mahrum etmediğini, ......'ın vefatına kadar müvekkilinin, 3 çocuğu ile hayatını idame ettirdiğini ve çocuklarına hem annelik hem babalık yaparak annelerinin eksiklikliğini bir nebze de olsa hafifletmeye çalıştığını,  müvekkilinin de evladının vefatı ile derin bir üzüntü yaşadığı ve manevi olarak çöküşe uğradığını, keza davalı müvekkilinin de vefat eden ......'ın babası olup çocuğunun desteğinden yoksun kaldığını, bu hususların gözardı edilerek davalı müvekkiline husumet yönetilmesinin  hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmamasına rağmen davacı tarafın talep etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş miktarda olduğunu,  müvekkilinin maddi durumunun iyi olmayıp düzenli bir işinin bulunmadığını, başkalarına ait tarlalarda günlük işler yaparak geçimini sağladığını, bu nedenle talep edilen tazminat miktarlarının müvekkilin ekonomik olarak da çöküşüne sebebiyet vereceğinden bahisle; Haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; \"Davacı tarafın maddi tazminat talebi hakkında yapılan değerlendirmede; <br>Davaya konu 02.08.2021 günü saat 13.20 sıralarında davalı sürücü ...... sevk ve idaresindeki plakasız motosiklet ile ... istikametinden ... istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiği sırada motosikletinin ön kısmı ile; istikametine göre sol tarafındaki kavşak kolundan Tarla yolunu takiben gelen davalı sürücü ...... sevk ve idaresindeki ...... plaka sayılı kamyonetin sağ ön yan kısmının çarpışması sonucu ölümlü trafik kazasının meydana geldiği, meydana gelen trafik kazasında  motosiklet üzerinde yolcu konumunda olan davacının oğlu müteveffa ...... 'ın olay yerinde vefat ettiği,  02.08.2021 tarihinde meydana gelen dava konusu kazaya karışan ...... plaka sayılı aracın davalı ...... Sigorta A.Ş. nezdinde 23.04.2021 - 23.04.2022 başlangıç ve bitiş tarihli ...... poliçe numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigortalı olduğunu, destekten yoksun kalma nedenli  maddi zararlarından davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortası kapsamında sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumluluğunun bulunduğu, diğer davalılardan ......'ın araç işleteni, ......'ın sürücüsü olması nedeniyle oluşan zararlardan sorumluluklarının bulunduğu, yine meydana gelen trafik kazasında müteveffa ...... 'ın yolcu olarak bulunduğu motosikletin tescilsiz ve ZMMS sigortasının olmaması nedeniyle davalı ...... hesabının  kaza tarihinde geçerli olan ZMMS sigorta poliçesi kapsamında sorumlu olduğu, diğer davalı ......'ın tescilsiz motorsikletin sürücüsü ve işleteni olması nedeniyle davcıya karşı sorumluluğunun bulunduğu,  <br>Müteselsil sorumluluk, kanundan 2918 sayılı KTK'nun 88. Ve 6098 sayılı TBK'nun 61.maddesinde düzenlenen) doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7214 Es, 2019/2775 Kar. 2016/7805 Es. 2019/3209 Kar. Sayılı, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin 31/10/2024 tarih ve 2024/1743 Es.2024/1912 Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır)<br>Davacı tarafın  tescilsiz motorsiklette yolcu olarak bulunan ve hiç bir kusuru olmayan müteveffa ...... 'ın vefatı nedeniyle hem yolcu olarak bulunduğu hem de kazaya karışan   ...... plaka sayılı aracın sürücü işleteni ve zmms sigortacısı ile ...... hesabından müştereken ve müteselsilen talepte bulunmadığı, her iki aracın kusuru oranında ayrı ayrı talepte bulunduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanmadığı,  davacının desteği müteveffa  ...... 'ın kaskının takılı olmadığı, vefat sebebi dikkate alındığında ise zararın artmasında müteveffa  ...... 'ın müterafik kusurunun bulunduğu, bu nedenle davacının maddi tazminat taleplerinden takdiren %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak davacının destekten yoksun kalma talebine ilişkin maddi tazminat taleplerinin kısmen kabul kısmen reddi ile davacı ......  için 724.803,016 TL destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminata 6098 sayılı TBK.'nun 52/1. maddesi gereğince takdiren % 20'si oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davacı ......  için hesaplanan 579.842,42 TL maddi tazminatın davalılardan ......, ...... yönünden olay tarihi olan 02/08//2021 tarihinden, davalı ...... Sigorta Aş. yönünden taleple bağlı kalınarak temerrüt tarihi olan 20/04/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (davalı ...... Sigorta Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali ...... miktarı 430.000,00 TL' lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı ......  için 310.629,864 TL destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminata 6098 sayılı TBK.'nun 52/1. maddesi gereğince takdiren % 20'si oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davacı ......  için hesaplanan 248.503,90 TL maddi tazminatın davalılardan ...... yönünden olay tarihi olan 02/08//2021 tarihinden, davalı ...... yönünden temerrüt tarihi olan 03//05/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (davalı ......'nın sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali ...... miktarı 430.000,00 TL' lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı tarafından davalılardan ......, ...... ve ...... hakkında talep edilen manevi tazminat talebi hakkında yapılan değerlendirmede; <br>Davacının desteği  müteveffa ...... 'ın  vefatı nedeniyle, acı çektiği ve sağlık bütünlüğünün bozulduğu, bu nedenle manevi zarara uğradığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, haksız eylemin ağırlığı, kusur durumu ve diğer hususlar dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davalılar ......, ...... ve ......'ın davacının oluşan manevi zararlarından sorumlu olduğundan bu davalılar yönünden manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup ; <br>DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;<br>Davacı ......  için 724.803,016 TL destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminata 6098 sayılı TBK.'nun 52/1. maddesi gereğince takdiren % 20'si oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davacı ......  için hesaplanan 579.842,42 TL maddi tazminatın davalılardan ......, ...... yönünden olay tarihi olan 02/08//2021 tarihinden, davalı ...... Sigorta Aş. yönünden taleple bağlı kalınarak temerrüt tarihi olan 20/04/2022 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı ...... Sigorta Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali ...... miktarı 430.000,00 TL' lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,<br>Davacı ......  için 310.629,864 TL destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminata 6098 sayılı TBK.'nun 52/1. maddesi gereğince takdiren % 20'si oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davacı ......  için hesaplanan 248.503,90 TL maddi tazminatın davalılardan ...... yönünden olay tarihi olan 02/08//2021 tarihinden, davalı ...... yönünden temerrüt tarihi olan 03//05/2022 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı ......'nın sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali ...... miktarı 430.000,00 TL' lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,<br>Davacı ......  için 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02/08/2021 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte davalılardan ......, ...... ve ......'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacı destekten yoksun kalma aktüerya raporuna yaptıkları itirazların reddedildiğini, bilirkişi raporunda güncel istinaf ve yargıtay kararları gereğince TRH 2010 yaşam tablosundaki değerlere göre karar verilmesi gerektiğini, nitekim yaşam standardının gelişmesi, ölüm oranlarının azalması, ölümcül hastalıkların tedavisinin bulunması gibi sebeplerle yaşam süresinin geçmiş yıllara göre uzadığını, bu sebeple PMF 1931 yaşam tablosunun günümüz şartlarına uymadığını, %20 hakkaniyet indirimi yapılmasını kabul etmediklerini, her iki taraftan da %20 indirim yapılarak hak kaybına sebebiyet verildiğini, müteveffanın değil, davalı ......'in tedbir almasının gerektiğini, müvekkil için hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının istinaf incelemesi neticesinde kısmen kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda TRH 2010 dan yapılan hesaplama ile ve davanın hakkaniyet indirimi yapılmaksızın tamamen kabulüne karar verilmesini, manevi tazminat taleplerinin de tamamen kabulüne karar verilerek lehlerine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davalı ...... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacıların dava konusu kaza sebebiyle desteklerinin vefat ettiği iddiasına istinaden müvekkilden talep ettiği bedensel zarar tazminatı hususunda müvekkiline usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığını, müvekkil ...... Hesabının mesuliyetinin kusur oranı ve teminat limitleriyle sınırlı olduğunu, kazaya karışan motosiklette yolcu olarak bulunan ve vefat eden ...... 'ın bulunduğu motosikletin kusur durumunun araştırılmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil ...... Hesabına usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından temerrüde düşmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte dosyaya konu olayda hatır taşıması söz konusu olup mahkemenin hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenler ve mahkemenin kendiliğinden gözeteceği sair sebepler ile Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davalı ...... Sigorta A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkil şirketin ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu tutulabileceğini, itiraza konu raporda sigortalı araç sürücüsünün %70 kusurlu olduğu tespit edildiğini ancak kusur tenzilinin yapılmadığını, müvekkil şirket nezdindeki poliçede yer alan teminat limitinin 430.000 TL olup vefat sebebiyle talep edilen destekten yoksan kalma tazminat talebi için geride kalan tüm hak sahipleri için toplam 430.000 TL olduğunu, müvekkil şirket aleyhine poliçe teminat limitini aşan tutar üzerinden hüküm kurulamayacağını, müteveffanın babasının hayatta olup müvekkil şirket aleyhine Eskil Asliye Hukuk mahkemesi ... Esas sayılı dava açılmış olup davanın derdest olduğunu, huzurdaki davanın müteveffanın annesi tarafından açılmış olup yapılan hesaplamada baba payı da ayrılarak garame hesabı yapılması gerekirken müvekkil şirket aleyhine tüm teminat limiti üzerinden hatalı hüküm kurulduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere hesaplanacak olan zarardan kask takmama ve bebek koltuğu kullanmama sebebiyle ayrı ayrı %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı 24/12/2024 tarihli kararının tehiri icra talepli olarak kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davalılar ...... ve ...... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının desteğinin vefatına neden kaza iki taraflı bir trafik kazası olup, müvekkillerden ...... kazaya karışan kamyonetin sürücüsü,  kazaya karışan motosiklet sürücüsü desteğin babası ...... olup, onun Eskil Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından açtığı maddi ve manevi tazminat davası  derdest olduğundan istinafa konu dava  aralarında irtibat bulunan aynı kaza sebebine ve aynı destek yönünden açılan destekten yoksun kalma ve manevi tazminata ilişkin iki davanın HMK hükümlerice öncelikle   birleştirilmelerine karar verilmesi taleplerinin  Yerel Mahkemece kabul edilmediğini, dosyalar birleştirilmeden ayrı ayrı yargılamaya devam edilerek huzurdaki  dosyadan karar verildiğini, davacı tarafın dava değerini bilirkişi raporunda seçimlik olarak yapılan hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Hesap Tablosuna göre yapılanını tercih ettiğini, Mahkemece de TRH-2010 Yaşam Hesap Tablosuna göre yapılan hesaplama ve raporun karara esas alındığını, hesaplamanın PMF 1931 yaşama tablosuna göre yapılması gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından motosikletle kasksız ve çocuk koltuğu olmaksızın küçüğün taşınması nedeniyle 6098 sayılı TBK 'nın 52/1 m.  gereğince %20 mütefarik kusur indirimini az bulduklarını, kusur indirimine konu miktar yönünden davalı taraf için yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemiş olduğunu, mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının vefat eden küçüğün zararı artıran müterafik kusuru da dikkate alındığında kusurlar ile orantılı olmadığı gibi tarafların ekonomik ve sosyal konumlarına uygun olmayan fahiş bir miktar olduğunu, tüm bu nedenlerle Yerel  Mahkemenin kararının istinaf yargılamasının yapılarak usul ve yasaya aykırı kararın esastan kaldırılmasına,  yargılama giderleri de davacı üzerinde bırakılmak suretiyle karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Mahkemece verilen karar, davacı ve davalılardan ...... Sigorta, ...... ile ...... ve ...... tarafından aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir. <br>Dava, trafik kazası nedeniyle vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir. <br>-Davalı ......'nın davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı, dolayısıyla temerrüt/faize ilişkin istinafı;<br>2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile  yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü \"Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir\" denilmiştir.<br>Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına (ya da ...... Hesabına) karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.<br> 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır\".<br>HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.\" denilmiş,<br> 2.fıkrada ise, \"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.\" düzenlemesi mevcut olup;<br> 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. <br>Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle  davacı tarafın, dava tarihinden önce davalı ......'na belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurduğu, dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde  yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği, temerrütün de başvuru tarihinden itibaren geçmesi gerekli sekiz günlük yasal süre de nazara alındığında bu tarih itibariyle oluştuğundan, davalı vekilinin bu hususlara ilişkin itirazı yerinde değildir. <br>-İstinaf eden davalıların kusura ve sorumluluğa yönelik itirazlarında;  <br> Müteselsil sorumluluk, Kanundan doğan müteselsil borçluluğun bir türü olup aynı zararın oluşumunda rolü olan birden fazla kimsenin tazminatın tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu ve zarar görenin dilediği sorumludan tazminatın tamamını veya bir kısmını talep edebileceği sorumluluk türüdür.<br>  Zarar gören, zararın tamamını veya bir kısmını dilediği sorumlu veya sorumlulardan talep edebilir.<br> Bu husus HGK'nın 24.6.1983 tarih 1981/9-533 Esas 1983/724 Karar sayılı kararı ile \"Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK.'nun 61.maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163.maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.    <br> Ancak, aynı Yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz.  Çünkü Hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HMK 26.maddesi buna engeldir\" şeklinde kabul edilmiştir.<br> Birden fazla kimseyi müteselsil sorumlu tutmak isteyen zarar gören, bu kimselere karşı dava açarken bu niyetini göstermesi, dava dilekçesinden müteselsil sorumlu tutmak istediği kişiyi göstermesi gerekir. Hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup teselsülden yararlanma hakkı zarar görene ait olduğundan zarar gören bu hakkı kullanmadıkça mahkeme onun yararına teselsül kuralını kendiliğinden uygulayamaz<br>Müteselsil sorumluluk, (zincirleme sorumluluk, birlikte sorumluluk) sorumluluk hukukunda önemli bir yeri bulunmaktadır. Müteselsil sorumluluk, aynı zararın oluşmasında rolü olan ancak zararın hangi kısmından sorumlu olduğu tespit edilemeyen birden fazla kimsenin, niteliği itibariyle bölünmeye elverişli başka bir deyişle çoğunlukla para ediminden oluşan tazminat ediminin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklı zarar görenin de dilediği sorumludan edimin tamamını veya bir kısmını talep yetkisine sahip olduğu, sorumlulardan biri ödeme yaptığı oranda diğerlerinin de sorumluluktan kurtulduğu bir birlikte sorumluluk türüdür. Sorumlulukta müteselsillik ilkesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk gerek zarardan sorumlu olanların zarar görene karşı sorumluluğunda gerekse zarardan  sorumluların birbirlerine rücu ilişkisinde bazı ilkeler getirmiştir. İşte bu ilkeleri bir bütün olarak müteselsil sorumluluk ilkesi olarak kavramlaştırılmıştır.<br>Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil  sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan  doğabilir.<br>Müteselsil sorumluluk zarar görene karşı zarardan sorumlu olanların sorumluluğunun kapsamı ve niteliği yönünden kendine has ilkeler getirmiştir. Normal şartlarda bir zarar birden fazla kişinin fiili ve sorumluluğu ile doğuyorsa o kişilerin sorumluluğu kendi fiillerine yada kusurlarına isabet eden zarar miktarından sorumlu olmalarıdır. Ancak haksız fiilden zarar görenin zararını en kısa, en kolay yoldan tazminini sağlamak amacı ile müteselsillik ile kendine has sorumluluk ilkeleri benimsenmiştir.<br>Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde \"Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur\"  düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.<br>Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde \"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır\"  demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.<br>Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (YARGITAY17. Hukuk Dairesi 2016/7214 E, 2019/2775K-2016/7805 E,2019/3209 K ) <br>Anlatılan yasal düzenleme ve ilkeler ışığında somut olayı incelediğimizde; <br>Davacının desteği motosiklette yolcu konumunda olup  dava dilekçesi ile artırma dilekçesi içerikleri birlikte değerlendirildiğinde  kazaya sebebiyet veren davalıların kusuruna dayanarak davalı taraftan talepte bulunduğundan, buna göre davalı ......'nın sorumlusu olduğu motosiklet sürücüsü babanın yüzde otuz, diğer ZMM Sigortacısı ...... sigortanın sorumlusu olduğu araç sürücüsünün ise yüzde otuz kusuruna istinat edildiği; ayrıca Mahkemece; çelişkilerin de giderildiği Fen Bilirkişi Heyetinin raporuna göre belirlenen kusur oranlarının benimsenmiş olmasında da isabetsizlik bulunmadığından  buna yönelik itirazların  reddine karar vermek gerekmiştir. <br>- Kamu düzeni gereği ve tarafların istinaf sebebi nedeniyle aktüer ve maluliyet raporuna yönelik;  <br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. <br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>           Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>        Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından;<br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir. (Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları)<br>Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve vergilendirilmiş  gelirin nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından, vergi dairesinden, işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde mahkemece, AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine göre aktüer hesabına itibar edilmesi gerekirken, TRH yaşam tablosu ve yanlış maluliyet yönetmeliği esas alınarak karar verilmesi isabetsiz olmakla bu sebeple davalıların istinafının kabulü ile bu sebeple hükmün kaldırılması gerekmiştir.<br>-Davacının yetiştirme giderine yönelik itirazında;  <br>  Her baba ve annenin çocuğunu belli bir yaşa kadar büyütmek, yetiştirmek ödevi olup çocuğun ölümü nedeni ile artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi gerekmektedir. <br>Kaza tarihinde küçük yaşta olan desteğin ölümü sebebi ile hem anne hem de baba yönünden hesaplanacak tazminattan, asgari ücretin %5'i oranında yetiştirme giderinin indirilmesi gereklidir.(Bkz. bu konuya ilişkin YARGITAY 4. Hukuk Dairesi 2021/17904 ESAS, 2021/5002 KARAR sayılı yeni içtihadı) <br>Buna göre davacı anneden de yetiştirme gideri indirimi yapılması yerindedir.  <br>-Davalı ...... Sigortanın garame yapılması gerektiği itirazında; <br>KTK'nun 96. maddesi hükmüne göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarara görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir denilerek,  burada amacın, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı biçimde ve poliçe limitini de aşmayacak biçimde eşit paylaştırmanın sağlanması olduğuna,  desteğin  anne ve babasının da zarar uğradığı ve bu zararlar için davalı ...... sigorta şirketine dava açıldığı da gözetilerek,  ilgili dosyalar getirtilerek bu çerçevede ek rapor alınıp garame hesabı yapılmak suretiyle davacıların  hak kazanacağı tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğinden dosyaya sunulan Eskil Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyası da değerlendirilmek suretiyle  desteğin anne babasının payı dikkate alınarak garame hesabı yapılması ve bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalı sigorta itirazının dikkate alınmadan karar verilmesi sebebiyle de kararın kaldırılarak mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir. (Bkz. Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/3830 Esas, 2024/5797 Karar sayılı ilamı) <br>- İstinaf eden tarafların kask takılmama iddiasıyla müterafik kusura yönelik; <br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.<br>             Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) <br>Emniyet kemerinin takılmaması, kask kullanılmaması gibi koruyucu önlemlerin alınmaması; alkollü  olduğunu bildiği sürücünün aracına binilmesi; ehliyetsiz sürücünün aracında seyahat edilmesi ve istihap haddi üzerinde yolcu  taşınması gibi durumlar TBK 52 madde anlamında zararın doğmasında yada artmasında etkili davranışlar olarak kabul edildiğinden zarar görenin müterafik kusurunu oluşturur. Zarar görenin müterafik kusurunun olması durumunda yerleşik yargısal uygulamalara göre tazminat miktarından %20 oranında indirim uygulanması  gerekir. Müterafik kusur indirimi sebebiyle yapılabilecek azami indirim oranı %20'dir. Birden fazla müterafik kusur oluşturan davranış bulunsa bile indirim oranı %20'yi aşamaz(17. Hukuk Dairesi 2014/21303- 2017/4354) Ayrıca, müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması için davalının bu hususu savunma olarak ileri sürülmesi şart değildir. Dosya kapsamında hal ve şartlara göre tazminattan indirim yapılmasını gerektirir. Müterafik kusurun belirlenmesi halinde usulünce tenkis yapılması gerekir .Ancak mahkemece bu hususta yeterli araştırma yapılmadığı ve gerekçede tartışılmadığı görülmektedir.<br>Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, alınan ATK raporunda da belirtildiği üzere kaza tespit tutanağında desteğin  kask takmamış bulunduğunun belirtildiği, ölüm belgesine göre de alınan darbelerin kafa ve boyun bölgesi olduğunun, bu itibarla kask takılmamasının yaralanmada etken olduğu anlaşıldığından, mahkemece bu  sebeple müterafik kusurdan dolayı % 20 indirim yapılması usul ve yasaya uygun olduğundan buna yönelik itiraz yerinde değildir. <br>-Davalı ......'nın hatır taşıması bulunduğu itirazında; <br>Tüm dosya kapsamından sabit olduğu üzere yolcu olan desteğin sürücü babasının motosikletinde kaza gerçekleştiğinden yerleşik Yargıtay uygulamasına göre eş, çocuk veya yakın akrabanın bir yere götürülmesi veya bunlardan birine aracın kullandırılması hatır işlemi olarak kabul edilemeyecektir. Çünkü aracın işletilmesinden kim yararlanıyorsa işletme tehlikesi de ona ait olur. Yakın akrabanın taşınmasında ahlaki bir ödev söz konusu olup bu nedenle hatır indirimi yapılamaz. Bu halde, Mahkemece her ne kadar karar yerinde tartışılmamış olsa da, hatır taşıması indirimi yapılmaksızın tazminat belirlenmesi yerinde olduğu görülmüştür. <br>-Davacı ve davalılar ...... ve ......'nın manevi tazminata yönelik itirazlarında; <br>6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.  <br>Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir. <br>Somut olayda; desteğin yolcu olması nedeniyle kusursuzluğu ancak müterafik kusurunun bulunması, yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, trafik kazası sonucu davacının oluşan sürekli ve geçici maluliyet durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerindeki etkisi, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda davacı için belirlenen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete göre bir miktar yetersiz olup, istenilen miktarın fazla olmadığı da gözetildiğinde tam kabulle davacı için 300.000-TL manevi tazminatın, yukarıda belirtilen kriterlere, oluşa ve hakkaniyete uygun olacağı görüldüğünden,  buna yönelik davacı istinafının kabulü, davalıların ise reddi ile bu yönden de kararın kaldırılması gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı ve davalılar ......, ...... Sigorta, ...... ve ...... vekillerinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı ve davalılar ......, ...... Sigorta, ...... ve ...... vekillerinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca   KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>3-İstinaf eden taraflarca yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatıranlara iadesine,<br>4-İstinaf eden taraflarca istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>7-Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalılar ...... ve ...... tarafından sunulan; ...... numaralı , 530.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,<br>HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.08/07/2025<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Katip<br>...<br>e-imzalı <br><br><br>                  Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22f9dbc131a8b90e","SID":"46744d2cdc04e032"}}