{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/2026 Esas  - 2025/533 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/2026 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/533<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/06/2022<br>NUMARASI\t\t:  2019/218 Esas  2022/488Karar <br><br>DAVA\t: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 03/05/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 14/05/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 14/05/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02/04/2004 tarih ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alınmasının ardından 20 farklı dağıtım bölgesine ayrıldığını ve her bir dağıtım bölgesi için ayrı bir anonim şirket kurulduğunu, sözü edilen dağıtım şirketlerinden birinin de müvekkili şirket olduğunu, davalı ile aralarında 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalandığını, İHDS'nin imzalanmasından sonra elektrik dağıtım faaliyetlerinin müvekkili şirket tarafından yürütülmeye başlandığını, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 27/05/2013 tarih 2013/95 sayılı kararı uyarınca 31/07/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi ile hisselerin devredildiğini, 24/07/2006 tarihli İHDS'nden önceki dönemde gerçekleşen kamulaştırmasız el atma nedeniyle aleyhine dava açıldığını, mahkemece hükmolunan bedelin davacı şirket tarafından ödendiğini, davalı ile akdedilen İHDS gereğince müvekkili şirket tarafından ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.133,00 TL'nin işlemiş faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik, kesin hüküm ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 22/04/2004 tarih ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alındıklarını ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen ihale sonucunda şirketin %100 hissesinin 31/07/2013 tarihinde ... tarafından devralındığını, %100 hissesini ...'dan devir almış olan davacı şirket tarafından Hisse Devri Sözleşmesi imzalanarak bu durumun da kabul edildiğini, özelleştirme işlemlerine ilişkin düzenlemeler gereği şirketin tüzel kişiliğinde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisse devri yapılmakta olduğundan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi, İhale Şartnamesi ve Hisse Devri Sözleşmesi hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının esas bilanço tarihi olan 30/08/2013 tarihinden önce yapılan ödemeyi talep etmesinin haksız ve yersiz olduğunu, bahse konu ödemelerin devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, davacının yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir belge ibraz etmediğini, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 18.6. maddesinde yer alan “Şirket, (...) bu sözleşmeye dayanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti de dahil olmak üzere başkaca bir kamu kurum veya kuruluşundan talepte bulunulamayacağını, (...) ...’tan masraf, zarar veya herhangi bir isim altında hiçbir talepte bulunmayacağını gayrikabili rücu ve kayıtsız şartsız olarak beyan, kabul ve taahhüt eder.” hükmü gereğince davacı şirketin dava konusu ettiği alacaklara ilişkin talepte bulunmayacağını, Hisse Satış Sözleşmesinin bir parçası olduğunu ve Hisse Satış Sözleşmesi olmaksızın bir anlam ifade etmediğini ve uygulama alanı bulmadığını, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi hükümlerine göre hak iddia edilebilmesi için hisse devir tarihi itibariyle ortada III.kişi alacağı ile ilgili uyuşmazlığın bulunması gerektiğini, davacının rücu talebinin salahiyeti açısından taşınmazın müvekkili adına tapuya tescilinin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerekiğini, davacının bildirim, takip ve ihbar yükümlülüğünü   yerine getirmediğini bu nedenle davaya ilişkin faiz ve icra dosyasındaki giderleri talep edemeyeceğini, ödeme tarihinden itibaren faiz talep edemeyeceğini, avans faiz talep etmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; açılan davanın İHDS ve hisse satış sözleşmeleri kapsamında işletme hakkı devri ile kendisine tahsis edilen dağıtım bölgesinde elektrik  dağıtım faaliyetini yürüten davacı şirketin İHD özleşmesinin imzalandığı 24/07/2006 tarihinden önceki döneme ait  kamulaştırmasız el atma eylemi nedeni ile İHD'nin 7/4. maddesi gereğince davalıya rücu hakkının doğduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarih 2015/13888 esas 2016/1217 karar sayılı emsal ilamı), her ne kadar Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası kapsamında kamulaştırmasız el atma eyleminin hangi tarihte fiilen gerçekleştiğine dair bilgi bulunmasa da, davanın 27/09/2006 tarihinde açılmış olmasına rağmen el atma eyleminin tabii olarak bu tarihten önce meydana geldiği ve eylemin 24/07/2006 tarihinden sonra meydana geldiği ile ilgili davalı tarafça bir delil sunulmadığı da dikkate alınarak  açıklanan diğer  gerekçelerle de  dava konusu ödeme miktarı olan 8133,00TL yönünden  ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça anılan dosya kapsamında yapılan ödeme sebepsiz zenginleşme ya da vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, bu çerçeve de davanın zamanaşımına uğradığının açık olduğunu, dava konusu ödeme 04/09/2009 tarihinde yapıldığını, arabuluculuk başvurusu 08/04/2019, arabuluculuk tutanağının imzalanma tarihi 02/05/2019 dava tarihi ise 03/05/2019 olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, devre esas devir bilançosu düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, devir öncesinde sonuçlanmış ve ödemesi yapılmış dosyaların bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, bu nedenle davalının ancak mahkeme kararında yer alan alacak miktarından sorumlu olacağını,  icra takibine ilişkin giderler, vekalet ücreti, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden müvekkilinin sorumlu olmadığını, ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilemeyeceğini, davalı kurum aleyhine hükmedilen harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinde de hatalar olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br><br>\tŞile Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16/07/2008 tarih, 2008/140 E., 2008/375 K., sayılı ilamının incelenmesinde; davacısının ... ve müşterekleri, davalısının ... olup,  mahkemece davanın kabulüne, toplam 4.679,00 YTL tazminatın 27/09/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında davacılara ödenmesine, taşınmazın bilirkişi raporundaki krokide A harfi ile gösterilen kısımda davalı ... lehine irtifak hakkı tesisine karar verildiği, ilgili kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2009 tarih, 2008/16107 E., 2009/356 K.sayılı ilamı ile düzeltilerek onanması neticesinde 11/03/2009 tarihinde kesinleştiği, dava dışı alacaklılar tarafından ilgili ilamın İstanbul 9. İcra Dairesi'nin 2009/8307 E sayılı dosyası kapsamında 4.769,00 YTL asıl alacak ve ferileri için toplam 7.182,09 YTL üzerinden davalı ... (davacı ...) adına takibe konulduğu, dosya borcuna istinaden davacı tarafça 09/04/2009 tarihinde, 8.133,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür.<br>\tBilirkişi ... tarafından sunulan 10/01/2022 tarihli  raporda özetle; dava dışı ..., ... vekili tarafından ... Genel Müdürlüğü aleyhine 27/03/2009 tarihinde 4.679,00 TL asıl alacak, 1.051,61 TL işlemiş faiz, 890,00 TL yargılama gideri, 561,48 TL ilam vekalet ücreti olmak üzere toplam 7.182,09 TL değerinde ilamlı icra takibine girişildiği, 09/04/2009 tarihinde \"2009/8307 Nolu Dosya için İstanbul 9. İcra Dairesi adına yatan ... \" açıklaması ile 8.133,00 TL ödeme yapıldığı, davacının davalı adına ödediği 8.133,00 TL tutarındaki ödemeyi dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep edebileceği hususunda hukuki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu tespit edilmiştir.<br>\tTüm dosya kapsamı, sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; davalı ... tarafından faaliyetlerin yürütüldüğü 2000 yılı ve sonrasında yapılan kamulaştırmasız el atılmasından dolayı ... ile  ...  ve müşterekleri arasında kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanan alacak davası açıldığı, Şile Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16/07/2008 tarih, 2008/140 E., 2008/375 K., sayılı  ilamı ile,   toplam 4.679,00 YTL tazminatın 27/09/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında davacılara ödenmesine,  taşınmazın bilirkişi raporundaki krokide A harfi ile gösterilen kısımda davalı ... lehine irtifak hakkı tesisine karar verildiği, ilgili kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2009 tarih, 2008/16107 E., 2009/356 K.sayılı ilamı ile onanması neticesinde 11/03/2009 tarihinde kesinleştiği,<br>\tDavacı şirket tarafından İstanbul 9. İcra Dairesi'nin 2009/8307 E  sayılı dosyasında yapılan takipten ötürü icra dairesine 09/04/2009 tarihinde, davalı adına 8.133,00 TL ödeme yapıldığı,  davacı tarafça  iş bu bedelin davalıdan rücuen tahsilinin talep edildiği görülmüştür. <br>\t<br>\tSözleşmeden doğan alacaklar bakımında da sözleşmenin türüne göre kanunlarda özel bir zamanaşımı süresinin  öngörülmemesi hâlinde 818 sayılı  Kanun'un 125 inci (6098  sayılı   Kanun'un  146 ncı) maddesi kapsamında on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Bu anlamda  davanın dayandığı maddi vakıaları bildirmek ve izah etmek taraflara, ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak hâkime ait bir görev olduğundan somut olayın hukuki nitelemesinin doğru yapılması, zamanaşımı ile ilgili uygulanacak olan kanun hükümlerinin doğru tespiti açısından önem arz etmektedir.<br>\tUyuşmazlık kapsamında değinilmesi gereken hukuki kurumlardan biri de sebepsiz zenginleşmedir. Haklı bir neden olmaksızın bir başkasının malvarlığından ya da emeğinden zenginleşme olarak tanımlanan (Türk Hukuk Lûgatı, s. 962) ve kanunda borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.<br>\tSebepsiz zenginleşme 818 sayılı Kanun'un 61 ve devamındaki (6098 sayılı Kanun md. 77 vd.) maddelerde düzenlenmiş olup aynı Kanun'un 62 nci maddesine göre borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir (6098 sayılı Kanun md. 78/1). Bu anlamda kendisini borçlu sanarak ödeme yapan gerçek borçludan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödediği bedeli, 818 sayılı Kanun'un 66 ncı (6098 sayılı Kanun md. 82) maddesinde düzenlenen özel zamanaşımı süreleri içerisinde talep edebilir. Zira alacak hakkı sebepsiz zenginleşmeden doğmuş olup burada özel hüküm mevcudiyeti sebebiyle genel zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.<br>\tBununla birlikte başkasına ait bir borcu kendisinin borçlu olduğu zannında olmaksızın ödeyen kimse, ödemiş olduğu bedeli aradaki sözleşme hükümlerine göre talep etmesi durumunda, gerçek borçlu ile aradaki sözleşme ilişkisine ilişkin kanunlarda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiş ise ödediği bedeli 818 sayılı Kanun'un 125 inci (6098 sayılı Kanun md. 146) maddesinde düzenlenen on yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde talep edebilir. Zira burada alacak hakkı taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiden doğmakta, alacak talebi de sözleşmeye dayalı olarak ileri sürülmektedir.<br>\tYapılan açıklamalar  ışığında somut olay değerlendirildiğinde;\tÖzelleştirme Yüksek Kurulunun 02/04/2004 tarihli ve 244/22 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alınan davalının her bir dağıtım bölgesinin işletilmesi için kurulan şirketlerden biri olan davacı ile 24/07/2006 tarihli İHDS imzalandığı, bunu müteakip Özelleştirme Yüksek Kurulunun 11/07/2013 tarihli ve 2013/105 sayılı kararı kapsamında imzalanan 31/07/2013 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi (HSS) ile davacı şirket hisselerinin satışı vasıtasıyla özelleştirme sürecinin tamamlandığı, ... imza tarihinden önce meydana gelen kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davası neticesinde davalı aleyhine hükmedilen tazminatın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine istinaden davalının borcuna ilişkin davacı tarafça ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemenin ise işbu dava ile taraflar arasında imzalanan İHDS ve HSS sözleşme hükümleri gereğince davalıdan tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.<br>\tTaraflar arasında imzalan HSS'nin 9.4 üncü maddesi ve davacının hisselerini devralan dava dışı şirket ile davalı arasındaki İhale Şartnamesi'nin 24/f maddesi gereğince işletme hakkının devir tarihinden önce üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek alacak, tazminat ve benzeri talepler bakımından İHDS hükümleri açıkça saklı tutulmuş ve hisselerin devralındığı tarihten sonra hisseleri devralan şirketin davalıdan hiçbir talepte bulunamayacağı düzenlenmiştir.<br>\tÖte yandan ...’nin “Üçüncü Kişilerin Hak İddiaları” başlıklı 7 nci maddesi ile üçüncü kişilere karşı sorumluluk paylaşımı yapılmıştır. Bu kapsamda taraflar arasında üçüncü kişilere karşı sorumluluk paylaşımını gerektiren maddi olaylar; kamulaştırmasız el atma, dağıtım faaliyeti ya da dağıtım tesislerinin işletilmesi nedeni ile üçüncü kişilere verilen zararlar gibi olaylardır. İHDS’nin 7 nci maddesinde üçüncü kişilerin, dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemler (7.4) ile dağıtım tesislerinin mülkiyetinden (7.1, 7.2) ve işletilmesinden (7.6) doğan tazminat taleplerinin, bu talepleri doğuran olay İHDS öncesinde doğmuş ise dağıtım şirketi tarafından davalıya, bu talepleri doğuran olay İHDS sonrasında doğmuş ise davalı tarafından dağıtım şirketlerine rücu edilebileceği düzenlenmiştir.<br>\tDavacı tarafça, davalı tarafından dağıtım faaliyetinin yürütüldüğü kabul edilen dönem olan 2000 yılı ve sonrasında davalı kurum tarafından enerji nakil hattı geçirilmesi suretiyle dava dışı üçüncü kişi taşınmazına kamulaştırmasız el atıldığından bahisle açılan tazminat davası sonucu davalı aleyhine hükmedilen ve icra takibine konu edilen tazminatın alacaklısına ödenmesi üzerine ödenen bu bedel, yukarıda belirtilen sözleşme hükümlerine dayalı olarak davalıdan talep edilmiştir. Bu anlamda davacının borçlu olduğu zannıyla yapmış olduğu bir ödeme söz konusu olmadığı gibi yapılan ödemenin vekâletsiz iş görme hükümlerine göre davalıdan tahsili talebi mevcut değildir. Zira davacı, taraflar arasında akdedilen İHDS ile davacının hisselerinin satın alan dava dışı şirketin davalı ile akdettiği HSS hükümlerine dayalı olarak ödemiş olduğu bedelin tahsilini talep etmektedir.(Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/11/2023  tarih,  2022/11-1282 Esas, 2023/1130 Karar sayılı ilamı)<br>\tBu itibarla davalının aleyhine tazminata hükmedilen davada taraf olarak yer alması ve başlatılan icra takibinde de taraf olarak bulunması neticesinde İHDS hükümleri kapsamında sorumluluğunu yerine getirdiği, bu sebeple davacının üçüncü kişiye yapmış olduğu ödemeyi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan talep edebileceği, buna ilişkin bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilmiş ise de; kamulaştırmasız el atmanın  meydana geldiği 2000  tarihinde hâlihazırda davacının dağıtım faaliyetinde bulunduğu bölgede, dava dışı ...A.Ş. faaliyette bulunmakta iken imtiyaz sözleşmesinin davalı ... tarafından iptal edildiği, bu nedenle söz konusu görev bölgesinde 02/04/2002 tarihi itibariyle elektrik iletim ve dağıtım hizmetinin Danıştay 10. Dairesinin 2001/2445 Esas, 2002/855 Karar sayılı kararı ile davalının ... ilişkin bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilmiş ise de; iş kazasının meydana geldiği 08/10/2000 tarihinde hâlihazırda davacının dağıtım faaliyetinde bulunduğu bölgede, dava dışı ...A.Ş. faaliyette bulunmakta iken imtiyaz sözleşmesinin davalı ... tarafından iptal edildiği, bu nedenle söz konusu görev bölgesinde 02/04/2002 tarihi itibariyle elektrik iletim ve dağıtım hizmetinin Danıştay 10. Dairesinin 2001/2445 Esas, 2002/855 Karar sayılı kararı ile davalının ... tarafından devralındığı, 11/06/2002 tarihli ve 20  numaralı Devir Kurulu kararının 2 nci maddesi uyarınca ise dava dışı ...A.Ş.’nin görev bölgesinde elektrik dağıtım hizmetinden ve işletilen tesislerden dolayı 02/04/2002 tarihine kadar ...A.Ş.’nin elektrik dağıtım hizmetinin ifasından ötürü bu tarihten sonra üçüncü şahıslar tarafından açılacak davaların davalı tarafından yürütülmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle kök dava eldeki dosyanın davalısı aleyhine açılmış, ilâm yine davalı aleyhine icraya konulmuş ve fakat ödeme sözleşmesel yükümlülük kapsamında eldeki davanın davacısı tarafından gerçekleştirilmiştir.<br>\tBu itibarla davacı tarafından işbu davada ileri sürülen talep tümüyle sözleşme hükümlerine dayalı olup taraflar arasındaki çekişme sözleşmeden doğan hukuki ilişkiden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla davacının sözleşmeye dayalı olarak ileri sürdüğü talebin, 818 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinde (6098 sayılı Kanun md. 146) düzenlenen on yıllık zamanaşımına tabi olduğu açıktır. Bu sebeple davacı tarafından 09/04/2009 tarihinde üçüncü kişiye yapılan ödeme sebebiyle ileri sürdüğü rücuen alacak talebi yönünden işbu davanın açıldığı 03/05/2019 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilemez. <br>\tHal böyle olunca, taraflar arasında imzalanan İHDS'nin 7.4 ve 7.6.maddeleri uyarınca davacı şirketin hisselerinin tamamı ...'a ait iken dağıtım tesisi işletilmesi sırasında ortaya çıkan bedeli kesinleşen mahkeme kararı uyarınca ödedikten sonra davalı ...'tan isteme hakkı mevcut olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  \t<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 555,56 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.14/05/2025 <br>\t<br>Başkan-              Üye -                  Üye -                       Zabıt Katibi -<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"527740833b239e35","SID":"6b45ab492e6c9a9f"}}