{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/1755 Esas<br>KARAR NO:2025/901<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:13/07/2023<br>NUMARASI:2022/958 Esas, 2023/756 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:02/07/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı alacaklının, ... sayılı dosyasından 25.03.2016 vade tarihli, 35.000 TL bedelli senet yönünde kambiyo senedine özgü icra yolu ile takip başlattığını, davacının müvekkiline  gönderilen ödeme emrinden haberdar olunca Bakırköy 5 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/1077 E, sayılı dosyası ile imzaya itiraz davası açtığını, ancak süresinde olmadığından bahisle davasının reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin davalı alacaklı hakkında resmi evrakta sahtecilikten Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, dosyanın önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na daha sonra Anadolu Cumhuriyet Başşavcılığı'na yetkisizlikle gönderildiğini, müvekkilinin davalı alacaklıyı hiç bir şekilde tanımadığını, senette borçlu kısmında ismi yazan ...'nın müvekkilinin boşanma davasının devam ettiği eşi olduğunu,  ayrıca o dönem davalı alacaklı ile aynı sektörde çalıştıklarını, davalı tarafça, senette borçlu sıfatında olmasına rağmen, dava dışı ...'ya icra takibi yapılmadığını, senette müvekkilin isminin kefil olarak yazıldığını, ancak, senetteki hiç bir imzanın müvekkiline  ait olmadığını, davalı alacaklının müvekkiline ait olmayan imza ile müvekkili aleyhine icra takibi yoluyla tahsil ledilmesi talebinin kötü niyetli olduğunu, ... sayılı dosyasında borçlu olmadıklarından tespiti  ile takibin davacı açısından  iptaline, %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep  etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın niteliği itibari ile kambiyo senedine ilişkin menfi tespit davası olduğundan adli yardım talebi neticesinde icra takibinin teminatsız durdurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  taraflar arasında düzenlenen bononun teminat senedi niteliğinde olmadığını,  bir ticari iş sonrasında ...'ya verilen senedin ödenmesinin teminatsız olarak durdurulmasının  müvekkilinin  mağdur edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, teminat senetlerinin varlığından söz edebilmesi için senedin ön veya arka kısmına açıkça senedin teminat senedi olarak düzenlendiğine dair açık ve anlaşılır bir ibarenin olması gerektiğini, davaya konu bono da böyle bir ibare bulunmadığını, müvekkilinin ...'nın davaya konu senedin alacaklısı olduğunu, ...'dan alacağına karşılık senet istediğini, ...'nın ise daha önceden hazırlamış olduğu ve üzerinde kefil olarak davacı ...'nın imzasının da olduğu senedi müvekkiline ibraz ettiğini, Müvekkilinin senedin kefil kısmındaki imzanın sahte olup olmadığını bilebilecek bir durumda olmadığını,kambiyo senetlerine güven ilkesi gereği senedi ...'dan aldığını,  alacağını teminat altına alabilmek için ise eşini kefil göstermesini talep ettiğini, tüm bu durumlardan müvekkilinin kusurlu olduğunun düşünülemeyeceğini, davanın esastan reddine, davacının %20 Kötü Niyet Tazminat talebinin yerinde olmamasından reddine, %20'nden az olmamak koşulu ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:\"...12/05/2022 tarihli Adli Tıp Raporunda; inceleme konusu senette ... (...) adına üst tarafta atılı imzanın teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imza olması nedeniyle söz konusu imzanın aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ... (...)'nın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği rapor edilmiş olup, Bakırköy 24 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/1058 E. 2021/294 K. nın  kesinleşmiş kararı dikkate alınarak davacının dava konusu senede dayanarak borç altına sokulamayacağı anlaşılmakla açılan davanın kabulü ile; Davacının ...sayılı dosyasına konu 25/02/2016 düzenleme 25/03/2016 ödeme tarihli 35.000,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş;1-Açılan davanın KABULÜ ile; Davacının ... sayılı dosyasına konu 25/02/2016 düzenleme 25/03/2016 ödeme tarihli 35.000,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 2-Şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,\" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde;bilirkişi raporunun eksik olduğunu, ATK raporuna göre, senetteki imzanın kesin olarak davacıya ait olmadığı hususu tespit edilemediğini, aksine davacının imzasının taklidi kolay olması nedeniyle, imza aidiyeti yapılamadığını, yeniden inceleme yapılması gerektiğini,yerel mahkeme tarafından böyle rapor tanzim edilmesine rağmen davacının, rızası dışında eşinin kendi adına imza attığını ileri sürmesi eşler arasında muvazaalı işlem tesis edildiğine karine teşkil ettiğini, davacı, eşinin kendisi yerine imza attığını iddia ederek şikayetçi olması, eşinde ceza yargılamasında bu hususu ikrar etmesi davacı ile eş arasında muvazaalı işlem tesis ederek, müvekkilden mal kaçırma saiki içerisinde olduklarına karine oluşturduğunu, davacının eşi hali hazırda müflis olup mal varlıkları üzerinde çok fazla haciz bulunduğunu,Bakırköy 24.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/1058 E. 2021/294 K. Sayılı ilamı hükme esas alınmasının hatalı olduğunu,davanın açılmasına sebebiyet veren kişi davalı olmamasına rağmen, yargılama gideri ve ücreti vekaletten sorumlu tutulması hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilinin kefil imzasının sahte olduğunu bilebilecek durumda olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili süresinde sunduğu ek istinaf isteminde;Herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının, tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yöntemlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılmasının, sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının dayanakları Adli Tıp Raporunda gösterilmiş, denetime elverişli bir raporla ortaya konulmuştur, Birden fazla belge incelenmiş imzanın davacıya ait olmadığına dair bir tespit yapılamamış olduğunu, 25.03.2016 vade tarihli 35.000,00 bedelli senette bulunan imzanın davacı ...'na ait olduğunu, yapılan itiraz ve beyanlar yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İmza inkarı, mutlak defi niteliğinde olup herkese karşı ileri sürülebilir.Somut uyuşmazlıkta; mahkemece ATK önraporuna istinaden davacının imzası bulunan senetten önceki ve  sonraki tarihli pek çok belge aslı celp edilerek rapor alındığı, ATK'nın raporunda \"imzanın teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imza olması nedeniyle ... (...)'nın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği\" yönünde görüş belirtildiği, Bakırköy 24 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/1058 E. 2021/294 K sayılı dosyasında ise; iş bu davaya konu bononun şikayet konusu olduğu, mahkemece senetteki kefil imzasının sanık ... tarafından atıldığı gerekçesi ile sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği de dikkate alındığında mevcut delil durumuna göre senetteki imzanın davacı eli ürünü olduğu ispatlanamadığından mahkemece davanın kabulüne karar verilerek yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasında  usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekillerinin istinaf istemlerinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 2.416,59TL harçtan, peşin alınan 604,15TL harcın mahsubu ile bakiye 1.812,44TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 10TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.02/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"00c19493a9097de5","SID":"6e3d715b4ff3d94a"}}