{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/169 Esas  - 2025/618 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/169 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/618<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/349 Esas  2022/659 Karar<br><br>DAVA\t: Şirket hisse satışının iptali, mümkün olmadığı takdirde rayiç değerinin tespiti ile farkının ödenmesi<br>DAVA TARİHİ\t: 24/05/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 03/06/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/06/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki şirket hisse satışının iptali istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik verilen hükme karşı,  davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>DAVA<br>\tDavacı; davalı ...'un % 50 hissesinin davacıya, % 50 hissesinin ise dava dışı ...'e ait olduğunu, 24/07/2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile davacı ile dava dışı ...'in şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerini, 28/05/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sermaye artırımının yapılarak şirket sermayesinin 25.000.000-TL olarak belirlendiğini, sermaye artışının geçmiş yıl karlarından karşılanmasına karar verildiğini, 09/10/2012 tarihli karar ile davacı ve dava dışı ...'in müşterek imza ile şirketi temsil etmesine karar verildiğini, İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/1315 değişik iş sayılı kararı ile 11/02/2016 tarihinden itibaren dava dışı ... yöneticilerinin, davalı ...'a yönetim kayyımı olarak atandıklarını, ...  Başkanlığının 10/09/2019 tarihli kararı ile davacıya ait davalı ... hisselerinin, davalı ...'e devredildiğini, <br>hisse devrinin kendisi tarafından yapılmadığını, kayyım yönetiminin tek taraflı olarak almış olduğu idari karar sonucu gerçekleştirildiğini, hisse devrine rızasının olmadığını, davalı ...'un kayyım olarak atanan ... tarafından yönetildiği 11/02/2016 - 24/07/2020 tarihleri arasına ilişkin tüm belgelerin, şirket ortağı ve yöneticisi olan davacıya ödenmesi gereken kar payının, huzur hakkının, diğer haklarının ne şekilde tasarruf edildiğinin, ödemelerin hangi hesaba yatırıldığının ve nemalandırıldığı hususuna ilişkin belge ve bilgilerin, ihtarnameler ile talep edildiğini, bilgi ve belge paylaşılması hususunun reddedildiğini, red kararına karşı İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2022/589 esas sayılı dosyası ile dava açılarak ... yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, satışın ...'nin pay devri konusunda izin vermesi suretiyle gerçekleşmiş olması halinde ...'nin pay devri yapmaya izin verme yetkisi bulunmadığından, davacı herhangi bir şekilde haberdar edilmediğinden ve mülkiyet hakkı ihlal edildiğinden yapılan devrin yok hükmünde olduğunu, davalı ...'in ise davacının mal varlığı üzerindeki tedbir şerhlerini bilerek rayiç değerinin çok altında bir bedel ile hisseyi satın alması nedeniyle iyi niyetli olmadığını, davacıya ait şirket hisselerinin devrinin hukuksuz olduğunu, davacının mal varlığı hakkında verilmiş bir müsadere kararının bulunmadığını, varsa ... tarafından verilen satışa veya devre ilişkin tüm izinlerin hukuksuz olduğunu, davacıya haber verilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davacının bilgi edinme hakkının kullandırılmadığını, davacının hisse satın alma süresinde ... Şirketinden kredi kullandığını, mal varlığına el konulması nedeniyle kredinin son taksitini ödeyemediğini, son taksitin ödenmesi amacıyla başlatılan icra dosyası kapsamında davacıya ait davalı ...'ta bulunan hisse bedelinin 53.250.000-TL olarak ...Şirketine depo edildiğinin tespit edildiğini, davacı hakkındaki soruşturma dosyalarının incelenmesi sonucunda ise, davacıya ait davalı ... hisselerinin davalı ...'e satış ve devrinin 53.250.000-TL bedel ile yapıldığının ve bedelin vadeli hesaba yatırıldığının, hesap üzerinde Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 2020/5109 değişik iş sayılı kararı ile tedbir bulunduğunun tespit edildiğini, davacının 2015 yılından itibaren yurt dışında yaşadığını, yurt dışına gitmeden önce davalı ... yönetim kurulu üyesi olduğunu, hisselerinin yönetilmesi hususunda herhangi bir şekilde başka kişi yada kurumlara yetki verilmediğini, bu hali ile de hisselerin devrine ilişkin işlemlerin yok hükmünde olduğunu, hisselerin devri nedeniyle davacının en az 14 kat kadar zararının bulunduğunu, şirketin 2014 Haziran ayından sonra herhangi bir değer kazanmadığı kabul edilse bile davacının zararının 242.490.000,00 TL olduğunu, davacıya ait ... hisselerinin Haziran 2014 ve Haziran 2015 tarihleri itibari ile değerinin 53.000.000 Amerikan doları (USD) ve güncel kur ile bu değerin 784.400.000-TL olduğunu, Amerikan doları kuru bazında şirket hisselerinin 14,8 kat düşük bedelle satışının yapıldığını ve davacının zarara uğratıldığını, yönetim kurulu üyesine ödenmesi gereken aylık miktarının ise 20.000 Amerikan doları (USD) olduğunu ve ödenmediğini belirterek;  davacıya ait davalı ...'ta bulunan % 50 oranındaki hissenin satışına ilişkin işlemin iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmaması halinde ise davalı ...'un değer tespitinin yapıldığı 2014 ve 2015 veya hisse devrinin yapıldığı 2019 yada dava tarihindeki rayiç değeri tespit edilerek hangisi en yüksek ise belirlenen bedelin bankaya depo edilen miktar mahsup edilmek suretiyle şimdilik 125.000-TL'nin, davacının şirket yöneticisi ve ortağı olduğu dönemde ödenmesi gereken kar payı, huzur hakkı ve diğer özlük haklarının parasal değerlerine karşılık olmak üzere ise şimdilik 25.000-TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t CEVAP<br>\tDavalı ...  Şirketi; davalı ...'in dava dışı ... yönetiminde bulunan davalı ... hisselerini 10/09/2019 tarihinde usulüne ve mevzuata uygun olarak devraldığını, dava konusu talebin ... tarafından yapılan hisse satış işleminin iptaline yönelik olduğunu ve idari yargının görevli olduğunu, davalı ...'a kayyım olarak ...'nin atandığını, davacıya ait % 50 hissenin satışı hususunda izin talep edildiğini, izin üzerine ... firması tarafından yapılan değerleme sonucunda tespit edilen 106.500.000-TL bedel dikkate alınarak davacıya ait hissenin 53.250.000-TL karşılığında davalı ...'e devredildiğini, davalı ...'e husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, davalı şirketin, 2016 yılında kurulduğunu, hisseleri mevzuata uygun şekilde devraldığını, İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/1322 değişik iş sayılı kararı ile davacının mal varlığının idaresi için ...'nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/3013 değişik iş sayılı kararı ile davacının taşınmazlarına, ortağı bulunduğu şirketlerdeki ortaklık paylarına, banka ve diğer mali kurumlardaki hesaplarına el konulmasına karar verildiğini, davacının yurt dışında firari olduğunu, davacının taleplerinin bu nedenle dahi reddinin gerektiğini, dava konusu devir işlemine ilişkin idari karar ile şirket yönetim kurulu kararının hukuka uygun olduğunu, iptalinin talep edilmesinin kabul edilebilir bir tarafının bulunmadığını, davacıya ait davalı ...'ta yer alan nama yazılı pay senetlerinin İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2019/1746 değişik iş sayılı kararı ile iptal edildiğini, iptal sonrasında iptal edilen miktarda pay senedinin bastırılmak suretiyle kayyım yönetimine verildiğini ve sonrasında nama yazılı pay senetlerinin TTK'nin 490. maddesi uyarınca davalı ...'e devredildiğini, hisse satış ve devir sözleşmesi imzalandığını, pay senetlerinin ciro edildiğini ve tesliminin gerçekleştiğini, bedelin blokeli hesaba yatırıldığını, pay devrinin pay defterine 27/09/2019 tarihinde işlenmek suretiyle devir işleminin tamamlandığını, davalı ...'in üçüncü kişi olarak üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini, davacının şirketin ... yönetiminde olduğu süre için huzur hakkı ve kar payı isteme hakkının bulunmadığını belirterek öncelikle davanın yargı yolu dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davalı ... yönünden davanın husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mümkün olmadığı takdirde davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine, bu da mümkün olmaması halinde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.\t<br>\tDavalı ... Şirketinin 09/09/2022 tarihinde ve süresi sona erdikten sonra sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, dava konusu pay devri işlemlerinde davalı şirketin yetkili olmadığını, işlemlerin yetkili merci tarafından usulüne ve hukuka uygun olarak gerçekleştirildiğini, davalının hisse devrinin tarafı olmadığını, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacıya ait davalı şirkette yer alan paylara el konulmasına karar verildiğini, şirket yönetiminin önce atanan kayyımlara, daha sonra ise ... devredildiğini, şirkete kayyım atanmasının sebebinin davacı olduğunu, pay devrine ilişkin satış kararının ... yönetim kurulu tarafından alındığını, gerekli onayların alınması sonrasında ise satış işleminin gerçekleştirildiğini, davalının satış işleminin tarafı olmadığını, davacıya ait davalı şirkette yer alan ortaklık payının satış işlemlerinin usulüne uygun şekilde yetkili bulunan ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacının ortaklık payının ise hesabına yatırıldığını, davacının ortaklık sıfatının sona ermesi nedeniyle huzur hakkı ve sair diğer haklarını talep etmesinin mümkün olmadığını belirterek; öncelikle husumet nedeniyle, aksi halde ise haksız ve dayanaksız davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİhbar olunan ...; İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 29/03/2017 tarih, 2017/1322 değişik iş sayılı kararı ile davacı ...'un mal varlıkları ve mal varlığı değerlerine el konulduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/47592 soruşturma sayılı dosyası kapsamında ise İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 11/02/2016 tarih, 2016/1315 değişik iş sayılı kararı ile davalı ... Şirketine kayyım atandığını, kayyımlara ilişkin görevlerin daha sonra kanun ile ... devredildiğini, ... 16/10/2017 tarih, 2017/218 sayılı kararıyla davacının, davalı ... Şirketinde bulunan % 50 hissesinin satışı hususunda alınan yönetim kurulu kararına uygunluk onayının verildiğini, şirket yönetim kurulunun 05/08/2019 tarih, 2019/10 sayılı kararı ile davacıya ait % 50 hissenin yapılan değerleme neticesinde tespit edilen 106.500.000-TL bedel dikkate alınarak davalı ...  Şirketine satışının gerçekleştirildiğini, yönetim kurulunun 10/09/2019 tarih, 2019/11 sayılı kararı ile davacıya ait nama yazılı hissenin satışına onay verildiğini, davacı ...'a ait hisse bedelinin ise blokeli hesaba yatırıldığını ve devir işleminin ortaklar pay defterine işlendiğini, ihbar olunanın kamu kurumu olduğunu, görevlerinin kanun ile düzenlendiğini, davanın ihbar edilmesinin yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, yapılan yargılama sonunda;\" Davalı ... şirketi yönünden, davalı şirkette bulunan davacı hissesinin satışının iptali ile adına tescilli, mümkün olmadığı takdirde rayiç değerinin tespiti ile ödenmesine yönelik davanın HMKnın 114/1-d, 115/2 maddeleri uyarınca davalının dava ve taraf ehliyetinin bulunmaması (husumet) nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, Davalı ... şirketi yönünden, davalı ... şirketinde bulunan davacı hissesinin satışının iptali ile adına tescili, mümkün olmadığı takdirde rayiç değerinin tespiti ile ödenmesine yönelik davanın reddine\" dair karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin tefrik kararının usule aykırı olduğunu, davalı tarafın itirazlarına itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, verilen kararın taraflarca hazırlama ilkesine aykırı olduğunu, davalı ... şirketi yönünden davanın husumet nedeniyle reddinin hatalı olduğunu, şirketi yöneten kayyımlar eliyle hissesinin değerinin çok altında satışına sebebiyet verildiğini, davalının, zararından doğrudan sorumlu olduğunu, Adli Yardım talebinin reddinin adalete erişimini engellediğini, davanın reddi kararının hatalı olduğunu, hissesini satma yönünde bir iradesi bulunmadığı halde ... eliyle alınmış idari bir kararla kayyımlar eliyle yönetilen hissenin satışının gerçekleştirildiğini, verilen kararla gerekçeli karar, adalete erişim, hak arama özgürlüğü ve Anayasal haklarının ihlal edildiğini, davalı ... şirketi aleyhine fazla vekalet ücreti takdir edildiğini, özetle; hissesinin rızası dışında yapılan satışının yok hükmünde olduğunu, zararının karşılanması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, davacıya ait davalı ...  Şirketinde bulunan nama yazılı hissenin, diğer davalı ... A.Ş.'ye satış işleminin iptali ile payın yeniden davacı adına tesciline, mümkün olmaması halinde hissenin rayiç değerinin tespiti ile tarafına ödenmesi istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır.\t<br>Hemen belirtmek gerekirse 21/02/2017 karar tarihi itibariyle ve halen yürürlükte bulunan, 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 5/3. maddesinde, \"Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik dava ve işlere bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülüp sonuçlandırılacağı\" şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.<br>\tSomut olayda, dava dilekçesinde harca esas değer şimdilik 125.000-TL  olarak gösterilip bu tutar üzerinden harç yatırılarak dava açılmış ise de, talebe konu hissenin devir bedelinin 53.250.000-TL olup dava dilekçesindeki talep gözetildiğinde; davanın, davacıya ait hissenin, davalı ...  Şirketine atanan kayyımlar vasıtasıyla diğer davalı ...  Şirketine satışına yönelik işlemlerin iptali ile yeniden adına tescili, olmadığı takdirde hisse satışına dayalı uğradığı zararların tespiti ile davalı şirketlerden tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.<br>\tMahkemece, ön inceleme celsesinde taraflar arasında ki uyuşmazlıkların tespiti sonrası pay iptali tescil olmadığı takdirde zararının tahsili istemli davada; “ davacı ...'a ait % 50 hissenin bulunduğu davalı ... Şirketine kayyım atandığı, 7082 sayılı Kanunun 9 ve 7083 sayılı Kanunun 7. maddeleri uyarınca kayyım olarak ...görevlendirilmesine ve daha önce görevlendirilen kayyımların görevlerinin sona erdirilmesine karar verildiği, 5411 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ...yönetim ve denetimi kendisine devredilen şirket veya şirketlerin mal ve taşınmazlarını, hak ve varlıklarını satabileceği, davaya konu davacı ...'a ait davalı ...  Şirketinde bulunan hisselerin de anılan kanun hükümleri uyarınca verilen yetki ve görev ile 6758 sayılı Kanunun 19/3 ve 19/9. maddeleri uyarınca verilen yetki ve görev kapsamında satış işleminin gerçekleştirildiği, ... işlemlerin yapıldığı tarih ile yürürlükte olan kanunlar kapsamında kendisine verilen yetki ve görev ile davacıya ait hissenin satış işlemini yapması nedeniyle hisse devir sözleşmesinin geçersiz sayılmasını gerektiren herhangi bir hususun bulunmadığı, mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda da yapılan devir işleminin kanundan kaynaklanan yetkiye aykırı olarak, kesin hükümsüzlüğe neden olacak şekilde yapıldığına ilişkin herhangi bir durumun tespit edilemediği, bu hali ile davacı ...'a ait davalı ...  Şirketinde bulunan hisselerin satışının 5411 sayılı Kanunun 111. maddesi yollaması ile 6758 sayılı Kanunun 19/3 ve 19/9. maddelerine uygun şekilde gerçekleştirildiği, dayanak kanun maddelerinin satış işlemlerinin gerçekleştirildiği tarih itibari ile yürürlükte olduğu ve yapılan işlemlerin kanuni dayanağının bulunduğu, kanuni dayanağı bulunan işlemler nedeniyle oluşan bir zarar bulunup bulunmadığının araştırılmasının dosya safahatına herhangi bir katkı sağlamayacağı, kaldı ki davacı ... hakkında açılan soruşturmanın ve dava konusu hisse üzerine konulan tedbirin de halen devam ettiği, yapılacak ceza soruşturması sonucunda müsadere edilip edilmeyeceği hususunda verilecek kararın niteliğine göre talepte bulunulmasının mümkün olduğu, soruşturmanın devam etmesi, hisse üzerinde tedbirin bulunması ve müsadere edilip edilmeyeceği hususunun belli olmaması nedeniyle bu aşamada oluşan bir zarardan söz edilmesinin de mümkün olmadığı, davanın erken açılan dava niteliğinde de bulunduğu, davalı ...  Şirketinin davaya konu edilen hisse satış sözleşmesinin tarafı olmadığı, hisse satış sözleşmesine konu olan şey olduğu, hisse satışına konu olan şey olması nedeniyle de taraf ehliyetinin bulunmadığı ve husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davalı ... yönünden davanın taraf ehliyeti (husumet) nedeniyle, davalı ... yönünden davanın esastan reddine karar vermek gerekmiş,\" şeklindeki  gerekçelerle; açılan davanın reddine yönelik karar verilmiştir. <br>\tYukarıda yapılan açıklamalardan, dava dilekçesinde yer alan talepler ile mahkeme gerekçesinde işaret edilen hususlardan anlaşılacağı üzere, davacı, zarara uğratıldığı iddiasına dayalı adı geçen ... Şirkette mevcut hisessinin satışına yönelik davalı şirketler arasında yapılan işlemler ile alınan kararların iptalini, olmadığı takdirde zararının belirlenerek karşılanmasını talep etmekte olup davacının, bu taleplerinin 5235 sayılı yasanın 5. maddesi gereğince Heyetçe değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin tek hakim tarafından yapılan inceleme sonucunda yukarıda yazılı olduğu üzere davanın reddine yönelik karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.<br>\tTüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık hususu gözetilerek kabulüne, davacı taleplerinin, heyetçe görülüp değerlendirme yapılması ve yeniden bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacının sair istinaf itirazlarının ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;  <br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun kamu düzeni (mahkemenin teşekkülü) gözetilerek 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,  <br>\t2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarih ve 2022/349 Esas  2022/659 Karar  sayılı kararının mahkemesi teşekkülü nedeniyle KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın yeniden heyetçe görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 492-TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2025<br><br> Başkan-         Üye -                       Üye -  \t   Zabıt Katibi-<br> <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e89fec6f8080e516","SID":"6f4a7d65b1716b6a"}}