{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                    ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...                ...<br>KATİP\t\t: ...                 ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/04/2023<br>NUMARASI\t\t: ....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)|Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2023 Tarih ve 2022/231 Esas - 2023/139 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin tescilli \".....\" ibareli markaların sahibi olup davalının 2020/162359 sayılı \"...&...\" ibareli markasının 18, 25 ve 35. sınıflarda tesciline  yönelik itirazının YİDK  tarafından  nihai olarak  reddedildiğini, oysa ki, siyah zemin üzerine beyaz renk ile  markasındaki \"&\" işareti dahi kullanılarak oluşturulan davalı markanın, müvekkilinin markası ile görsel, marka başında bulunan \"...\" ibaresi ve devamında ki \"&\" işaretinin okunuşu itibariyle işitsel ve İngilizce kökenli \"...\" ibaresinden dolayı da kavramsal olarak müvekkilinin markası ile benzer olduğunu, davaya konu markanın tescilinin istendiği 18, 5 ve 35. sınıflar itibariyle müvekkilinin markası tescilli olduğundan markalar arasında emtia benzerliği de bulunduğundan  SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas  koşullarının  gerçekleştiğini ileri sürerek 2022-M-4912 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2020/162359 sayılı markanın hükümsüzlüğüne  karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... (...) vekili, müvekkiline ait \"...&...\" markasının tasarım bir yazı stili  ile  oluşturulan kendine özgü bir işaret içerdiğini, davacı markalarından farklı olarak \"...\" ibaresinin kullanılmasının  markayı görsel, kavramsal ve genel izlenim itibariyle farklılaştırdığını, işitsel benzerliğin bulunmadığı tespitinin inceleme  dahi gerektirmediğini ve ortalama tüketicilerin markaları karıştırmasının mümkün  olmadığını  savunarak davanın reddine  karar verilmesini savunmuştur.  <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, markaların genel görünüm itibariyle görsel ve başlangıç kelimelerinin aynı olması nedeniyle işitsel olarak benzer olduğu, markalardaki\" ........\" ibarelerinin kavramsal olarak olarak farklılaştırmasına  ve bilirkişi heyeti tarafından markalar arasında SMK’nın 6/1. bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı tespitinde  bulunulmasına rağmen, işitsel ve görsel olarak  benzer görülen markaların ortak olarak kapsamında bulundurdukları \"18 ve 25. sınıfın tamamı ile 35. Sınıftaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğu, ancak davacının marka başvurusunun kapsamında yer alan hizmetler yönünden marka üzerinde gerçek hak sahipliği, SMK 6/3, 6/4, ve 6/5 hükümlerinin  uygulanma şartlarının oluşmadığı gerekçeleriyle  davanın kısmen kabulüne 2022-M-4912 sayılı  YİDK kararının 18 ve 25. sınıfların tamamı ile 35. sınıf “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler. Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.  mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtialar yönünden kısmen iptaline ve dava konusu 2020/162359 sayılı markanın YİDK kararının iptaline konu olan mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.<br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markalar arasındaki uyuşmazlık konusunu oluşturan ayırt edicilik düzeyi düşük  “...” ibaresinin İngilizce'de “yukarı” anlamına gelen Türkiye'de bilinirliği yüksek ve aşina olunan sıradan  bir sözcük olduğunu,  itiraza mesnet markadaki \"... ...” ibaresinin  “Spor giyim ürünleri” yönünden malın/hizmetin faaliyet alanına işaret ettiği değerlendirmesinin doğru olmayacağını, zira doğrudan tanımlayıcı olarak kabul edilen bu ibarenin “spor giyim ürünleri” açısından zaman içerisinde yaygın kullanılır hale geldiğini, dolayısı ile benzerlik değerlendirmesinde  göz ardı edilmesinin bütüncül değerlendirme ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, markadan çıkarılmasına  karar verilen  mal ve hizmetler  için bu ibarenin ilgisi bulunmadığından ayırt edici olduğunu, bu itibarla markalar tüm unsurlarıyla ele alındığında aralarında iltibas tehlikesi bulunmadığını, davacıya ait markalar zayıf olduğundan tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişinin bunun sonuçlarına katlanması gerektiğini, davaya konu “...&...” ibareli marka tasarım bir yazı stiliyle oluşturulduğunu,  davacıya ait markalar ile karşılaştırıldığında markalar arasında zayıf bir unsur olan “...” sözcüğü dışında bir ortaklık bulunmadığını, markanın parçalara ayrılarak incelenmesinin  marka hukuku ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini, davaya  konu markada ki“...” sözcüğünün marka üzerinde tek başına baskın bir unsur olmadığını ve markanın genel görünümünün davacı markalardan farklılığı dikkate alındığında SMK 6/1 madde hükmü kapsamında  bir benzerlikten söz edilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının  kaldırılmasını ve davanın reddine  karar  verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacıya ait markaların “...&...” ibareli markalardan oluştuğunu, İngilizce olan söz konusu ibarelerin Türkçe'de herkes tarafından anlamı biline “Yukarı” ve “Uygun, formda” anlamlarına gelen   ayırt edicilik düzeyi düşük zayıf markalar olduğunu, dolayısı ile tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişi bunun sonuçlarına katlanması gerektiğini, müvekkiline ait markanın  tasarım bir yazı stiliyle oluşturulmuş kendine özgü bir işaret olduğunu ve davacı markalarından farklı olarak “...” sözcüğünü içermesi nedeniyle görsel, işitsel, kavramsal  ve genel izlenimleri itibariyle farklılaştığını ve bu hususun bilirkişi  raporunda dahi tespit edildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın  reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)|Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının itiraza mesnet markalarıyla davalının başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira davalı başvuru markası kompozisyonunda itiraza mesnet markalardaki  gibi siyah kare zemin içinde \"...&\" unsurunun aynı yazım karakteri ve büyüklükte aynı şekilde konumlandırıldığı, markanın başında yer alması nedeniyle vurguyu üzerinde topladığı ve bu ortaklığın markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde  ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesini doğurduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan mahkemece dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemesinde usul ve hukuka aykırı bir husus bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar ... ve ... (...)    vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı  yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 08/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8ffd8761adcc792","SID":"8953a90975cd3beb"}}