{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/786 <br>KARAR NO:2025/862<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/12/2021<br>NUMARASI:2018/1433 Esas - 2021/1188 Karar<br>DAVA:Ticari Şirket (Bakanlıkça Açılan Fesih İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/05/2025<br>Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili,  davalı şirketin dava dışı ... AŞ tarafından tüketici, ticaret, sosyal güvenlik, vergi ve benzeri mevzuatlardan kaynaklanan yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla \"paravan şirket\" olarak kurulduğunu, davalı şirket ile... A.Ş. unvanlı şirket arasındaki ticari iş ve işlemlerin muvazaalı olduğunu, Bakanlık Müfettişi tarafından 03/08/2017 tarihli ve... sayılı inceleme raporunun hazırlandığını, raporda davalı şirket hakkında fesih davası açılmasının tavsiye edildiğini ve bu hususta 26/10/2017 tarihli Bakanlık Olur'unun alındığını ileri sürerek, davalı şirketin TTK'nın 210 maddesi ve ticaret şirketlerinin Ticaret Bakanlığı'nca denetlenmesi hakkındaki yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca feshine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı, davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, Davacı Bakanlığın davalı şirket hakkında hazırladığı 03/08/2017 tarihli raporda, davalı şirketin (29/09/2017 tarihinden önceki unvanı ... AŞ) tek ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan ... tarafından 02/04/2015'tarihinde kurulduğu, bu kişinin ... AŞ'de 10/02/2010-01/02/2013 tarihleri arasında şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, 01/02/2013 tarihinden itibaren tek ortağı ve yöneticisinin ... olduğu... kayıtlarında davalı şirketin ortağı ...'ın davalı şirketin kuruluş tarihi olan 02/04/2015 tarihine kadar  ... Otel şirketinin çalışanı olduğu; davalının tanıtım stantlarında kullandığı \"... Grup\" ifadesinin aynı zamanda ... A.Ş.'nin de internet-basın yayınlarında kullanıldığı; davalının devre tatil satışı gerçekleştirdiği, ... şirketinin .... Şti. ile davalıya satış yetkisi verdiği, Yalova ...kayıtlarının incelenmesi sonucu, ... şirketinin SGK, vergi, ticaret ve diğer yükümlülüklerinden kurtulmak amacıyla... A.Ş. tarafından kurulduğunun tespit edildiği, müfettiş raporları ile tespit edildiği üzere hem ... hem de Şifatur şirketlerinin devre tatil ve uzun süreli tatil hizmetleri sözleşmeleri uyarınca tüketicilerin ödemelerinin teminat altına alınmadığı tespit edildiğinden teminat ödenmesi için süre verildiği, davalının kuruluş tarihinin 02/04/2015 olması nedeniyle asıl amacın ... isimli şirket tarafından tüketici hukukundan kaynaklanan sorumluluklardan kurtulmak amacıyla kurulduğu yönünde görüş bildirildiği, süresi içinde teminat yatırılmadığından Kuşadası şirketi hakkında 23/02/2016, ... şirketi için 23/02/2016 tarihinde ayrı ayrı 500.000-TL idari para cezası yaptırımı uygulandığı; Yalova ... kayıtlarının incelenmesinde ... şirketi tarafından paravan şirket olarak hem ... hem de davalı şirketin kurulduğu; Yalova CBSnan tüketiciler tarafından şirketler hakkında birçok şikayetin olduğu, halen davalı şirket tarafından tüketicilere yönelik \"bedava tatil kazandınız\" şeklinde vaatlerin devam ettiği, tüketicilerden ödemelerin alındığı, sözleşmelerin imzalatıldığı, ancak daha sonra tüketicilerin cayma hakkını kullanmak istemeleri durumunda oyalandıkları ve tüketicilere ödenen bedellerin ve senetlerin iade edilmediği, bütün bu işlemlerin ..., ..., ... ve davalı şirket üzerinden yapıldığının anlaşıldığı; teftiş raporunun delil olarak kabulü sonucu davalı şirketin kuruluş amacının ... şirketi tarafından paravan şirket olarak kurulduğu, devremülk vaadiyle tüketicilerden ödemeler alındığı,cayma hakkını kullananlara ödemelerin iade edilmediği, ödeme alınan tüketicilere hizmet sunulmadığı, yapılan işlem ile kamu düzenine, işletme konusuna şirket aracılığıyla devam edildiği anlaşılmakla, 3. kişi konumundaki tüketicilerin muvazaalı olarak aldatıldığının tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicili ...sicil numaralı ... AŞ'nin TTK 210/3 uyarınca fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavir ...’ın atanmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, davanın kanunda düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını;davacının Ticaret Şirketlerinin ...nca Denetlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesine uygun hareket etmediğini; denetlemede bir eksiklik belirlenirse gerekli önlemlerin alınması için müvekkiline bildirim yapılıp süre verilmesi ve aldığı sonuca göre dava açılıp açılmayacağına karar verilmesi gerektiğini; müvekkili şirketin, ... şirketinden kontrat ile devre tatil satışı yapacağı yerleri satın aldığını, üzerine komisyonunu eklemek suretiyle bu yerleri müşterilerine kendi nam ve hesabına sattığını, müşterilerin de sözleşme gereği satış bedellerini ve aidatları müvekkiline ödediğini, müvekkilinin satış yaptıkça belirli aralıklar halinde satın aldığı inşaat bedellerini ... şirketine ödediğini, artan miktarların müvekkilinin karı olduğunu, sonuç olarak tüketicilerden toplanan devre tatil bedellerinin usulsüz olarak ... şirketine aktarılmadığını, aksine bedel aktarımlarının iki şirket arasındaki ticari ilişki sonucunda gerçekleştirildiğini, bilirkişi raporuna göre hatalı karar verildiğini; tüketici işlerinin niteliği gereği, üçüncü kişilere yapılan bazı satışların müşterilerce iptali nedeniyle bedel iadeleri söz konusu olduğunu, sektörel nedenli birtakım giderler, pandemi koşulları ve kur farklarındaki değişimler gibi faktörler sonucunda mali açıdan birtakım zorluklar yaşandığını, bu zorlukların bazı dönemlerde ödeme gecikmelerine sebep olduğunu, ödemelerin çoğunun dava aşamasına taşınmadan önce tüketicilere yapıldığını, sektörde binlerce kişi ile iş ilişkisi kurulduğundan,tüketicilere iade ödemeleri hakkında yüzlerce tüketici davası mevcut olduğunu; davaların bazılarının lehlerine sonuçlandığını, aleyhe sonuçlanan davaların çoğunda müvekkili ile ... şirketine müteselsil sorumluluk yüklenerek tüketicilere para iadelerinin yapıldığını ve yapılmakta olduğunu; yapılan ödemelere ilişkin belgelerin 13 klasör halinde mahkemeye sunulduğunu, bu belgelerin bilirkişi tarafından incelenmediğini, mahkemece değerlendirilmediğini, kararda belirtilen devremülk vaadiyle tüketicilerden ödeme alınıp, cayma hakkını kullananlara ödeme yapılmadığı, tüketicilere hizmet sunulmadığı, gerçeğe aykırı beyanlarda bulunulduğu iddialarının gerçek dışı olduğunu; müvekkilinin karlılık durumunun bilirkişi raporlarında incelenmediğini,sermaye arttırımı belgelerinin sunulduğunu fakat dikkate alınmadığını; kabul anlamına gelmemekle birlikte, müfettiş raporunda geçen \"... adlı şahsın şirket kurulmadan önce ... şirketinde çalıştığı\" ifadesinin, gerek şirketin işlemlerinde muvazaa durumuna yol açacağına, gerekse de şirketin feshedilmesi gerektiğine dair mevzuatta bir hüküm ve bilirkişi raporlarında bir tespit bulunmadığını;müvekkilinin ..., vergi ve diğer kanunlar gereğince yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair belgelerin sunulduğunu, davacının bunun aksi ispatlayamadığını,dava dışı diğer şirketlerin aldığı idari para cezaları ve işlemlerin müvekkiliyle ilgisi bulunmadığını, bu iddianın ve yukarıdaki iddiaların ispatı halinde dahi, yaptırımın TTK 210 kapsamında şirketin feshi olacağına dair bir düzenleme olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, TTK'nın 210/3. maddesi uyarınca davacı ... tarafından davalı şirketin feshi istemine ilişkindir.TTK'nın \"...nın düzenleme ve denetleme yetkisi\" başlıklı 210. maddesi \"(1) ... bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar.Ticaret şirketlerinin, bu Kanun kapsamındaki işlemleri, Bakanlık denetim elemanları tarafından denetlenir. Bu denetimin ilkeleri ve usulü ile denetime tabi işlemler Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle düzenlenir. (2) Diğer bakanlık, kurum, kurul ve kuruluşlar, ancak kendilerine kanunla tanınan yetkinin sınırları içinde kalmak şartıyla ve öngörülen amaç, konu ve şekle tabi olarak şirketlere ilişkin düzenlemeler yapabilir. (3) Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde veya bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Bakanlıkça, bu tür işlem, hazırlık veya faaliyetlerin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde fesih davası açılabilir.\" düzenlemesini içermektedir.Eldeki davanın tarihi 07/12/2017 olup, davacı Bakanlığın teftiş raporu 03/08/2017 tarihlidir. TTK'nın 201/3. maddesindeki 1 yıllık sürenin başlangıcına esas davalı şirketin faaliyetlerinin söz konusu rapor tarihi itibariyle öğrenildiğinin kabulü gerekmektedir. Zira davacı Bakanlığın davalı şirket hakkındaki denetimlerini tamamlamadan fesih istemine esas faaliyetleri öğreneceğinden söz edilemeyecektir. Dava 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmıştır. Davalı vekili, Ticaret Şirketlerinin ...nca Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesine uygun hareket etmediğini; Bakanlığın, denetlemede eğer müvekkilin  bir eksikliği varsa  gerekli önlemlerin alınması için müvekkiline bildirim yapması, süre vermesi ve aldığı sonuca göre dava açılıp açılmayacağına karar vermesi gerektiğinden davanın usule aykırı açıldığını savunmuştur. Söz konusu Yönetmeliğin \"Denetimin amacı\" başlıklı 4. maddesinde, Bakanlıkça yapılacak denetimin amacının, ticaret şirketlerinin Kanuna ve Kanuna dayanılarak çıkarılan düzenleyici işlemlere uygun işlem yapmalarını sağlamak olduğu; bu amaç doğrultusunda, Bakanlıkça ticaret şirketlerinin tüm işlemlerinin Kanuna ve Kanuna dayanılarak çıkarılan düzenleyici işlemlere uygunluğunun denetleneceği, uygunsuzlukların giderilmesi için rehberlik edileceği, hukuki sorumluluğu tespit edilenler de genel kurul gündemine alınıp görüşülmek üzere şirketin yönetim organına bildirileceği ve uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların giderilmesine yönelik tedbirler alınacağı düzenlenmiştir. Eldeki davada ise TTK'nın 210. maddesine göre yapılan ve giderilmesi imkanı bulunmayan tespit itibariyle fesih davası açılması öngörüldüğünden, anılan Yönetmelik hükmünün uygulanma imkanı bulunmamaktadır.Davalı şirket hakkında davacı Bakanlık müfettişi tarafından hazırlanan 03/08/2017 tarihli raporda, mahkemenin gerekçeli kararında yapılan tespitler yapılarak, sonuç olarak dava dışı... A.Ş.'nin devremülklerinin satışların paravan şirketler olduğu iddia edilen davalı ... dava dışı ... ile... şirketleriyle birlikte hareket edilerek yapıldığı, buradaki amacın özellikle devremülk alan tüketicilere karşı yükümlülüklerin bertaraf edilmesi olduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir.Yargılama aşamasında alınmış 18/12/2020 tarihli mali müşavir ek raporunda, 2015 yılında davalı şirket müşterilerinden gelen ödemeler toplamının 20.797.983,19-TL olduğu, 440 Alınan Avanslar hesabına kayıt edildiği, toplam 5.403.700,36-TL fatura düzenlediği (+Kdv) 320.01.21.0009 ... A.Ş. tarafından davalı şirkete 10.876.885,80-TL fatura düzenlediği ve ödeme yapıldığı, davalı şirketin ise dava dışı ... A.Ş.'ye 12.833.741,58-TL ödeme yaptığı,1.956.855,78-TL fazlaödeme yaptığı, bu bakiyeyi kayıtlarında verilen şipariş avansları hesabına virman yaptığı; 2016 yılında davalı şirket müşterilerinden gelen ödemelerin toplamının 57.516.457,04-TL olduğu ve 440 Alınan Avanslar hesabına kayıt edildiği, 2015 yılında toplam 9.924.545,90-TL fatura düzenlediği (+Kdv), 120.009.0001  ... A.Ş. tarafından davalı şirkete 16.734.605,17-TL fatura düzenlediği ve ödeme yapıldığı, davalı şirketin ise ... A.Ş.'ye 55.388.916,52-TL ödeme ve fatura düzenlendiği 2016 yılında davalı şirketin ... A.Ş. toplam 34.708.139,17-TL, 440 hesaptan virman yapılarak hesap bakiyesinin azaltıldığının tespit edildiği; yani davalı şirketten.... A.Ş.'ye 2015 yılında fazladan 1.956.855,78-TL aktarıldığı; 2016 yılında ise fazladan 34.708.139,17-TL aktarıldığı, müşterilerinden gelen ödemelerin toplamının 2015 ve 2016 yılında 78.314.440,23-TL olduğu ancak toplam kesilen faturaların bedelinin 15.328.246,26-TL olduğu; davalı şirketin 2015, 2016 ve 2017 tarihli bilançolarının incelenmesi neticesinde, kaydi olarak 31/12/2015 tarihi itibariyle 628.054,14.-TL, kaydi olarak 31/12/2016 tarihi itibariyle 1.728.335,18.-TL ve yine kaydi olarak 2017 tarihi itibariyle 2.815,465,50-TL borca batık durumda olduğu, başka bir ifadeyle şirketin aktifleri ile borçlarını karşılayamayacak durumda olduğu, 13.07.2020 tarihinden itibaren davalı şirket ortağının davalı şirkete 11.900.281,38-TL banka yolu ile gönderdiği, davalı şirketin diğer sermaye yedekleri hesabına kaydettiği ancak rapor yazım tarihine kadar sermaye arttırımının yapılmadığı  bildirilmiştir Davacı Bakanlığın teftiş raporunda ve bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davalı şirketin devre mülk satışı hizmeti verdiğini belirttiği dava dışı şirkete 2015-2016 yıllarında fazladan 36.664.994,95-TL ödeme yaptığı ve kendisini borca batık hale getirdiği anlaşılmıştır.Davalı bu ödemelerin sebebini yargılama aşamasında açıklayamamıştır.Ayrıca davalının da kabulünde olduğu üzere, Bakanlık teftiş raporunu doğrulayacak şekilde UYAP'ta Bursa BAM hukuk dairelerinden yapılmış araştırmada davalı, dava dışı (iflas sebebiyle tasfiye halinde)... A.Ş., Rapor'da zikredilen... A.Ş. ve diğer şirketler aleyhine devre mülk satın almış kişilerce çok sayıda sözleşmenin feshi ile tapu iptal tescil davası açıldığı görülmüştür.Tüm bu bulgular dikkate alındığında davaya dayanak teşkil eden Bakanlık Raporu'ndaki tespitlerin TTK'nın 210/3. maddesi anlamında  muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen davalı şirketin feshine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan davalı vekili istinaf dilekçesinde müvekkilinin borca batıklık durumundan kurtulduğunu ve ödemelerin dikkate alınmadığını savunmakta ise de, söz konusu ve diğer hususların yukarıdaki tespitler karşısında davanın sonucuna bir etkisi bulunmadığı sonucuuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 62,5‬0-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"83969104def0ca24","SID":"13434c04b4ef99f6"}}