{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/560 <br>KARAR NO:2025/1129<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/12/2021<br>NUMARASI:2020/59 Esas - 2021/1148 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>DAVA TARİHİ:21/01/2020<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/07/2025<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; Türkiye-Yemen arası hava taşımasını davalının yaptığı 12.513-USD bedelli ürünün 02/05/2017 tarihinde davalıya teslim edildiğini ancak ürünlerin alıcıya ulaşmayıp yolda kaybolduğunu, alıcıya ürünlerin yeniden gönderilip teslim edildiğini, zararın tazmini için davalıya 15/08/2017 tarihli ihtarname gönderilip, Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibe itiraz edildiğini ileri sürerek TTK'nın 855/5 md uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili; 1 parça 4 kg gönderinin Türkiye'den Yemen'e taşınması  sırasında kaybolduğunu, uyuşmazlığın Montreal Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğunu, Montreal Konvansiyonu 35. maddede \"Eğer bir dava, varış yerine ulaşma tarihinden ya da hava aracının ulaşmış olması gereken ya da taşımanın durdurulduğu tarihten itibaren hesaplanan iki (2) yıllık bir süreç içerisinde açılmazsa, hasara dair haklar geçersiz olacaktır.\" hükmü uyarınca  Mayıs 2017' tarihinde gerçekleşen taşıma için  15.08.2017 tarihli ihtarname keşide etmesine rağmen icra takibinin  12.11.2019 tarihinde başlatıldığını, 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, gönderinin kaybolmasında hiçbir kastı ya da pervasızca davranışı  olmadığını, Montreal Konvansiyonu 22. ve 24. Maddeleri uyarınca sınırlı sorumluluğun  kilogram başına 19 Özel Çekme Hakkı (SDR) ile sınırlı olduğunu, davacının özel fayda  beyanında bulunmadığını, konşimentoda  özel fayda beyanını doldurmadığını, emtia sigortası yaptırmadığını ve 3095 sayılı kanunana göre faiz istenilebileceğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; dava konusu emtianın taşınması sırasında kaybedilerek ziyaa uğradığı, taşımanın uluslararası hava taşıması olması nedeni ile uyuşmazlığın çözümünde normal şartlarda Montreal Protokolü hükümlerinin uygulanması gerektiği halde, varış yeri Yemen olması ve  Monrtreal Protokolünü onaylamamış olması nedeniyle Varşova Konvansiyonu La Haye Değişikliklerinin uygulanması gerektiği, somut olayda hasarın değil emtianın tamamen kaybı durumunun mevcut olduğu, tam kayıp durumunda davalı taşıyıcının taşıma hükümleri uyarınca en önemli yükümlülüğünü hiç yerine getirmemiş olması nedeni ile pervasızca hareket ettiğinin kabulü gerektiğini, Konvansiyonun sınırlayıcı hükümleri uygulanamayacağından TTK'nın 855/5 maddesi uyarınca 3 yıllık hak düşürücü sürenin geçerli olacağı ve davacının zararının emtia bedeli olduğunun kabulü ile  ihtarnamenin 17/08/2017 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla ihtarname ile verilen 15 günlük sürenin bitim tarihi olan 01/09/2017 tarihinin temerrüt tarihi olduğu gerekçesiyle; davalının Bakırköy ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına  yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin takipte talep edilen 12.513-USD asıl alacak ve işlemiş 1.458,18-USD faiz üzerinden devamına, fazla işlemiş faiz talebinin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmesine, takip tarihinde ki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; kaybolan emtiaya ilişkin gerekli tüm araştırmalarını yaptığını, davacıyı bu konuda bilgilendirdiği ancak tüm araştırmalarına rağmen kayıp olduğunu, davacının  özenli davranarak  davacıyı bilgilendirdiğini, pervasızca hareket ettiğine dair hiçbir delil sunulmadığını, taşıyanın emtiayı kaybetmiş olmasının her durumda kasten ve pervasızca hareket ettiği anlamına gelmediğini,taşıyıcının sınırsız sorumluluğu için bunun kanıtlanması gerektiğini,  toplam ağırlığı  4 kg olan gönderinin  günlük taşıma faaliyetleri içerisinde kaybının çok muhtemel olup bunun pervasızlık olarak nitelendirilemeyeceğini,gönderinin alındığı 2 Mayıs 2017 tarihinde TCMB efektif döviz satış kuruna göre 1 USD = 3.55 TL olup karar tarihindeki USD kurunun ise 17.53 TL'olduğunu,   sorumluluğunun eşyanın taşıma için alındığı yer ve zamandaki kıymetine göre belirlenmesi gerektiğini, döviz üzerinden karar verilmesine rağmen faiz işletilmesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olduğunu, hak düşürücü sürede davanın açılmaması ve pervasızca hareketle zarara sebep olunduğunun ispatlanamamış olması nedeniyle kararın kaldırılarak hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, uluslararası hava yolu taşıması sırasında kaybolan gönderi bedelinin tahsili için yapılan icra takibine  vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu 1 kap brüt 4 kg ağırlığında 12.513-USD (gümrük bedelli) tıbbi malzemenin,  İstanbul - Aden (Yemen) arasında   hava yolu  taşıması sırasında kaybolduğu, davalı tarafça  2.5.2017 tarihli hava yük senedi  düzenlendiği, ancak  gönderinin alıcısına ulaşmadığı  hususunda uyuşmazlık yoktur.Taşıma Türkiye -Yemen arasında yapılmış olup; Ülkemiz, havayolu ile yapılan uluslararası kargo/yük taşımalarında Varşova Konvansiyonu(1929), La Haye Değişiklikler (1955),4 nolu Montreal  Protokolü ile saptanmış yükümlülükler kapsamında, bu kurallara taraf olmuş, son değişiklikler içeren ve 1999 yılında imzalanan \"Hava yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Kuralların Birleştirilmesine Dair\" sözleşme 26.3.2011 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Çıkış ülkesi Türkiye  4 Nolu Montreal Protokolü ile değişik Varşova Konvansiyonuna taraf olmakla birlikte varış ülkesi Yemen 4 Nolu Montreal Protokolünü imzalamadığından Varşova Konvansiyonu La Haye Değişikliklerine taraf olduğundan; varış ve çıkış ülkelerinin taraf bulunduğu;Varşova Konvansiyonu La Haye Değişikliği hükümleri somut olayda uygulanacaktır. (Yargıtay 11 HD nin 2008/6107 esas,2010/2028 karar sayılı ilamı ) Somut olayda  kargo kaybı davalının bilgisinde olduğundan ayrıca bir ihbar yapılması gerekmemektedir.La Haye ile Değişik Varşova  Konvansiyonunun 29/1. maddesine göre, \"(1) Varış yerine ulaşma tarihinden veya uçağın ulaşması gereken tarihten veya taşımanın durduğu tarihten başlamak üzere 2 yıl içinde dava açılmazsa, tazminat hakkı düşecektir. (2) Zaman aşımının hesaplanma usulü, davanın açıldığı mahkemenin kanunu ile kararlaştırılacaktır.\" hükmünü haizdir. Konvansiyonda öngörülen bu sürenin zamanaşımı süresi mi yoksa hak düşürücü süre mi olduğu hususu tartışmalıdır. Doktrinde benimsenen hakim görüş uyarınca bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir.Kaldı ki 1929 tarihli Varşova Konvansiyonu'nun orijinal Fransızca metninde de hak düşürücü süre anlamına gelen \"delai de decheance\" ifadesi kullanılmıştır. Buna göre söz konusu süre, kesilmeyen, durmayan, mutlak nitelikte bir süredir (Tuba Birinci Uzun, Uluslararası Hava Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, s. 161-163). Bu kapsamda  iki yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğunun kabulü gerekir. Eldeki davada hava taşıma senedi 2.5.2017 tarihli olup davacı tarafça gönderilen ihtarname 17.8.2017  tarihinde davalıya tebliğ edilmiş,kayba ilişkin araştırmaların yapıldığı bilgisi daha evvel ...ofisi tarafından davacıya bildirilmiştir.Davacı tarafça 12.11.2019 tarihinde icra takibi başlatılmıştır.Mahkemece; davalının emtia kaybının pervasızca hareket olarak kabulü gerektiği,sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı TTK nın 855/5 maddesi uyarınca  hak düşürücü sürenin üç yıl olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; ülkemizce onaylanan uluslarası sözleşme hükümleri iç hukuka dahil olduğundan  konvansiyon yerine TTK hükümlerinin uygulanması doğru olmamıştır.  İlgili konvansiyon hükümleri kapsamında açılan bütün davalar bakımından bu iki yıllık süre uygulanır.Başka bir deyişle bu iki yıllık süre ilgili konvansiyon hükümleri kapsamında kalmak şartıyla, taşıyıcının sorumluluğunun miktarla sınırlandırıldığı veya sınırlandırılmadığı davalar bakımından geçerli olur. (Atıf yapılan aynı eser s: 162) Açıklanan nedenlerle eşyanın varma yerine ulaşması gereken tarihten itibaren 2 yıllık hak düşürücü süre içinde icra takibi başlatılmadığından davanın hakdüşürücü süre nedeniyle usulden reddi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.Uluslararası organizasyon içerisinde kargo kaybı nedeniyle pervasızca hareket kanıtlanamadığı gibi,uygulamaya yeri olmayan hükümlere dayalı olarak  davanın kabulü ,alacak tazminat kabilinden olduğu likit olmadığı  halde icra inkar tazminatına hükmedilmesi  yerinde olmadığından istinaf sebebi yerinde görülen davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden karar verilerek  iki yıllık hak düşürücü süre içinde başlatılmayan takibe  itirazın iptali isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2021 Tarih 2020/59 Esas - 2021/1148 Karar sayılı kararının HMK 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;\"Davanın hak düşürücü süre nedeniyle  reddine,\"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;Alınması gereken 615,40-TL karar harcının mahkeme veznesine yatırılanan  1.031,39-TL peşin harçdan mahsubu ile fazla olan 415,99-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan toplam 450-TL yargı giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,Davalı vekili için takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye ödenmesine,Yatırılan 1.454,99-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde iadesine, Davalının 50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/07/202</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f0cf5bbb2a5c5f5","SID":"224b3dca5f204994"}}