{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ....<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/11/2022<br>NUMARASI\t\t: ....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/11/2022 tarih ve 2021/276 E. - 2022/326 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı Şirketin 2019/129282 sayılı “...” ibareli başvurusuna karşı müvekkilinin \"........\" ibareli markalarına dayalı itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin tanınmış “...” markası başta olmak üzere \"....\" gibi itiraza mesnet diğer markaları ile tek harf farklılığı ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, aynı büyük harf ve düz yazı şekli, benzer renk ve çerçeve kullanımı ile yazılış, okunuş, görsel ve işitsel açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzerlik ve seri marka izlenimi yarattığını, tek harf değişikliğinin ayırt edicilik sağlamadığına ilişkin emsal Yargıtay kararlarının bulunduğunu, “...” markasının müvekkili markaları ile aynı ve ilintili sınıflarda yer alan birebir aynı mal ve hizmetler için 35. sınıfta tescil istendiğini ve orta seviyedeki tüketici tarafından taraf markaları ve kapsamındaki mal ve hizmetlerin karıştırılacağını, “...” markası tanınmış marka olduğundan, davalı başvurusunun tüm mal ve hizmetler için reddedilmesi gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-5601 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava etmiştir. <br>        \t\t\t\t\t\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının \"Şekil+ ...\"  ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"........\"  ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusundaki bariz şekil ve renk unsurunun başvuruyu, davacı markalarından uzaklaştırıp markaya ayrı bir ayırt edicilik kattığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları  arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki  iltibasın bulunmadığı, aynı nedenle SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.            <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin başta tanınmış \"...\" ibareli markaları olmak üzere itiraza mesnet markaları ile davalının başvuru konusu \"...\" markası arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, davalının marka başvurusunun, müvekkilinin itiraza mesnet markalarının tescil sınıfları kapsamındaki mal ve hizmetler için yapıldığını, dolayısıyla markalar arasındaki karıştırılma tehlikesinin kabul edilmesi gerektiğini, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, müvekkili markasının tanınmışlığı ve taraf markaları arasındaki benzerlik karşısında SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen risklerin de oluşacağını, müvekkili markasının yüksek tanınmışlığı gözetilmeksizin yapılan benzerlik değerlendirmesi neticesinde kurulan hükmün hatalı olduğunu, davalı başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararı iptali ve  marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...+şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"......\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarının üç harften oluşan kısa markalar olduğu, bu tür markalarda yapılacak küçük farklılıkların dahi ayırt ediciliği sağlayabileceği, somut olayda da başvurunun ilk harfindeki farklılık ve başvuruda yer verilen şekil unsuru ile başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf markaları arasında benzerlik olmadığınından, davacı markalarının tanınmış olmalarının da tescil engeli oluşturmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, ilk derece mahkemesince dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde de bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/07/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"167fee7f18f68687","SID":"7c0bd4b48a65f2f2"}}