{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2025/592 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/592<br>DAVA\t: Hakem Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 08/07/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 09/07/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Hakem Kararının İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 08/07/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sürücüsü olduğu ----------- plakalı motorsiklet ile seyir halinde iken ----------Ş. tarafından sigortalı olan ----------  plakalı kamyonun hatalı dönüş yapması nedeniyle maddi hasarlı trafik kazasına maruz kalmıştır.\tMüvekkilinin karıştığı trafik kazası nedeniyle zararlarının tazminine ilişkin belirsiz alacak davası niteliğindeki talepleri gereğince ---------- müracaatta bulunduklarını.\tBaşvurularının talep ve sonuç kısmı şu şekildedir. Fazlaya ve faize ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla bilirkişi incelemesinden sonra tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere belirsiz alacak niteliğindeki alacakların 1- Müvekkilin İş gücü kaybından kaynaklı şimdilik 4.000,00 TL sürekli maluyiyet tazminatının, 2- Müvekkilin şimdilik 500,00 TL geçici maluliyet tazminatının 3- Geçicici maliliyet döneminde bakıma muhtaç yaşadığı için 500,00 TL bakıcı parasının, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla  -----------Ş. den yasal faizi yargılama giderleri ve ücreti vekalet ücreti ile birlikte tahsilini talep ederiz. Başvuru üzerine ------------ hakemi tarafından  06.05.2025 tarihinde bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporu taraflarına 07.05.2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bilirkişi raporuna göre müvekkilinin zararı 1.155.940,53 TL olarak tespit edilmiştir. Davalı Sigorta sigorta şirketi tarafından yasal süresinde 12.05.2025 tarihinde bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunmuştur. Sigorta Hakemi ----------- sigortanın bilirkişi raporuna karşı itirazına ilişkin bilirkişi raporuna itirazın reddi ya da ek rapor alınması yönünde karar vermeden taraflarına da belirsiz alacak niteliğindeki alacakların artırılması için süre vermeden dosya hakkında nihai karar vermiştir. Hakem 26.05.2025 tarihli nihai kararında başvuru talibinin kısmen kabulü ile 4.000.000,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatının 04.20.2024 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte tahsiline, 500,00 TL geçici işgörmezlik ve 500,00 TL bakıcı gideri talebinin reddine karar vermiştir. Hakem kararı taraflarına 07.07.2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. 6100 sayalı HMK 107 (2) fıkrasına göre (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır hükmü amirdir.\tHMK hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanacağını açık şekilde belirtmiştir. Sigorta tahkim uyuşmazlıkların çözümüne yönelik olarak tahkim yargılamasının usulüne ilişkin sigortacılık mevzuatının yanı sıra, yapılan atıf dolayısıyla HMK hükümlerinin de uygulanması imkânı söz konusu olacaktır. Hakem, sigorta şirketinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını ara kararında değil nihai kararında değerlendirmiştir.\tHakem ile mail üzerine yaptıkları görüşmede başvurucunun hakemden süre talep etmediği içim taraflarına süre verilmediği belirtilmiştir. Oysaki HMK 107 ye göre başvurucuya kanunem iki haftalık kesin süre verilmesi gerekmektedir. Kanun metninde taraf talep ederse tarafa süre verilir hükmü bulunmamaktadır. Hakemin HMK’yı yanlış uygulamasından dolayı müvekkilinin zarara uğradığını, belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda ek dava açılamamaktadır. Hakem, taraflarına taleplerini artırmak için süre vermeden karar verdiği için  bakiye  alacaklar için ne ----------- nezdinde ne de genel yetkili mahkemelerde ek dava açamamaktayız. Hakemin başvurucu olarak taraflarına kanundan kaynaklanan iki haftalık artırım süresi vermeden karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır. HMK 439 e) Tahkim yargılamasının, usul açısından sözleşmede veya bu yönde bir sözleşme bulunmaması hâlinde, bu Kısımda yer alan hükümlere uygun olarak yürütülmediği ve bu durumun kararın esasına etkili olduğu, ğ) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, tespit edilirse, hakem kararları iptal edilebilir.\tHMK 107 de ki  hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır hükmü amirdir hükmüne rağmen iki haftalık sürenin verilmemesi hak kaybına sebep olmuştur.\tHakem bariz usul hatası yapmıştır. Yasanın emredici hükmünün uygulanmaması ile kamu düzeni ihlal edilmiştir. ---------- daha hızlı netice almak için yaptığımız başvuru hakem hatası yüzünden sekteye uğramıştır. HMK 439 maddesinin  5. Fıkrasına göre işbu davaların Bölge Adliye Mahkemesinde görülmesi gerekir hükmü bulunsa da ----------- sayılı kararına göre görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. HMK’nın kabulünden sonra, 5235 sayılı Kanun’da yapılan bu değişiklikle, gerek 6100 sayılı HMK’ya tabi olan milli tahkimde, gerekse 4686 sayılı MTK’ya tabi olan tahkimde verilen hakem kararlarına karşı açılan iptâl davalarına (ve Kanun’da belirtilen diğer davalara) asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı öngörüldüğüne göre, mevzuat hükümleri arasındaki son tarihli olan söz konusu Kanun’a göre, bu davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu kabul edilmelidir. Kaldı ki, yukarıda da değindiğimiz üzere, iptâl davalarında görevli mahkeme konusunda, HMK’nın 410. ve 439. maddeleri arasında çelişki bulunduğu gibi, 6545 sayılı Kanun’la değişik 5235 sayılı Kanun, HMK’ya göre özel bir Kanun’dur. Dolayısıyla özel nitelikteki Kanun hükümlerinin öncelikli olarak uygulanması gerekir. Öte yandan önceki tarihli özel kanun ile sonraki tarihli genel kanunun çatışması durumunda da yapılması gereken; kanun koyucunun iradesinin araştırılmasıdır. Burada ise, 5235 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik (18.6.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun), HMK’nın kabulünden çok sonra olduğu gibi, söz konusu Kanun’a (5235) eklenen 5. maddenin 3. fıkrasının açık hükmü karşısında, kanun koyucunun iradesinin de hakem kararlarına karşı açılan iptâl davalarında görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu yönündedir.” şeklinde görüşünü belirtmektedir. Doktrindeki tüm bu görüşler çerçevesinde somut olayımıza gelince; hakem kararlarının iptâli davalarında görevli mahkemenin belirlenmesi uyuşmazlığın özünü oluşturmaktadır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 410. maddesinde “Tahkim yargılamasında, mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme tahkim yeri bölge adliye mahkemesidir. Tahkim yeri belirlenmemiş ise görevli ve yetkili mahkeme, davalının ----------- yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri bölge adliye mahkemesidir.” ifadelerine yer verilmiştir. 6545 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun`un 5. maddesinin ikinci fıkrası yeniden düzenlenmiş ve asliye ticaret mahkemeleri tahkim ile ilgili konularda görevli mahkeme olarak belirlenmiştir. HMK’nın 410. maddesinin lafzı ile bağlı kalıp buna göre yorum yapılarak sonraki değişikliği yok saymak suretiyle hakem kararlarının iptâli davalarında görevli mahkemenin bölge adliye mahkemeleri olduğu sonucuna uluşmak hukuken mümkün değildir. Zira hakem kararının iptâli davası, 410 maddenin lafzında belirtildiği üzere hakem yargılaması sırasında mahkemenin görevli olduğu bir iş değildir. Hakem kararının iptâli davası, tahkim sonucunda verilen kararın iptâli istemine ilişkindir. Kaldı ki, hakem kararlarına karşı ancak iptâl davası açılabileceğinin kabul edildiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 439. maddesinin gerekçe kısmında “…Hakem kararına ilişkin olarak yetkili ilk derece mahkemesi de bir iptâl sebebi görmemiş ise artık temyiz aşamasında karar icra edilmelidir.” Hakem karının iptali için işbu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğundan bahisle ----------- başvurulu numaralı ve ------------- sayılı uyuşmazlık hakem kararının iptaline karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Dava, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararı'nın HMK'nın 439. maddesine dayanılarak iptali istemine ilişkindir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun İptal davası başlıklı 439 uncu maddesi \"(1) Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür. (2) a) Tahkim sözleşmesinin taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu, b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde, sözleşmede belirlenen veya bu Kısımda öngörülen usule uyulmadığı, c) Kararın, tahkim süresi içinde verilmediği, ç) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği, d) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı, e) Tahkim yargılamasının, usul açısından sözleşmede veya bu yönde bir sözleşme bulunmaması hâlinde, bu Kısımda yer alan hükümlere uygun olarak yürütülmediği ve bu durumun kararın esasına etkili olduğu, f) Tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği, g) Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı, ğ) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, tespit edilirse, hakem kararları iptal edilebilir. (3) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği iddiasıyla açılan iptal davasında, tahkim sözleşmesi kapsamında olan konuların, tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının sadece tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal edilebilir. (4) İptal davası, bir ay içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya tavzih, düzeltme ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Hakem kararına karşı iptal davası açılması kararın icrasını durdurmaz. Ancak taraflardan birinin talebi üzerine hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak bir teminat gösterilmek şartı ile kararın icrası durdurulabilir. (5) İptal talebi, davaya bakan bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe, dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. (6) İptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddede yer alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. (7) İptal davasının kabulü hâlinde, kabul kararı temyiz edilmezse veya ikinci fıkranın (b), (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentlerindeki hâllerin varlığı sebebiyle kabulü hâlinde, taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler. Taraflar isterlerse eski hakemleri tayin edebilirler.\" hükmünü düzenlemiştir.<br>HMK 439 (1) maddesinde hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabileceği, iptal davasının da, tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılacağının düzenlendiği anlaşılmakla uyuşmazlığın çözümünde ------------ Bölge Adliye Mahkemesi görevlidir. Bu sebeple, davanın HMK 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı yokluğu sebebiyle HMK 115/2. Maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere üzere; <br>1-Açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 (1) c) maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK'nun 115 (2) maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, <br>HMK'nun 439 (1) maddesi gereğince görevli mahkeme ------------ Bölge Adliye Mahkemesi olması sebebi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,<br>2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ------------ Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aksi taktirde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına (kararın tebliği ile ihtaratın yapılmış sayılmasına), <br>3-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, HMK'nun 20 (1) maddesi gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, <br>4-HMK'nun 331 (2) maddesi uyarınca davaya görevli mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine, görevli mahkemede devam edilmez ise talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine, <br>Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ------------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere tensiben oy birliğiyle karar verildi.<br>09/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"66294692f532f7f2","SID":"2a24d721ea765635"}}