{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/913 <br>KARAR NO: 2025/1032<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/05/2025<br>NUMARASI: 2025/347 E. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında \"... Mah. ... Sok. No:... Tarabya Sarıyer İstanbul adresinde faal ... Anaokulu ve Okul Öncesi Eğitim'in tüm hisseleri ve tüm demirbaşlarının devri\" hususunda 10.09.2024 tarihinde devir sözleşmesi akdedildiğini, davacı sözleşme koşulu olarak  davalıya; 10.09.2024 tarihinde 1.000.000 TL, 11.10.2024 tarihinde 700.000 TL, 14.10.2024 tarihinde 300.000 TL, 11.11.2024 tarihinde 1.300.000 TL, 12.11.2024 tarihinde 200.000 TL olmak üzere 3.500.000,00 TL ödediğini, müvekkil sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmiş ancak davalı tarafından sözleşmenin koşulları yerine getirilmemiş, işbu sebeple tarafımızca Beyoğlu ... Noterliği'nin 21.03.2025 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname yoluyla davalıya ödenen 3.500.000,00 TL'nin faiziyle birlikte iadesi istendiğini, ödenen bedel davalı tarafından iade edilmemesi sebebiyle İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip konusu alacak likit ve muaccel olup, müvekkilin tüm çağrı ve çabalarına rağmen bugüne kadar ödenmediğini, taraflar anaokulunun hisseleri ve demirbaşlarının devri hususunda anlaştıklarını, davacı davalı/borçluya duyduğu güvene istinaden anlaşma koşulları çerçevesinde  sözleşme bedelinin 3.500.000,00 TL'lik kısmını davalı/borçluya peşin olarak ödemiş ancak davalı/borçlu teslim için kararlaştırılan tarih ve sonrasında resmi devir işlemlerini yapmaktan ve resmi sözleşme imzalamaktan kaçındığını, müvekkilinin peşin olarak ödediği parayı talep etmişse de davalı/borçlu müvekkili bugüne kadar oyaladığını, öncelikle müvekkilin adli müzaheretten yararlandırılarak yargılama harç ve giderlerinden muaf tutulmasına, 3.533.000,00 TL alacak için borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine alacağımızı karşılayacak tutarda teminatsız ihtiyati haciz konulmasına, davalı/borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takip dosyası nezdindeki haksız ve kötü niyetli vaki itirazının iptali ile takibin devamına, itirazında haksız ve kötü niyetli olan davalının asıl alacağın %20‘sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama harç ve giderleriyle, vekalet ücretinin davalı/borçlu yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece 16/05/2025 tarihli ara karar ile; Somut durumda, sözleşmenin 3.3 maddesi dikkate alındığında yaklaşık ispat olmadığından \"Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı/davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin sözleşme koşulu olarak davalıya 0.09.2024 tarihinde 1.000.000 TL , 11.10.2024 tarihinde 700.000 TL, 14.10.2024 tarihinde 300.000 TL , 11.11.2024 tarihinde 1.300.000 TL , 12.11.2024 tarihinde 200.000 TL olmak üzere toplam 3.500.000,00 TL ödediğini, ödeme belgelerinin davalının el yazısıyla yazılarak davalı tarafından imzalandığını, İstanbul CBS'nin 2025/48900 no'lu soruşturma dosyasındaki ifadesinde ödemenin kendisine yapıldığını ikrar ettiğini, müvekkiline  3.500.000 TL yi geri ödemek istediğini müvekkilinin kabul etmediğini iddia ettiğini, mahkeme kararının aksine sözleşmenin 3.3 maddesinin yaklaşık ispata halel getirecek vasıfta olmadığını, müvekkilinin davalıya ödediği bedelin taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını, yaptığı ödeme karşılığında davalının hiçbir edimi yerine getirmediğini, tevzi formunda dosya için tahmini bitiş süresinin 450 gün olduğunu, bu süreçte müvekkilinin önemli ölçüde zarara uğrayacağını, müvekkilinin açtığı bu davanın hak arama özgürlüğünün bir yansıması olduğunu, müvekkilinin işbu davayı açmakta korunmaya değer hukuki yararının bulunduğunu, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava işletme devrinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yürütülen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı 3.533.000,00 TL alacak için teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında, İstanbul Sarıyer’de faaliyet gösteren ... Anaokulu ve Okul Öncesi Eğitim Kurumu’nun tüm hisseleri ve demirbaşlarının devrine ilişkin 10.09.2024 tarihli devir sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda müvekkilinin davalıya toplam 3.500.000,00 TL ödeme yaptığını, sözleşme gerekliliklerinin müvekkil tarafından yerine getirilmesine rağmen, davalının resmi devir işlemlerini yapmadığını ve sözleşme yükümlülüklerini ihlal ettiğini beyanla  İstanbul ... İcra Dairesi ... E. sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatıldığını takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş davacı vekili istinaf talep etmiştir. İhtiyati hacize ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunundaki düzenlemeler incelendiğinde; İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip,uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yaklaşık ispat yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz.Somut olayda; davacının İİK.’nun 257 maddesinin birinci  fıkrasına göre, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı olarak ihtiyati haciz talebinde bulunduğu, taraflar arasında, 10.09.2024 tarihli olarak imzalanan sözleşme ile, İstanbul ili Sarıyer ilçesi ... Mahallesi ... Sokak No:... adresinde faaliyet gösteren ... Anaokulu ve Okul Öncesi Eğitim Kurumu’nun tüm hisseleri ile demirbaşlarının devrine ilişkin 5.000.000,00 TL bedelli bir devir a sözleşmesi  yapıldığı, sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya 10.09.2024 – 12.11.2024 tarihleri arasında toplam 3.500.000,00 TL ödeme yapıldığı, ancak davalının kararlaştırılan tarihlerde resmî devir işlemlerini yapmaktan ve noter sözleşmesi imzalamaktan kaçındığı, bu nedenle de sözleşme bedeli olarak ödenen meblağın iadesi amacıyla icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu sözleşmenin  \"HÜKÜM VE ŞARTLAR\" başlıklı  3. Maddesinin \" 3.1. DEVREDEN, işbu sözleşmeye konu DEVREDİLEN’deki bütün hak ve hisseleri ile işletmenin tamamını toplamda 5.000.000,00 TL (Beş Milyon Türk Lirası) bedel karşılığında DEVRALAN’a satış ve devrini gerçekleştirmeyi kabul, beyan ve taahhüt etmiştir. Söz konusu satış bedeli DEVRALAN tarafından ilk taksit olarak 10.09.2024 tarihinde 1.000.000,00 TL (Bir Milyon Türk Lirası), 10.10.2024 tarihinde 2.000.000,00 TL (İki Milyon Türk Lirası) ve 10.11.2024 tarihinde 2.000.000,00 TL (İki Milyon Türk Lirası) olmak üzere üç taksit ile DEVREDEN’e tek seferde ve nakden ödenecektir.3.2. DEVRALAN, 10.09.2024 tarihinde elden ödeyeceği 1.000.000,00 TL ile birlikte DEVREDİLEN işletmenin koordinasyonunun aksamaması için DEVREDEN ile birlikte 20 gün boyunca ortak çalışma ve destek sağlayacağını ve söz konusu ödemeden itibaren 1 hafta içerisinde devir işleme uygun olarak şahıs şirketi kuracağını kabul, beyan ve taahhüt eder.3.3. Taraflar işbu sözleşmenin konusu satış ve devir bedelinin tamamının DEVREDEN’e ödenmesi ile 3 iş günü içerisinde noterde devir işlemlerini tamamlamayı karşılıklı olarak kabul etmişlerdir. Söz konusu satış bedelinin tamamının 10.11.2024 tarihine kadar ödenmemesi halinde taraflar işbu sözleşmenin geçersiz olacağını ve DEVRALAN’ın yaptığı ödemeler dahil hiçbir talebinin bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder. DEVRALAN, 10.11.2024 tarihine kadar 2.000.000 TL’lik üçüncü taksiti ödememesi durumunda; ödemiş olduğu önceki bedeller olan 1.000.000,00 TL ve 2.000.000,00 TL bedellerin iadesine ilişkin herhangi bir talebinin bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder.\" şeklinde olduğu, davacının kendi beyanına göre son olarak 12.11.2024 tarihinde  ödeme yaptığı ve toplam ödeme bedelinin  3.500.000,00 TL olduğu,   davalının ise, \"sözleşme bedelinin tamamının  ödenmemesi nedeniyle sözleşmede öngörülen ödeme koşullarının ihlal edildiği ve ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi hâlinde sözleşmenin  geçersiz  hale geldiği, sözleşme hükmü gereği ödenen bedellerin  iade edilmeyeceği\" savunmasında bulunduğu ,  taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereği  alacağın varlığı ve muacceliyetinin yargılamayı gerektirdiği bu aşamada mevcut delillere göre alacağın varlığı konusunda kanaat edinecek yeterlilikte yaklaşık ispat şartının bulunmadığı bu nedenle ihtiyati haciz isteminin reddine dair kararın dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu anlaşıldığından   davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2025 tarih ve 2025/347 E. sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c2035f2f31ca309","SID":"c5711981d5823a3e"}}