{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .....-.....<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br>KARAR TARİHİ\t: 16/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....\t(...)<br>ÜYE\t\t: .....\t(...)<br>ÜYE\t\t: .....\t(...)<br>KATİP\t\t: .....\t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 07/05/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACILAR \t: 1-........  <br>\t\t2-........ <br>\t\t3-........ <br>\t\t4-........ <br>\t\t5-........ \t<br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI \t: 1-........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI \t: 2-........  <br>VEKİLİ\t\t: Av......<br>DAVALI \t: 3-........  <br>İHBAR OLUNAN\t: ........    <br>VEKİLİ\t\t: Av. ÜMİT EREN <br>DAVA\t: Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 16/07/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16/07/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacılar vekili dava dilekçesiyle özetle; 22/05/2023 tarihinde sürücü ........ sevk ve idaresindeki ........ plakalı araç ile sürücü ........ sevk ve idaresindeki ........ plakalı aracın çarpışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, ........ plakalı araçta yolcu olarak bulunan ........' ın yoğun bakımda bir müddet yaşam mücadelesi verdikten sonra kazaya bağlı olarak vefat ettiğini, bu kazada müvekkillerinin oğlu ve kardeşi olan ........' ın tamamen kusursuz olduğunu, davalı sürücüsü ........' ın kullandığı aracın göstergesinin 140 km hızda takılı kaldığını, diğer kusurların yanında hız ihlalinin de bulunduğunu, müvekkillerinin bu kazadan dolayı maddi ve manevi yıkıma uğradıklarını, müvekkillerinin oğlu ve kardeşleri olan ........' ın gençliğinin baharında askerlik çağında vefat ettiğini, müvekkillerinin evinin geçimine katkıda bulunan ........' ın zamansız ölümünün müvekkillerini zor duruma düşürdüğünü, dava konusu kaza ile ilgili olarak Seydişehir Ağız Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davanın henüz derdest olduğunu, davalı sigorta şirketine karşı yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığından bahisle ileride artırılmak üzere müteveffanın anne ve babası olan müvekkilleri ........ ve ........ için 100.000,00 er TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 100,00 TL cenaze ve defin giderlerinin sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen müvekkillerine ödenmesine, yine aynı müvekkilleri için 400.000,00 er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı araç sürücüsü ........ ve araç maliki ........ Tic. A.Ş.' den müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen müvekkillerine ödenmesine, müteveffanın kardeşleri olan müvekkilleri ....., ..... ve ........ için 100.000,00 er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı araç sürücüsü ........ ve araç maliki ........ Tic. A.Ş.' den müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen müvekkillerine ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacılar vekili 26/03/2025 havale tarihli talep artırım dilekçesiyle özetle; müteveffanın babası olan müvekkili ........ için destekten yoksun kalma tazminatı alacaklarını 911.041,78 TL artırarak 1.011.041,78 TL olarak (sigorta şirketi açısından poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere) kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müteveffanın annesi olan ........ için destekten yoksun kalma tazminatı alacaklarını 1.501.236,47 TL artırarak 1.601.236,47 TL olarak (sigorta şirketi açısından poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere) kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ........ A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle özetle; kazaya karışan ........ plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 12/05/2023-2024 tarihlerini kapsayan ZMMS ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ve sigortalı araç sürücülerinin kusuru oranı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat taleplerinin şahıs başına geçerli olan teminat limiti ile sınırlı olduğunu, kusur raporunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınmasını talep ettiklerini, yargılamada KTK ve genel şartlarda yapılan değişikliğin dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketin davacılar tarafından temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle olası müvekkili aleyhine verilecek kararın faiz hesabının dava tarihinden başlaması gerektiğini, başvuranın kazadan dolayı herhangi bir sosyal kurumdan destek alıp almadığının araştırılması gerektiğinden bahisle davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ........ Şirketi vekili cevap dilekçesiyle özetle; kovuşturmaya devam edilen Seydişehir Ağız Ceza Mahkemesindeki bilirkişi raporlarının mahkemenizde dikkate alınmayarak uzman bilirkişilerce düzenlenecek rapor doğrultusunda kusur oranının tayin edilmesini talep ettiklerini, dava konusu trafik katasının müteveffanın bulunduğu aracı arkasından sollayan ........ plakalı beyaz renkli aracın müvekkili şirkete ait oracın önüne aniden çıkması nedeniyle meydana geldiğini, bu iddialarının polis merkezinde verilen tanık ifadeleriyle teyit edilebilir nitelikte olduğunu, bu nedenle müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, müteveffanın bulunduğu aracın arka kısımlarında koltuk bulunmadığını, güvenlik tedbirlerinin alınmadan trafiğe çıkılması ve bu nedenle müteveffanın kusurlu hareketinin bulunması nedeniyle ölüm olayının meydana geldiğini, davanın genişletilmiş kasko sigortasını yaptırdıkları ........ A.Ş.' ye ihbar ettiklerini, mahkemece verilen ihtiyati haciz kararına itiraz ettiklerini, söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle kaldırılması gerektiğinden bahisle öncelikle ihtiyati haczin kaldırılmasına, davacıların haksız davasının reddine, davanın ........ A.Ş.' ye ihbarına, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İhbar olunan ........ A.Ş. cevap dilekçesiyle özetle; davacılar tarafından müvekkili şirkete herhangi bir başvurunun mevcut olmadığını, bu nedenerle dava şartının bulunmadığını, trafik sigorta poliçesindeki teminatların tükenip tükenmediğinin araştırılması gerektiğini, ZMMS' ye ilişkin hasar dosyasının dosyaya kazanladırılmasını talep ettiklerini, ZMMS den kaynaklı bir ödeme yapılmış ise bunun tespitinin yapılmasının gerektiğini, kaza tespit tutanaklarının bilirkişi raporu niteliğinde olmadığını, kusur, derecesi ve dağılımının çözümleme gerektirdiğini, bu nedenle talep konusu olayın çözüme kavuşturulması için kusur yönünden öncelikle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinden bahisle dava konusu taleplerin poliçe teminatı dışında olup zenginleşme yasağı ilkesi gözetilerek zararın somut olarak hiçbir delil ile ispatlanmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Somut olayda, desteğin kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığından hesaplanan tutardan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmiş ve bu yönde yapılan hesaplama neticesinde davacı ........'ın talep edebileceği tazminat tutarının 808.833,42 TL, davacı ........'ın talep edebileceği tazminat tutarının ise 1.280.989,17 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Yine davalı sigorta şirketinin poliçe limiti olan 1.200.000,00 TL'ye kadar sorumlu olması, davacıların zararının bu tutarın üstünde olması nedeniyle garame hesabı yapılması gerekmektedir. Oranlama suretiyle yapılan hesaplama neticesinde davalı ........ A.Ş.'nin sorumluluğunun davacı ........ yönünden (1.200.000,00 x 808.833,42 / 2.089.822,59 =)<br> 464.441,39 TL, davacı ........ yönünden ise (1.200.000,00 x 1.280.989,17 / 2.089.822,59 =)<br> 735.558,61 TL ile sınırlı olduğu sonucuna varılmıştır.  <br>\tHer ne kadar davacı ........ ile davacı ........ cenaze ve defin gideri isteminde de bulunmuş ise de; giderlere ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediği, gelen yazı cevapları ile defin işlemlerinin ücretsiz olarak gerçekleştirildiğinin bildirildiği, davacı tarafça bu zarar kalemi yönünden davanın ispatlanamadığı sonucuna varıldığından davacıların cenaze ve defin giderinin tahsiline ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tTüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında sigortalı araç sürücüsü davalı ........'ın tam kusurlu olduğu, kaza neticesinde ........'ın öldüğü, davacı ........ ile davacı ........'ın müteveffa ........'ın desteğinden mahrum kaldıkları, davacı ........'ın destek zararının 808.833,42 TL, davacı ........'ın destek zararının ise 1.280.989,17 TL olduğu, davalı ........'ın araç sürücüsü, davalı ..... A.Ş.'nin işleten, davalı ........ A.Ş.'nin ise ZMM sigortacısı sıfatı ile bu zarardan sorumlu oldukları, ancak ........ A.Ş.'nin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olduğu, poliçe limiti dikkate alındığında sigorta şirketinin sorumlu olduğu tutarın davacı ........ yönünden 464.441,39, davacı ........ yönünden ise 735.558,61 TL olduğu sonucuna varıldığından davacıların destekten yoksun kalma tazminatı davalarının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Kazanın oluş şekli ve sonucu, davacıların müteveffa ile olan bağları, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacıların manevi tazminat davalarının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklinde davacı ........'ın maddi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 808.833,42 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ........ A.Ş.'nin sorumluluğu 464.441,39 TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ........ A.Ş. yönünden 28/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı ........  ve davalı ..... Tic. A.Ş. yönünden ise ölüm tarihi olan 22/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ........'ın maddi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 1.280.989,17 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ........ A.Ş.'nin sorumluluğu 735.558,61 TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ........ A.Ş. yönünden 28/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı ........  ve davalı .....Tic. A.Ş. yönünden ise ölüm tarihi olan 22/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ........ ile davacı ........'ın cenaze ve defin masrafının tahsiline ilişkin davalarının reddine, davacıların manevi tazminat davalarının kabulü ile, davacı ........ için 400.000,00 TL, davacı ........ için 400.000,00 TL, davacı ........ için 100.000,00 TL, davacı ........ için 100.000,00 TL, davacı ........ için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 1.100.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 22/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ........  ve davalı .....Tic. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ..... Tic AŞ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, somut olayda tazminat tutarının TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesinin hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi, hakkaniyet indirimi olmadığından mahkemece kusur indirimi yapılması durumunda kısmen kabulüne ilişkin vekalet ücreti hesaplanması gerektiğini beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararda müvekkillerinin hak ettiği tazminatların eksik hesaplandığını ve eksik hesaba göre kabul kararı verildiğini, müvekkillerinin alacaklarını çok daha yüksek olduğunu, müvekkillerini emniyet kemeri takmadığına dair davalı taraflarca dosyaya herhangi bir delil bulunmadığını, ispat yükü üzerilerinde bir hususu ispat edemediklerini, bu nedenle resen müterafik kusur indirimi yapılmasının haksız olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında rapor tarihi olan 2025 yılı asgari ücret baz alınarak hesaplamaların yapıldığını, dosyada kararın ortadan kaldırılması halinde ücret konusunda meydana gelecek artışlara ve enflasyon farkına ilişkin fazlaya dair haklarının tamamını saklı tuttuklarını beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Kusura itiraz<br>Davaya konu 22/05/2023 tarihli trafik kazasının, davalı ........ sevk ve idaresindeki ........ plakalı kamyoneti ile Beyşehir istikametinden gelip Isparta ili istikametine seyir halindeyken ........ kod no.lu devlet karayolunun ..... metreye geldiği esnada aracının ön sağ kısmıyla, Isparta ili istikametinden Beyşehir ilçesi istikametine seyreden sürücü ........ sevk ve idaresindeki ........ plakalı kamyonetin ön kısmına çarpması neticesinde meydana geldiği, kaza sonucu ........ plakalı araçta yolcu konumunda olan ........'ın vefat ettiği anlaşılmıştır.<br>\tKaza sonrasında görevli kolluk tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile, trafik kazasının oluşmasında davalı ........'ın tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Soruşturma aşamasında tanzim edilen 01/06/2023 tarihli bilirkişi raporu, kovuşturma aşamasında tanzim edilen 10/05/2024 tarihli ATK raporu ve Mahkememizin bu dosyasında tanzim edilen 02/02/2025 tarihli Karayolları Fen Heyeti raporu ile de kazanın oluşmasında davalı ........'ın tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir.<br>\tMahkemece  02/02/2025 raporundaki tespitlerin dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olması nedeniyle, davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ........'ın tam kusurlu olduğu kabul edilmesi yerindedir.itiraz yersizdir<br>Davacı vekilinin olayda müterafik kusur bulunmadığı,  indirim yapılmaması gerektiği istinafı<br>6098 sayılı Borçlar Kanun’un, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. <br>\tMüterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. <br>\tDava konusu kaza nedeniyle ........ plakalı araç içerisindeki ........, ........, ........ ve ........ ölmüştür. Ölenlerin ölü muayene tutanakları incelendiğinde sürücü ........ ile sağ ön yolcu koltuğunda bulunan ........'ın künt kafa travması geçirdiklerinin tespit edildiği görülmektedir. Aracın kasa kısmında bulunan ........ ve ........'ın ölü muayene tutanaklarında ise künt kafa travması bulgusu yoktur<br>\tMüteveffanın , kazanın akabinde düzenlenen ölü muayene raporunda  ölümüne  neden olan temel husus KÜNT KAFA TRAVMASI VE GENEL BEDEN TARAVMASINA  bağlı ÇOK SAYIDA EXTREMİTİE KIRIĞI ,VERTABRA KIRIKLARI ,İÇ KANAMA VE KOMPLİKASYONLAR  OLUP  somut olayda KEMER  kullanılsa dahi aynı sonuç meydana geleceğinden ve bu durum müteveffanın ölümüne etken bir husus olmadığından, indirim uygulanmaması, gerekirken indirim kararı yersiz  olup davacının istinafı yerindedir.<br>\tANCAK<br>\tDavalı vekilinin PMF 1931'İN UYGULANMASI gerektiği ve kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;\t<br>\t AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>\tAnayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>\tYine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>          Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>       Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>\tBu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>\tBu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak  01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde mahkemece AYM verilen iptal kararı doğrultusund PMF 1931'e göre  karar verilmesi gerekirken TRH 2010'a göre karar verilmesi yanlış olup itirazlar yerindedir.<br> HMK'nin 355. maddesinde, “ İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir.<br>\tYukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir  yanlışlığın da bulunmadığı gözetilere davacılar vekili ile davalı ........ Tic AŞ vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davacılar vekili ile davalı ........ Tic AŞ vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;<br>\t1-DAVACI ........'IN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1.118.249,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ........ A.Ş.'nin sorumluluğu 677.452,15 TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ........ A.Ş. yönünden 28/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı ........  ve davalı ........  San. ve Tic. A.Ş. yönünden ise ölüm tarihi olan 22/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t2-DAVACI ........'IN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 862.553,66 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ........ A.Ş.'nin sorumluluğu 522.547,85  TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ........ A.Ş. yönünden 28/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı ........  ve davalı ........  San. ve Tic. A.Ş. yönünden ise ölüm tarihi olan 22/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t3-Davacı ........ ile davacı ........'ın cenaze ve defin masrafının tahsiline ilişkin davalarının REDDİNE,<br>\t4-DAVACILARIN MANEVİ TAZMİNAT DAVALARININ KABULÜ ile,<br>\tDavacı ........ için 400.000,00 TL,<br>\tDavacı ........ için 400.000,00 TL,<br>\tDavacı ........ için 100.000,00 TL,<br>\tDavacı ........ için 100.000,00 TL,<br>\tDavacı ........ için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 1.100.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 22/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ........  ve davalı ........  San. ve Tic. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, <br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>5-Alınması gereken 210.449,65 TL harçtan peşin alınan 12.680,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 197.769,15 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, (Davalı ........ AŞ.nin 76.932,19 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına)<br>6-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.200,00 TL yargılama giderinin 547,20 TL'lik kısmının davacılar ........ ve ........' dan, 2.652,8‬0 TL'lik kısmının ise davalı ........ A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, <br>7-Davacılar tarafından yapılan 12.680,50 TL harç giderinin (Davalı ........ A.Ş.'nin sorumluluğu 4.932,71 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>8-Davacı tarafından yapılan 974,35 TL harç gideri ve 17.098,75 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 18.073,10 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 14.982,59 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlasının kendi üzerinde bırakılmasına, (Davalı ........ AŞ.nin 5.828,23 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına) <br>9-Davalı .....Tic. A.Ş. tarafından yapılan 1.635,00 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 279,58 TL yargılama giderinin  davacı ........ ve davacı ........'dan (eşit oranda) alınarak adı geçen davalıya verilmesine, fazlasının kendi üzerinde bırakılmasına,<br>10-Davacı ........ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen maddi tazminat üzerinden hesaplanan 132.757,51 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, (Davalı ........ AŞ.nin 80.318,29 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına) <br>11-Davacı ........ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen maddi tazminat üzerinden hesaplanan 168.554,92 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, (Davalı ........ AŞ.nin 101.975,72 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına) <br>12-Davalı ........  Sanayi ve Ticaret AŞ ile ........ AŞ vekili kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ........ için ret edilen maddi tazminat yönünden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin bu davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,<br>13-Davalı ........  Sanayi ve Ticaret AŞ ile ........ AŞ vekili kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ........ için ret edilen maddi tazminat yönünden hesaplanan 76.448,05 TL vekalet ücretinin bu davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,<br>14-Davacı ........ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen manevi tazminat üzerinden hesaplanan 64.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan ........ ile davalı ........  Tic AŞ.den müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine,<br>15-Davacı ........ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen manevi tazminat üzerinden hesaplanan 64.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan ........ ile davalı ........  Tic AŞ.den müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine,<br>16-Davacı ........ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen manevi tazminat üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan ........ ile davalı ........  Tic AŞ.den müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine,<br>17-Davacı ........ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen manevi tazminat üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan ........ ile davalı ........  Tic AŞ.den müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine,<br>18-Davacı ........ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen manevi tazminat üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan ........ ile davalı ........  Tic AŞ.den müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine,<br>19-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,<br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>20-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacılar ile davalı ........ Tic AŞ tarafına ayrı ayrı iadesine,<br>21-Davacılar tarafından yapılan 3.366,20 TL istinaf başvuru gideri ile 631,25 TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 3.997,45 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,<br>22-Davalı ........ Tic AŞ tarafından yapılan 8.415,50 TL istinaf başvuru gideri ile 343,75 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 8.759,25 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalıya ödenmesine,<br>23-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 16/07/2025<br><br>\t\t\t\t<br>       \t   .....       \t\t   .....\t\t\t    .....       \t\t.....<br>            Başkan\t     \t  Üye \t \t\t   Üye \t \t          Katip<br>          \t    ...\t\t  \t   ...\t        \t\t     ...\t  \t\t...<br>            E imza                        E imza                           E imza                   E imza<br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62c3697306df7f73","SID":"ca93cc9ad09e8b14"}}