{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/01/2023<br>NUMARASI\t\t:....<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/01/2023 Tarih ve 2022/125 Esas - 2023/27 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davalının 2020/02886 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin ..... şeklinde tescilli markalarına dayalı olarak ileri sürdüğü itirazların Kurum tarafından reddolunduğunu, başvuru sahibinin daha evvel de 2017/75066 sayısı ile gerçekleştirdiği başvuruya karşı müvekkili tarafından yapılan itiraz sonucunda başvurunun reddine dair verilen YİDK kararının iptali istemiyle davalı tarafça  Ankara 4. FSHHM’nin 2018/443E sayısı ile görülen davada davalı yanın haksız bulunduğunu, dolayısıyla davalı yanın müvekkilinin markalarından haberdar olmasına rağmen ısrarla yeni başvurular gerçekleştirdiğini, müvekkilinin “...” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu,  müvekkilinin eser sahibi ve yapımcısı olduğu “...... yayınlanmış bir dizi olduğunu,  bu dizinin aynı zamanda eser olmasından ötürü SMK m.6/6 uyarınca müvekkilinin üstün hakkının bulunduğunu, ayrıca İstanbul 2. FSHHM’nin 2019/111E sayılı dosyasında da ....... üzerine kayıtlı “...” markasının hükümsüzlüğünün talep edildiğini, müvekkilinin 63 bölümden oluşan “...” dizisinin yapımcısı, yönetmeni ve aynı zamanda yazarı olduğunu,  2008 yılında başlayan dizinin ..... belgesel kanallarında yayınlandığını, yine müvekkilinin “... ...” isimli kitabının da 2010 yılında yayınlandığını, bunun devamında oluşturulan edebiyat serisinin 2010 – 2018 yılları arasında yayınlandığını, .......Şti firmasının müvekkilinin ... ile olan ilişkisinde teknik destek sağlayan ve temsilci konumundaki firma olduğunu,  müvekkili markaları ile dava konusu markanın karıştırılabilecek düzeyde benzer olduğunu, dava konusu markada “bir aile dizisi” ibaresinin neredeyse yok denecek kadar küçük yazıldığını, davalının kötü niyetli olarak, daha evvel reddedilmiş bir başvurusu varken yeniden aynı ibareyi başvuru konusu ettiğini, müvekkili markalarının 09, 16, 18, 25, 35, 38 ve 39.sınıf mal ve hizmetlerde tescilli iken dava konusu markanın 41.sınıf hizmetlerde tescil edilmek istendiğini, bu sınıfın, müvekkilinin faaliyet gösterdiği alanla doğrudan bağlantılı olduğunu, başvuru sahibinin açıkça kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-1261 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı .... davaya cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı  yana ait 2019/08593 sayılı marka başvurusunun 29.01.2019 başvuru tarihli olduğu görülmüş olmakla birlikte tescil işlemlerinin hiç tamamlanmadığı, bu nedenle müddet konumunda bir marka olarak değerlendirilmesi gerektiği, marka işlem dosyasında itiraza mesnet 2010/28768 sayılı marka hakkında ileri sürülen kullanmama def'i incelendiğinde davacı yanın “...” ismini, markasal nitelik arz edecek şekilde basılı bir eser adı olarak 16.sınıf kapsamında ve ayrıca bir televizyon programı ismi olarak 41.sınıftaki “Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri.” kapsamında kullandığı yönünde bir kanaate varılmasının mümkün olduğu ancak davacı yanın 2010/28768 sayılı markası kapsamında 41.sınıf hizmetlerin hali hazırda var olmadığı, bu nedenle 41.sınıf açısından ortaya konulan hukuki durumun ancak gerçek hak sahipliği karinesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olduğu,  başvuru markasında yer alan  \"Eğitim ve öğretim hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global ... ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).\" hizmetleri ile davacıya ait 2010/28768 sayılı marka kapsamında yer alan kullanımı ispatlanan \"basılı yayınlar, kitaplar\" emtiaları arasında benzerlik bulunduğu, bununla birlikte her iki markanın da esaslı unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğu, bu hale göre, karşılaştırılan markalar arasında yukarıda yer verilen hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı yanın 16.sınıftaki “basılı yayınlar” mallarında ve 41. Sınıftaki “Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri.” kapsamında, dava konusu markanın başvuru tarihinden daha evvelki kullanımlarından ötürü üstün bir hak elde ettiği, taraf markaları arasında SMK m. 6/1 kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmelerdeki ilkeler de gözetilerek, başvuruda yer alan 41.sınıftaki “Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri” açısından da davacı yanın gerçek hak sahipliği ilkesi uyarınca tescile engel olabileceği,  sunulan delillerin davacı yanın markalarının tanınmışlığını ortaya koymaya elverişli deliller olmadığı, dava konusu markanın tescilinin SMK m.6/4 ve m.6/5 düzenlemesi açısından sonuç doğurmayacağı, davacı yanın \"...\" ibareli eserlerinin, dava konusu markanın başvuru tarihinden daha evvelki tarihlerde yayınlanmış olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup davacı yanın bu anlamda sahip olduğu üstün bir hakkın varlığına kanaat getirilse dahi bu hakkın daha evvel SMK m. 6/1 ve 6/3 maddeleri kapsamında tespit edilen hizmetlerin ötesinde davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı, davaya konu marka başvurusu ile itiraza mesnet markanın bir kısım hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı, her ne kadar davalı şirketin daha önce 2017/75066 sayılı \"...\" ibareli marka tescil başvurusunun, davacının itirazı üzerine ... tarafından reddedildiği, bu ret kararına yapılan itirazın 2018-M-7828 sayılı YİDK kararı ile reddedildiği, bu karara karşı davalı şirketin Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/443 Esas sayılı dava dosyası ile YİDK kararının iptali istemli açtığı davanın 04/03/2022 tarih 2018/443 Esas 2020/73 Karar sayılı karar ile reddedildiği ve dosyanın istinaf aşamasında olduğu tespit edilmişse de, 2017/75066 sayılı marka tescil başvurusu kapsamında yer alan emtiaların 9.sınıfa ilişkin olduğunun adı geçen mahkeme kararı içeriğinden anlaşıldığı, oysa eldeki davaya konu marka başvurusu kapsamında 9.sınıfta yer alan emtiaların bulunmadığı, bu nedenle salt davalı şirketin önceki tarihli başvurusu reddedilen markasından kaynaklı olarak iş bu davaya konu marka tescil başvurusu esnasında kötü niyetli olduğunun söylenemeyeceği, kaldı ki yukarıda yer verilen mahkeme kararının davaya konu YİDK karar tarihi itibariyle derdest olduğu, bununla birlikte; başvuruya konu \"...\" isimli dizinin 18/11/2017 tarihinden itibaren ... 1 kanalında yayınlanmakta olduğu, iş bu marka tescil başvurusu esnasında 41.sınıfa ait hizmetler bakımından 2009/08046 sayılı \"...\" ibareli marka sahibi dava dışı ..... davalı şirketin muvafakatname alarak eldeki tescil başvurusunu gerçekleştirdiği ve 4721 sayılı TMK m.3 hükmünde düzenlenen iyi niyet karinesi de dikkate alındığında, davalı şirketin marka tescil başvurusunda bulunurken ticari dürüstlük kurallarına aykırı düşecek şekilde hareket ettiği ve bu nedenle kötü niyetli olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 2022-M-1261 sayılı YİDK kararının \"Eğitim ve öğretim hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (.... ... ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).\" hizmetleri bakımından iptaline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin 2019/08593 sayılı marka başvurusunun 10/02/2022 tarihi itibariyle geçerli olup olmadığının davalı Kurum'dan sorulduğunu, başvurunun eksiklik içerdiği yönünde cevap verildiğini oysa başvurunun 28/04/2020 tarihinde yenilendiğini, 25/10/2020 tarihinde tescil edildiğini, bu marka kapsamındaki 9.sınıf malların dava konusu başvurudaki mal ve hizmetlerle aynı ve bağlantılı olduğunu, dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığını, Ankara 4. FSHHM'nin 2018/443 Esas, 2020/73 Karar sayılı 04/03/2020 tarihli kararı göz önüne alındığında başvurunun kötüniyetle yapıldığının görüleceğini, müvekkili tarafından 35 ... ... ... 41.sınıfta tescilli 2009/08046 sayılı \"...\" ibareli markasının hükümsüzlüğü istemiyle İstanbul 2. FSHHM'de 2019/111 Esas sayılı  dava açıldığını, sonra İstanbul 4. FSHHM'nin 2021/87 Esas numarasını aldığını, davalı ile bu şirket arasında yapılan sözleşmenin sonradan yapılmış ve geçersiz olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının SMK'nın 6/3.maddesine dayalı iddialarını ispat edemediğini, itiraz aşamasında Kuruma sunulmayan ve Kuruma sunulmadığı için Kurum tarafından da değerlendirilme imkânı bulunmayan deliller doğrultusunda karar vermenin hukuka aykırı olduğunu, sunulan delillerin gerçek hak sahipliğini ispat için elverişli olmadığını,  2010/28768 sayılı markanın kapsamındaki mal/hizmetler bakımından kullanımının ispatlanamadığını,  bu nedenle 2010/28768 sayılı marka mesnet alınarak SMK'nın 6/1.maddesine dayalı itirazların dinlenemeyeceğini, Kurum kararının doğru olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDiğer Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı ..... dava dilekçesinde iddia ettiği şekilde ... yayınlanan \"...\" isimli kültür belgesel gezi TV programının yapımcısı ve eser sahibi olup olmadığının hukuki ihtilafa konu olduğunu, bu hukuki ihtilafın İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/111 E.sayılı dava dosyası ile görülmekte olduğunu, \"...\" markasının ilk kullanım ve tescilinin, dava dışı . ... ... ...ne ait 2009/08046 başvuru dosya numaralı \"...\" ibaresi ile 41 / sınıflarda yapıldığını, davacı ..... tescil öncesi kullanımını gösteren bir unsurun olmadığını, 16.04.2009 tarihinde dava dışı  .... ... ........ adlı programın bundan sonraki bölümlerini .... hazırlaması ve yayınlaması için muvafakat verdiğini(Bu evrakın dosyaya celbi sağlanan İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/111 E.sayılı dava dosyası içerisinde bulunduğunu), \".....\" markası dijital ve basılı yayında araştırıldığında tanınmışlığın davalı müvekkili ... ... A.Ş. tarafından .....yapılan ve 2017 yılından 2021 yılına kadar devam eden, ... 1 kanalında prime time denilen en çok izlenen saatlerde yüksek rating ile izlendiğini, TV dizisi programının 135 bölüm devam ettiğini, TV dışında ... dijital mecrasında milyonlarca izlenmeye sahip olduğunu, bu kullanımın davalı müvekkil ... ... A.Ş. tarafından 03.04.2017 tarihinde dava dışı  35 ... ... .. 2009/08046 başvuru dosya numaralı 41.sınıfta yer alan \"...\" markasının kullanım hakkının devredildiği sözleşmeye dayandığını, davacı ...... sunuculuk yaptığı ve marka tesciline dayanmayan belgesel niteliğinde yayınlanan \"...\" isimli TV programının 2009-2010 yıllarında ... yayınlandığını, izlenme oranının düşük olduğunu, markaya herehangi bir tanınmışlık kazandırmadığını, yapılan araştırma ile dijital ve sair mecralarda çıkmadığını, davacı ..... kötüniyetli olarak geçmiş tarihli kullanım göstermek amacıyla ... isimli dijital platformda 2017 yılında yayınladığını ancak izlenme sayısının bir kaç yüz izlemeyi geçmediğini, davacı ..... farklı tarihlerde \"....\" ibaresine şehir/ilçe ismi eklemek suretiyle basılı kitaplarının 2017 ve yakın tarihlerinde birkaç kitap şeklinde basıldığını, ancak \"...\" markasına herhangi bir tanınmışlık kazandırmadığı gibi, tüketici nezdinde karıştırılması mümkün olmayan sınıflarda eserler olduğunu, dava konusu \"...\" ibaresinin davacı ......'ın iddia ettiği kullanım ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t:1- Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br>\t2- Davacı vekilinin dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığına dair istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; işlem dosyasına göre davalı Şirket tarafından   \"...\"  ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere 09/01/2020 tarihinde 2020/02886 sayılı başvuruda bulunulduğu, davacının \"...\" asli unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, SMK'nın 6/1.maddesine dayalı itirazın MDB kararı ile reddedildiği, davacının bu karara itirazının ... YİDK'nin 10/02/2022 tarih, 2022-M-1261 sayılı kararı ile, SMK'nın 6/1.maddesi şartlarının oluşmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığı iddiasının ispat olunamadığı gerekçesiyle nihai olarak reddedildiği, YİDK kararının davacıya 11/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde 11/04/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>\tYargıtay HGK.'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.<br>\tYapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacının 2010/28768 ve 2019/08593 sayılı \"...\" ibareli markalarının bulunduğu,  davalı Şirket'in dava konusu başvurudan önce 21/08/2017 tarihinde gerçekleştirdiği 2017/75066 sayılı yine \"...\" ibareli başvuruya karşı davacı gerçek kişi tarafından yapılan itirazın YİDK tarafından kabul edilerek başvurunun reddedilmesi nedeniyle Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali istemiyle ... ... A.Ş.tarafından açılan 2018/443 Esas, 2020/73 Karar sayılı davada 04/03/2020 tarihinde \"...Davacının \"...\" ibareli marka başvurusu ile redde mesnet \"...\" ibareli marka arasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacının 9. sınıftaki mallarını kapsayan markası ile davalı şahsın 38. sınıftaki \"Radyo ve televizyon yayın hizmetleri, haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)\"ni kapsayan markası arasında benzerlik ve ilişkilendirilebilecek düzeyde bir bağlantı kurulabileceği,  taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6/1. maddesi koşullarının oluştuğu\" gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizce verilen 12/07/2023 tarih, 2021/969 Esas, 2023/967 Karar sayılı istinaf başvurusunun reddine dair kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2024 tarih, 2023/4682 Eas, 2024/6659 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca,  her ne kadar benzer marka başvurusunda bulunmak tek başına kötü niyetin varlığını ispata yeterli değilse de, davalı Şirket'in 2017/75066 sayılı \"...\" ibareli başvurusunun, davacının markasına benzerliği nedeniyle reddedilmesine rağmen yine \"...\" asli unsurlu dava konusu  başvuruda bulunarak davacının markalarına yaklaşma gayreti içerisinde bulunduğu, bu itibarla davalı Şirket'in dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu kabul edilmiştir. <br>\tEsasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyet tescilin tamamını kapsar ve bölünemez (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953). Bu nedenle Dairemizce de somut uyuşmazlıkta davalının kötüniyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddinin gerektiği, tescili talep olunan markanın, davacı markalarının uzun yıllardır toplumda oluşturduğu güven, itibar ve imajını kendisine transfer etmeyi amaçladığı kanaatine varıldığından, davacının kötüniyet iddiasına dayalı davasında haklı olduğu sonucuna varılmıştır.<br>\tBu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değilse de, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 18/01/2023 gün ve 2022/125 Esas - 2023/27 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KABULÜ ile ..... 10/02/2022 tarih ve 2022-M-1261 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, \t<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 178,50-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan  70,00-TL tebligat ve posta ücreti, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.740,50-TL yargılama giderine, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.901,90-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-Davalılardan alınması gereken 615,40'ar-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-ar TL harcın mahsubu ile bakiye 435,5‬0'şer-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/07/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a04e299a47640ae6","SID":"38b3a127e4f8c50f"}}