{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1679 <br>KARAR NO\t\t: 2025/701<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25.10.2018 (Dava) - 14/06/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/530 Esas - 2022/598 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 07/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/05/2025<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/530 Esas-2022/598 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu takibin, kambiyo senedine özgü takip olmayıp ilamsız takip olduğunu, senet asıllarının sunulmasının mecburi olmadığını, bu nedenle senet fotokopilerinin dosyaya sunulacağını, 30.06.2014, 30.09.2014, 30.10.2014 ve 30.11.2014 vade tarihli takip dayanağı senetlerin borçlu tarafından müvekkiline kooperatif hisse devri karşılığında verilmiş olup, senetlerin bankaya tesliminde ödeme yapılamadığını, banka tarafından ödememe protestosu çekildiğini, müvekkilinin konut yapı kooperatifine üye olduğunu, davalının kendisine üye olduğu kooperatifin tasfiye edileceğini, ama isterse senet karşılığında hisselerini kendisinden satın alabileceğini söylediğini, bunun üzerine, uzunca bir süre kooperatif üyelik aidatlarını ödediği halde karşılığında vaadedilen taşınmazları da bir türlü alamamış olan müvekkilinin en azından ödemelerinin bir kısmını kurtarabileceği düşüncesi ile senet karşılığında kooperatifteki hisselerini davalıya devrettiğini, kooperatifin yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan İzmir 7.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/184 Esas sayılı dosya ile işbu takibe dayanak olan senetler incelendiğinde, kooperatif üyeliği devir tarihi olan 10.03.2014 tarihinde 4 adet seri senet düzenlendiğinin görüleceğini, aynı şekilde yine İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1612 Esas sayılı dosyası kapsamı incelendiğinde, işbu dosyayla benzer mahiyette olduğunun görüleceğini, yine senet arkalarındaki cirolardan da görüleceği üzere, müvekkili tarafından senetlerin ciro edilmek suretiyle ticari faaliyeti kapsamında kullanıldığını, firmalar tarafından senetlerin bankaya teslim edildiğini, fakat ödenmemesi sebebiyle müvekkili tarafından tekrar bedelleri ödenerek senetlerin iade alınmak zorunda kalındığını, ödememe protestolarının da sunulu olduğunu, uzunca bir süre iyi niyetli olarak bekleyen müvekkilinin ödemenin yapılmayacağını görmesi üzerine; borçlu ... hakkında Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün 2018/82 sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, fakat davalı borçlu tarafından yetki itirazında bulunulduğunu, bunun üzerine yetkili Torbalı İcra Dairesi'nde borçlu aleyhine davaya konu takibin yürütüldüğünü, borçlunun itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının yapmış olduğu itirazın kötü niyetli olması nedeni ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bonolar incelendiğinde takip tarihi itibariyle zaman aşımına uğraması sebebiyle kambiyo senedi niteliğine haiz olmadığını, bu sebeple Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde öngörülen ticari işlerden sayılamayacağını ve görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine sevkini talep ettiklerini, icra dosyasına yaptıkları itirazın haklı nedenlere dayandığını, senetler zaman aşımına uğradığından kambiyo vasfını kaybettiğini, soyut borç ikrarı bulunduğunu, davacı tarafın zamanaşımına uğramış taleplerinin dinlenmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafça sadece zaman aşımına uğrayan bonoya dayanılarak takip başlatıldığını, dava dilekçesinde varlığı iddia edilen hukuki ilişkiden icra takibinde hiç bahsedilmediğini, bu sebeple aradaki borç alacak ilişkisinde sebepsiz zenginleşme ya da karz akdine uygulanan zaman aşımı süresine atıf yapılamayacağını, genel takip yoluyla yapılan bono alacağının da senet zaman aşımı süresine tabi olduğunun Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarında açıkça ortaya konduğunu, zaman aşımının bir an için geçmediği varsayılsa dahi dava konusu senetlerin tek başına ispat kudreti bulunmadığını, zaman aşımına uğramış kambiyo senedinin hukuki uyuşmazlığın ispatı açısından yazılı delil başlangıcı mertebesinde olup davanın söz konusu senetlere dayalı olarak kabulünün mümkün olmadığını, davacı taraf kooperatif alacağına ilişkin olarak söz konusu senetlerin verilmiş olduğunu beyan etse de senet incelendiğinde ön yüzünde \"malen\" kaydının yer aldığını, davacı ... tarafından da müvekkiline herhangi bir malzeme ya da mal tesliminin söz konusu olmadığını, kooperatifin ayrı bir tüzel kişiliği bulunup müvekkili ...'un hangi sebeple kooperatif borcuna ilişkin ödeme yapmayı taahhüt ettiğinin de anlaşılamadığını, dava dilekçesinde de hukuki ilişkiyi ispat edecek zaman aşımına uğramış senet dışında başkaca bir delil ibraz edilemediğini, davacı yanın dilekçesinde ileri sürdüğü İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1612 Esas sayılı dosyasının konusunun alacak verecek meselesi değil,  genel kurul kararlarının iptaline ilişkin olduğunu, söz konusu davacının davasının da reddedildiğini, yine dava dilekçesinde ileri sürülen İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/184 Esas sayılı dosyası hakkında kooperatif yönetim kurulu üyeleri hakkındki dava sonucunda da tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, müvekkilinin herhangi bir şekilde davacı tarafa borcu bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"....Somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasında kooperatif üyeliği pay devrinin yapıldığına dair bir yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde dava dışı kooperatife dair bildirilen adreste ve mali müşavirde ticari defter ve kayıtlara ulaşılamadığından ticari kayıtlar ve defterler üzerinde inceleme yapılmadığı, incelenen genel kurul toplantı tutanakları ve hazirun cetvellerine göre ise gerek davacının gerekse davalının ortak sıfatıyla toplantılara katıldıkları, davacının payını davalıya devrettiğine dair bir kaydın bulunmadığı, dava dışı kooperatife ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi veya yerini bildirmesi için davetiye çıkarıldığı halde defterler sunulmadğı gibi yerinin de bildirilmediği, davacının dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı, davacı vekiline 25.02.2020 tarihli duruşmada tanık listesini sunması için kesin süre verilmesine rağmen tanıklarını bildirmediğinden tanık deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığından davacı tarafın yemin teklif hakkının bulunmadığı, davacının kooperatifteki payını davalıya devrettiğini ve takip konusu zamanaşımına uğrayan bonoların ortaklık payı devrinden kaynaklanan alacağına mahsuben verildiğini usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığından, İTİRAZIN İPTALİ DAVASININ REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından; \"...Mahkemece eksik inceleme sonucu verilen bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, yapılan bilirkişi incelemesinin aksine hüküm kurulmakla birlikte gerekçesinin de açıklanmadığını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalının  söz konusu senetler üzerindeki imzaya itiraz etmediğinin açık olduğunu, hisse devri dışında taraflar arasında bu senetlerin verilmesi için bir ticari ilişkinin de söz konusu olmadığını, nitekim; davalının cevap dilekçesinde belirttiği senetlerde 'malen' ibaresi olduğu beyanının da senetlerin kooperatif hisse devrine ilişkin verildiğinin bir diğer kanıtı olduğunu, mahkeme her ne kadar bilirkişi raporuyla bağlı değilse de bilirkişi raporuna neden uygun hüküm kurmadığını da açıklamak zorunda olduğunu, bilirkişi raporunun 7.sayfasında da belirtildiği üzere; ‘dava konusu senetlerin verilmesinin, ortaklık (hisse) devir ya da devirleri ile ilişkilendirilebileceği sonucuna varılmıştır’ değerlendirmesi yapıldığını, mahkemenin neden bu değerlendirmeye aykırı hareket ettiğini açıklamadığını, dosyada tanık dinletmediklerinden bahisle davayı ispatlamayamadıkları belirtilse de; İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi ve İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dinlenen tanıkların dosya içerisine alınan beyanlarında da açıkça görüldüğü üzere müvekkili kooperatifin hisselerini davalıya devrettiğini belirttiklerini,  bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmelerden de görüleceği üzere davadaki haklılıklarının bir kez daha ortaya çıktığını, bu kapsamda davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, uyuşmazlık noktalarını aydınlatmaya yarar delilleri toplamaksızın hüküm kurulduğunu, dosya içerisine alınan genel kurul tutanaklarında devirden sonra müvekkilinin hazirun listelerinde isminin bulunmadığının sabit olduğunu, mahkemece kooperatifin kayıtlarına ulaşılamadığından bahisle yalnızca Bakanlıktan getirilen kayıtlarla yetinildiğini, delil olarak dayanmış olmalarına rağmen Ağır Ceza Mahkemesindeki hiçbir delilin gerekçeli kararda dahi belirtilmediğini, kooperatifin defter ve kayıtları dahi dosyaya kazandırılmadan kurulan hükmün eksik ve hatalı olduğunu, ön inceleme duruşmasının da usulüne uygun yapılmadığını, ayrıca mahkemece 29.04.2021 tarihinde yapılan duruşmada taraf teşkilinin sağlanmadığını, davalı vekilinin cevap dilekçesi sunmuş olmasına rağmen vekil kaydının yapılmadığını, tebligatların asile çıkarıldığı tespit edilmiş olmasına rağmen usulüne uygun bir ön inceleme duruşması yapılmadan esasa geçildiğini ve karar verildiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; zamanaşımına uğramış bonolara dayanılarak, kooperatif hisse devri olduğu ileri sürülen temel ilişkiden doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının iddialarında, ilamsız takibe konu ettiği 4 adet senedin zamanaşımına uğradığını, ödememe protestoları da çekilen bu senetlerin ödeneceği inancıyla beklediği halde ödenmemesi üzerine icra takibine konu ettiğini, senetlerin dayanağındaki alacağının; 10.03.2014 tarihli kooperatif hisse devri olduğunu, senetlerin tarihinden sonra davacının kooperatifin hazirun cetvellerinde yer almadığının da kayıtlarından görülecek olduğunu beyanla, takibe haksız itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise savunmasında; zamanaşımına uğrayan senetlerin kambiyo vasfında olmadığını, yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup davacının temel alacak iddiasını ispata yarar hiçbir delil sunamadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>2-Dava dosyası içeriğindeki senetler zamanaşımına uğramış olup, zamanaşımına uğramış senetler yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmakla, temel alacağın tanık dahil her türlü delile ispatı mümkündür. Sözkonusu senetlerde davacının lehtar, davalının keşideci borçlu olduğu, ayrıca dosya içeriğine göre kooperatifin yüklenicisi konumunda olduğu anlaşılan davadışı ... Firmasının da senetlerde avalist konumunda olduğu, senetlerde ihdas nedeni olarak \"malen\" kaydı bulunduğu anlaşılmaktadır.<br>3-Davacı tarafça dava dilekçesinde senetlerin fotokopilerinin sunulmasının yeterli olduğu ileri sürülmüş ise de, öncelikle mahkemece yapılması gereken iş; bahse konu senetlerin asıllarının davacıdan sorularak temini ile mahkeme kasasına alınması olup, her zaman düzenlenmesi mümkün fotokopi senetler ile bir hak iddiasında bulunulamayacağı açıktır.<br>4-Dosya kapsamı incelendiğinde; senet metninde malen kaydı bulunmakta olup, malvarlığı haklarına dahil kooperatif üyelik hakkı bakımından senet metninin talil edilmiş sayılamayacağı gibi, zaten ispat yükü de davacı üzerindedir. Davacının delillerinde tanık delili bulunmakla birlikte, mahkemece 25.02.2020 tarihli duruşmada davacı tarafa ihtaratlı şekilde usulünce kesin süre verilmiş, ardından covid süreci nedeniyle duruşma ertelenmiş olup, bu süreçte verilen bir tanık listesi olmadığı görülmüştür. Mahkemece de bunu izleyen ilk duruşma olan 15.09.2020 tarihli  ara karar ile tanık deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına dair usulünce ara karar tesis edilmiş olduğu görülmüştür. Yine davacı tarafın delilleri arasında \"yemin\" delili olmadığına dair mahkeme kabulü de yerindedir. <br>5-Bununla birlikte, dosya kapsamına ve davacının dayandığı delillere göre, mahkemece tüm delillerin getirtilip incelenmediği görülmüştür. Şöyle ki; mahkemece, davacının kooperatif üyeliğinin devrine dayalı temel alacak iddiası bakımından bilirkişi deliline de dayandığı gözetilerek, kooperatif defter ve belgelerinde inceleme yapılması yönünde yerinde ara kararlar tesis edildiği görülmekle birlikte, bu kapsamda kooperatif başkanı olduğu belirtilen davadışı ...'a kooperatif defter ve belgelerini sunması için davetiye çıkarılarak ardından davete icabet edilmediği gerekçesiyle bu delilin incelenmemesi ve davacının temel alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddi doğru olmamıştır. Zira, dosya kapsamındaki ticaret sicil kayıtlarına göre davalının halihazırda kooperatif yönetim kurulu üyesi olduğu da anlaşılmakta olup,  davacı tarafın temel alacak iddiası olan hisse devri bakımından kooperatif defter ve belgelerinde inceleme yapılmasının zorunlu olduğu gözetilerek, mahkemece kooperatifin tüm defter ve belgelerinin tespit ve temini, bu kapsamda gerektiğinde ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve ilgili bakanlık birimleri ile de yazışmaların yapılması, tasfiye halinde olduğu anlaşılan kooperatifin tasfiye sorumlusu da belirlenerek ve bilirkişilere \"yerinde inceleme\" yetkisi de verilerek, farklı bir kooperatif uzmanı ve mali müşavir bilirkişiden oluşan heyetten rapor alınması, yine bu doğrultuda taraflar arasındaki kooperatif hisse devri iddiasının, davalının paylarındaki artış durumlarının da bu kayıtlardan titizlikle belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. <br>6-Dava dilekçesinde davacı tarafça İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1612 E. sayılı ve İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/184 E. sayılı dava dosyalarına da delil olarak dayanıldığı görülmekte olup, dava konusu takip ve dava tarihinden önceki ağır ceza davasının 13.12.2017 tarihli duruşmasında davacı ...'in beyanında; \"2014 yılında kooperatif başkanı ... bizi çağırdı, kooperatifi feshedeceklerini söyledi,  ben ve ..., ...'a kooperatifteki hisselerimizi verdik, karşılığında da senet aldık, ancak senedi ödemedi\" şeklinde beyanda bulunduğu, aynı ifadesinin devamında da: \"05.04.20142'deki hazirunda imzam yok, çünkü o tarihte hissemi ...'a devretmiştim\" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bahse konu beyanlar davacıya ait olmakla birlikte, eldeki davada delilerinde sözkonusu ceza dosyasına da dayandığı, mahkemece ilgili ceza dosyasından birtakım belgelerin dosya arasından alındığı görülmekte ise de, tüm soruşturma ve ceza davası sürecine dair evrakların dosyada olmadığı, bu kapsamda gerek savcılık ve kolluk, gerekse mahkeme tarafından ifadesi alınmış tüm tanıkların beyanlarının temini, ismi belirtilen ve hazirun cetvellerinde davacı ile aynı tarihlerden sonra üye olarak adı yeralmadığı da görülen ... adlı şahsın herhangi bir beyanının alınıp alınmadığı da özellikle araştırılarak, davacının hisse devir iddiasına ilişkin değerlendirme yapılması, yine davacı tarafça delil olarak dayanılan; kooperatifin muhasebecisi olduğu anlaşılan ... tarafından kooperatife karşı açıldığı anlaşılan GK kararlarının iptali istemli İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1612 E.-2018/1116 K.sayılı dosyası da getirtilip içeriğindeki tüm bilgi, belge ve beyanların eldeki dava bakımından incelenmesi, denetime elverişli şekilde sözkonusu dosyaların tüm aşamalarda dosya içerisinde muhafaza edilmesine dikkat edilmesi, yukarıda açıklanan eksikliklerin giderilerek, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu da alındıktan sonra sonucuna göre yeniden bir hüküm tesis edilmesi için mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;  davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN KABULÜNE; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/530 Esas - 2022/598 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf  karar harcının istek halinde davacıya iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  07/05/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79e48347955967be","SID":"cb0c8d5fe75f3f8b"}}