{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/1734 <br>KARAR NO\t: 2025/1383<br>KARAR TARİHİ\t: 07/07/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/03/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/239ESAS <br>DAVACI\t: ...  -...\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ...-<br>DAVALI\t: ...  -...- <br>VEKİLİ\t: Av. ...-<br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br><br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                  : 07/07/2025<br>YAZIM TARİHİ                   : 08/07/2025<br><br>Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/03/2025 tarihli ve 2025/239 esas sayılı ara kararı  aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ                                                                                             :<br>Dava, hukuki niteliği itibarıyla şirket müdürünün azli davası olup, istinaf konusu uyuşmazlık ise davacının, davalının müdürlük hak ve yetkilerinin kaldırılması ve zayi olduğu iddia edilen karar defterinin yenilerinin düzenlenmesi için yetki verilmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik verilen ara kararın kaldırılması talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince verilen 25/03/2025 tarihli ara karar ile davacının tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br> Ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>6102 sayılı TTK’nda, sermaye şirketlerinde yönetime dışarıdan müdahaleye, yani şirkete mahkemece yönetim kayyumu atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Sermaye şirketlerinde kayyım atanması ile ilgili olarak, TTK'da bulunan tek madde 617. maddesinin üçüncü fıkrası ile yapılan yollama uyarınca 412. maddesidir. Burada; genel kurula çağrının yapılması için kayyım atanabileceği düzenlenmiştir. TTK'nun, 636/2 maddesi,  limited şirketlerde organ yokluğunu ve bunun sonuçlarını düzenlemiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasında fesih davası açıldığında mahkemenin gerekli  önlemleri alacağı belirtilmiştir. Bunlar arasında kayyım atanması olduğu da kuşkusuzdur. Diğer taraftan TTK'nun 1. maddesi gereğince; Türk Ticaret Kanunu,Türk Medenî Kanunu'nun ayrılmaz bir parçasıdır. Türk Medeni Kanunu'nda kayyımlık, temsil kayyumu (TMK, m.426), yönetim kayyumu (TMK, m.427) ve isteğe bağlı (iradî) kayyım (TMK, m.428) olmak üzere üç türü düzenlenmiştir. TMK'nun 427/4. maddesinde; Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağı belirtilmiştir. Ayrıca limited şirketlerde müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayılmıştır. (TTK.nun 616/1-b maddesi) <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2 ve 3. maddelerinde açıklandığı üzere; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir.  <br>TTK'nun 636. Maddesinde, geçici hukuki koruma konusunda özel bir hüküm bulunmamakla birlikte, mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri  alabilir. Bu hüküm doğrultusunda genel hüküm olan HMK'nun 389 vd.maddeleri uygulanmalıdır.<br>6100 sayılı HMK. 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Yine HMK.nın 390/3 maddesi uyarınca, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünde kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. <br>Somut olayda, dava konusu ...nin  %55 pay sahibinin davacı, %45 pay sahibinin ise davalı olup, tarafların, münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı,limited şirketin yönetimine dışardan müdahalenin sınırlı ve istisnai bazı durumlarda düzenlendiği, TTK'nun 630/2.maddesi gereğince, haklı nedenlerin varlığı halinde, her ortağın yönetim hakkının sınırlandırılmasını ve kaldırılmasını talep edebileceği, davacı tarafından, davalı şirket müdürünün, müdürlük yetkisini kötüye kullanarak şirketi zarara sokacak eylemlerde bulunduğu iddia edilerek, davalının müdürlük yetkilerinin sınırlandırılması yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş ise de,  davalının yönetim görevine devam etmesi durumunun şirkete ve ortaklarına zarar vereceğine dair HMK'nun 389. maddesi anlamında yaklaşık ispatın gerçekleşmediği, davacının iddialarının yargılamayı gerektirdiği, şirketin yetkili organlarının tedbiren yetkilerinin sınırlandırılmasını gerektirecek yaklaşık ispat düzeyinde delil ibraz edilmediği, bu nedenle, davacının, davalının temsil yetkisinin kaldırılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin yerinde olmadığı, davacı tarafından, karar defterlerinin zayi olduğundan bahisle yenilerinin düzenlenmesi için tarafına tedbiren yetki verilmesi istenmiş ise de, zayi nedeniyle açılan ve derdest olan dava dosyasında aynı konuda istenen tedbirin reddine karar verildiği, sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ise yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br><br>          Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara karara karşı  davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  ESASTAN REDDİNE,<br> 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 615,40.TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı  tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,<br>4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>6-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 08/07/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip<br>...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5c2c82200a1b47b0","SID":"27689da7ab13dd10"}}