{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br>BAŞKAN\t\t: ....<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/12/2022<br>NUMARASI\t\t:.....<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/12/2022 tarih ve 2022/19 E. - 2022/384 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı şahsın 2020/30011 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın davalı kurum tarafından reddedildiğini, müvekkili şirketin 1960’lı yıllardan beri faaliyet gösteren ve ... bünyesinde faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, dünyanın bir çok ülkesine ihracat gerçekleştirdiğini, sektöründe pek çok ödülün ve birinciliğin sahibi olan bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin “...” ibaresini içeren markaları ilk olarak 2003 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde yatırımlar yaparak markalarını arttırdığını, müvekkili şirketin “...” ibareli markalarının uzun süredir yoğun kullanım neticesinde tanınmış ve ayırt edici hale geldiğini, dava konusu marka ile müvekkili şirket markalarının ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduklarını, davalı markasının müvekkili şirket markalarının serisi olarak algılandığını, dava konusu markanın tescil edilmek istendiği mal ve hizmet sınıfının müvekkili şirket markalarıyla aynı/benzer olduğunu, dava konusu markada bulunan özellikle 35. sınıfın müvekkili şirkete ait markalarda yer alan gıda ürünleri ile aynı, benzer ve çok yakından ilişkili olduğunu, ortalama tüketicilerin dava konusu marka ile müvekkili şirket markalarını benzer olarak algılayacaklarını, ortalama gıda tüketicilerinin dikkat seviyesinin düşük olduğunu, dava konusu markanın esaslı unsurunun “...” kelimesi olduğunu ve müvekkili şirketin “...” ibaresini içeren sıralı markaları ile iltibasın oluşacağını, davalı tarafından tescili talep edilen markanın ayırt edici nitelikte olmayan kelime ve harflerden oluştuğunu, ortalama alıcılar nezdinde markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenimin tüketicilerin markalar arasında doğrudan bağ kurmasına sebebiyet vereceğini, davalının müvekkili şirkete ait tanınmış “...” ibaresi yer alan markalarına benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin 35. Sınıfta tescilli markası olduğundan markaların aynı satış noktalarında, aynı raflarda, yan yana ve aynı cinsteki mallar üzerinde kullanılması sebebiyle karışıklığa meydan vereceğini, davalının tescil talebinin kabulü halinde müvekkili şirkete ait markaların ayırt edici özelliklerinin zarara  uğrayacağını ileri sürerek,..... sayılı kararının iptaline, 2020/30011 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili, müvekkilinin “...” ibaresini içeren markalarının kendi alanında tanınmış markalar olduğunu, ... nezdinde müvekkiline ait 2011/95431 sayılı “... ... ...” ibareli, 2015/10642 sayılı “... ... ... ...” ibareli, 2015/10917 sayılı “... ... ... ...” ibareli, 2019/135547 sayılı “... ...” ibareli markaların bulunduğunu, müvekkiline ait dava konusu marka ile davacı markaları arasında herhangi bir görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığını, markaların tüketiciler nezdinde ilişkilendirilme ihtimali olmadığını, müvekkili ile davacı şirketin faaliyet alanlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacı markalarının şekil unsuru da içerdiklerini, ortalama tüketicinin markayı bir bütün olarak algılayacağını, müvekkili markasındaki “...” kelimesi ile davacı markalarındaki “...” kelimesinin anlam olarak da farklı kelimeler bulunduğunu, davacı tarafın faaliyet alanının balık üzerine olduğunu, balık etini yumuşatıp lezzet kazandırmak için pişirilmeden önce bir süre bir karışımda bekletilmesine “... ...” denildiğini, davacının faaliyet alanı bakımından “...” kelimesinin tanımlayıcı unsur olduğunu, ibarenin davacı tekeline verilemeyeceğini, genel kullanıma uygun bir ibare olduğunu, davacının markalarının tanınmış olduğuna dair iddialarının afaki bulunduğunu, davacı şirketin gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, “...” ibaresini “...” markası ile birlikte gıda sektöründe kullandığını, davacı şirketin ana markası olan “...” ibaresinin su ve deniz ürünleri markası olduğunu, müvekkilinin marka başvurusunda kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu 2020/30011 sayılı başvuru marka başvurusu kapsamında yer alan emtianın davacıya ait markalarda yer alan emtialar ile ayniyet taşıdığı, davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait “...” esas unsurlu markaların benzer olduğu ve dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetler bakımından aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, davalı yanın önceki tarihli markalarına binaen müktesep hakkının bulunmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nın 2021-M-11749 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalı markasının “...” ibaresinden oluşturulduğunu, markanın bütün olarak “...” şeklinde algılandığını, markalarda ortak unsur konumda olan “...” ibaresinin,..... anlamına geldiğini, bu anlamıyla da yaygın olarak kullanıldığını ve bilindiğini, bu itibarla “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu ve alacağı ek unsurlarla kolayca farklılaştırılabileceğini, somut olayda mahkeme tarafından davacı markalarındaki ayırt ediciliğe katkı sağlayan farklı unsurlar dikkate alınmaksızın karar verildiğini, davacı markalarında kullanılan renk, şekil ve ek unsurlarla bir bütün olup davalı markasının davacı markaları ile iltibas oluşturacak düzeyde bir benzerlik taşıdığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.    \t<br>\tDavalı ... vekili, müvekkili markasının beyaz fon üzerine siyah koyu punto ile yazılmış herhangi bir şekil unsuru içermeyen bir marka olduğunu, davacı markalarının ise şekil unsuru içerdiğini, ortalama tüketici nezdinde taraf markalarının karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ortalama tüketicinin markayı bir bütün olarak algılayacağını ve markanın detaylarını analize yönelmeyeceğini, birden çok unsurdan oluşan bir markanın her bir unsuru tek başına ayırt edici olmasa dahi işaretin bir bütün olarak verdiği algının ayırt edici bulunabileceğini, sadece \"...\" kelimesinin üzerinde yoğunlaşmamak gerektiğini, anlam ve biçim olarak iki markanın birbirine benzemediği açık olduğundan tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı markalarında ise esas unsurun ayırt edici niteliği düşük \"...\" kelimesi olarak kabul edildiğini, bu bağlamda zayıf marka tescili ve korumasına ilişkin yargı kararlarının dikkate alınması gerektiğini, denizcilik alanında faaliyet gösteren ve su ürünlerinde kullanılan davacı markaları için ... ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olduğunu, davacının \"...\" kelimesine \"s\" harfi ekleyerek tanımlayıcı bir ibareyi tekeline almasının kanuna aykırı bulunduğunu, davacının tescil ettirdiği \"...\" kelimesinin kötü niyetli olarak kullanıldığını, ... nezdinde \"...\" ibaresini içeren markaların da 2747 defa başvuruya konu olduğunu, 35. sınıfta \"...\" ibaresini içeren 920 adet markanın bulunduğunu, bu kadar çok \"...\" ibaresi söz konusuyken müvekkilin markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf markalarının esaslı unsurunun \"...\" ibaresi olduğunun kabul edilmesi halinde dahi iltibastan bahsedilmesinin mümkün bulunmadığını, ayırt edicilik düzeyi düşük bir ibarenin marka olarak kullanılması halinde işbu zayıf markanın koruma alanının dar olacağını, taraf markalarının aynı emtia/ ürün için kullanılmadığını, hitap ettikleri tüketici gruplarının birbirlerinden farklı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markaları arasında  6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira başvurunun asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresi ile davacı markalarının asli unsurunu teşkil eden \"...\" ibareleri arasında yüksek derecede görsel ve işitsel benzerlik olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu söylenebilir ise de tanımlayıcı ve tasviri olmadığı, dolayısıyla asgari düzeyde korumayı haiz bulunduğu ve bu kapsamda, başvuruda ayırt ediciliği sağlayan bir unsurunun olmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,  <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2025 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96e4a9a0a63968d8","SID":"eec056b7fa953e36"}}