{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ   <br>  <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...         ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/06/2022<br>NUMARASI\t\t:....<br>DAVANIN KONUSU\t:Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Tecavüzün ve                                                         Haksız  Rekabetin Men ve Ref'i, Ticaret Ünvanının Terkini, Maddi                                                     ve Manevi Tazminat, İtibar Tazminatı, İlan<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/06/2022 tarih ve 2020/198 E. - 2022/209 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar vekillerince tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkilinin  41. sınıfta tescilli \"...\" ibareli .... sayılı markaların sahibi olup markasını, eğitim kurumu, dershane, sürücü kursu gibi eğitim ve öğretim alanında yoğun olarak kullandığını, hal böyle iken davalının müvekkilinin markasının esaslı unsuru olan \"...\" ibaresini ön plana çıkaracak şekilde kendisine ait eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullandığını, müvekkili tarafından bu kullanım nedeniyle açılan davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/452 E sayılı dosyasında davalının eylemini müvekkilinin markasına tecavüz olarak nitelendirilmiş ise de anılan davanın husumet yokluğundan reddedildiğini, yine Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/392 - 2026/85 K sayılı ilamı ile davalının 2014/14936  sayılı \"... ...\" ibareli markasının hükümsüz kılındığını ve davalının markasal bu kullanımları yanında ticaret unvanında da  \"...\" ibaresine yer vermiş olup bu kullanımın aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek müvekkilinin markasına yönelik tecavüzün tespitine, menine, davalının her türlü markasal kullanımının engellenmesine, haksız rekabetin tespiti ile engellenmesine, davalının tecavüzü nedeniyle oluşan fiili zarar ve yoksun kalınan kâra  ilişkin olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat ile  müvekkilinin markasının itibar kaybı nedeniyle 10.000,00 TL itibar tazminatının 25/6/2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin 2001  yılından beri Kırıkkale’de \"...\" markasını eğitim-öğretim hizmetlerinde marka olarak kullanmakta olduğunu, müvekkilinin bu kullanımına marka sahibi tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, süreç içinde müvekkilinin işlerini büyüterek şubeler açtığını, markanın tanıtımı için yatırımlar yaptığını, müvekkilinin marka üzerindeki uzun süreli kullanımı sonucu müktesep hak sahibi olduğunu, müvekkili ile davacının eğitim-öğretim hizmetlerinde, 2001 yılından başlamak üzere, kesintisiz ve düzenli bir şekilde markaları ile faaliyette bulunduklarını, müvekkilinin faaliyetinden haberdar olan davacının iddialarının iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,  kaldı ki, davacının müvekkilin Ankara'da faaliyete başlamasından sonra yıllardır kullanılmayan ... markasını eğitim-öğretim hizmetlerinde devir alarak, müvekkiline karşı kullanımın durdurulması yönünde ihtarname keşide ettiğini, davacının markayı yeni bir tarihte  devraldığını ileri sürmesi halinde dahi, markanın uzun yıllardan beri müvekkil tarafından kullanıldığının bilinmesi ve davacının markayı piyasadaki koşulları ile devir aldığı gerçeği karşısında, marka üzerinde uzun süreli kullanıma dayalı hak sahibi olan müvekkilinin hakkının engelleyemeyeceğini, ayrıca davaya mesnet \"...\" unsurlu markalar ile müvekkilinin \"... ...+ ŞEKİL\" markası arasında, görsel, işitsel ve genel görünümleri açısından herhangi bir benzerlik bulunmadığını, iki kelimeden oluşan müvekkilinin markasında \"...\" ibaresinin ön planda tutulmadığını, dolayısı ile markalar arasında karıştırılma tehlikesi ya da iltibastan söz edilemeyeceğinden marka  hakkına tecavüz hususunun  gerçekleşmediğini ve haksız rekabetin de  bulunmadığını  savunarak davanın reddine  karar verilmesini istemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalıya ait olduğu bildirilen okulun 2014 tarihinden bu yana, Kırıkkale'de bulunan okulun ise 2001 yılından beri faal olduğu, okullara ilişkin markasal kullanımlarda “..., sincan, eğitim kurumları” gibi ibarelerin, markanın bütününe hakim olduğu görülen “...” harflerine göre oldukça küçük ve tali nitelikte kalacak şekilde kullanıldığı, davalının \"........\" adlı internet sitesinin 28/01/2018 tarihinde oluşturulduğu, sitede alan adının kök uzantısında ''...'' ibaresi geçmemekle birlikte sayfa uzantılarında ''...\" şeklinde bir kullanımın olduğu, ilgili sitedeki kullanımların davalıya ait okulda yapılan  keşif sırasında tespit edilen kullanımlar ile bire bir aynı nitelikte bulunduğu, davalıya ait sosyal medya paylaşım sitelerinde yer alan kayıtların tamamında davalının “..........ibaresini ön plana çıkaran markasal kullanımlarının varlığının tespit edildiği, bu kullanımlarda “...” ibaresinin ön plana çıkan esas unsur konumunda olduğu, bu bağlamda markalarda ortak \"...\" sözcüğüne bağlı olarak davacı markaları ile davalı işareti arasında işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu, görsel manada kullanılan yazı stili ve tasarımların büyük benzerlik gösterdiği, davalı kullanımlarında yer alan kitap okuyan kişiler formundaki logonun taraf markalarını farklılaştırmaya yetmediği, davalı kullanımlarını gören ortalama tüketicilerin bu kullanımın davacıya ait olduğunu veya davalının marka sahibi davacı ile arasında irtibat bulunduğunu düşünebileceği, bu itibarla davalının kullanımlarının davacının  tescilli markalarından doğan haklarına ihlal eder nitelikte olduğu, ancak davacı tarafından markanın kötü ve uygun olmayan bir şekilde kullanıldığı iddiası ile itibar tazminatı talep edilmiş ise de, dosyadaki delillerden bu hususların ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davalının web sitesinde, sosyal medya linklerinde, navigasyon uygulamalarında ve her türlü tanıtım metaryalinde kullandığı \"...\" ibaresinin markalarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin men ve ref'ine, ibarenin internet üzerinde ve her türlü sosyal medya uygulaması ile fiziki kullanımların önlenmesine, bu ibarenin her türlü, belge, tabela, tanıtım ve reklam ürününün üzerinden silinmesine, mümkün değil ise ürünlere el konulmasına ve imhasına, davalının ... .......Şubesi unvanlarından \"...\" ibaresinin terkinine, 27.554,42 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın 25/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin fazlaya dair talebin reddine, itibar tazminatına yönelik talebin reddine ve hükmün tirajı en yüksek gazetelerden birinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle bir kez ilanına karar verilmiştir. <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin ihtarlarına, başvurulan hukuki yollara ve davalının müvekkiline ait markaları yıllarca kullanmış olmasına rağmen hükmedilen 10.000,00-TL manevi tazminatın güncel kararlar gözetildiğinde çok düşük kaldığını, kısmi red kararı uyarınca davalı lehine hükmedilen 7.375,00-TL vekalet ücretinin kaldırılması gerektiğini, davalının marka hakkına tecavüz niteliğindeki kullanımı sırasında sunduğu eğitim- öğretim hizmetinin kalitesi ve  fiziki koşulları nazara alındığında müvekkilinin markasının sektördeki itibarının zedelendiğinin kabulü  gerektiğini  ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı vekilli istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin delillerinin tam ve eksiksiz bir şekilde incelenmediğini, yalnızca davacının dava dosyasına sunmuş olduğu deliller çerçevesinde bir değerlendirme yapıldığını, anılan bu hususun adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde bulunduğunu, müvekkili tarafından aynı neden ve olgulara dayalı olarak dava dışı ... ... aleyhine açılan Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/452 E. sayılı dosyasındaki delillere dayanılmış ise de ilk derece mahkemesince bu dosya ve eklerinin getirtilmediğini, bilirkişi incelemesinin bu dosyadaki deliller  dikkate alınmadan yapıldığını, oysa anılan dosyada yapılan bilirkişi incelemesinde somut olaydan farklı olarak davacının kullanımının müvekkilinin marka hakkına tecavüz olarak nitelendirildiğini, müvekkilinin markasının özgünlük ve karakteristik özellikler katılarak oluşturulduğunu ve bu yönüyle davacının markalarından ciddi anlamda ayrıldığını, renk, font, ve görünüşü incelemeden, yalnızca müvekkilin markasında yer alan \"...\" harflerinin varlığı üzerinden bir benzerlik  oluşturulamayacağını, \"...\" markasını 2001 yılından bu yana dershanecilikten koleje kadar genişleyen bir yelpazede pek çok şube ile aralıksız ve sürekli olarak eğitim-öğretim hizmetlerinde  kullanan müvekkilinin herhangi bir itiraz ile karşılaşmadığını, dolayısı ile müvekkilinin bu marka üzerinde uzun süreli kullanım sonucu, müktesep hak sahibi olduğunu, aynı iş kolunda faaliyette  bulunan davacının müvekkilinin markasal kullanımını bilmiyor olmasının mümkün olmadığını, dolayısı ile dava açılmasının iyiniyet ve dürüstlük ilkesine aykırı, hakkın kötüye kullanımı niteliğinde bulunduğunu, hükmedilen tazminat miktarının kabul edilemeyeceğini ve 2014 yılında keşide edilen ihtarnameye dayalı olarak 2020 yılında açılan dava nedeniyle ihtarname tarihi esas alınarak temerrüt faizine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ve refi ile  haksız rekabetin tespiti, ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince davalının markasal kullanımının davacının marka hakkına  tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğu kanaati ile davanın kısmen kabulü ile davalının web sitesinde, sosyal medya linklerinde, navigasyon uygulamalarında ve her türlü tanıtım metaryalinde kullandığı \"...\" ibaresinin markalarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin men ve ref'ine ve maddi ve manevi tazminata karar verilmiş, hüküm  davacı vekili tarafından manevi tazminat miktarının yetersizliği ve davalı vekili tarafından da özellikle \"...\"ibaresinin markasal kullanımının 2001 yılından beri süre geldiği, bu süre boyunca aynı sektörde faaliyette bulunan tescilli marka sahibinin sessiz kalma yoluyla markanın kullanılmasına icazet verdiği iddiası ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Markaya tecavüz istemli bir davada sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedebilmek için marka sahibinin, markasına tecavüz edildiğinden haberdar olmasından ya da haberdar olması gerektiği tarihten itibaren uzunca bir süre bu kullanıma karşı çıkmaması gerekmektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasında hak kaybı için kesin bir süre öngörülmemekle birlikte yaklaşık beş yıllık sürenin varlığı halinde hak kaybının gerçekleşeceği kabul edilmektedir. Nitekim dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan SMK'nın 25. maddesinde markanın hükümsüzlüğü düzenlenmiş ve maddenin 6. fıkrasında marka sahibinin, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceği hüküm altına alınmıştır.<br>\tSomut olayda davalı, Kırıkkale ilinde bulunan eğitim- öğretim kurumunda 2001 yılından beri \"...\" markası ile faaliyette bulunduğunu, dershanecilik ve kolej dahil pek çok şubede bu marka altında aralıksız olarak sürdürdüğü faaliyete dayanak marka sahibi tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını ve davaya dayanak markayı 2014 yılında önceki malikinden markayı devralan davacının, markayı piyasadaki koşulları ile devraldığının kabulü gerektiğini ileri sürerek ihtarın gerçekleştiği 25/6/2014 tarihine kadar sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı savunmasında bulunmuştur. Hal böyle iken davalının bu savunmaları değerlendirilmediği gibi  savunmasına dayanak teşkil ettiğini bildirdiği, özellikle Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/452 sayılı dosyasındaki deliller getirtilip incelenmeden, yazılı şekilde karar verilmesi yoluna gidilmiştir. <br>Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ve bu hakkın özel bir görünümü niteliğindeki HMK'nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkı uyarınca uyuşmazlığın çözümünde sonuca etki etme ihtimali bulunan delillerin toplanması ve değerlendirilmesi zorunlu olup, somut olayda markaların birlikte var olma iddiası ile davacının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğrayıp uğramadığı hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır. <br>\tBu itibarla Dairemizce, davalı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 23/06/2022 gün ve 2020/198 E. - 2022/209 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Taraf vekillerince diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı vekilince istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 252.17-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının ve davalı vekilince istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 252,17-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan  davacıya iadesine, \t<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/05/2025\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Katip<br>...<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca6e82a7b5686ebf","SID":"fde869174335f38d"}}