{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br>BAŞKAN\t\t: ...                     (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...                (...)<br>KATİP\t\t: ...          (...)  <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/06/2021<br>NUMARASI\t\t:....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/06/2021 Tarih ve 2019/11 Esas - 2021/218 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ... davalı ...  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili adına 1992 yılında  tescil edilen \"...\" markasının ülke içinde ve yurt dışında bilinen, tanınmış marka  niteliğinde bulunduğunu, hal böyle iken davalı şahıs tarafından markanın tescilli olduğu 35. sınıfta \"... ...+ şekil\" ibareli markanın tescili talebine yönelik müvekkilinin  itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, davaya konu markada yer alan  \"...\" ibaresinin bu markanın esaslı unsurunu oluşturduğunu, müvekkiline ait \"...\" ibaresini birebir içeren davaya konu markada diğer unsur olan \"...\" ibaresinin  markayı müvekkilinin markasından ayırt için yeterli olmadığını, müvekkilinin markasının tanınmış olduğu, başta mobilya  emtiası olmak üzere bir çok emtianın davaya konu marka kapsamında tescil edilmek istendiğini, dolayısı ile markaların benzerliği yanında emtia benzerliği şartı da gerçekleştiğinden halk nezdinde markaların karıştırılması tehlikesinin bulunduğunu ve başvurunun tescili halinde müvekkiline ait “...” markasının, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi ve markanın ayırt edici karakterine zedeleyici sonuçların ortaya çıkmasının da kaçınılmaz hale geleceğini, aynı zamanda haksız rekabete de yol açacağını ileri sürerek, 2018-M-9730 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın bu sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı vekili, \"... ... + Şekil \" markasında asıl unsur ve vurgu  yapılan hususun \"...\" ibaresi olmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 6/5 anlamında somut olayda markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlama, tanınmış markanın itibarını zedeleme veya ayırt edici karekterine zarar verme koşullarından hiçbirisinin gerçekleşmediğini, vurgunun \"...\" ibaresi üzerinde olup markanın bir bütün olarak  Antik Yunan Mitolojisindeki  tanrıların ölümsüzlük veren yiyeceği  anlamına geldiğini ve davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında ortak unsur olarak yer alan \"...\" ibaresinin davalı markasında \"...\" şeklinde bir söz bütünü içinde yer aldığı, \"... (bitki) ...\" anlamına gelen bu ibarenin 05, 29 ve 31. sınıflarda yer alan “gıda ürünleri” ile “tıbbi/kimyasal emtialar” ile bunların  ve yanı sıra 30,  32. sınıflardaki malların satışına ilişkin 35. sınıftaki hizmetler bakımından, ürünün “bitkisel kökenli” olduğunu veya doğal bir üretim kaynağından geldiğini ifade eden, bu bağlamda yoğun çağrışım içeren, zayıf bir marka işareti olduğu, her ne kadar davacı tarafından sunulan yargı kararlarının bir kısmında, İspanyolca kökenli \"...\" ibaresinin  anlamının ülkemizde çok bilinmediği belirtilmişse de, söz konusu ibarenin İngilizce’de de aynı anlama haiz olup, bu dilin ülkemizdeki bilinirlik düzeyinin oldukça yüksek olduğu, dolayısı ile anlamı herkesçe bilinen \"...\" kelimesi ile kombine edilerek oluşturulan \"...\" ibaresinin 05, 29, ve 31. sınıflardaki mallar ile bu malların (yanı sıra 30 ve 32. sınıflardaki malların) satış hizmetleri bakımından “... ...” şeklindeki gerçek anlamıyla bir bütün olarak algılanacağı, marka içinde bulunan \"...\" ibaresinin ayırt edici bir markasal unsur olarak tek başına seçilip ön plana çıkarılmadığı, marka işaretinde yer alan \"...\" ibaresi ve şekil unsurunun oluşturduğu bütünsel kompozisyon dahilinde davacının markalarından yeterli düzeyde uzaklaşıp farklılaştığı, taraf markalarının 05, 29, 31 ve 35. sınıfların tüm alt grupları bakımından aynı/aynı tür ve benzer mal ve hizmetleri kapsadığı, \"...\" ibaresinin zayıf marka  niteliği taşıdığı emtiaların 05, 29, 30, 31ve 32. sınıftaki mallar ile bu malların satışına ilişkin 35/05 alt grubundaki hizmetler olduğu, marka kapsamında bulunan diğer mal ve hizmetler yönünden ibarenin ayırt ediciliğe haiz bulunduğu, dolayısı ile “... ...” ibareli davaya konu marka ile “...” ibareli davacı markaları arasında başvurunun kapsadığı “05, 29 ve 31.sınıftaki mallar ile 35/05 alt grubundaki \"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 05, 29, 30, 31 ve  32. sınıf kapsamındaki mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri\" bakımından benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, hem anlamsal, hem görsel hem de işitsel açıdan söz konusu markalar birbirlerinden yeterli düzeyde farklılaştığı, buna karşılık 35. sınıftaki diğer hizmetler bakımından ... ibaresinin çağrışımsal etkisi olamayan, yüksek düzeyde ayırt edici bir marka işareti olduğu, bu bakımdan ... ibaresini ortak esaslı unsur olarak içeren “... ...+şekil” markası ile davacının “...” ibareli markaları arasında, davacı markasının mobilya sektöründen gelen tanınmışlığının da etkisi ile işitsel ve anlamsal açıdan dolaylı benzerlik bulunduğu, davalının “... ... şekil” markasını, davacı markaları ile aynı/aynı tür ve benzer hizmetler üzerinde gören bir tüketicilerin davalı hizmetinin, davacı markası ya da işletmesi ile ilişkili olduğu intibaına kapılabileceği, dolayısı ile bu mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacıya ait marka mobilya sektörü bakımından tanınmış olduğundan mobilya sektörü ile bir ilişkisi olmayan mal ve hizmetler bakımından haksız bir yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali bulunmadığından SMK'nın 6/5 madde bakımından tescil engelinin  bulunmadığı gerekçeleriyle  davanın kısmen kabulüne, 2018-M-9730 sayılı YİDK kararının 35. sınıfın \"01, 02, 03, 04 alt gruplarındaki mal ve hizmet sınıfları ile 01, 02, 03, 04, 08, 09, 10, 11, 14, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 26, 27, 28, 33, 34 sınıflardaki malların satışına ilişkin 05 alt grubu mal ve hizmet sınıfları yönünden iptaline, 2017/49282 sayılı \"... ...+Şekil\" ibareli markanın tescilli olduğu 35. Sınıfın \"01, 02, 03, 04 alt gruplarındaki mal ve hizmet sınıfları yönünden ve 01, 02, 03, 04, 08, 09, 10, 11, 14, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 26, 27, 28, 33, 34 sınıflardaki malların satışına ilişkin 05 alt grubu\" mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.<br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markası tanınmış marka niteliğinde olduğundan 6/1 kapsamındaki benzerliğin arttığının kabulü ile bütün sınıflar yönünden YİDK kararının iptalinin gerektiğini, kararının daha önceden başka bir dosyada verilen karar ile çeliştiğini, bilirkişi tarafından \"...\" ibaresinin tanınmışlığı hususunda olumsuz bir  kanıya  varılmış ise de  bu kanaatin daha önce düzenlenen 40'a yakın bilirkişi raporundaki tespite aykırı olduğunu, \"...\" ibaresinin İngilizce anlamı bulunmazken  İtalyanca ve İspanyolca'da ev anlamına gelen bu sözcüğün tüketici nezdinde bilindiği yönündeki kabulün doğru olmadığını, anılan ibarenin sözlük anlamı ile değil, müvekkilinin kullanımı sonucu kazandırılan anlamı ile  bilinir olduğunu, dolayısı ile tüketici nezdinde bu ibareyi içeren markaların müvekkilinin markasının serisi olarak algılanacağını, Mahkemenin \"...\" markasını tanınmış kabul etmesine ve markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetler örtüşmesine rağmen bir kısım mal ve hizmetler yönünden karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönündeki kabulünün kendi içinde çelişkili olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı markaları ile başvuru markasının karşılaştırılması halinde markaların anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer olmadığının açıkça görüldüğünü, zira başvuru konusu marka ile itiraz konusu markaların tertip tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı renk, şekil, kelime unsurları, markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, markaların \"...\" ibaresinde ortaklaşmasının tek başına markalar arasında ilişkilendirilme veya karıştırılma ihtimaline yol açmayacağını, başvuru konusu markanın bütün olarak “... ...” ibaresinden oluşup bu ibarenin kavramsal bütünlük arz ettiğini, tüketicilerin markayı bölerek değil, bütün olarak algılayacağını, “...” ibaresinin ayırt edici bir markasal unsur olarak tek başına seçilip ön plana çıkmadığını, aksine “...” ibaresinin dava konusu markada, “...” kelimesinin tamamlayıcısı olarak gerçek anlamına bürünmekte olduğunu ve marka işaretinde yer alan “...” kelimesi ile şekil unsurunun oluşturduğu bütünsel kompozisyon dahilinde davacı markalarından yeterli düzeyde uzaklaşıp farklılaştığını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: 1- Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br>\t2- Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; işlem dosyasının incelenmesinden; davalı şahsın 29/5/2017 tarihinde 2017/49282 sayılı \"... ...+şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 05, 29, 31 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacının \"...\" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddine karar verildiği, davacının bu karara yaptığı itirazın ise YİDK'in 2018-M-9730 sayılı kararıyla reddedildiği, kararın 14/11/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. <br>\tSomut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.<br>\tBu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava konusu başvuru kapsamında 05, 29 ve 31. sınıfların tüm alt grupları ve 35. sınıfın 01, 02, 03 ve 04 alt grupları ile  birlikte 05 alt grubu içinde tüm sınıflardaki malların mevcut olup  bilirkişi raporunda \"...\" ibareli markaların tescilli olduğu sınıflar itibariyle davaya konu markanın tescilinin talep edildiği tüm sınıf ve alt gruplar yönünden  aynı/aynı tür veya  benzer mal ve hizmetleri kapsadığı açıklanmıştır.   <br>\tMarka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru \"... ...+şekil\" ibaresinden oluşmaktadır. Davaya konu marka içinde  üste gelecek şekilde yazılan ve ön plana çıkarılan \"...\" ibaresi markanın esaslı unsurunu oluşturmaktadır. Markada yer alan arı ve petek şekli ile \"...\" ibaresi tali unsur konumundadır. Davacının itirazına mesnet markaların asli unsuru ise \"...\" ibaresi olup davaya  konu markanın başında aynen yer almaktadır. Tüketiciler nezdinde kelimelerin baş kısmı daha çok dikkat çekeceğinden ve davaya konu markanın başında bulunan \"...\" ibaresi itiraza mesnet markadaki gibi okunup teleffuz edileceğinden markalar arasında işitsel ve görsel benzerlik olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/4723 E., 2024/968 K. sayılı kararında \"...\" ibaresi, 2021/2864 E., 2022/6882 K. sayılı kararında \"...\",  2018/2241 E., 2019/3641 K. sayılı kararında \"...\",  2016/6931 E., 2018/2829 K. sayılı kararında \"cassara\" ibareleri, davacı markaları ile benzer görülmüştür. Bu itibarla, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davaya konu markadaki tali unsurların markalar arasındaki  ilişkilendirme ve karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı ve ortalama tüketiciler tarafından markaların ilişkilendirileceği ya da dava konusu başvurunun, davacının seri markalarından biri olarak algılanacağı kanaatine varılmış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları haklı görülmüştür.  <br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bir kısım hizmetler yönünden markanın ayırt edicilik niteliğinin  bulunduğu yönündeki dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, teknik yönlerden bilirkişi raporundan faydalanılmış, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>Davacı tarafça hem davalı Kurum nezdinde ileri sürdüğü itirazında hem de dava dilekçesinde tanınmışlık vakıasına da dayanılmış olup, dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda da, davacının \"...\" ibareli markasının, mobilyacılık sektörüne dahil mallar bakımından yaygın bilinen tanınmış markalardan olduğu, bu tanınmışlığın davalı Kurum tarafından da kabul gördüğü açıklanmıştır. Dairemizce de davacının \"...\" markasının, mobilyacılık sektörüne dahil mallar bakımından tanınmış marka olduğu kabul edilmiş, bu mallarla başvuru kapsamındaki tekstil ürünleri arasındaki yakın ilişki de gözetildiğinde, başvurunun tescili halinde davalının, davacı markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği, davacı markasının itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği sonucuna ulaşılmıştır.   <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu başvuru ile davacının \"...\" ibareli markaları arasında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm sınıflardaki mal ve hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, ayrıca davacı markasının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5 maddesinde ön görülen hallerin de somut olayda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değilse de, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine ve  davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 15/06/2021 gün ve 2019/11 Esas - 2021/218 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KABULÜ ile YİDK'in  2018-M-9730  sayılı kararının iptaline,  <br>\t4-Davalı ... adına tescil edilen 2017/49282 sayılı ve \"... ...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,<br>\t5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 571‬,00.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan  alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 246,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 56,00-TL tebligat masrafı, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.594,50-TL yargılama giderine 44,40-TL peşin harç ve 44,40-TL başvurma harcı tutarının eklenmesiyle oluşan toplam 2.683,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t8-Davalı ...  tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>\t9-Davalı ... tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında  herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t11-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t12-Davalı ...'ndan alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL'nin anılan davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/06/2025\t\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Katip<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03e0a27be258d517","SID":"6a1f8fa838292c89"}}