{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/09/2022<br>NUMARASI\t\t....<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/09/2022 tarih ve 2021/52 E. - 2022/266 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2020/36879 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, Markalara Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin \"...\" sitesinin yaratıcısı olduğunu, müvekkili başvurusunun 36. sınıf hizmetleri kapsamadığını, müvekkili sitesinin verilerin anlık takibine imkan veren bir hizmet geliştirdiğini, müvekkilinin sitesini 2012 yılından beri kullandığını, son 2,5 yıl içinde 27.683.579 kullanıcı tarafından kullanıldığını, bu nedenlerle davaya konu Kurum kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun ayırt edici olmadığı gibi kapsamındaki hizmetler yönünden tanımlayıcı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu ibarenin özellikle “finansal piyasalar, finansal piyasalara ilişkin verilerin sunumu/aktarımı” gibi hizmetler bakımından, hizmetin kaynağını göstermeyen/ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret olduğu değerlendirilebilir ise de ilgili hizmetlerin dava konusu başvuru kapsamında yer almadığı, uyuşmazlık konusu başvuru kapsamında yer alan ve reddine karar verilen hizmetler ile dava konusu ibareyi oluşturan şekil ve sözcük unsurları arasında, dava konusu ibarenin kavramsal karşılığı ve bütünsel algısı itibariyle bir ilişki bulunmadığı, tescil edilmek istenilen ibarenin, ticaret hayatında bir takım hizmetler (finansal piyasalara yönelik) açısından kaynak gösterme fonksiyonu bulunmayacağı kabul edilebilir ise de başvuru kapsamındaki hizmetler bakımından yapılan incelemede başvuru ile bu hizmetler arasında doğrudan bir bağlantı kurulamadığından, anılan hizmetlerde dava konusu başvurunun kaynak gösterme fonksiyonunun mevcut olduğu, dava konusu ibarenin finansal piyasalara/döviz piyasalarına/döviz verilerinin aktarımına yönelik doğrudan tanımlayıcı nitelikte bir anlamı mevcut olup anılan hizmetlerin bir türünü ifade etmekte ise de dava konusu başvuru kapsamındaki 35. ve 38. sınıfta reddine karar verildiği görülen hizmetler bakımından “...” ibaresinin bu hizmetlerin çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynağına işaret eden herhangi bir anlamının bulunmadığı, dolayısıyla başvurunun kapsadığı hizmetlerin herhangi bir karakteristik özelliğine işaret etmediği, anılan ibarenin ayırt edici karakterinin bütünsel algıda zayıf oluşunun, uyuşmazlık konusu hizmetlerde tescilini engellemediği gibi bu hizmetlerdeki tescilinin de özellikle finans piyasaları için herkesin kullanımına açık kalması gereken bu tür ibareler üzerinde davacı lehine münhasır bir hak oluşturamayacağı, netice olarak dava konusu markanın, başvuru kapsamında reddine karar hizmetler ile olan ilişkisi açısından, iktisadi kaynak göstermeye elverişli bir ibare olduğu ve ilgili hizmetlerin herhangi bir karakteristik özelliğine işaret eden niteliği bulunmadığı, bu nedenle başvuru kapsamında reddine karar verilen bu hizmetler yönünden SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca reddi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'in 2020-M-9513 sayılı kararının iptaline  karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu ibarenin, somut ve soyut anlamda ayırt edicilikten yoksun olup marka algısı yaratmadığını, söz konusu genel ibarenin, markadan beklenen fonksiyonları yerine getiremeyeceğini, bu ibarenin, markanın kaynak gösterme fonksiyonuna ve ayırt edici niteliğine sahip olmadığını, ayrıca bu ibarenin, malın ve hizmetin kalitesini garanti etme fonksiyonundan da uzak bulunduğunu, tasviri nitelikteki tanımlayıcı bu ibarenin, ayırt edicilikten yoksun olduğunu, marka olmaya elverişli olmayan bu ibare üzerinde marka algısının oluşmayacağını ve bu nedenle de SMK'nın 5/1-b maddesi kapsamında reddinin gerektiğini, yine dava konusu başvurunun, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceğini, son olarak davacı şirketin başvurusunu oluşturan “...” ibaresinin, tescile konu hizmetler için tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine  karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...+şekil\" ibareli başvurunun, \"finansal piyasalar, finansal piyasalara ilişkin verilerin sunumu/aktarımı\" gibi hizmetler bakımından, hizmetin kaynağını göstermeyen ve ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret olduğu, ancak bu hizmetlerin dava konusu başvuru kapsamında yer almadığı, başvuru kapsamında yer alan hizmetler ile dava konusu ibareyi oluşturan şekil ve sözcük unsurları arasında, dava konusu ibarenin kavramsal karşılığı ve bütünsel algısı itibariyle bir ilişki bulunmadığı, anılan hizmetlerde, ortalama bir tüketicinin, dava konusu marka ile karşı karşıya <br>kaldığında, hizmet ve marka arasında doğrudan kavramsal bir bağlantı/ilişki kurmayacağı, karşılaştığı işareti, hizmetin kaynağına yönelik bir ibare olarak algılamasının mümkün olabileceği, bu itibarla başvuru konusu ibarenin, başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunduğu ve SMK'nın 5/1-b maddesi koşullarının oluşmadığı, yukarıda açıklanan nedenlerle başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden dava konusu başvurunun tanımlayıcı ya da tasviri bir ibare de olmadığı, dolayısıyla SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında bir tescil engelinden de söz edilemeyeceği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ...  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,5‬0-TL'nin davalı ... Kurumundan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin  davalı ...  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.  <br><br>Başkan<br>...<br> <br>Üye<br>...<br> <br>Üye<br>...<br> <br>Katip<br>...<br> <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"65845cab8f590e84","SID":"a7391a59e133527b"}}