{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ....<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/03/2023<br>NUMARASI\t\t: .....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/03/2023 tarih ve 2022/347 E. - 2023/75 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 1972’de Gaziantep’te kurulduğundan bu yana gıda sektöründe \"...\" markası tahtında faaliyetlerini sürdürdüğünü, yoğun emek ve etkin tanıtım faaliyetleri sonucunda müvekkili markalarının tüketici nezdinde tanındığını, davalı gerçek kişinin 2020/119098 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu marka başvurusunun müvekkili adına tescilli ve tanınmış olan ve seri marka hüviyetinde bulunan “...” ibareli markalarla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa neden olabilecek nitelikte bulunduğunu, taraf markalarının aynı/benzer emtialarda kullanılacağını, bu markanın davacının markaları ile tüketiciler nezdinde karışıklık yaratarak davalıya haksız avantaj sağlayacağını ve müvekkili markalarının itibarını ve ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, bu markanın müvekkili markalarının yeni bir versiyonu/devamı olduğu izlenimini yarattığını, \"...\" ibaresinin müvekkili ticaret unvanının ayırıcı unsuru olması nedeniyle de korunması gerektiğini, davalının davaya konu marka başvurusunu yaparken kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-9511 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDiğer davalı, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının 2020/119098 sayılı marka başvurusu ile davacı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzerlik olmadığı, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtia açısından emtia benzerliğinin gerçekleştiği, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmış marka ve ticaret unvanından doğan hak iddialarının yerinde olmadığı, davacının kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili markalarının esas unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, davaya konu davalı markasının ise \"...\" ibaresinden meydana geldiğini, buna göre \"...\" ibaresinin, karşılaştırmaya konu markaların asli unsurunu teşkil ettiğini, tescilli markalara tali unsurlar eklenerek oluşturulan markaların ayırt ediciliği sağladığının kabul edilemeyeceğini, \"...\" ibaresi bakımından tek ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin yoğun yatırımlar yapmak sureti ile nihai tüketici nezdinde markayı tanınır hale getirdiğini, müvekkili markasının tanınmışlığı da gözetildiğinde başvuru markası ile müvekkili markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, davalı başvurusunda yer verilen \"...\" ibaresinin aynı zamanda müvekkili ticaret unvanının esas unsurunu oluşturduğunu, gerek işitsel, fonetik gerekse de sınıfsal yönden benzer oldukları aşikar olan markaların nihai tüketici nezdinde iltibas yaratacakları açık olmasına karşın davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...+şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvurunun bir bütün olarak algı yarattığı ve \"...\" ibaresinin ön plana çıkarılmadığı, işaretler arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmışlığı ve davacının ticaret unvanından kaynaklanan bir tescil engelinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br>Üye<br><br> <br> <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8b90ab0580adc38","SID":"2f8c376e18281c6d"}}