{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                   T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/12/2022<br>NUMARASI\t\t: ....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 tarih ve 2022/130 E. - 2022/430 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi  davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2020/102882 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibaresini ilk kez 2007 yılında tescil ettirdiğini, bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını arttırdığını, müvekkilinin “...” ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik Yüksek Mahkeme içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, davalı kurumun \"...\" ibaresinin tanımlayıcı/zayıf marka olduğunu, bu sebeple ilgili markanın müvekkili şirketi doğrudan işaret etme fonksiyonu olmadığını iddia ettiğini, bahse konu iddiasını ise “...” markasını haiz pek çok markanın fiili olarak piyasada mevcut olduğu ve ilgili markanın anlamının ortalama gıda tüketicisi nezdinde bilinir olduğu hususlarına dayandırdığını, Anayasa’nın 35. maddesi ve buna uygun bir şekilde oluşturulmuş olan Yüksek Mahkeme pratiği dikkate alındığında, marka hakkının ortadan kaldırılması etkisinde olan bir kararın YİDK iptali davalarında ikame edilemeyeceğini, herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğunu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceğini, “...” ibaresinin zayıf/tanımlayıcı marka statüsünde olmadığını, aksine bu ibarenin doğrudan müvekkil şirketi işaret ettiğine ilişkin pek çok yargı kararının mevcut olduğunu,  müvekkilinin “...” markasının çeşitli şirketlerce önüne veya arkasına ayırt ediciliği olmayan çeşitli harfler, semboller veya şekiller eklenerek tescil edilmesi hallerinde mahkemelerin iltibasın mevcut olduğuna hükmettiğini, davalı şahsın herhangi bir çaba sarf etmeden müvekkilinin tüketicilerde yaratmış olduğu “...” marka imajından haksız bir kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin “...” markasının çok uzun sürelerden beri piyasada olması sebebiyle ayırt edici niteliğinin yükseldiğini ve bahse konu markanın yüksek ayırt edici marka statüsüne ulaştığını, dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının aynı sınıfta yer alan mal ve/veya hizmetleri kapsadığını, ortalama gıda tüketicisinin işbu dava konusu marka ile müvekkilinin markalarını benzer olarak algılayacağını, ortalama gıda tüketicisinin tercih haklarını çok kısa bir süre içerisinde kullandığını, bu durumun iltibas ihtimalini güçlendirdiğini, dava konusu markanın “...” ibaresinden oluşmakta olup markanın esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğunu;  dava konusu markanın esaslı unsuruna odaklanarak tercih hakkını kullanacak olan ortalama tüketicinin dava konusu markanın müvekkilin “...” markalı ürünlerinin bir türü olduğu veya davalı şahıs ile müvekkil şirketin idari/ekonomik bir bağ içerisinde olduğu yanılgısına düşülmesine sebebiyet verebileceğini ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-865 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>\tDavalı ... vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında görsel, işitsel, fonetik bakımlardan benzerlik olmadığını, davacının faaliyet alanının da müvekkilinden farklı bulunduğunu, müvekkili başvurusunda \"...\" kelimesinin özellikle vurgulanmadığını ve öne çıkarılmadığını, davacının \"...\" markasının, orijinal niteliği az olan ve bu nedenle ayırım gücü zayıf bir marka olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu edilen mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun oluştuğu, ancak taraf markaları arasında ilişkilendirme de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık düzeyine ilişkin iddiaları bakımından dava konusu marka ile ilgili bir tescil engelinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili markaları ile davalı markasının iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiğini, markaların aynı tüketici kitlesine hitap ettiğini ve bu tüketici kitlesinin, algılama ve dikkat düzeyinin düşük olduğunu, müvekkili markalarının ayırt ediciliğinin yüksek bulunduğunu, bu yönde mahkeme kararlarının olduğunu, aksi yöndeki mahkeme kabulünün, hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleştiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre dava konusu \"...+şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda \"...\" kelimesinin öne çıkarılmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarihli, 2021/1685-2022/6319 E/K sayılı ilamında \"...\" ibaresinin sağlıklı, zinde, formda, uygun vs. anlamlarına geldiğinin ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğunun belirtildiği, tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının da başvurunun tesciline engel oluşturmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/05/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8fd4c667177bb47b","SID":"c48c1c9f20edc1a4"}}