{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ  <br>   <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                 K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/01/2023<br>NUMARASI\t\t:....<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/01/2023 tarih ve 2022/168 E. - 2023/31 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, 2014 yılında Sırbistan’da kurulan müvekkili şirketin 2015 yılından beri başta “...” olmak üzere “...” ile başlayan seri markalar altında kaş tasarımı dahil güzellik hizmetleri sunduğunu, bu konuda eğitimler verdiğini ve ürün satışı yaptığını, müvekkilinin “...”li markalarını bu faaliyetleri kapsamında aktif olarak kullandığını ve tüketici nezdinde bilinir hale getirdiğini, “...”li markalarıyla seri markalar oluşturduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2019/98179 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkili markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğunu, zira dava konusu edilen markada geçen ve Türkçe’de “deri” anlamına gelen “......” anlamlarına gelen “...” ibarelerinin tasviri/tanımlayıcı nitelikte talî unsurlar olduğunu, yani markada esas unsurun “...” ibaresi olduğunun kabulünün gerektiğini, müvekkilinin markalarının da esas unsurunun birebir aynı “...” ibaresi olduğunu, dava konusu edilen markanın tüketiciler tarafından müvekkilinin seri ve tanınmış “...”li markalarının bir devamı şeklinde algılanacağını, bu yönde emsal Kurum ve mahkeme kararlarının bulunduğunu, müvekkili markalarının sektöründe tanınmışlığının da hüküm altına alındığını, bu benzerlikler ve müvekkilinin  markalarının tanınmışlığı göz önüne alındığında, dava konusu edilen markanın müvekkilinin markalarıyla karıştırılma ihtimalinin de yükseldiğini ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-2576 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDiğer davalı, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm hizmetler açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat ve özen seviyesinin, söz konusu hizmetleri satın alırken düşük olmadığı, ancak buna rağmen karşılaştırılan markalar arasında, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nın 28.02.2022 tarih 2022-M-2576 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, mahkeme kararının aksine taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimali bulunmadığını, markaların kavramsal, görsel bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirlerinden farklı olduğunu, istinafa konu mahkeme kararında, “...” ibaresinin davacının markalarıyla ayırt edicilik kazandığı ve davalı ... başvurusunun davacının markalarının serisi olarak düşünülebileceği belirtilmiş ise de ortalama tüketicinin, başvuru konusu markada kullanılan “...” ibaresi ile davacının markaları arasında bağlantı kurmayacağını, başvuru konusu markanın genel izleniminin, davacı markalarından oldukça farklı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br>\tDavalı ... vekili, davacı markası ile müvekkiline ait marka arasında benzerlik bulunmadığını, davacı markalarında, \".../...\" ibaresinin yalnızca başlangıç kısmında ve kendisinden sonra gelen kelimeye bitişik olarak kullanıldığını, bu ibarenin belli bir fonetiğinin ve yazı stilinin olduğunu, müvekkilin markasında bulunan \"...\" ibaresinin ise markanın ortasında yer aldığını ve gayet yalın bir şekilde geçtiğini, dolayısıyla markalar arasında bir benzerlik olmadığını, davacı ... müvekkili markasının başlangıç kısımlarının farklı olduğunu, tüketicinin dikkatinin yoğunlaştığı yerin farklı olmasından dolayı söz konusu markaların benzer olduğunun söylenemeyeceğini, mahkeme kararında da belirtildiği üzere 44. sınıfta yer alan hizmetlerin hitap ettiği alıcı kilesinin, dikkat ve özen seviyesinin düşük olmadığını, işbu markaların alıcı kitlesinin dikkat ve özen seviyesinin düşük olmadığı dikkate alındığında, davacının \"...\" ile başlayan markalarının gerek yazı tipi gerekse kullandığı simgeler dolayısıyla ve müvekkilin markasında yer alan \"...\" ibaresinin bir o kadar yalın ve düz karakterli olduğu düşünüldüğünde, tüketici nezdinde markalar arasında  karışıklık doğmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira başvuruda yer alan \".........\" ibarelerinin, başvuru kapsamında yer alan hizmetler yönünden ayırt edici olmadığı ve bu haliyle davacı markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin, dava konusu başvurunun da asli unsurunu oluşturduğu, davacının kullanım yoluyla ibareye kazandırdığı ayırt edicilik seviyesi de düşünüldüğünde, dava konusu başvurunun, davacının seri markalarından biri olarak algılanabileceği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin davalıların uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/05/2025 <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa1adcf10a1adb4f","SID":"554081992e8c00c1"}}