{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1291 <br>KARAR NO\t: 2025/1313<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/05/2025<br>NUMARASI: 2023/312 E. 2025/450 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/06/2025\t<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 14/05/2025 tarih ve 2023/312 E - 2025/450  K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün E:... sayılı dosyasına konu senetten dolayı davacılar ... ve ... Ltd, Şti'nin ...'na karşı iddia edilen borcun varlığını inkar ettiklerini, böyle bir borcun asla doğmadığnıı, bu yüzden ispat yükünün  davalı/alacaklıya ait olduğunu, menfi tespit davalarında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşılık alacaklıya düşeceğini, ...'na  karşı borcun varlığını inkar ettikleri için davada ispat külfetinin alacaklı- davalıda olduğunu, bu kapsamda Yargıtay 20. HD. , 2019/2494 E., 2019/3652 K. , T. 27.05.2019 ilamının dikkate alınması gerektiğini, davacılar ile davalının hiçbir şekilde ticari bir ilişkisi bulunmadığını, dolayısı ile davacıların davalı tarafa dava konusu icra takibine konu senette dahil olmak üzere hiçbir borcu bulunmadığını, senedin üzerinin sonradan doldurulduğu açıkça ortada olduğunu, zira belirtildiği üzere davacının şu anki yerleşim yeri adresi Isparta olduğunu, buna rağmen davacı ...'in adresi olarak Kayseri gösterilmiş olduğunu, senet üzerinde kullanılan kalemlerin farkı uzman olmayan dışarıdan bir gözle dahi anlaşılmakta olduğunu, kaldı ki kullanılan kalem farklılıkları da bu hususu ortaya koymaktadır ki  vade tarihi üzerinde oynama yapıldığı da aşikar olduğunu, İsim, imza ve T.C. dışındaki senette yer alan diğer bilgilerin davacıya ait olmadığını, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını belirterek, tedbiren takibin durdurulmasına, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün E:... sayılı dosyasına dayanak teşkil eden senetten dolayı davacının borçlu olmadığını tespitine, kötüniyetle hareket ederek müvekkilin ticari hayatına onarılmaz zararlar veren davalı tarafın icra takibine konu edilen alacağın %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... numaralı icra takip dosyasıyla davacı/borçlular hakkında kambiyo senedinden kaynaklı olarak icra takibi yapılmış olduğunu, davacı borçluların iddialarının hukuki ve mantıklı bir yanı bulunmamakta olup davalarının reddi gerekmekte olduğunu, takibe dayanak belge kambiyo senedi olup kambiyo senetleri muhteviyatları itibariyle illetten mücerret olduğunu, Menfi tespit davası kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği ispat yükü borçlu tarafa geçmekte olduğunu; alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği borçlu olmadığının ispat yükü davacı borçlularda olduğunu, (YG 11. HD. 2020/2978 E. 2021/2837 K. 24/03/2021 T.) davacı borçluların, davalıya borçlu olmadıklarını ispatlayacak herhangi bir delil sunmadıkları gibi kolaya kaçacak şekilde borcun varlığını inkar etmiş olduklarını ayrıca dava dilekçelerinde; \"Senedin üzerinin sonradan doldurulduğu açıkça ortadadır. Zira yukarıda da belirtildiği üzere müvekkilin şu anki yerleşim yeri adresi Ispartadır. Buna rağmen müvekkil ...'in adresi olarak Kayseri gösterilmiştir.  Senet üzerinde kullanılan kalemlerin farkı uzman olmayan dışarıdan bir gözle dahi anlaşılmaktadır. Kaldı ki kullanılan kalem farklılıkları da bu hususu ortaya koymaktadır ki vade tarihi üzerinde oynama yapıldığı da aşikardır. İsim, imza ve T.C. dışındaki senette yer alan diğer bilgiler müvekkile ait değildir.\" şeklindeki beyanlarıyla senedin sonradan doldurulduğu iddiasında bulunmuş olduklarını, kambiyo senedinin altındaki imza borçluya ait olup borçlunun imzanın kendisine ait olmadığına dair bir itirazı bulunmamakta olduğunu, günlük hayatta borcu olmayan bir kişinin karşı tarafa senet vermesini düşünmek hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ayrıca dava konusu senedin zorla imzalatıldığına dair davacı/borçlunun bir iddiası da bulunmamakta olduğunu, kendi özgür iradesiyle herhangi bir baskı altında kalmadan alacağa karşılık imzalanmış senede karşı böyle bir itirazda bulunulması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, senette de yazılı olduğu üzere senet nakden ahzolunmuş olduğunu, YG 19. HD. 2019/341 E. 2020/1368 K. 08/07/2020 kararının dikkate alınması gerektiğini, açıklanan tüm bu hususlar dahilinde; davacının mesnetsiz iddialarının icra işlemlerinin geciktirilmesi ve davalının hakkı olan alacağının tahsilinin ertelenmesi yönelik olduğu apaçık ortada olduğunu belirterek, Davacıların hukuki dayanaktan yoksun davasının dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, mahkemenin davanın usulden reddine karar vermemesi halinde davacı/borçlunun, borçlu olunmadığın tespiti davasının ve sair taleplerinin esastan reddine, kötüniyetli bir şekilde dava açan davacıların kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.     <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece  Mahkeme kararında; \"... Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün E:... sayılı dosyası nedeni ile davalıya borçlu olmadıkları iddia edilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra takibe konu senedin davacı şirketin ve davalının defterlerinde kayıtlı olup olmadığının ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişilerden raporlar alınmış ve her iki raporda da senedin taraf defterlerinde kayıtlı olmadığı ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığının belirtildiği görülmüştür. İmza inkarı olmamakla birlikte senetteki vade tarihinin değiştirildiği iddiasının olması nedeni ile takibe konu senedin kambiyo vasfının ortadan kalkması ihtimali dikkate alınarak grafolog bilirkişiden 27/11/2024 tarihli rapor alınmış ve raporda, senedin kambiyo vasfını değiştirecek herhangi bir değişiklik durumunun olmadığının tespit edildiği görülmüştür. Kambiyo senedinin sebepten mücerret olması da dikkate alınarak borçlu olmadığını ispat yükünün davacıda olması nedeni ile davacı tarafa yemin delilinin hatırlatılmasına rağmen davacıların yemine başvurmadığı ve bu şekilde davanın yazılı deliller ile ispat edilemediği görülmüş ve böylece, davanın reddine, Mahkememizce verilmiş ve uygulanmış bir tedbir kararı olmadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 72/4 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın reddine, Mahkememizce verilmiş ve uygulanmış bir tedbir kararı olmadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 72/4 gereğince reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün E:... sayılı dosyasına konu senetten dolayı müvekkilleri ... Ve ...  Ltd, Şti'nin  ...'na karşı iddia edilen borcun varlığının inkar edildiğini, böyle bir borcun asla doğmadığını, bu yüzden ispat yükünün davalı/alacaklıya ait olduğunu, ancak ispat yükünün davalıya ait olduğu husunun mahkemece hiç dikkate alınmadığını, menfi tespit davalarında borçlunun borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumda ispat yükünün davalı durumunda olmasına karşılık alacaklıya düştüğünü, ...'na  karşı borcun varlığını inkar ettikleri için davada ispat külfetinin alacaklı- davalıda olduğunu, ancak yerel mahkeme kararında ispat yükünün davacı müvekkillere ait olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini,, oysa yargıtay içtihatları doğrultusunda değerlendirildiğinde de ispat yükünün davalıda olduğu hususunun açıkça ortaya çıktığını, müvekkillerinin davalı ile hiçbir şekilde ticari bir ilişkisi bulunmadığını, dolayısı ile müvekkillerinin davalı tarafa dava konusu icra takibine konu senet de dahil olmak üzere hiçbir borcunun bulunmadığını, bu hususun yerel mahkemece de tespit edilmiş olmakla taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığının dosyada yer alan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu,  dava dilekçesi ile borcun varlığının açıkça inkar edilmiş olup, ticari ilişki bulunmadığının belirtildiğini, yerel mahkeme de bilirkişi raporları ile taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını tespit ettiğini, bu halde ispat yükünün davalı olmakla davalı ise borcun varlığını ispat edemediğini, senedin üzerinin sonradan doldurulduğunu, senet üzerinde kullanılan kalemlerin  farklılıklarının da bu hususu ortaya koyduğunu, isim, imza ve T.C. dışındaki senette yer alan diğer bilgilerin müvekkiline ait olmadığını, senet üzerindeki bilgilerin 3 farklı kalem ile farklı zeminde oluşturulduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, kaldı ki bu hususların borcun varlığını inkar ettikleri ve ticari ilişkinin bulunmadığını gerçeğini değiştirmediğini, borcun varlığını inkar etmekle birlikte senette de davalı tarafından hukuka aykırı işlemler gerçekleştirildiğini, ancak söz konusu beyanların borcun varlığını inkar ettikleri ve taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı gerçeğini ortadan kaldırmadığını, yerel mahkemenin ise senedin kambiyo vasfında olması nedeniyle illetten mücerret olduğunu belirterek ispat yükünün davacı müvekkillerine ait olduğu kanaati ile davanın ispat edilemediğine ve davanın reddine karar verdiğini, oysaki yargılamaya konu senedin kambiyo vasfına haiz olması/ illetten mücerret olmasının ispat yükünün davacıya ait olduğu anlamına gelmediğini, zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre senet kambiyo vasfına haiz olsa bile borçlu/davacı borcu, hukuk ilişkiyi inkar ediyorsa bu durumda borcun varlığının ispatının davalıya düştüğünü, yerel mahkemenin ispat yükü yönünden hatalı değerlendirme yapmış olmakla Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararına göre ispat yükünün davalıda olduğunun açıkça ortada olduğunu ileri sürerek istinaf istemlerinin kabulü ile  Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/312 E. 2025/450 K. 14.05.2025 T. Sayılı kararının kaldırılarak yapılacak istinaf incelemesinde davanın yeniden görülmesi halinde Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün E:... sayılı  takibinin iptaline,  Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün E:... sayılı dosyasına dayanak teşkil eden senetten dolayı müvekkilin borçlu olmadığını tespitine, Kötüniyetle hareket ederek müvekkilin ticari hayatına onarılmaz zararlar veren davalı tarafın icra takibine konu edilen alacağın   %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse verilen kararın kaldırılarak dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve esas yönünden kanuna, hukuka uygun olmakla davacıların kararın kaldırılması talebinin yerinde olmadığını, Kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği kabul anlamına gelmemekle birlikte takip konusu bononun davalı müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmasa dahi davacı borçlu iddiasını ancak yazılı deliller ile ispat edebileceğini, davacı borçlu tarafından dosyaya sunulmuş herhangi bir yazılı delil bulunmadığı gibi iddialarının soyut olduğunu, davacı borçlular tarafından asılsız iddiaları ispatlanamamış olup yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ilişkin davacıların tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. . <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Dava, Davacıların Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas  sayılı dosyasında başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığına ilişkin menfi tespit davasıdır.<br>Davacılar Takibe konu senetten dolayı davalıya borçlu olmadıklarını senedin sonradan doldurulduğunu iddia ederek eldeki davayı açmışlardır.<br>Davalı ise takibe konu senedin kambiyo senedi olduğunu mücerret olduğunu davacıların kendilerine borcunun bulunduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas  sayılı Dosyası incelendiğinde 40.000 TL senet 683,29 TL faiz 120 TL komisyon olmak üzere 40.803,29 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine mahsus ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağı olarak keşidecileri  ... ve  ... Limited Şirketi lehdarı ... olan 28.12.2021 tanzim 15.01.2023 vade tarihli 40.000 TL nakden bedelli senet olarak gösterildiği görülmüştür.<br>Bilindiği üzere Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6).<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  2017/19-821 Esas  2019/58 Karar sayılı ilamı incelendiğinde;<br>Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur.  Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.<br>Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).<br>Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. <br>Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.<br>Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).<br>Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. <br>Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.<br>Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti)  konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).<br>İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.<br>Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını  kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. <br>Somut olaya gelince; dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir. <br>Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir.\" şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  2017/19-821 Esas  2019/58 Karar)  <br>İmzanın davacılara ait olduğu uyuşmazlık konusu olmayıp  davacılar  açığa imza attıklarını  ve belgenin iradelerine  aykırı olarak doldurulduğunu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 6. Maddesi  gereğince bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdürler. Bu iddia senede karşı bir iddia olduğundan dolayı  ancak yazılı belge ile ispat edilebilecektir. (Yargıtay  11. H.D  2022/3121 Esas,  2022/4864 Karar; 2021/5674 Esas  2023/735 Karar;  19.HD 2011/10933 Esas 2012/2657 Karar, 2016/4254 Esas 4849 Karar, 2014/3927 Esas-7238 Karar; 3. Hukuk Dairesi 2023/2863 Esas 2024/49  Karar  ve 2022/5402 E., 2023/1787 K. sayılı ilamları)<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nun 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacılar vekilinin söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  istinafa konu edilen 14/05/2025 tarih ve 2023/312 E - 2025/450  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  25/06/2025 <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"748d3db2c3ace09e","SID":"de6e49f95f985e74"}}