{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2238 <br>KARAR NO:2025/1031<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/11/2020<br>NUMARASI:2018/380 Esas -  2020/710 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Sağlık turizmi aracılık sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, taraflar arasındaki sözleşme gereği, hastalardan ..., ve...’nin davalı borçlular nezdinde tedavi gördüklerini, tedavi giderlerini ödedikleri bu ödemelerden müvekkili lehine tahakkuk eden = 54.600,00 TL meblağın müvekkiline ödenmesi konusunda müvekkilce yapılan tüm sözlü ve mail yazışmalarına rağmen bu meblağın davalı borçlularca ödenmemesi üzerine sözleşme gereği yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı borçlular hakkında...sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını ancak davalı borçlular haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini ve icra takibinin durdurulmasına sebep olduğunu, davalıların yetki itirazı usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmede müvekkili şirketin lehine tahakkuk eden alacağın ne zaman ödeneceğine dair kesin tarihi belirten hükümler mevcut olduğunu, dolayısıyla davalı borçlular hakkında temerrüt de gerçekleştiğini, açıklanan nedenlerle davalı borçluluların ...sayılı icra takibine yönelik haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptaline,takibin devamına,davalı borçluların %20 icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, kanunen tayin edilen hak  düşürücü sürelerin geçtiğini, bu nedenle dava dilekçesindeki davacı taleplerinin tamamının reddine karar verilmesinin gerektiğini, dava dilekçesi HMK hükümlerine uygun olarak sunulmadığını, davacının alacak iddiasına konu olan hastalar davacı şirketin aracılığı olmaksızın, başka ... üzerinden gelerek müvekkili şirketlerden ... A.Ş ' ne ait hastanede tedavi gördüğünü, bu nedenle davacı şirket aracılık üzerine hak kazanmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkili şirketlerden hiçbir hak ve alacağı olmadığı gibi, davalı müvekkili şirketler arasında müteselsil borçluluk da bulunmamakta olduğunu, yetki itirazlarının da bulunduğunu, açıklanan nedenlerle davacının davasının öncelikle usule yönelik beyan ve savunmaları doğrultusunda reddine karar verilmesini, yargılama sonucunda da esasa yönelik verecekleri beyan ve savunmalarının neticesinde davacının davasının ve dava dilekçesindeki tüm taleplerinin reddi gerektiğini, huzurdaki davaya kötü niyetle ikame etmiş olan davacının, takip konusu alacağın %20 ' sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Mahkememizce taraf defterleri ve cari hesap kayıtları üzerinde, bilirkişi marifeti ile inceleme yaptırılmış,05.07.2019 tarihli raporda taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu,  davacı defterlerinde yapılan incelemede davalı... AŞ'den alacağının bulunmadığı, diğer davalı... A.Ş'ye ait cari hesap dökümünün  sunulmadığı, davalı...Hiz. AŞ' defterlerinde yapılan incelemede davacı yan lehine borç kaydına rastlanmadığı, davalı... A.Ş'ye defterlerinin incelemesinde davacı şirket muavin döküm ibrazında bulunulmadığı, cari hesap ilişkisinin tespit edilemediği bildirilmiştir.4721 sayılı TMK'nun  6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur.HMK 190/1 maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Uyuşmazlığa konu sözleşmenin 16. Maddesi ile taraflar arasında sözleşmenin uygulanması sırasında taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıklarda taraflar arasında yapılan faks, e-mail ve sair yazışmalar ile hastanelere ait defter ve kayıtların esas alınacağının kararlaştırıldığı, delil sözleşmesi düzenlemesi yapıldığı görülmüştür. Eldeki olayda , davacı yukarıda adı geçen hastaların kendisi tarafından davalılara yönlendirildiğini, yukarıda ispata dair yapılan açıklamalar ve  delil sözleşmesine göre ispat yükü altındadır. Davacı taraf adı geçen hastaların tarafından davalı yana yönlendirildiğini ispat edebilmiş değildir, bu nedenle ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemeyeceği... \" gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının davasının reddi yönündeki mahkeme kararının doğru bir karar olduğunu ve tüm savunmalarını destekler mahiyette olduğunu, davanın reddine dair verilen kakar isabetli olmakla birlikte, kötü niyet tazminatı konusunda ve vekalet ücreti konusunda hatalı karar verdiğini, müvekkili şirketler lehine ayrı ayrı takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca vekalet ücreti bakımından da kararın hatalı olduğunu belirterek,  kararın bu yönlerden düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Tüm dosya kapsamında bulunan delillerin,18.04.2017 tarihli sözleşme ile icra takip dosyası incelendiğinde davalı borçluların haksız ve kötü niyetli olarak borca ve faize itiraz ettikleri açıkça görüleceğini, 18.04.2017 tarihli sözleşmede müvekkili şirketin lehine tahakkuk eden alacağın ne zaman ödeneceğine dair kesin tarihi belirten hükümler mevcut olduğunu, dolayısıyla davalı borçlular hakkında temerrüt de gerçekleştiğini,Bilirkişiler tarafından bu hususların değerlendirilmemesi ve davaya konu hastaların müvekkili şirket vasıtası ile davalılara ait hastanelerde tedavi gördükleri her iki tarafın mail yazışmalarında açıkken ve davalı şirketlerin daha önce aracı oldukları ve yönlendirdikleri başka hastalar için davalıların, müvekkil şirkete ödeme yapmalarına rağmen bilirkişice müvekkili şirketin dava konusu hastalar yönünden sadece davalılara ait mail yazışmalarını tek başına delil olarak değerlendirmesi, her iki hastanın tedaviye gelmeden önceki tarihten başlayarak müvekkili ve davalı şirketler arasında yapılan mail yazışma kayıtlarının getirtilmesi yönünde ön rapor sunmaları gerekirken eksik, hatalı ve hukuka aykırı olarak rapor tanzim etmeleri ve mahkemenin de bu raporu esas alarak müvekkili aleyhine hüküm tesis etmesinin hukuka aykırı ve  kabul edilemez olduğunu, Eksiklikler giderildikten sonra ek rapor veya yeni bir bilirkişiden yeniden rapor alınmasına yönelik taleplerinin de mahkemece dikkate alınmadığını, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu mahkemece hukuka aykırı bir şekilde müvekkili şirket aleyhine hüküm tesis ettiğini, mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak tesis edilen kararın istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki 18.04.2017 tarihli ... Aracılık sözleşmesi uyarınca doğduğu ileri sürelen alacağın davalılardan tahsili için başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacı taraflar arasında imzalanan  18.04.2017 tarihli ... sözleşmesi uyarınca, hastalar ... ve ...'nin davalı hastanelerinde tedavi gördüklerini, sözleşme hükümleri uyarınca müvekkili alacağının doğduğunu, alacağın tahsili için davalılar aleyhine... sayılı dosyasında başlatılan takibe davalılarca haksız itiraz yöneltildiğini ileri sürmüş, davalılar ise usuli nedenler dışında söz konusu hastaların bünyelerinde gördükleri tedavi kapsamında davacının aracılığı bulunmadığını, bu nedenle davacıya borçlu olmadıklarını  ileri sürmüşlerdir. İlk derece mahkemesince sunulu deliler ile taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında çözülmesi gereken uyuşmazlık;  hastalar ... ile ...'nin davalı şirketlerden sağlık hizmeti almasına davacı yanın aracılık edip etmediği noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesince sunulu deliller ile taraf ticari defter ve kayıtları da inceletilmek suretiyle bilirkişi raporu alınmış, sonrasında taraf itirazlarını gidermek amacıyla ek bilirkişi raporu alınmıştır. Buna göre davacı vekilinin müvekkili defterleri yerinde incelenmeksizin düzenlenen bilirkişi rapor içeriklerine göre karar verildiği yönündeki istinafı yerinde değildir.Davacı vekilince yargılama sürecinde, dava dışı hastaların kendi aracılığı ile davalı hastanelerinde tedavi gördüklerinin kanıtlanması için sunulan  bir kısım mail yazışmaları ile davanın kanıtlandığının kabulü gerektiği ileri sürülmüş ise de, sunulu mail yazışma fotokopilerinin davalı kabulünde olmadığı gibi, söz konusu mail yazışmalarının davacı ile davalı şirketler arasında olmadığı, mail yazışmalarının dava dışı banka çalışanı arasındaki yazışmalar olduğu gözetildiğinde davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde değildir. Aynı kapsamda davacı vekilince taraflar arasındaki tüm mail yazışmalarının sunulması için ön rapor sunulması, mahkemece bu hususta taraflara müzekkere yazılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacı yanca taraflar arasında var olduğu iddia edilen mail yazışmaları bakımından, mail yazışmalarının  bir tarafının da davacı yan olacağı ve HMK uyarınca ispat yükü üzerinde olan davacı yanca sunulabilecek delil niteliğinde olduğu dikkate alındığında, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Davacı vekilince aracılık hizmeti verildiğinin kanıtlanması için tanık olarak ... ın dinlenmemesinin usuli eksiklik olduğu ileri sürülerek karar istinaf edilmiş ise de, adı geçenin dava dışı banka çalışanı olup, taraf çalışan ve yetkilisi olmadığı, kaldı ki alacak tutarı ve miktarı itibari ile davalı açık muvafakatı bulunmadığı da gözetildiğinde tanık dinlenmemesinin doğru olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;Eldeki itirazın iptali  davasının ilk derece mahkemesince davacı alacağının kanıtlanmadığı gerekçesiyle her iki davalı yönünden reddedildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere, davacının davaya dayanak icra takibine girişmekte kötü niyeti sabit görülmediğinden, davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. Yine davacı tarafından takip konusu alacaktan her iki davalının müteselsil olarak sorumlu olduğu iddia edilmiş, ilk derece mahkemesince her iki davalı yönünden kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmiştir. Aynı vekil ile temsil olan davalılar yönünden aynı gerekçe ile davanın reddedildiği dikkate alındığında, hükümde davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olup, davalılar vekilinin her iki davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,Hazineye gelir kaydına,3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davalılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.06.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d760b387cb99f4ea","SID":"0c984ac22aa80246"}}