{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1063 Esas<br>KARAR NO: 2025/1238 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2023/304 Esas- 2023/960 Karar<br>TARİH: 28/11/2023<br>DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket iki ortaklı bir yapıya sahip olup, müteveffa ... tarafından kurulduğunu, halihazırda  davacı müvekkili ile ...'in ... Sanayi Ticaret Ve Limited Şirketin ortakları olduklarını, davalı şirketin ortağı ...'i şirketin aynı zamanda müdürü ve  müvekkilinin ağabeyi olduğunu ancak  müvekkili her ne kadar  şirket ortağı olsa da işbu ortaklıktan doğan haklarını kullanamadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 638. maddesinde; \"Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir\" denildiğini, haklı sebeplerin varlığı somut olayda mevcut olup, müvekkilinin TTK'nın 638. maddesi gereğince haklı sebeplerle şirketin ortaklığından ayrılmak istediğini beyanla davalı şirkete ait tüm aktif ve pasif mal varlığı değerlerine teminat karşılığında ihtiyati tebdir konulmasına, müvekkilinin ortağı olduğu şirketten çıkma kararı verilerek, ayrılık akçesinin ödenmesine, müvekkilinin pay sahipliğinden doğan haklarının engellenmesine yönelik gerekli tedbirlerin alınarak dava tarihine kadar olan hak kayıplarının hesaplanarak ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafları ve konusu aynı olan İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/954 Esas sayılı dosyası halen derdest olup, öncelikle davanın açıldığı tarihte tarafları, konusu aynı olan derdest dava nedeniyle huzurdaki davanın reddi gerektiğini, diğer taraftan, hiçbir şekilde davanın usule, yasaya uygun açıldığının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için derdest dava olmasa ve/veya ortak ... aleyhine açılan davanın pasif husumet nedeniyle reddi gündemde olmasa dahi davacının açtığı davanın haksız, mesnetsiz, yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle de reddi gerektiğini, davacının bir taraftan dava dışı ağabeyi ...'in, murisi ...'den aldığı vekaletname ile ''vekalet görevini kötüye kullandığı iddiası'' ile kendisinin halen ortağı olduğu davalı şirket adına kayıtlı taşınmazın satışına ilişkin şirket ortakları dışındaki kardeşi ile birlikte hareket ederek \"tapu kaydının iptalini kendi adlarına tescili talebiyle\" İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/703 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, bu dava halen derdest olup, davacı tarafından açılan davanın tefrikine karar verildiğini, bu dosyaların celbi ile davacının amacının haksız, menfaat teminine yöneldiğinin açıkça görüleceğini, İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/703 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/954 E. sayılı dosyasındaki dava nedeniyle huzurdaki davanın reddine, bir an için derdestlik itirazı kabul edilmese dahi İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/703 E. sayılı dosyası ile açılan ve tefrik edilen diğer davaların sonuçları huzurdaki davayı önemli ölçüde etkileyeceğinden bu dava ile bu dosyadan tefrik edilen dosyaların sonucunun kesinleşmesinin beklenmesine, haksız, mesnetsiz, usule, yasaya aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 28/11/2023 tarih 2023/304 Esas- 2023/960 Karar sayılı kararında;\"Dava, limited şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesi istemine ilişkindir. HMK 114. maddesinde dava şartları düzenlendiği, dava şartlarından birinin de aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması şeklinde derdestlik olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/(19)11-360  Esas ve 2021/1751  Karar sayılı ilamında; \"Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı dinlenebilir olmadığından reddetmesi gerekir.Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlar olup, derdestlik olumsuz dava şartları arasında yer alır. Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmasında hukukî yararı olmadığı gerekçesi ile HMK'nın 114. maddesiyle derdestlik dava şartı kabul edilerek maddenin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir. HMK'nın  114. maddesinin  gerekçesinde  derdestlik  itirazının hukukî yarar eksikliğinin somut ve özel planda bir düzenleniş biçimi olduğu, onun da temelinde yatan bu düşünceye uygun işlev görmesinin sağlanabilmesi için ilk itiraz olmaktan çıkartılıp, dava şartına ilişkin usulî itiraza dönüştürülmesinde kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu belirtilmiştir.Derdest bir davanın ilk koşulu, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir. Bir davanın açılması ile şeklî anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara 2007, s.8 vd.). Davanın derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam olarak çözümlenemediği anlamına gelir.Derdestlik (görülmekte olan dava), yargılamanın başlaması anından hüküm verilmesine ve bu hükmün de kesinleşmesine kadar geçen süreç, görülmekte olan yargılamayı ifade eder. Başka bir ifadeyle, bir davanın görülmekte olması için, verilen kararın şeklî anlamda da kesinleşmemiş olması gerekir (Mazlum, İsmet: Medenî Usûl Hukukunda Aslî Müdahale, Ankara 2019, s. 126; Tanrıver, s. 49).  Devam etmekte olan bir icra takibine rağmen yeniden aynı alacak için aynı borçluya karşı icra takibi gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğine ilişkin açık bir düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) yer almamaktadır. HMK’daki derdestliğe ilişkin düzenlemenin icra takiplerine kıyasen uygulanması gerekir (Pekcanıtez, Hakan/Simil, Cemil İcra-İflâs Hukukunda Şikâyet, İstanbul 2017, s. 38)\" şeklinde açıklandığı,Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/954 Esas sayılı dava dosyasında aynı davanın açıldığı,  tarafları, konusu ve sebebinin aynı olduğu ve hâlen görülmekte olduğu görülmekle; dava tarihi itibariyle mahkememize açılan davada  \"aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması\" dava şartının sağlamadığından  HMK'nın 114/1-ı ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile''Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;Öncelikle, huzurdaki davada iki kişinin vekili olarak davayı takip ettiklerini, kişilerden ... yönünden davanın açılması mümkün olamayacağından diğer davalının davasından tefrik edilerek esastan reddi gerekirken, usulden davanın reddinin usule, yasaya aykırı olduğu gibi, ortaklıktan çıkmak isteyen davacının şirketteki değerleri hesaplanarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bunun da göz önüne alınmaksızın oluşturulan kararın kaldırılması gerektiği kanaati ile işbu nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurmaya lüzum ve zaruret hasıl olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/304 E. 2023/960 K. Sayılı 28.11.2023 tarihli, her iki davalı yönünden usulden reddine dair verilen kararın kaldırılmasına, davalı ... ile diğer davalının davalarının tefrikine, davalı ... yönünden esastan, diğer davalı yönünden ise usulden reddi ile mahkeme masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, limited şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesinin ödenmesi taleplerinin ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili; davalı şirket ile diğer davalı ... hakkında açılan davaların tefrik edilmesi ve davalı ... hakkındaki davanın esastan reddedilmesi, lehe hükmedilen vekalet ücretinin, ayrılma akçesinin tespiti ile bu değer üzerinden belirlenmesi gerektiğinden bahisle istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; davalı şirketin iki ortaklı olduğu ve ortaklarının davacı ile davalı ... olduğu, davacı tarafından, davalısı, neticei talebi ve konusu aynı olan davanın daha önce İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/954 Esas sayılı dosyası ile açıldığı, dava ve karar tarihinde anılan davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Dava Şartları\" başlıklı 114. maddesinin birinci fıkrasının \"ı\" bendi ile; aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması, yani derdestlik bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Bilindiği üzere  HMK'nın 115. maddesi gereğince dava şartları, Mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen incelenir ve taraflarca her zaman ileri sürülebilir. Eldeki dosyada olduğu gibi basit yargılama usulüne tabi olan davalarda HMK'nın 320. maddesi gereği dava şartları yargılamanın başında, öncelikli olarak incelenir ve karara bağlanır. Aktif ve pasif husumet gibi davanın esasına ilişkin sebepler ise dava şartları ve ilk itirazlardan sonra incelenir. Bu itibarla Mahkemece, ön inceleme aşamasında dava şartlarının incelenmesi ile her iki davalı yönünden de davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi, bu aşamada henüz esasa girilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, daha açık bir ifade ile davacının, davasında haklı olup olmadığı, haklı ise davacıya ödenecek ayrılma akçesi bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı belirsiz olduğundan, dava dilekçesinde gösterilen dava değeri esas alınarak AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca davalılar lehine bu miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan 492,00 TL başvuru harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan 179,90 TL karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 10/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f63cfbe6271a1f5e","SID":"a7ff2675aa67c01e"}}