{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1158 Esas<br>KARAR NO: 2025/1240 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2025/78 Esas- 2025/244 Karar<br>TARİH: 16/04/2025<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf ile müvekkili arasında istasyonlu bayilik ilişkisi ve müvekkilinin davalıdan bu ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağının bulunduğunu, davalı tarafça borcun ödenmemesi nedeniyle hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, davalı tarafça yapılan borca itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki kapsamında müvekkili şirketin davalıdan alacağı bulunduğunun sabit olduğunu, huzurdaki dava ile müvekkili şirketin alacağını tahsil edemediğinin ortaya çıkacağını beyanla itirazın iptaline, haksız ve kötü niyetli olan davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, bu nedenle usulden reddi gerektiğini, Mahkemece hak düşürücü süreye yönelik itirazın yerinde görülmemesi ihtimaline binaen de davacı tarafça takipte alacağın sebebi olarak cari hesap kaynaklı bakiye alacak gösterilmiş ise de, cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağını, açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu haliyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takiplerde takip şartı olarak gösterilen usulüne uygun bir ihtarın varlığı, talep olunan bedelin ne şekilde hesaplandığı, bu bedelin içerisinde faiz bedeli olup olmadığı ve bu hali ile talebin bileşik faiz niteliğinde bulunup bulunmadığı hususlarının belli olmadığını, yine davacı tarafça harca esas değer olarak bildirilen bedel ile takip talebinde gösterilen bedel aynı ise de bizzat takip talebi içeriğinde de belirtildiği üzere davacı tarafça takibin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... Esas sayılı takip dosyaları ile tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile açıldığı nazara alındığında, söz konusu dosyalarda tahsilat yapılıp yapılmadığı ile yapılmış olması halinde harca esas değerin tespiti esnasında bu bedellerin mahsup edilip edilmediğinin de tespiti gerektiğinin izahtan vareste olduğunu beyanla usul ve yasaya aykırı davanın reddi ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının hüküm altına alınmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 16/04/2025 tarih 2025/78 Esas- 2025/244 Karar sayılı kararında;\" Dava, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacağın olduğu iddiasi ile başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi sebebi ile açılan itirazın iptali davası olup kesin yetkinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Kesin olmayan yetki hallerinde HMK hükümlerine göre yetkisizlik kararı yasa yoluna başvurulmadan ya da başvurulduktan sonra yasa yolu evresi sonucu kesinleşmiş ise, dava dosyası kendisine gönderilen mahkemeyi bağlar.(Kuru,Baki, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku s:126). İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır. İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,  2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”. Ayrıca dosyadaki takip ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip olup bu takip yönünden de genel yetki kurallarına istinaden ek olarak ipoteğin bulunduğu yer icra dairesini de yetkilidir.Kısaca özetlemek gerekirse, HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2021 tarihli ve 2017/(19)11-889 E., 2017/622  K. sayılı kararı). Hukuk Genel Kurulu tarafından da benimsenen yukarıdaki açıklamalar kapsamında huzurdaki dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, icra dairesinin yetkisi İİK’nın 50. maddesine göre HMK hükümleri çerçevesinde ele alınması gerekecektir.Bu kapsamda davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazda yetkili icra dairesinin Ağrı İcra dairesi olduğunu bildirerek usulüne uygun yetki itirazında bulunmuş olduğu yapılan incelemede davalının yerleşim adresinin Ağrı ili olduğu taraflar arasında sözleşmenin ifa edildiği yerin de ağrı olduğu ipotekli taşınmazın da ağrı ilinde bulunduğu anlaşılmış para borçları TBK 89/1 maddesinde alacaklının ikametine götürülecek borçlardan olması sebebi ile alacaklı ikametinin incelendiğinde alacaklının ikametinde de dosyaya konu icra takibini yapıldığı İstanbul Adliyesi yargı çevresinde olmadığı anlaşıldığından  TBK’nın 89/1. maddesi ve HMK’nın 10. maddesi hükümleri uyarınca İcra takibinin yetkisiz icra dairesinde açıldığı anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine itirazı haklı görülmekle takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-Yetkisiz icra dairesinde yapılan takip nedeniyle açılan davanın HMK 114/2 ve 115 maddeleri gereği dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE,2-Şartları oluşmadığından ve ispatlanamadığından kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen davanın reddine dair karar hukuka aykırı olup, dosyanın yeniden incelenerek, yargılama sırasındaki beyanlar ve işbu istinaf dilekçesindeki itirazların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini;Öncelikle söz konusu olayda yetkisiz icra dairesinde yapılan takip nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini, ancak işbu istinaf dilekçesi ekinde sunulan İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'nin; Yetkili Mahkeme ve İcra Dairesi başlıklı 33. maddesi ile İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını, dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilen icra takibinin İstanbul icra daireleri nezdinde açılmasının hukuka uygun olduğunu, bu bağlamda ilgili davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri nezdinde açılmasının da hukuka uygun olduğunu;6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 17. maddesinin; \"Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.\" hükmünü havi olduğunu, icra ve iflas hukukunda HMK madde 5-19’daki yetki kurallarının, ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulandığını, Yerel mahkeme tarafından yeterli araştırma yapılmaksızın ve sözleşme incelenmeksizin davanın dava şartlarını sağlamadığı gerekçesi ile usulden reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, yetkisiz icra dairesinde takip yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, eksik inceleme nedeni ile Yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16.04.2025 tarihli, 2025/78 E., 2025/244 K. sayılı davanın reddine ilişkin ilamı usul ve yasaya uygun olmadığından, yapılacak inceleme sonucunda ilamın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bayilik ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesi ile, para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesi ile de, tacirler veya kamu tüzel kişilerinin, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemede açılacağı düzenlenmiştir.Davacı vekilince istinaf dilekçesi ekinde sunulan 13/09/2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'nin 33. maddesi ile; taraflar arasında bayilik sözleşmesinin uygulanmasından doğacak ihtilafların çözümlenmesinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin münhasıran yetkili oldukları kabul edilmiştir. Mahkemece gerekçeli kararda açıklandığı üzere, itirazın iptali davaları yönünden, icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması özel bir dava şartıdır. Basit yargılama usulüne tabi olan davalarda, HMK'nın 320/1. maddesi gereği Mahkemece ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafların dinlenmesi ve öncelikle bu hususlarda karar verilmesi gerekir.Somut olayda; Mahkemece 09/04/2025 tarihli bir nolu duruşmada davalı tarafça icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olduğu tespit edildikten sonra, bu hususun bir dava şartı olduğu gözetilerek, taraf vekillerine bu konuda açıklama yaptırılmak, bu minvalde daha önce dosyaya ibraz edilmeyen istasyonlu bayilik sözleşmesinin ibrazı sağlanmak suretiyle tahkikata geçilmeden önce, sözleşmenin 33. maddesinde yer alan yetki şartı uyarınca İstanbul icra daireleri yetkili olduğundan, yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin tahkikata geçilmesi ve taraflar arasındaki yetki sözleşmesi gözden kaçırılarak davanın usulden reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/04/2025 tarih ve  2025/78 Esas ve 2025/244 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/07/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1bb3b061c0db4f2d","SID":"535d36deadbc5f81"}}