{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2022/1916<br>KARAR NO\t\t: 2025/949<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ \t  <br>ESAS NO \t\t: 2022/377<br>KARAR NO\t\t: 2022/560<br>DAVA TARİHİ\t: 06.05.2022<br>KARAR TARİHİ\t: 23.06.2022<br>KARAR TARİHİ\t: 26.06.2025<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 26.06.2025<br><br>İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.06.2022 tarih ve 2022/377 Esas, 2022/560 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili 06.05.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... Sanayi Bölgesi (AOSB) Atıksu Arıtma Tesisi Yapımı ve İşletilmesi işinde imal edilmesi gereken inşaat işlerinin yapılması konulu bir taşeron sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin taşeron sözleşmesi ile almış olduğu işi yine taşeron sözleşmesinde işin süresi olarak belirtilen 50 günde tam olarak tamamladığını, bunun üzerine asıl işveren olan ... Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığı da hak ediş raporlarını düzenleyip onadığını, buna göre 1 nolu hak ediş bedeli 499.504,00 TL + KDV, 2 nolu hak ediş bedeli 388.287,00 TL + KDV, 3 nolu hak ediş bedeli 451.813,00 TL + KDV ve 4 nolu hak ediş bedeli de 334.246,00 TL + KDV olmak üzere toplamda 1.673.850,00 TL + KDV hak ediş ödemesinin, yüklenici olan davalı şirkete ödenmek üzere onandığını, bununla birlikte davalı şirket aynı zamanda ... Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığına 4 adet hak ediş ödemesi için 4 adet fatura kestiğini, bu kapsamda davalı şirketin 1 nolu hak ediş için 09.09.2014 tarihli 556.447,46 TL tutarlı, 2 nolu hak ediş için 09.10.2014 tarihli 432.551,72 TL tutarlı, 3 nolu hak ediş için 13.11.2014 tarihli 503.319,68 TL tutarlı, 4 nolu hak ediş için de 26.12.2014 tarihli 372.350,04 TL tutarlı faturaları keşide ettiğini ancak davalı şirketin bu ödemeleri aldıktan sonra işin başında yapılan sözleşmeye uymayarak ve sözleşmeyi ihlal ederek müvekkili şirkete yapması gereken ödemeleri tam olarak yapmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 294.374,41 TL tutarınca alacağın fatura ve vade tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili 21.06.2022 tarihli tarihli cevap dilekçesinde özetle; taşeron sözleşmelerinde alacak hakkının işin tesliminden itibaren 5 yıllık zamanaşımına tabii olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından 13.03.2015 tarihinde, davacı tarafından ise 05.03.2015 tarihinde feshedildiğini, sözleşmenin fesih tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle dava edilen alacağın zamanaşımına uğradığını öncelikle davanın zamanaşını nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca yetki hususunda da davalı şirketin merkezi olan Mersin Ticaret Mahkemelerinin bu konuda asıl yetkili mahkeme olduğunu, yetkisizlik kararı verilerek görevli ve yetkili Mersin Ticaret mahkemelerine dosyanın gönderilmesi gerektiğini, davacı şirketin sözleşmede belirtilen süre içerisinde işlerini tamamlamadığını, eksik yapılan işler nedeniyle müvekkiline idare tarafından yazı gönderildiğini, müvekkili firma tarafından davacı şirketin uyarıldığını ve 03.03.2015 tarihinde ihtarname çekerek eksik kalan işlerin tamamlamalarını istediğini ancak ihtarnameye rağmen şantiyede hiçbir çalışma olmadığını, bunun üzerine müvekkilinin 13.03.2015 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin fesih sonrası eksik bırakılan işleri muhtelif taşeronlara yaptırdığını, müvekkilinin bu nedenle büyük bir zarara da uğradığını, müvekkili tarafından davacı şirkete doğrudan 1.654.000,00 TL ödeme yaptığını, davacı şirketin kendi işçilerini de müvekkili şirketin işçileri gibi gösterdiğini, ayrı bir sgk dosyası açmadığını, böylelikle işçilerin hem maddi hem de manevi sorumluluğu ve riskleri müvekkili şirket üzerine yıkıldığını, bu işçilerin yüklü miktarda olan SGK primlerini de müvekkili şirketin ödediğini, davacı şirketin işin bir kısımı yaptığı dönemde çalıştırdığı taşeron ve işçilere bazı ücretlerini ödemediğini, sözleşmenin feshinden sonra bu işçi alacaklarını da müvekkili şirketin ödediğini, bazı işçilerden bu nedenle ibraname aldıklarını belirterek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, yetki itirazlarının kabulü ile yetkili Mersin Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine ve davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ  KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi 23.06.2022 tarih ve 2022/377 Esas, 2022/560 Karar sayılı kararında özetle; tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, .... Arabuluculuk Bürosu'nun 2021/4450 Dosya 2021/86796 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları, ... ile ... arasında düzenlendiği iddia edilen ''... Sanayi Bölgesi Atıksu Arıtma Tesisi Yapımı ve İşletilmesi İşi'' başlıklı sözleşme ile sözleşme çerçevesinde yapılmış ise geçici ve kesin hakediş raporları, geçici ve kesin kabul tutanakları, varsa hesap mutabakatları, ödeme belgeleri, cari hesap ekstreleri, yazışmalar ve benzeri sözleşme ile ilgili belge örnekleri, ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasında ... Sanayi Bölgesi Atıksu Arıtma Tesisi Yapımı ve İşletilmesi işi kapsamında imal edilmesi gereken inşaat işlerinin yapılmasına ilişkin olarak imzalanan bila tarihli sözleşme gereğince, davacı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri sözleşmede belirtilen süre içerisinde tamamen yerine getirmesi akabinde asıl işveren ... Sanayi Bölgesi tarafından hakediş raporlarının düzenlenmesi ve onaylanması neticesinde davalı şirket tarafından asıl işveren ... Sanayi Bölgesi adına düzenlenen fatura bedellerinin davalı şirkete ödenmesine rağmen, davalı şirketin, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi uyarınca davacı şirketin 4 No'lu hakediş bedeli kapsamındaki bakiye 249.469,84 TL+KDV bedeli tutarındaki bakiye alacağı açısından davalı şirket adına düzenlediği 29.12.2014 tarih ve A13208 seri numaralı fatura bedelinin ödemediği iddiası ile davacı şirketin taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi kapsamında 4 No'lu hakediş tutarından bakiye alacağı açısından davalı şirket adına düzenlediği 29.12.2014 tarih ve A13208 seri numaralı fatura bedeli olan 294.374,41 TL tutarındaki alacağının fatura vade tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesine zamanaşımı itirazında bulunduğu, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere zamanaşımı definin savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağının başladığı süreye kadar ileri sürülebileceği, her ne kadar cevap dilekçesi süresinde sunulmamış ve bu kapsamda iddianın ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesi sunma süresinin sona ermesi ile birlikte sona ermiş ise de, davacı vekilinin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında zamanaşımı itirazının ileri sürülmesine muvafakatleri olmadığı yönünde herhangi bir beyanda bulunmadığı, belirtilen sebeple zamanaşımı itirazının geçerlilik kazandığı, davaya konu faturaya dayanak eser sözleşmesinde davalı şirketin yüklenici, davacı şirketin ise alt yüklenici olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinde eser sözleşmesinden kaynaklı alacakların 5 yılda zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiği, davaya konu bakiye alacak bedelinin davacı şirketin 4 No'lu hakediş bedeli kapsamındaki bakiye 249.469,84 TL+KDV bedeli tutarındaki bakiye alacağı açısından davalı şirket adına düzenlediği 29.12.2014 tarih ve A13208 seri numaralı faturadan kaynaklandığı, bu kapsamda dava tarihi olan 06.05.2022 tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin sona ermiş olduğu anlaşılmakla, açılan davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili 24.11.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından dosyanın içeriği incelenmeden zaman aşımı yönünden verilen davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... Sanayi Bölgesi (AOSB) Atıksu Arıtma Tesisi Yapımı ve İşletilmesi işinde imal edilmesi gereken inşaat işlerinin yapılması konulu bir taşeron sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin, bu sözleşme ile aldığı işi sözleşmede belirtilen süre içerisinde bitirdiğini, <br>AOSB Yönetim Kurulu Başkanlığı'nın da hak ediş raporlarını düzenleyip onadığını, sözleşme gereği; 1 no'lu hak ediş bedeli 499.504,00 TL + KDV, 2  no'lu hak ediş bedeli 388.287,00 TL + KDV, 3  no'lu hak ediş bedeli 451.813,00 TL + KDV ve 4  no'lu hak ediş bedelinin 334.246,00 TL olduğunu, toplamda ise 1.673.850,00 TL + KDV hak ediş ödemesi yapılacağının onaylandığını,<br> Bu hak ediş bedellerine istinaden müvekkili şirketin, AOSB Yönetim Kurulu'na 4 adet fatura kestiğini, 1 no'lu hak ediş için 09.09.2014 tarihinde 556.447,46 TL, 2  no'lu hak ediş için 09.10.2014 tarihinde 432.551,72 TL, 3 no'lu hak ediş için 13.11.2014 tarihinde 503.319,68 TL ve 4 no'lu hak ediş için 26.12.2014 tarihinde 372.350,04 TL olmak üzere toplamda 1.864.668,90 TL fatura kesildiğini,<br> Bu husus ile ilgili olarak sözleşmenin 7. maddesinde: \"Taşeronun üstlendiği betonarme inşaat yapımı işine ait hak edişler hazırlanır, bu hak ediş asıl işveren tarafından onanır ve hak edişe uygun ödeme yapıldığında, bu hak ediş ödemesi içindeki inşaat yapım işine ait imalat tutarından  %13 kesinti yapılarak + KDV olarak taşerona ödeme yapılacaktık. Bu %13 kesinti de inşaat işinin bitiminde %13 kesinti + KDV olarak taşerona ödenir.\" şeklinde belirtildiğini,<br> Fakat kesilen faturalardan sonra davalı şirketin sözleşmede yer alan maddelere uymayarak, müvekkili şirkete yapması gereken ödemeleri tam olarak yapmadığını sözleşmeyi ihlal ettiğini, bu rakamlar göz ününde bulundurulunca, %13 kesintili olarak müvekkili şirkete yapılması gereken ödeme miktarının 1.456.249,50 TL + KDV iken kesintisiz miktarın ise KDV dahil 1.718.374,41 TL olduğunu, fakat  müvekkili şirkete ödenen miktarın 1.424.000,00 TL olduğunu, aradaki farka baktıkları zaman, davalı şirketin müvekkili şirkete 294.374,41 TL ödeme yapması gerektiğinin açık olduğunu, incelenecek olan şirket defter kayıtları ve faturalar ile bu durumun açığa kavuşacağını belirterek yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; istinaf taleplerinin kabulü ile;  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br> Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir defi olup; usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt:2, s.1761; Von Tuhr: Borçlar Hukuku (C.Edege Çevirisi), Ankara 1983, Cilt:1-2, s.688 vd.; Canbolat: Def’i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, 2008, s. 255 vd.).<br>   6100 sayılı HMK’nın  “Dilekçelerin verilmesi” başlıklı 317. maddesinde; “(1) Dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olur.  (2) Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak mahkeme durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkansız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhal bildirilir.” .<br>  141. maddesinde; “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilirler yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. <br>(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.”<br>   Belirtilen yasal düzenlemeler  kapsamında uyuşmazlığa dönülecek olursa, dava dilekçesi davalı şirkete 23.05.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup,  davacı vekili 26.05.2022 tarihli dilekçesiyle ek cevap süresi verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 26.05.2022 tarihli ara kararı ile, davalı vekilinin davaya cevap verme süresinin yasal süreye ek olarak 2 hafta uzatılmasına karar verilmiştir. Bu ara kara göre, davalı vekilince;  yasal cevap süresinin sona erdiği 06.06.2022 tarihine, uzatılan  iki haftalık sürenin  eklenmesiyle, en geç 20.06.2022 tarihinde cevap dilekçesinin sunulmuş olması gerekmektedir. Ancak davalı vekili , cevap dilekçesini 21.06.2022 tarihinde sunmuş olup, yasal süresi içerisinde  davaya cevap vermemiştir. <br> Davaya yasal süre içerisinde cevap vermemiş olan davalının süresinden sonra vereceği cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunabilmesi ancak davacının muvafakat etmesi ile mümkündür.  6100 sayılı HMK'nın yürürlüğünden sonra tarafların açık muvafakati olmadığı sürece iddia ve savunma genişletilemeyeceğinden, davacının açık muvafakati olmadığı sürece zamanaşımı savunması dikkate alınamaz.<br> Bilindiği üzere davalı, davaya cevap vermek zorunda değildir. Davanın cevapsız bırakılması ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemesi hâlinde davalının, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacağı hususu 6100 sayılı HMK'nın 128. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak, süresinde cevap dilekçesi vermemek suretiyle davanın inkârı, ileri sürülen vakıaların inkârı niteliğinde olup, bu inkârın zamanaşımı defini de kapsadığı söylenilemez.  (Bkz. Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2017 tarihli ve 2017/17-1093 E., 2017/1090 K. sayılı , 06.02.2020 tarih, 2017/9- 2782 E., 2020/87 K. sayılı ilamları)<br>Açıklanan nedenlerle, davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde davaya cevap verilmediği ve zaman aşımı definde bulunulmadığı, yasal süre içerisinde cevap vermemiş olan davalı vekilince süresinden sonra verilen  cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunabilmesinin ancak davacının açıkça  muvafakat etmesi ile mümkün olduğu,  aksi halde zaman aşımı define değer verilemeyeceği gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinin davacı vekilinin, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında zaman aşımı itirazının ileri sürülmesine muvaffakatlarının olmadığı yönünde her hangi bir beyanda bulunmadığı, belirtilen sebeple zaman aşımı itirazının geçerlilik kazandığına ilişkin değerlendirmesi ve bu değerlendirmeyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira davacı yan, süresinden sonra verilen cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunulmasına açıkça muvafakat etmemiştir. <br>Mahkemece, taraflarca bildirilen deliller toplanıp, esas ilişkin bir karar verilmesi gerekirken davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, KABULÜ ile,<br>2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.06.2022 tarih ve 2022/377 Esas, 2022/560 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf peşin karar harcının istek halinde yatıran davacıya ilk derece mahkemesince geri verilmesine,<br>5-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.  <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f70a9b73b0aabe66","SID":"5f6e01103191b8ee"}}