{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/680 Esas<br>KARAR NO:2025/910<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:14/03/2025<br>NUMARASI:2025/246 Esas, 2025/318 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>KARAR TARİHİ:26/06/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Konkordato talep eden  şirketlerin piyasadaki olumsuzluk sonrasında likiditesinde nakit akım ve planlamasında olumsuzluklar oluştuğunu ve dilekçede sıralanan etkenlerin, son dönemlerde arka arkaya ve yoğun olarak ortaya çıkması sonrasında  mali krize neden olduğunu, şirketlerinin  ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durgunluk ve yatırım belirsizliği nedeniyle etkilendiğini ve mali açıdan zor duruma düştüğünü, bu olumsuzlukların, şirketin bugüne kadar sağladığı katma değeri yok eden olumsuzluklar olmadığı açık bulunmakla birlikte, faaliyetlerin sürdürülebilirliği yönünden büyük önem taşıyan nakit yönetimini oldukça zorlaştırmış olduğunu, davacı gerçek kişilerin,  davacı borçlu şirketlerden birinin ortağı ve yetkilisi olduklarını, ortağı olduğu şirketin de borçlarına kefaletlerinin bulunduğunu, kefil olduğu borçlar nedeniyle şahsi malvarlığı ile davacı borçlu şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduklarını, bahsi geçen şirketlerin finansal darboğaz kaynaklı sebeplerle konkordato sürecine başvurduğunu, ayrıca davacı gerçek kişilerin de belirtilen sebepler doğrultusunda konkordato sürecinden faydalanmak istediklerini, davacı şirketlerin izah olunan nedenlerle konkordato sürecine girmesi ile birlikte, davacı şirketlere ilişkin alacaklıların, kefaletleri nedeniyle davacı gerçek kişilere karşı takibe başlayacaklarının açık olduğunu, davacı gerçek işiler ve davacı şirketler arasında ekonomik ve organik bağ olup; borçluların işbu konkordato başvurusu ile yapılandırılmak istedikleri borçlarının ortak olduğunu, ortaklığı bulunan şirketten halihazırda kar payı alamayan davacı gerçek kişilerin borçlarını vadesinde ödeme durumunun bulunmadığını, ancak konkordato müessesinden faydalanması halinde haciz ve satış tehdidi olmadan ödeme güçlüğünü aşabileceğini, aksi halde ticari hayatları sonlamakla kalmayıp, hayatlarını dahi idame ettiremeyecek duruma geleceklerini, diğer bir deyişle iflas konumuna geçeceklerini belirterek konkordato talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; Mahkemenin 2024/943 Esas sayılı konkordato dava dosyasında ... ve ... dışındaki davacılara bir yıllık kesin mühlet kararı verildiği, bu şahıslar yönünden tefrik edilerek taleplerinin reddine karar verildiği, her ne kadar konkordato komiserlerinin sunduğu raporda borçluların faaliyetlerinin kesin mühlet aşamasında izlenmesinin yerinde olabileceği belirtilmiş olsa da, ... ve ... yönünden geçici mühlet süresinin uzaması kararının verilmesinin uygun olmayacağı gerekçesi ile geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemece, müvekkillerin yetkilisi olduğu ... Şti. ve... Şti hakkında12.03.2025 tarihinde Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/943 Esas sayılı dosya üzerinden 1 yıllık geçici mühlet kararı verildiği ve müvekkilleri hakkında ise dosyanın tefrik edilerek iş bu eldeki dosya üzerinden yine 12.03.2025 tarihli duruşmada müvekkili yönünden davanın reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan raporda müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin borçlarını ödeyebilecek durumda olduğu ve projeyi gerçekleştirebilecek nitelikte olduğundan bahisle şirket ve yetkilisi yönünden kesin mühlet kararı verilmesi yönünde kanaat bildirildiğini, Mahkemece müvekkilleri yönünden şirkete kefalet borçlarının da olduğu gerekçesiyle iş bu borçları ödeyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkeme tarafından her ne kadar müvekkillerinin şirket borçlarına kefalet olduğu ve bu borçları ödeme yönündeki projenin soyut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu durumun kabulü mümkün olmadığı gibi hukuken de uygunluğu bulunmadığını, zira şirketin borçlarını ödemesi durumunda müvekkili yetkililerin de otomatikmen borçlardan kurtulmuş olacağını, ayrıca sunulan revize projede ve konkordato komiser heyetinin raporu da dikkate alındığında müvekkilleri yönünden kesin mühlet kararı verilmesinin yerinde olacağını, fakat yerel mahkemenin bu hususu dikkate almadan şirket yetkilileri hakkında davanın reddine karar vererek şirketin topal bir şekilde hayatına devam etmeye çalışmasına sebebiyet verdiğini, zira şirket alacaklılarının iş bu tedbirin kalkmasında sonra müvekkili asillere cebri icra işlemler yapacak olup müvekkilinin çalışmasına ve ticari hayatını sürdürmesine engel olunacağını, müvekkilinin hem çevre itibarı hem de şirketin faaliyetinin sağlıklı yönetilmesi konusunda ciddi sıkıntılara düşmüş olacağını, bu nedenle usul ve yasaya aykırı bu kararın kaldırılması gerektiğini, dosya kapsamında alınan Bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere müvekkili yönünde kesin mühlet kararı verilmesi halinde projedeki vaadlerini yerine getirebilecek kapasitede olduğu ve hakkında kesin mühlet kararı verilmesi uygun ve isabetli olacağı yönünde kanaat bildirildiğini, müvekkilinin şahsi borçları da yok denilecek kadar az miktarda olup iş bu borçların da müvekkili zorlayabilecek nitelikte borçlar olmadığının açıkça görüldüğünü, bu nedenle yerel mahkemenin kararının Konkordato'nun  amacına aykırı düştüğünü belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri gereğince geçici mühlet ve akabinde kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine ilişkindir.Eldeki dosyada, borçlu şirket ile şirket ortakları olan gerçek kişiler tarafından aynı dilekçe ile konkordato talebinde bulunulmuş, mahkemece, 13/03/2025 tarihli duruşmada, borçlu şirketler hakkında 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmiş, aynı duruşmada davacı gerçek kişilerin konkordato taleplerinin reddine karar verilerek bu taraflar yönünden dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa (2025/246) kaydedilmiş ve yukarıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki, iflasa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, iflasa tabi olmayan davacı gerçek kişilerin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacılar vekilinin konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamından, mahkemece İİK'nın 286. maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğu belirtilerek davacı gerçek kişiler ve şirketler lehine 12/11/2024 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği, 07/02/2025 tarihli duruşmada geçici mühletin süresinin 1 ay daha uzatıldığı,13/03/2025 tarihli duruşmada borçlu şirketler için 1 yıllık kesin süre verildiği, davacı gerçek kişiler yönünden ise davacıların konkordato taleplerinin reddine karar verilerek dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa (2025/246 ) kaydedilmesine karar verildiği görülmektedir.İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali \"konkordatonun başarı şansı\" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt)Konkordato Komiser Heyetinin 09/03/2025 havale tarihli raporları ile; davacı ...yönünden Gerçek kişinin ön projesinin 08/03/2025 tarihinde revize edildiği kaynakları ve nakit akışı ile bir ödeme planı ve teklifi sunulduğu, konkordato revize projesinin ancak 08/03/2025 tarihinde tamamlanabildiği, destek yazısı olarak sunulan üçüncü kişi yazılarının somut bir dayanağa bağlanmadığı, ancak özellikle şirketten olan alacaklara istinaden sermaye artışı sağlanması sürecinin tamamlanmasının özkaynak artışı sağlayabileceği ayrıca ileri sürülen diğer konkordato kaynaklarının somutlaştırılması bakımından kısa bir süre borçlunun faaliyetinin kesin mühlet aşamasında izlenmesinin yerinde olabileceği, ... yönünden; Gerçek kişinin ön projesinin 08/03/2025 tarihinde revize edildiği kaynakları ve nakit akışı ile bir ödeme planı ve teklifi sunulduğu, konkordato revize projesinin ancak 08/03/2025 tarihinde tamamlanabildiği, destek yazısı olarak sunulan üçüncü kişi yazılarının somut bir dayanağa bağlanmadığı, ancak özellikle şirketten olan alacaklara istinaden sermaye artışı sağlanması sürecinin tamamlanmasının özkaynak artışı sağlayabileceği ayrıca ileri sürülen diğer konkordato kaynaklarının somutlaştırılması bakımından kısa bir süre borçlunun faaliyetinin kesin mühlet aşamasında izlenmesinin yerinde olabileceği bildirilmiştir.Davacı gerçek kişilerin sunduğu konkordato projesi ve dosya kapsamına göre, davacıların konkordato teklifi, ortağı oldukları şirketlerin borçlarına kefil olmalarından kaynaklanmaktadır.Tüzel kişi ve kefillerinin konkordato taleplerini aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte, konkordatonun tasdiki için gerekli koşulların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerekir. Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir. (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148) \"...Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacılar ... ve ... ayrı konkordato ön projesi sunmuş olsa da ödeme planları ve ödeme teklifleri davacı şirketin projesiyle aynıdır. Öte yandan davacı gerçek kişiler, davacı şirketin konkordato projesine nakit finansması sağlayarak ve alacaklarından vazgeçerek katkı sağlayacaklarını beyan etmektedir.Oysa kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.\" (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/571 Esas 2022/4223 Karar sayılı ilamı). Somut uyuşmazlıkta, borçlular ... ve ...'in dosyaya sunulu revize ön projelerine göre, konkordatoya tabi borçların ödenmesinde; şirketlerden elde edilen ücret/huzur hakkı geliri ile şirket (... Şti)'ten olan alacak tutarı ve yakın çevresinden alacağı destek ile elde edeceği nakit tutarı olarak gösterildiği, borçluların yakın akrabalarından aldığı destek ile şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşması için ...Şti'ndeki sermaye artışı taahhüdünü yerine getireceği, ayrıca şirketten alacaklı bulundukları tutarı da şirketin ve davacıların kesin mühlet süresi alması halinde sermayeye ekleyeceği, bu doğrultuda; ...Şti'nin konkordato projesinin başarıya ulaşmasına katkıda bulunacağının belirtildiği, öncelikle elde edilen ücret/huzur hakkı geliri kaleminin konkordato kaynağı olarak gösterilmesinin, borçluların kendi açıklaması doğrultusunda tek düzenli gelir kaynaklarının şirketten aldıkları ücret olması ve ücretinin tamamının veya önemli bir kısmının konkordato kaynağı olarak ayrılmasının gerçekçi görülmediği, destek yazılarının afaki beyanlar içerdiği, bu yönüyle destek yazılarının belirleyici ve etkili görülmediği, şirketten alacaklı bulundukları miktarı sermaye artışı olarak şirkete aktarılmasının ise konkordato sürecinden bağımsız olduğu ve ancak bu alacağın doğrudan haczi kabil olduğundan konkordato sürecinde sermaye artışı işleminin tamamlanmasının yerinde olabileceğinin komiser heyeti tarafından sunulan raporlardan anlaşılmaktadır.Bununla birlikte her iki borçlu gerçek kişi yönünden konkordato revize ön projesi sunulmuş olsa da, ödeme planları ve ödeme tekliflerinin borçlu şirketin projesiyle aynı olduğu, buna göre borçlu gerçek kişilerin, şirketten bağımsız projesi bulunmadığı gibi projelerinin başarısının da, borçlu şirketin projesinin başarısına bağlı kılınarak tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği görülmektedir. Ayrıca sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesi de müessesenin amacına uygun düşmeyecektir.Buna göre, davacı gerçek kişilerin kendi ticari mevcudiyetlerinin bizzat dava dışı borçlu şirkete bağlı olduğu ve konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmadığından konkordato projesi başarıya ulaşamayacağı anlaşılmakla Mahkemece, iflasa tabi olmayan borçlu gerçek kişiler hakkındaki geçici mühletin kaldırılarak konkordato taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle geçici mühlet kararının kaldırılarak, konkordato talebinin reddine dair verilen karar yerinde olduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/246 Esas, 2025/318 Karar sayılı ve 14/03/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince  esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları davacılar tarafından ayrı ayrı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İİK'nın 293/2 fıkrası gereğince kesin olmak üzere  oybirliği ile karar verildi.26/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78e6860df3db1331","SID":"3a1d06835bb21c4c"}}