{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO:2022/576 <br>KARAR NO:2025/784<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:10/06/2021<br>NUMARASI:2018/1474 Esas -  2021/669 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Maddi ve manevi tazminat<br>KARAR TARİHİ:13/05/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/03/2016 tarihinde davalı  ...'nun idaresinde bulunan ... plakalı aracın müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin ciddi bir şekilde yaralandığını,  davacı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.000 TL maddi tazminat ile tüm davalılardan 40.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek faiziyle davalı ... Şti'nden müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 6100 sayılı Yasanın 107. maddesi uyarınca belirlenecek maddi tazminata, olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle davalıda alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. Davalı ...Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; tazminat istemlerinin zamanaşımına uğradığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince; davacının maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.Davacı vekili; verilen kararın usul ve esasa aykırı olduğunu, davalı ...'nun yapmış olduğu trafik kazasında tam ve asli olarak kusurlu bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin aksine ceza mahkemesinde kusur oranlarının tespit edilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin, kusur oranı belirlenemediğinden bahisle vermiş olduğu kararın haksız olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi, manevi tazminat talebine ilişkindir.HMK’nin 120. maddesi, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir” hükmünü içermektedir.Bu maddede öngörülen gider avansı, HMK’nin 114. maddesi uyarınca dava şartları arasında yer almaktadır.Aynı Kanun'un 324. maddesinin başlığı ise \"...” olup “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, kesin süre içinde yatırmak zorundadır.Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler” hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde talep ettikleri delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür.Kararlılık kazanmış yargısal uygulamaya göre, muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; bu açıdan ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları açık biçimde açıklanmalıdır.( HGK 2014/9-1743 E. 2017/372 K.) Somut olayda, Mahkemece davacı vekiline  duruşmada \"...Davacı vekiline 562.00 TL tutarında ATK faturasını yatırdığına dair dekontu dosyaya sunması için 2 hafta kesin süre verilmesine, aksi halde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına (ihtarat yapıldı ) ..\" denilmek sureti ile davacının maluliyetine ilişkin düzenlenmiş olan  03/12/2020 tarihli ATK raporu için düzenlenen faturanın ödenmesi amacıyla davacıya kesin süre verilmiştir. Başka bir anlatımla, kesin süre, duruşmadan önce yapılmış olan bir işlemin bedelinin ödenmesi amacıyla verilmiştir. Oysa, işlem yapılmadan önce dosyada yeterli avans bulundurmak üzere usuli işlem (ATK'ye sevk) yapılmalı, yeterli avans bulunmadığı halde işlem yapılmış ve fatura bedeli karşılanmamış ise  mahkemece yapılması gereken, yargılama sonunda bu bedelin (yargılama gideri) haksız çıkan taraftan tahsiline hükmetmek olmalıdır.Kaldı ki, mahkemenin davanın reddine ilişkin gerekçesi, ATK fatura bedelinin ödenmemesine değil, ceza mahkemesinin kusur raporunun bağlayıcı olmaması nedeniyle, kusur durumunu belirlemek amacıyla alınacak ATK raporu için avans yatırılmamasına dayanmaktadır.Somut olayda, İstanbul 54. ACM 2016/466 (E) ve 2018/308 (K) Sayılı dosyasına sunulan 16/02/2018 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre; sanık sürücü ... idaresindeki kamyonet ile bahse konu kavşaktan dönüşe geçmeden evvel hızını azaltması, görüş alanını kontrol altında tutarak uygun açıyla dönüşe geçmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip kavşak başını kullanarak karşıdan karşıya geçmek isteyen yayaya ilk geçiş hakkını vermeyip yolun büyük bir bölümünü kat etmiş olan yayaya çarparak yaralanmasına neden olduğu olayda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları ile asli ve tam kusurlu; müşteki yaya ...'ın kavşak başını kullanarak karşıdan karşıya geçmek üzere kaplamaya girip geçişini tamamlamak üzere iken sanık sürücü idaresindeki aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda atfı kabil kusuru olmadığının tespit edildiği görülmektedir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. md. gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir.O halde, Mahkemece  yeniden usulünce, hangi delilin toplanması için ve ne miktarda avans  yatırılacağı yazılıp yatırılmaması durumunda da sonuçları açıkça belirtilerek davacı vekiline kesin süre verilip sonucuna göre yargılamaya devamla karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. <br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince  yatırana  iadesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cdb25109eb446d9c","SID":"23c72eefb1e127a3"}}