{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/50 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1072<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19.07.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/931 Esas 2022/625 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 10.07.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10.07.2025<br><br>\tİzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.07.2022 tarih 2021/931 Esas 2022/625 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ...... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalıların sürücüsü, maliki ve ZMM sigortacısı olduğu aracın karıştığı kaza neticesinde davacının yaralanarak maddi ve manevi zarara uğradığını, kusurun davalı tarafta bulunduğunu, zararın davalılar tarafından karşılanması gerektiğini, davalılara yapılan başvuruya rağmen zararın karşılanmadığını belirterek; belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 400,00-TL maddi 120.000,00-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP :Davalı ....A.Ş. vekili,  usulüne uygun başvuru yapmadığını,  sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu,  davacının asli ve tam kusurlu olduğu, geçici iş göremezlik tedavi gideri ve bakıcı giderinin poliçe teminat kapsamında olmadığıını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... A.Ş. vekili,  usulüne uygun başvuru yapmadığını,  sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu,  davacının asli ve tam kusurlu olduğu, geçici iş göremezlik tedavi gideri ve bakıcı giderinin poliçe teminat kapsamında olmadığıını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davaya konu kazanın meydana geldiği mahalin  otoyol olduğu, davacının  kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu,  davacının  yolcusu olduğu araçta kendiliğinden inerek  trafik akışı içerisine katıldığı, sürücü olarak kendisinin alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığı, talep edilen manevi tazminat  miktarının fahiş olduğunu, belirterek ; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Ltd. Şti. vekili, davayalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı, davalılardan ...'ın şirket adına kayıtlı aracı 1 yıl süre ile kiraladığını, davalı şirketin aracın işleteni olmadığını, meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağını, meydana gelen kazada  davacının asli ve tam kusurlu olduğunu,  talep edilen manevi tazminat  miktarının fahiş olduğunu  belirterek  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sürücüsünün kusursuz olduğu, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, Adli Tıp Kurumu tarafından salt davalıların iddialarına dayanak alarak rapor tesis edildiğini, ceza dosyası üzerinden dinlenen tanık ... kazayı gören, tarafları tanımayan ve kaza esnasında orada bulunan şahıs olduğunu, ...'ın önündeki trafiğin seyrini takip etmeyerek dikkatsiz davranarak kazanın oluşumuna  sebebiyet verdiğini,  sürücü ...'ın da dosyadaki bilgi sahiplerinin ifadelerinin aksine  aracını sol şeride çekerek virajda olduğunu göz önüne almaksızın aracı durdurmak suretiyle hiç bir güvenlik tedbiri almadan hareket ettiğini, davacının tamamen iş arkadaşlarını koruma ve daha büyük bir faciayı önleme maksadıyla hareket ettiğini, ATK tarafından  dosyada mübrez kayıtlar incelenmeksizin salt ifade ve sürücü beyanları dikkate alınarak rapor tanzim edilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, kusur raporunun yerinde olmadığını, yeninden rapor alınması gerektiğini, eksik incleme yapıldığını belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS poliçesi kapsamında  trafik kazası nedeni ile tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının cismani zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.)<br>\t3.Dava konusu olaya ilişkin İzmir 28. ASCM'nin 2022/315 Esas sayılı dava dosyası kapsamında yapılan yargılamada, sigortalı araç sürücüleri sanıklar sürücüler ... ile ...'ın kusursuz olduğu katılan yaya ...'in asli kusurlu olduğu  kabul edilerek sanıkların üzerlerlerine atılı taksirle yaralama suçundan beraatlerine karar verildiği, istinaf incelemesi üzerine mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, delillerin takdirinin ve değerlendirmenin yerinde olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, (Uyap üzerinden yapılan dosyanın incelemesinde ) kararın 05.06.2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.<br>\t4.Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi Borçlar Kanununun 53. (TBK 74) maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (Yargıtay HGK'nın  24/12/2014 tarih ve ve 2014/4-846 E. - 2014/1091 K.) Ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile belirlenen bu maddi olguların hukuk mahkemesi tarafından kabulü zorunludur. (Yargıtay 17. HD'nın 14/06/2016 tarih ve  2015/3502 E. - 2016/7282 K.)<br>\t5.Davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. Bu çerçevede dosyaya kazandırılan , açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli ve kaza tespit tutanağı ve ceza mahkemesi kapsamında varılan sonuç ile de uyumlu bilirkişi raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapılarak, davacının % 100 oranında asli ve tam kusurlu, davalı sürücülerin ise kusursuz olduğunun tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.<br>\t6.Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların kusur durumun anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, davalı sürücülerin atfı kabil kusuru bulunmaması nedeniyle tazminat koşullarının oluşmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla,  istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 10.07.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70b7d08474bd5e1c","SID":"755c8c7a59a5c587"}}