{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1552 <br>KARAR NO:2025/617<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/06/2021<br>NUMARASI:2020/392 Esas - 2021/453 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>KARAR TARİHİ:28/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile;  Müvekkili ile davalı arasında hizmet akdi- ürün satışı yapıldığını, müvekkilinin cari hesap ekstresi bakiye alacağından dolayı ... dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalının borca ve ferilerine itiraz ettiğinden takibin durduğunu, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, davaya konu icra takibinin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına ve lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkili ile davacı arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, sözü edilen sözleşmenin tek taraflı davacı tarafından hazırlandığını, davacı tarafın sunması gereken hizmetleri layıkiyle yerine getirmediğini ve bu nedenle müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğini ancak davacı tarafından icra yoluna gidildiğini, bu nedenlerle haksız ve dayanaktan yoksun açılan davanın reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, \" ...Davacı tarafça kendi üzerine düşen edimi raporda açıklandığı şekilde yerine getirdiğine dair dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmaması sebebiyle 2015/2 Esas ve 2017/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararı gereğince davacı tarafa yemin delili hatırlatılmayarak  yargılamaya devam olunmuş, davacının davasını ispat edemediği \" gerekçesiyle davanın reddine, İİK 67'ye göre davalı yanın icra inkar tazminatı talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;Dosyada mübrez bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere  davalı tarafın defterlerine göre, davacı yanın 12.12.2018 tarihi itibariyle davalıdan 5.082,85 TL cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğu tespit edildiğini, 31.12.2020 tarihi itibariyle de 7.391,23 TL alacaklı olduğu görüldüğünü, davalı tarafın müvekkil davacının üstlenilen kalibrasyon işlemini tam bir şekilde yerine getirmediği ve bu nedenle işlemden beklenen faydanın hiçbir şekilde yerine gelmemiş olduğu iddiası esasında hukuken ayıp iddiası niteliğinde olup cari hesaptan kaynaklanan alacağın varlığını etkilemeyeceğini, hiçbir şekilde ayıp iddiasını kabul etmemekle birlikte, biran için ayıp açısından değerlendirme yapılacak olsa dahi, söz konusu ayıp ihbarının öncelikle yazılı olması ve de kanunda belirtilen sürelerde yapılması gerektiğini, aksi halde usule uygun bir ayıp ihbarının varlığından bahsetmek mümkün olmayacağını, bu itibarla davalı tarafından, hiçbir şekilde usulüne uygun ve süresinde yapılmış bir  ihbar/ihtar yoktur ve buna ilişkin sayın mahkemenize sunduğu yazılı bir belge bulunmadığını, yine çok önemli olan bir husus da müvekkil tarafından alacağın kaynağı olarak düzenlenmiş olan 17.10.2017 tarih ve 576110 sayılı 5.082,85 TL'lik faturaya ilişkin de davalı tarafından süresinde yapılmış herhangi bir itiraz bulunmadığını, işbu fatura kaydı davalı muavin defter kayıtlarında 20.10.2017 tarihinde yapıldığını ve bu husus bilirkişi raporunda mübrez olduğunu,  dolayısıyla 07.11.2019 tarihi itibariyle davalı zaten davacıya karşı 5.082,85 TL borçlu olduğunu kabul etmiş durumda olduğundan ve ilgili faturaya karşı herhangi bir itiraz yer almadığından alacağın varlığı ile ilgili herhangi başka bir şüpheye yer olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, ticari hizmetten kaynaklanan faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. ... sayılı dosyası incelendiğinde; davacının cari hesap ekstresine dayalı 5.082,85 TL asıl alacak, 1.979,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.062,25 TL  alacağın  tahsili için  takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mali müşavir ile tıbbı cihazlar konusunda uzman bilirkişilerden alınan 19/01/2021 tarihli raporda özetle; \"Davacı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediğinden  sadece cari hesap ekstresine göre; davacının, davalı yandan, 12/01/2018 takip tarihi itibariyle 5.082,85 TL alacaklı olduğu,Davalının usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarına göre; Davalı yan ile davacı arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılında başladığı ve 2018 yılına kadar devam ettiği, dava konusu borç bakiyesi cari hesapta bulunan 12.01.2018 tarihli 5.082,85 TL olduğu, davalı yanın 12.12.2018 tarihi itibarı itibariyle davacı yana 5.082,85 TL borçlu olduğu görüldüğü, İşlemin ticari bir iş olduğundan hareketle avans faiz uygulanması gerektiği, 12/01/2018 tarihinden 31.12.2020 tarihine kadar  değişen oranlardaki avans faiz oranına göre toplam 2.308,38 TL faiz hesaplanmakla toplam borç tutarı 31/12/2020 tarihi itibariyle 7.391,23 TL olduğu,Teknik yönden yapılan incelemede ; Davalıya ait dissolüsyon cihazının,davacı tarafça yapılan kalibrasyonu aşamasında kullanıldığı iddia edilen alet edevat ve/veya cihazların bazılarının sertifikalarındaki seri ve/veya ... numaralarında uyumsuzluklar olabileceği ya da seri numarası bulunmayan geçersiz sertifikalar sunulmuş olabileceği ya da bazı alet edevat ve/veya cihazların geçerli kalibrasyon sertifikalarının ibraz edilmemiş olabileceği kanaatine varıldığı, dissolüsyon cihazının bir ilaç üretim/geliştirme faaliyetinde kullanılabilmesi için kalibrasyonun hangi standartlara göre, hangi cihazlarla yapıldığının mutlak suretle eksiksiz ve herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belgelendirilmesi gerektiği, aksi halde geçerli bir kalibrasyon işleminden bahsedilemeyecek ve bu cihazın ilaç üretimi, Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılması mümkün olmayacağı, yukarıda izah edildiği üzere davacı tarafça yapılan söz konusu kalibrasyon işleminin hangi standartlara göre, hangi cihazlarla yapıldığının eksiksiz ve herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belgelendirilmemesi durumunda yapılan işlemden beklenen faydanın sağlanmamış olabileceği ve davacının yüklendiği taahhüdü yerine getirmemiş olabileceği \" şeklinde tespit ve kanaate varılmıştır. Dosya kapsamına göre ; davalı şirkete ait ... cihazının bakım ve kalibrasyon işlemlerin yapılması konusunda taraflar arasında 2017 yılı Ekim ayından itibaren ticari ilişki bulunduğu, söz konusu cihazın bakım ve kalibrasyon işlemlerinin davacı tarafça yerine getirildiği, davacının sunmuş olduğu cari hesap ekstresi ile davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davalı tarafın davacı yana 5.082,85 TL borçlu gözüktüğü, cari hesap ekstresinden kaynaklanan alacağının dayanağı davacı tarafından düzenlenen 17.10.2017 tarih ve ... belge nolu  5.082,85 TL'lik fatura olduğu, söz konusu faturaya davalının süresinde herhangi bir itirazı bulunmadığı gibi muavin defterine 20.10.2017 tarihinde kaydını yapıldığı hususları dosya kapsamı ile sabit olup bu konuda bir ihtilaf bulunmamaktadır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2015 tarih 2014/7976 Esas 2015/4126 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere \" YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir.Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz.Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.  Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur.Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı  tarafa usulüne uygun  tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu  kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı  tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.\"Bu itibarla alacağının dayanağını oluşturan faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu hizmetin ifa edildiğine karine oluşturmakta olup aksi davalı tarafça ispatlanması gerekmektedir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamı ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. Sayılı benzer mahiyette ilamları) Somut olayda; takip konusu alacağın dayanağını oluşturan fatura, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup söz konusu fatura bedelinin ödenmediği sabittir.Nitekim davalı tarafça da hizmetin verilmediği iddia edilmemiştir. Davalı, davacının hatalı ve özensiz işlemleri sonucu söz konusu cihazın bozulduğunu, işlevini yitirmesine sebep olduğunu, başka bir firma tarafından onarılmak zorunda kaldığından zarara uğradığını ileri sürmüş ise de bu hususta dosyaya sunulmuş bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu itibarla hizmetin ifası sırasında, davalıya ait cihaza zarar verildiği iddiası ispata elverişli yasal kanıtlarla ispatlanamadığından davalının bu yöndeki savunması yerinde görülmemiştir. Mahkemece her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda,  davacı tarafça yapılan söz konusu kalibrasyon işleminin hangi standartlara göre, hangi cihazlarla yapıldığının eksiksiz ve herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belgelendirilmemesi nedeniyle hizmetin ayıplı verilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de Yargıtay HGK. 25/05/2016 tarih ve 2014/19-861 Esas, 2016632 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20. maddesinde tacir olmanın bağlandığı genel hükümler düzenlenmiş olup, tacirler arasındaki ihbar veya ihtarların ne şekilde yapılacağı bu genel hükümler arasında yer almaktadır. 6762 sayılı TTK'nin 20/3. fıkrasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi fesih yahut ondan rücu amacıyla yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için bu işlemlerin noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılmasının şart olduğu hüküm altına alınmıştır.Taraflar TTK 16. madde hükmünce tacir olduğundan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2015 tarih ve 2015/8094 Esas, 2015/12630 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere ayıp ihbarının TTK’nin 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde yapılması gerektiği gözetildiğinde, davalının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK'nin belirttiği şekilde geçerli olarak yapıldığını kanıtlaması gereklidir. Davaya konu somut olayda ise,  davalı taraf her ne kadar hizmetin ayıplı verildiğini iddia etmiş ise de bilirkişi tarafından tespit edilen ayıba karşı  dava tarihine kadar ayıp ihbarının yapıldığına dair bir delil sunulmadığı, bu durumda yasal süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğu ispatlanmadığından davalı kendisine sunulan hizmeti kabul etmiş sayılacağından  faturadan kaynaklı asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Temerrüt Faizinin hesaplanması ; bilirkişi raporunda davaya konu işlemin ticari bir iş olduğundan hareketle avans faiz uygulaması yerinde görülmüş ise de temerrüt tarihinin başlangıcında hata yapıldığı ve takip tarihini aşacak şekilde hesaplama yapıldığı görülmüştür. TTK 1530/4 maddesinde; \"Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır: a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda,b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda...\"düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda; alacağın dayanağını oluşturan 17.10.2017 tarih ve 576110 belge nolu  5.082,85 TL'lik fatura  davalının  20.10.2017 tarihinde ticari defterlerine kaydedildiğine göre göre TTK 1530/4.a maddesi uyarınca faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda 20.11.2017 tarihinde temerrütün gerçekleştiği görülmüştür. Temerrüt tarihinden takip tarihi olan 13/11/2019 tarihine kadar avans faizi üzerinden dairemizce yapılan hesaplamada davacının toplam 1.680,52 temerrüt faiz alacağı bulunduğundan hesaplanan bu miktar üzerinden temerrüt faize hükmedilmiştir. İİK 67/2.maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" hükmü yer almaktadır. Takip tutarı sözleşmede kararlaştırılan bakiye fatura bedeli olup alacak likit/belirlenebilir olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/06/2021 tarihli ve 2020/392 Esas 2021/453 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-Davanın KISMEN  KABULÜ İLE ;a-Davalının ... sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin 5.082,85 TL asıl alacak, 1.680,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.763,37 TL miktar üzerinden DEVAMINA, alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz uygulanmasına, b-Kabul edilen takip tutarı 6.763,37 TL'nin %20 oranında hesaplanan 1.352,67 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 120,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 494,78 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan  120,62 TL peşin harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bunun dışında davacı tarafından ilk derece mahkemesinde sarfedilen başvurma ve vekalet harcı; 62,80 TL, tebligat, posta gideri; 91,50 TL ve bilirkişi ücreti; 1.200,00 TL olmak üzere toplam 1.354,30 TL yargılama giderinin kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 1.296,95 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 6.763,37 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 298,88 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle arabuluculuk ücreti olarak Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,8-HMK'nun 333. Maddesi gereğince, karar kesinleştiğinde kalan gider ve delil avansının  taraflara iadesine, İstinaf giderleri yönünden;1-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından, yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına 2-Davacı tarafından sarfedilen 221,40 TL istinaf harcı ile 115,00 TL istinaf posta masrafı olmak üzere toplam  336,40 TL  istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d4cf2a8557a6e7a8","SID":"95a385b24c393929"}}