{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2022/1322 <br>KARAR NO:2025/635<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:... 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/03/2021<br>NUMARASI:2020/19 Esas, 2021/367 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ :02/07/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, inşaat taahhüt işleriyle uğraşan müvekkilinin, davalı ile yapımı üstlenilen bir inşaata ilişkin otomatik panjur işinin yapılması hususunda sözlü olarak anlaştığını, bu iş karşılığında avans niteliğinde 10.000,00 TL bedelli, ... seri numaralı, ... Bankası ... Şubesi muhataplı ve müvekkil tarafından keşide edilen 05/11/2019 vadeli bir çek verdiğini, ancak aradan uzun bir süre geçmesine rağmen davalının bu işi ifa etmediğini, müvekkilinin inşa ettiği yapının mal sahiplerine taahhüt edilen sürede tesliminden sorumlu olduğundan otomatik panjur işini başka bir kişiye yaptırmak zorunda kaldığını, davalıya verilen avansın iadesi için başvurulmasına rağmen herhangi bir geri ödeme yapılmadığını, çeki tahsil eden davalının bu şekilde sebepsiz zenginleştiğini, bu nedenle alacağın tahsili için ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borca itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına ve davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir.Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında otomatik panjur yapımı işi konusunda anlaşıldığı, davacı şirketin bu iş için davalı tarafa 10.000,00 TL tutarında çek verdiği, bu çekin davalı tarafından ciro edilmek suretiyle tahsil edildiği, ancak panjur imalatı ve montaj işinin davalı tarafından ifa edilmediği gibi, davacının bu işi üçüncü şahıslara yaptırdığı ve bedelini ayrıca ödediği, dolayısıyla söz konusu 10.000,00 TL tutarındaki avans ödemesinin hukuki bir nedene dayanmadığı, bu durumun da ticari defter kayıtları ve banka yazı cevabı ile sabit olduğu, davalının HMK m. 222 ve TTK m. 83 uyarınca yapılan ihtarlara rağmen defter ve belgelerini ibraz etmeyerek bilirkişi incelemesine katılmadığı, ayrıca bilirkişi raporuna karşı süresinde herhangi bir itirazda da bulunmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunun usule uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, tüm delillerle örtüşür biçimde hazırlandığı, sonuç olarak davacının, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca, davalıdan 10.000,00 TL tutarında avansın iadesini talep etmekte haklı olduğu, takip konusu alacağın likit nitelikte olduğu ve davalının, borçlu olmadığı yönündeki itirazının dayanaktan yoksun olduğu, davalı tarafın icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği gerekçeleriyle, davacının davasının kabulü ile ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve tahsil edilecek 10.000,00 TL asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. 13.09.2021 tarihli ek karar ile, davalı ... vekili Av. ... tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olmasına rağmen, istinaf harç ve giderlerinin yatırılmaması üzerine düzenlenen muhtıranın, istinaf eden davalı vekiline 12.07.2021 tarihinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği, ancak yasal süresi içerisinde harçların tamamlanmaması nedeniyle, HMK’nın 344. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine ve kararın istinaf edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında, istinaf talebinin reddine ilişkin ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13/09/2021 tarihli ve 2020/19 Esas, 2021/367 Karar sayılı ek kararının, eksik harç tamamlattırılmasına dair muhtıranın HMK m. 344 anlamında açık, anlaşılır ve denetime elverişli olmayıp yalnızca \"tamamlanması gereken gider: 150 TL\" ibaresiyle yetersiz bir açıklama içerdiği, bu nedenle yatırılan tutarın usulüne uygun olduğu ve muhtıra yükümlülüğünün yerine getirildiği, bu yönüyle kararın hatalı olduğu, ayrıca asıl karara yönelik istinaf talebinde ise, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. ve Yönetmelik m. 18 hükümlerine açıkça aykırı biçimde, davalı müvekkilin vekille temsil edildiği dosyada tüm tebligatların bizzat müvekkil asile yapıldığı, vekile hiç tebligat yapılmadığı, bu nedenle savunma hakkının ihlal edildiği ve Anayasa’nın 36. maddesi ile HMK m. 27'de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının çiğnendiği, müvekkilin kalp hastalığı nedeniyle tedavi altında olduğunun arabuluculuk tutanağında sabit bulunduğu, ayrıca dava konusu alacağın gerçeği yansıtmadığı, taraflar arasında 24.000 TL bedelli sözlü bir panjur yapım işi kararlaştırıldığı, 20.000 TL bedelle 30 adet panjur teslim edildiği, kalan 4 adet içinse ödeme yapılmadığından teslim gerçekleşmediği, buna rağmen haksız takip başlatıldığı, mahkemece ise yalnızca defter incelemesiyle hüküm kurulduğu, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinin yetersiz ve eksik incelemeye dayalı olduğu gerekçeleriyle hem ek kararın hem de asıl kararın kaldırılması ve istinaf taleplerinin incelenmesi gerektiği ileri sürülmüştür.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.İlk Derece Mahkemesince, istinaf başvurusu için tamamlanması gereken gider 150TL, bakiye 111,48TL nispi harcı yatırması yönünde muhtıra tebliğ edildiği, yanılsama ile sadece 150TL'nin yatırıldığı, süresinde nispi harcın yatırılmadığı daha sonra eksik istinaf harcının yatırıldığı görülmüştür. Mahkemece muhtıranın tebliğinden itibaren verilen kesin süre içinde nispi harcın yatırılmadığı gerekçesiyle davalının istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.Nispi harca tabi davanın kabulüne ya da kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı tarafından temyizi halinde, mahkemece hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının dörtte biri oranındaki temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcı alınmalıdır.Nispi harca tabi davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı tarafından temyizi halinde ise, maktu temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcı alınmalıdır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/14-29 Esas, 2018/68 Karar) Eksik harç ve giderlerin bulunması durumunda Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, 6100 sayılı HMK.’nun 344.maddesi çerçevesinde hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle ayrıca, bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; buna yönelik olarak da  ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır.Bu açıklamalar ışığında; “dosyaya yatırılması” şeklindeki ibare, tarafın yanılmasına sebebiyet verebilecek nitelikte olduğundan, bu ifadeyi içeren muhtıralar geçersiz sayılacaktır (HGK, 2014/9-1743 E., 2017/372 K.). Bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.06.1968 tarihli ve 1968/9-483 E., 476 K.; 01.10.1969 tarihli ve 1969/2-417 E., 719 K.; 19.02.1997 tarihli ve 1996/2-897 E., 1997/86 K.; 13.04.2005 tarihli ve 2005/12-237 E., 248 K.; 30.11.2005 tarihli ve 2005/5-634 E., 680 K.; 09.05.2007 tarihli ve 2007/12-178 E., 249 K.; 22.07.2009 tarihli ve 2009/18-348 E., 398 K. sayılı ilamlarında açıkça vurgulanmış olup, sonraki kararlarda da aynı uygulama istikrarla sürdürülmüştür.Mahkemece, istinaf eden davalı vekiline gönderilen muhtırada, ödenmesi gereken harç miktarının yanıltıcı şekilde yazıldığı ve harcın mahkeme veznesine yatırılması gerekirken “dosyamıza yatırılması” şeklinde ifadelere yer verilerek ihtarda bulunulduğu görülmüş olup, bu yönüyle gönderilen muhtıranın usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle mahkemenin ek kararında isabet bulunmadığı kanaatine varıldığından, dosyanın esasına ilişkin inceleme yapılmıştır.Davacı iş sahibi, davalı ile aralarında otomatik panjur yapımı işi konusunda bir anlaşma sağlandığını, bu kapsamda avans olarak 10.000 TL bedelli çeki davalıya teslim ettiğini, ancak söz konusu işin davalı tarafından yapılmadığını ileri sürerek, bu bedelin iadesi için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile avansın iadesini talep etmiş, davalı ise, yargılamaya cevap dilekçesi sunmamış ve herhangi bir savunmada bulunmamıştır. İlk derece mahkemesince, sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda dava kabul edilmiştir. Anılan karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Her ne kadar davacı, dava dilekçesinde sözleşmenin feshi talebini açıkça ileri sürmemişse de, işin hiç yapılmadığını ileri sürerek yaptığı ödemenin iadesini talep etmiş olması karşısında, davacının sözleşmenin feshi talebinde de bulunduğunun kabulü gerekir.Davalı taraf, ilk derece yargılaması sürecinde davaya cevap vermemiş ve herhangi bir savunmada bulunmayarak davayı zımnen inkar etmişse de, istinaf dilekçesinde taraflar arasında akdi ilişkinin varlığını kabul etmiş; ancak işin bir kısmının yapıldığını ve teslim edildiğini, bu kısım için bedelin tahsil edildiğini, geri kalan kısım bakımından ise ödeme yapılmaması nedeniyle işin ifa edilmediğini savunmuştur.Dosya kapsamı itibarıyla, taraflar arasında sözlü bir akdi ilişkinin mevcut olduğu sabit olup, davacı tarafından yapılan ödemenin nakit bedel karşılığı olarak gerçekleştirildiği, bu kapsamda kurulan sözleşmenin geriye etkili olarak feshedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca verdiklerini iade ile yükümlü hale gelmişlerdir. Öte yandan, davalı tarafın, davaya cevap vermemekle birlikte ilk kez istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü savunmaların, 6100 sayılı HMK’nın 357/1. maddei uyarınca dikkate alınması mümkün olmadığından, mahkemece verilen karar, usul, yasaya ve dosya kapsamına uygun olmuştur.İtirazın iptali davasında, icra takibine borçlu vekili sıfatıyla itiraz eden vekile değil asile tebligat yapılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı da anlaşılmıştır. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin  2024/879E., 2025/1687K.sayılı kararı)Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-... 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/03/2021 tarih ve 2020/19 Esas, 2021/367 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 683,10 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 171,3‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 511,8‬0 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8131800dbda9252c","SID":"57d02ad84b2d788e"}}