{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2218 <br>KARAR NO:2025/1035<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:09/06/2021<br>NUMARASI:2018/970 Esas - 2021/356 Karar <br>DAVA:Alacak (Hisse satış sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... adli şirket, davalı şirket tarafından 03/07/2010 tarihinde ... Ltd'ye satıldığını ve alıcı sıfatıyla ... , Satıcı sıfatıyla davalı ... AŞ ve garantör sıfatıyla ... Holding AŞ arasında hisse alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme tarihi itibariyle ... in taraf olduğu bilinen hukuki davalardan davalı şirketin bu davalar deneyiyle ortaya çıkacak tüm talepleri 2.500.00 USD  ye kadar karşılayacağını taahhüt ettiğini, sözleşmede bahsi geçen davalardan Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/198 esas sayılı dava dosyasında görülen dava dosyası yer aldığını, iş bu davada davacı ...AŞ davalının ...Ltd olduğunu, mahkemede görülen tazminat davasının reddine karar verildiğini, verilen bu kararın bozulması neticesinde Ankara 11 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/340 esasına kaydının yapıldığı iş bu esas üzerinden yürütülen davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, iş bu kararın bozulması üzerine dosyanın Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/39 esasına kaydının yapıldığını ve davanın kısmen kabulüne karar verildiğini bu kararın da temyiz incelemesinde olduğunu, dosya Yargıtay'da iken Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/463 esas sayılı dosyasından müvekkil şirket aleyhine başka bir dava açıldığını, sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince ortaya çıkacak ve müvekkil şirket tarafından ödenmek durumunda kalınacak tüm taleplerin avukatlık ücretleri dâhil davalı satıcı tarafından 2.500.000 USD limit dahilinde karşılanacağı hususunun açıkça kararlaştırıldığını, müvekkilinin hisse alım sözleşmesinden itibaren 8 yıldır avukatlar aracılığı ile takip ettiği ilgili uyuşmazlık nedeniyle hukuki hizmet aldığı Av .... Hukuk Bürosuna 300.505,48 TL, Av ...'ya  2.212.500,00 TL olmak üzüre toplamda 2.513.005,94 TL ödeme yaptığını, sözleşme gereğince müvekkili tarafından avukatlara yaptığı ödemeleri davalı tarafından karşılanması gerektiğinden fatura düzenleyerek Beyoğlu ...Noterliğinin 09/05/2018 tarih ... yevmiye nolu ihtarname gönderdiğini,  davalı yanca ...Hukuk Bürosu tarafından verilen hizmetlerin kabul edildiğini  bu hizmetler karşılığı kesilen serbest meslek makbuzlarının tamamının birer kopyasının dahil olduğu yeni bir fatura düzenlenerek gönderilmesini ancak  davada herhangi bir hizmet alınmamış ve kendilerine vekalet çıkartılmasına dahi  onayları bulunmadığını belirttikleri Av ... tarafından kesilen serbest meslek makbuzunu kabul etmediklerini beyan ederek müvekkil şirkete kesilen tüm faturayı ve serbest meslek makbuzlarını iade ettiklerini, müvekkili tarafından iade edilen faturayı tekrar davalıya gönderdiklerini ancak davalının faturayı tekrar iade ettiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından her eki avukat için ayrı ayrı fatura keserek tekrar davalıya gönderdiğini, davalının bu sefer karşı ihtarname ile her iki hukuki hizmete ilişkin bedelleri kabul etmeyerek tüm belgelere itiraz ederek faturayı iade etmeleri üzerine iş bu davayı ikame ettiklerini beyan ederek taraflar arasındaki sözleşme gereği müvekkili şirkete ödeneceği kararlaştırılan, müvekkil şirketin dava dosyaları nedeniyle almış olduğu hukuki hizmetler ve yapmış olduğu diğer ödemeler nedeniyle toplamda 2.513.005,94 TL nin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; öncelikle usule ilişkin itirazda bulunarak dava konusu hisse satış sözleşmesinden gerekse bu sözleşme ile bağlantılı tüm sözleşmesel yükümlülüklerden kaynaklı olan ve istinasız olarak sözleşmenin herhangi bir şartının yorumlanması veya sözleşmenin uygulanmasıyla ilgili bir şartının yorumlanması veya sözleşmenin uygulanmasıyla ilgili bir uyuşmazlığın çözümünde Milletlerarası Ticaret Odası nın yetkilendirdiğini, tarafların sözleşmesinin uygulanmasına ilişkin herhangi bir uyuşmazlığı  tahkim aracılığıyla çözme iradesi net ve tartışmasız olduğunu bu nedenle davanın görev yönünden reddini talep ettiklerini, davacının aktif dava ehliyeti olmadığını, davacının merkez adına değil doğrudan şube adına iş bu davayı ikame ettiğini, hisse satın anlaşması uyarınca davacı şubenin müvekkilden talepte bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafından Türk mahkemesinde dava açan davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduğunu, esasa ilişkin beyanlarında ise davacının vekalet ücreti olarak ifade ettiği dava konusu bedeli hiçbir şekilde kabul etmediklerinin, hiçbir şekilde davanın kısmen ya da tamamen kabulü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek müvekkil şirketin bilgi ve yönlendirmesiyle devam eden davaya ilişkin avukatlık ücretlerinin belirlenmesi, ödenmesi, mevcut avukatın değiştirilmesi ve yeni avukat seçiminin müvekkili şirketin bilgi ve onayı ile mümkün olduğunu, aksi durumda somut olayda olduğu gibi düzenlenen serbest meslek makbuzlarına konu  meblağların ve avukat değişikliğinin mümkün olmadığını, sözleşmeye göre davacının belirtiği davanın 2005 yılından bu yana devam edan dava olduğunu, davayı geçmişten bu yana takip eden ... Hukuk Bürosunun takip ettiğini, hisse devrinden sonra da müvekkilinin bu davanın yönetiminde ve avukatlar ile ortak çalışmada söz sahibi olduğunu, müvekkilinin onayına başvurulmadan davayı başından itibaren takip eden avukatın değiştirilmesi ve yeni avukat seçilmesinin taraflar arasındaki süregelen ilişkiye aykırı olduğunu, müvekkilinin avukat değişikliğinden haberdar olur olmaz söz konusu avukat değişikliğine onaylarının olmadığını ve faturaların kesilmemesi gerektiğini belirttiklerini, müvekkil şirket ile akdedilen hisse satış sözleşmesinde yer alan 2.5 milyon USD üst sınırın her halükarda müvekkil şirketten talep edilecek bir kalem olarak değerlendirilmesi ve ne olursa olsun bu bedelin müvekkilce ödenmesi gerektiği yaklaşımının dürüstlük kuralına  ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu, mahkemenin de tespit edeceği üzere 2.212.500,00 TL bedelin avukatlık ücreti olarak kabulünün mümkün olmadığını, hisse devir sözleşmesinde ifade edilen avukatlık maliyetinin neredeyse ticari bir dava konusu gibi bir bedel olduğunu ve hiçbir tacirin böyle bir avukatlık ücretini ödemeye tercih etmeyeceğini, bu avukatlık ücreti olarak ifade edilen tutarın dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu ve birçok açıdan bir avukatlık hizmet bedelini yansıtmadığını, 2018 yılı avukatlık ücret tarifesinde, konusu para olan hukuki yardımlar için ödenecek bedelin belirtiltiğini Ankara 11 ATM nin 2014/340 esasına kayıtlı davanın yaklaşık 5 milyon TL değerinde olduğu kabul edildiğinde buna göre ödenecek avukatlık ücretinin 115.200,00 TL olduğunu, dava konusu alacağın yarısına tekabül eden 2.212.500,00 TL iddia konusu vekalet ücretinin kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki mahkeme tarafından ... şirketinin 100.000.TL ödemesine karar verdiğini, davacı şirketin dava değerinin 20 katı üzerinde bir vekalet ücreti ödemek üzere bir avukat ile anlaşması hayatın olağan akışına aykırı olup makul ve mantıklı olmadığını, dava dilekçesinde 2.212.500 TL değerinde serbest meslek makbuzunu kesen avukatın dosyada 8 yıldır emek verdiği iddia edilmektedir ancak söz konusu avukatın vekaletname tarihi 19/02/2018 ve serbest meslek makbuzunun tarihinin ise 02/04/2018 olduğunu bu iki aylık dönem de bu kadar yüksek meblağın tahakkuk etmesinin kabul edilemez olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere dava konusu bedelin Ankara 11 ATM nin 2018/39 esas sayılı davasına sunulan avukatlık hizmet kapsamında olduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini beyan ederek taraflar arasındaki sözleşme uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Milletlerarası  Ticaret Odası Tahkim makamının yetkilendirilmesi nedeniyle görev yönünden davanın reddine, davanın davacının aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, kesin süre verilerek davacı tarafından teminat göstermesine ve davanın esastan reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Makbuzlarda ödemelerin hangi dava dosyasına ilişkin olarak yapıldığını gösteren herhangi bir açıklama yer almamakta ise de, davacı ile dava dışı Av. ... arasında 01.12.2017 tarihinde imzalanan avukatlık sözleşmesinde tanımlanan işin konusu ve bu davalar ile bağlantılı olarak (2005/198 ile bağlantılı) Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2018/463 esas sayılı dava dosyasının sözleşme yapılan vekiller tarafından yürütülmesi ile  2018/463 esas sayılı dava dosyasının da bilinen davalar ile ilgili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Bilirkişi raporunda davacının çok kısa süre alınan bir hizmet için piyasa şartlarının üstünde ücret ödemesinin gerekçelerini, dosyaya sunması gerektiği, aksi halde kendisine sözleşme hükümleri uyarınca sağlanan hakkı dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullandığı, kanaati paylaşılmıştır. Bilirkişiler verilen hizmeti çok kısa bir süre olarak tanımlamış ise de, avukatlık ücretinin peşin ödenmesinde yasal bir engel olmadığı gibi avukatlık sözleşmesi 2017 yılında yapılmış olup verilen hizmet yaklaşık 4 yıldır devam etmektedir. Bu haliyle hizmetin kısa bir süre için verildiği görüşü mahkememizce kabul görmemiştir. Avukatlık Kanunu 164. maddesinde “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir…” düzenlemesi yer almaktadır.Dava dışı avukatın takip ettiği yukarıda belirtilen davaların değeri ve talep edilen işlemiş faiz miktarı ile Avukatlık Kanunu madde 164 hükmü birlikte düşünüldüğünde sözleşmede kararlaştırılan ücretin takip edilen harçlandırılmış dava değerlerinin yüzde yirmibeş oranını geçmediği ve kararlaştırılan ücretin makul bir miktar olduğu dürüstlük kuralına aykırılık taşımadığı kabul edilmiştir. Avukatlık ücretinin peşin ödenmesinde yasal engel bulunmadığından ücretin peşin talep edilmesinde de dürüstlük kuralına aykırılık bulunmamaktadır.Davalı taraf bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde 2018 yılı AAÜT ye göre konusu para olan hukuki yardımlar için ödenecek bedelin belirlendiğini, 2018/39 esas sayılı davada ...nin 100.000 TL ödemesine karar verildiğini açıklamıştır. Mahkemenin AAÜT ye göre hesaplayacağı avukatlık ücreti kabul ve red oranına göre karşı tarafa yükletilecek vekalet ücretidir. İş bu davanın konusu ise ödenen akdi vekalet ücretidir. Davacı ile dava dışı Av. ... arasında kararlaştırılan avukatlık ücretinin akdi avukatlık  ücreti olması ve Avukatlık kanunu madde 164 hükmü nedeni ile davalı tarafın bu yöndeki itirazları kabul görmemiştir. Davacı ile dava dışı Avukat ... arasında imzalanan sözleşme uyarınca düzenlenen serbest meslek makbuzu ile talep edilen avukatlık ücretinin ödenmesinde davacının haklı olduğu, davalının da davacı ile aralarındaki sözleşme uyarınca  bilinen hukuki davalar nedeniyle ortaya çıkacak tüm talepleri (Avukatlık masrafları da dahili olmak üzere) 2.500.000 ABD dolarına kadar karşılayacağına ilişkin taahhüdü uyarınca davacıya ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.Dava dosyasına sunulu serbest meslek makbuzları ve yapılan bilirkişi incelemesi ile ... Hukuk Bürosu tarafından düzenlenmiş serbest meslek makbuzları stopaj kesintisi toplamının 47.755,21 TL, kesinti sonrası KDV dahil net olarak ödenmesi gereken tutarın ise 252.747,19 TL olduğu, Avukat ... tarafından düzenlenmiş serbest meslek makbuzu stopaj kesintisinin 375.000,00 TL, kesinti sonrası KDV dahil net olarak ödenmesi gereken tutarın ise 1.837.500,00 TL olduğu, bu anlamda davacı yanın dava konusu ettiği makbuzlar karşılığında ... Hukuk ve ...'a toplam ödeme yükümlülüğünün 252.747,19 + 1.837.500,00 = 2.090.247,19 TL, vergi dairesi stopaj yükümlülüğünün ise 47.755,21 + 375.000,00 = 422.755,21 TL olmak üzere toplam 2.513.005,00 TL olduğu kabul edilmiştir. Davacı davalıyı daha önce temerrüde düşürmediğinden fatura düzenleme ve gönderim tarihi olan 30.04.2018 tarihinden itibaren işleyen faizden davalı sorumlu tutulmuştur...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.513.005,00 TL'nin 30/04/2018 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Usule ilişkin olarak, uyuşmazlığın tahkim merci tarafından çözülmesi gerektiğini, davacı şubenin kendi adına dava açmasının hukuken mümkün olmadığını, hisse satın anlaşması uyarınca davacının, müvekkilinden talepte bulunmasının hukuken mümkün olmadığını,Esasa ilişkin olarak ise; mahkemenin kararında ... Hukuk Bürosunun makbuzlarında avukatlık hizmetinin hangi işe ilişkin olduğunun yazmadığı dikkate alınmadığını, bu hususun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, bu nedenle kararın kaldırılması ve davanın reddi gerektiğini,Mahkemece bilinen davalar kapsamının genişletilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda dava konusu avukatlık ücretinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunun tespit edildiğini, bu tespitin, mahkemece somut uyuşmazlık ile ilgisi olmayan nedenler ile dikkate alınmadığını, Müvekkili şirketin bilgi ve yönlendirmesiyle devam eden davaya ilişkin avukatlık ücretlerinin belirlenmesi, ödenmesi, mevcut avukatın değiştirilmesi ve yeni avukatın seçimi müvekkili şirketin bilgi ve onayı ile mümkün olduğunu, aksi durumda, somut olayda olduğu gibi, düzenlenen serbest meslek makbuzlarına konusu meblağların ve avukat değişikliğinin kabulünün mümkün olmadığını, Müvekkili şirket ile akdedilen hisse satış sözleşmesinde yer alan 2,5 milyon ...üst sınırın her halükârda müvekkili şirketten talep edilecek bir kalem olarak değerlendirilmesi ve ne olursa olsun bu bedelin müvekkilince ödenmesi gerektiği yaklaşımı dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı ... AŞ ve dava dışı ... Ltd. arasında imzalanan hisse satış sözlşmesi hükümlerine dayalı olarak açılmış alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı, davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Yargıtay 11. HD 2014/6132 E 2014/1181 K sayılı emsal kararında da açıklandığı üzere, şubenin bir merkeze bağlı olduğu hâlde müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi olmadığı hâlde kendi başına ticari muamele yapan yer olup, kendi başına işlem yapabilirse de bu işlemden doğan hak ve borçların merkeze ait olduğu, şubelerin (bağlı oldukları merkezden ayrı) tüzel kişiliklerinin ve bu nedenle  taraf ve dava ehliyetinin de bulunmadığı, fakat tüzel kişiliğin tüzüğünde şubelerin de organ olduğu (tüzel kişiyi temsil edebileceği)  kabul  edilmiş  ise ancak bu durumda şubenin tüzükte açıkça yazılı olması halinde bağlı olduğu tüzel kişi adına dava açabileceği, şayet bağlı olduğu tüzel kişinin tüzüğünde şubenin tüzel kişiyi temsil edebileceği yazılı değil ise tüzel kişi adına dava açmasının da mümkün olmadığı, şubenin tüzel kişiyi bu şekilde temsil yetkisi olsa bile davanın şube tarafından tüzel kişi (merkez) adına yani merkeze izavfeten açılması gerekir.Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesi incelendiğinde,  ...  'nin kendi adına dava açtığı, davalı yanca verilen cevap dilekçesinde  diğer usuli ve esasa dair itirazları dışında davacının şube olarak kendi adına dava açamayacağı, buna göre davacının taraf ehliyeti bulunmadığından davanın bu nedenle reddi gerektiği ileri sürülmüş, davacı ise 14.01.2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinde davalı iddiasının yerinde olmadığını, kaldı ki mahkemece davacının bu yöndeki iddiası  yerinde görülür ise dava dilekçesinde yazılı davacı unvanının ...'yi temsilen ... ŞUBESİ olarak düzeltilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince 16.05.2019 tarihli  ön inceleme duruşması sonucu 2 nolu ara karar ile davalının aktif husumet itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu, ancak davalının yukarıda belirtildiği şekilde cevaba cevap dilekçesinde HMK'nın 124 maddesi kapsamında taraf değişiklik talebi yönünden değerlendirme yapılmadığı  gibi, gerekçeli kararda da davacı olarak  dava dilekçesinde gösterildiği surette ... davacı olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Bir davadaki tarafların dava ve taraf ehliyetinin bulunması dava şartı olup mahkemece resen dikkate alınmalıdır. Mahkemece, yukarıda açıklanan usuli eksiklikler giderilmeden verilen karar usule aykırı olmuş, bu nedenle işin esasının incelenmesi mümkün olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.12.06.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b23a9bea37bb376","SID":"7864df29c28296fa"}}