{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1169 <br>KARAR NO: 2025/1310<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/03/2025<br>NUMARASI: 2024/1072 E. 2025/283 K.<br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 25/06/2025\t<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 24/03/2025 tarih ve 2024/1072 E - 2025/283  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak yer almış olduğu davalı ... A.Ş. yönetim kurulunun 26/11/2024 tarihinde toplandığı ve yüzde seksen oranında sermaye artırımı gündemini de içerir genel kurul kararı aldığını Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nden öğrendiklerini, hukuka aykırı biçimde toplanmış olan yönetim kurulunun belirlenmiş olan genel kurul toplantısının iptalini talep ettiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi bulunduğu davalı ... A.Ş.'nin hissedarların biri olan  ... Ltd. Şti.'nin de yetkilisi konumunda olduğunu, yönetim kurulu üyesi seçildikten sonra ... A.Ş.'nin 02/06/2023 tarihli genel kurulda hukuka aykırı biçimde alınmış kararların ve özellikle de sermaye artırım kararının iptali için Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2024/618 Esas sayılı davayı açtıklarını, devam etmekte olan davanın neticesinin yönetim kurulunun belirlemiş olduğu genel kurul gündeminde yer alan sermaye artırım kararını etkileyeceğini, sermaye artırım kararının en son başvurulması gereken yol olduğunu, şirketin alternatif kaynaklara yönelmesi gerektiğini, devam etmekte olan davanın mevcut pay oranlarını etkileyebilecek nitelikte olmasının göz önünde bulundurularak sermaye artırım kararının davanın kesinleşmesi sonrasına bırakılarak elzem olması halinde alternatif yollarla para temini yoluna gidilmesi gerekmekteyken müvekkili davet edilmeksizin toplanmış olan yönetim kurulu toplantısıyla genel kurul gündemine sunulduğunu, müvekkilinin yönetim kurulunda görüş bildirmesinin engellenmeye çalışıldığını belirterek davanın kabülü ile yönetim kararı doğrultusunda yapılacak olan genel kurulda sermaye artırımına ilişkin olumlu karar çıkması halinde kararın uygulanmasının ihtiyaten tedbir amacıyla durdurulmasına ve bu hususun ilanına, 26/11/2024 tarihinde gerçekleştirilmiş olan yönetim kurulu toplantısının ve toplantıda alınmış olan sermaye arttırım gündem kararının iptaline, verilecek kararın ticaret sicil memurluğuna tescil ve ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK hükümlerine göre alınan kararların kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırı ise pay sahipleri ve yönetim kurulu üyelerinin, kararın ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde iptal davası açabileceklerini, işbu sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olduğunu ve mahkemece re'sen nazara alınması gerektiğini, bu nedenle dava tarihi ve yönetim kurulu kararı tarihi dikkate alındığında davacının bir aylık hak düşürücü süre içerisinde davacının davasını ikame etmediği açık olduğundan süresinde açılmayan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda anonim şirketlerde yönetim kurulu toplantısına çağrıyla ilgili şekli bir zorunluluk bulunmadığını, nitekim davacı taraf bulunmadığı takdirde dahi toplantı ve karar sayılarının usul ve yasaya uygun olarak sağlandığını, bir başka deyişle davacı tarafın toplantıya katılıp mezkur karara karşı muhalefet yönünde oy kullanması ya da katılmayarak görüş ve kanaat belirtememesi arasında hukukne hiçbir fark bulunmadığını, zira toplantıya katılan diğer yönetim kurulu üyeleri tarafından yönetim kurulu tarafından sermaye artırımı yönünde genel kurul toplantısı yapılması hususunda olumlu oy kullanılmış olmakla birlikte toplantı ve karar nisapları eksiksiz olarak usul ve yasaya uygun sağlandığını, bu nedenle davacı tarafın huzurdaki bu davayı ikame etmesinde hiçbir hukuki yarar bulunmadığını, davacı tarafın yönetim kuruluna çağrılmamasının haklı nedene dayandığnı, taraflar arasında husumet bulunduğunu, davacı tarafça 02/06/2023 tarihli şirket genel kurul kararının iptali, yokluğu veya butlanı istemli olarak Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/618 Esas sayılı dosyasıyla dava ikame edildiğini ve bu davada yargılamanın halen devam ettiğini, yönetim kurulunun  yapıldığı tarihte şirketin toplam 125.000.000 adet payı bulunduğunu, bu yönetim kurulu toplantısına şirket paylarının %95'ini temsil eden ortaklardan ..., ... ve ...'nün bizzat katıldığını, 26/11/2024 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararların tamamının toplantıya katılan ortakların tümünün olumlu oyu ile alındığını, davacının yönetim kurulu toplantısına katılmamasının toplantı gündeminde belirtilen konular hakkında karar alınmasını etkilemediğini, davacının kendisine yapılan bildirim üzerine toplantıya katılmış olsaydı dahi toplantıya katılanların %95 olumlu oyuna karşılık %5 olumsuz oy ile alınmasına engel olmayacağını, müvekkili şirket tarafından mezkur yönetim kurulu kararları alınırken ilgili yasal mevzuat başta olmak üzere hukuka ve hakkaniyete uygun davranıldığını, davacı tarafın iddialarının yerinde olmadığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.        <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Somut olayda davacı tarafça, bahsi geçen yönetim kurulu kararı öncesinde davacıya çağrı yapılmadığı iddia edilmekte, davalı taraf ise bu iddianın doğru olmadığını, davacının   02/06/2023 tarihli şirket genel kurul kararının iptali, yokluğu veya butlanı istemli olarak Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/618 Esas sayılı dosyasıyla dava ikame edildiğini ve bu davada yargılamanın halen devam ettiğini, yönetim kurulunun yapıldığı tarihte şirketin toplam 125.000.000 adet payı bulunduğunu, bu yönetim kurulu toplantısına şirket paylarının %95'ini temsil eden ortaklardan ..., ... ve ...'nün bizzat katıldığını, 26/11/2024 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararların tamamının toplantıya katılan ortakların tümünün olumlu oyu ile alındığını, davacının yönetim kurulu toplantısına katılmamasının toplantı gündeminde belirtilen konular hakkında karar alınmasını etkilemediğini, davacının kendisine yapılan bildirim üzerine toplantıya katılmış olsaydı dahi toplantıya katılanların %95 olumlu oyuna karşılık %5 olumsuz oy ile alınmasına engel olmayacağını savunmaktadır. Davacının Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/618 Esas sayılı dosyasıyla dava açmasının yönetim kurulu toplantısına davet edilmemesine haklı neden oluşturamayacağı gibi davacının toplantıya katılıp görüşünü beyan etmesinin ve oy kullanmasının da yönetim kurulunda karar alınmasına etkili olmadığına ilişkin davalının savunmalarına yukarıda yukarıda yapılan açıklamalar karşısında itibar edilemeyeceği açıktır. Yine her ne kadar TTK'nun 490. maddesine göre çağrısız yönetim kurulu toplantısı yapılması mümkün ise de, önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılması alınacak kararın geçerlilik şartı olup, davalı şirket, davacıya toplantı için çağrı yapıldığını ve TTK'nun 490. maddesine göre önerinin davacı dahil tüm üyelere yapıldığını ispat edebilmiş değildir.cYukarıda yapılan açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile davalı ... A.Ş.'nin 26/11/2024 tarihli ve 2024/5 sayılı yönetim kurulu toplantısının ve bu toplantıda şirket sermayesinin artırılmasının görüşülmesine ilişkin alınan gündem kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Davanın kabulü ile davalı ... A.Ş.'nin 26/11/2024 tarihli ve 2024/5 sayılı yönetim kurulu toplantısının ve bu toplantıda şirket sermayesinin artırılmasının görüşülmesine ilişkin alınan gündem kararının batıl olduğunun tespitine,...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yönetim kurulu toplantısına çağrı, toplantı ve karar nisapları hususlarının yerel mahkemece eksik ve hatalı değerlendirildiğini, davacı tarafın toplantıya katılsa dahi kararın sonucunu değiştiremeyeceği gerçeğinin yerel mahkemece göz ardı edildiğini, şirketin davacıyı dışlama amacının bulunmamakta olup, alınan sermaye artırımı kararı zorunlu ihtiyaçlardan doğmuş olup kararın iptali şirketin ekonomik ve kurumsal varlığını tehdit eder boyutta olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen “SERMAYE ARTIRIMI GEREKMEMEKTEDİR, ALTERNATİF YOLLAR VARDIR” iddialarının gerçek dışı olup, yerel mahkemece bu hususlar hiçbir şekilde irdelenmeden eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, müvekkili şirket tarafından ticari hayatın gereklilikleri doğrultusunda tüm makul çabaların gösterildiğini, alternatif finansman yöntemlerinin tüketildiğini; buna rağmen şirketin mali yükümlülüklerinin sürdürülemez hale gelmesi üzerine son çare olarak sermaye artırımına gidildiğini, bu nedenle, sermaye artırımı kararının hukuken ve fiilen zorunlu bir adım olduğunu, yerel mahkemenin, bu ekonomik ve ticari gerçeklikleri araştırmadan ve tartışmadan verdiği karar açıkça eksik incelemeye dayalı olup kaldırılması gerektiğini davacı tarafın tamamıyla yanlı bir biçimde müvekkili şirketin hissedarı olmasına rağmen şirketi zarara uğratmak amacıyla her türlü iddiayı ortaya attığını, ancak  mahkemece de takdir edileceği üzere davacı taraf yanlı beyan ve iddialarıyla sayın mahkemeyi yanıltma niyetinde olduğundan mahkemece re'sen nazara alınacak diğer nedenlerle; dosya kapsamındaki tüm yazılı ve sözlü beyanlarımızı tekrar ile istinaf kanun yoluna başvurularımızın kabulü ile davacının haksız ve mesnetsiz iş bu davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığının açıkça görüldüğünü, davalı tarafın istinaf başvurusu yargılamayı uzatma amacı taşımakla birlikte hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yerel mahkeme kararının onanması gerektiğini savunarak yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Davacı 26/11/2024 tarihli yönetim kurulu toplantısı ve toplantıda  alınan sermaye artırım gündem kararının iptalini talep etmiştir .<br>Davalı şirketçe dosyaya sunulan 26.11.2024 tarihli yönetim kurulu toplantı tutanağı incelendiğinde; <br>Şirketin 2023 Olağan Genel Kurul Toplantısının 25.12.2024 Çarşamba günü saat 14:00 ... mahallesi ... sokak no: ... iç kapı no: ... ... Kayseri adresinde TTK nun 413 -414 maddelerine göre aşağıdaki gündem maddeleri görüşmek üzere toplanmasına şirket ortaklarından toplantıyla ilgili bildirim yapılmasına kanuni çoğunluğun sağlanamaması durumunda ikinci toplantı için yeniden bildirim yapılmasına genel kurul toplantısında ticaret il müdürlüğünden Bakanlığının temsilcisi talep edilmesine yönetim kurulunun oy çokluğu ile karar verilmiştir.<br>Finansal tablolar konsolide finansal tablolar yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi genel kurul toplantısına en az 5 15 gün hoca şirket merkezinde ve şubelerimizde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulacaktır.<br>Gündem:....<br>10. maddesi; \"şirket sermayesinin 125.000.000 TL'den 250.000.00 TL artırılmasının görüşülmesi\" şeklinde ibarelerin yer aldığı toplantıda Yönetim Kurulu Başkanı ve iki  Yönetim Kurulu Başkan yardımcısının  imzalarının bulunduğu, davacının  toplantıya katılmadığından bahisle imzasının bulunmadığının belirtildiği  görülmüştür. <br>Şirket esas sözleşmesinin \"şirketin idaresi ve temsili\" başlıklı 8. maddesi incelendiğinde; \"Şirketin yönetimi ve dışarıya karşı temsili yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu düzenleyeceği bir iç yönergeye göre yönetimi kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkilidir. Bu iç yönergenin şirketin yönetimini düzenler bunun için gerekli olan görevleri tanımlar yerlerini gösterir özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler yönetim kurulu istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları bu iç yönerge hakkında yazılı olarak bilgilendirir.\" Şeklinde bu düzenlemenin olduğu görülmüştür.<br>Davalı şirketçe yönetim kurulunun işleyişine ilişkin iç yönerge sunulmamıştır.<br>Uyuşmazlığın çözümü açısından ilgili yasal mevzuata değinmekte fayda vardır .<br>6102 sayılı TTK'nun 390. maddesi; (1) Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır.<br>(2) Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılara vekil aracılığıyla da katılamazlar.<br>(3) Oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya bırakılır. İkinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılır.<br>(4) Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır. Onayların aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için gereklidir.<br>(5) Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır.\" <br>6102 sayılı TT'nun  \"Batıl kararlar\" başlıklı 391. Maddesi incelendiğinde;<br>(1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle;<br>a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan,<br>b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen,<br>c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren,<br>d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır.\"<br>6102 sayılı TTK 'nun 460/5 maddesi;   Yönetim kurulu kararları aleyhine, pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri, 445 inci maddede öngörülen sebeplerin varlığı hâlinde kararın ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde iptal davası açabilirler. Bu davaya 448 ilâ 451 inci maddeler kıyas yoluyla uygulanır.\" şeklindedir<br>6102 sayılı TTk'nun 456/2 maddesine göre Sermaya Artırıma, esas sermaye sisteminde 459 uncu maddeye göre genel kurulun  karar vereceği düzenlenmiştir. <br>Görüldüğü üzere 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinin birinci fıkrasıyla; esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulunun üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp kararlarını da toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğuyla alacağı düzenleme altına alınmış olup aynı Kanun’un 392 nci maddesinin yedinci fıkrasında ise her yönetim kurulu üyesinin başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebileceği belirtilmiştir. Zikredilen hükümlerden anlaşılacağı üzere yönetim kurulu, kural olarak başkan veya vekili tarafından toplantıya çağrılacaktır.<br>6102 sayılı Kanun’da yönetim kurulu başkanının toplantı çağrısını nasıl yapacağına dair özel bir hüküm bulunmamakla birlikte, aynı Kanun’un 390 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince yönetim kurulunun, başkan tarafından toplantı çağrısı yapılmadan da karar alması mümkündür.<br>Anılan Kanun hükmünde, bu şekilde karar alınabilmesi için üyelerden birinin karar şeklinde yazılmış önerisine en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayının alınması gerektiği, aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olmasının bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartı olduğu emredici bir şekilde düzenleme altına alınmıştır. Belirtilen usule riayet edilmesi, başka bir deyişle toplantı gündeminin ve öneri şekilde yazılmış kararın tüm yönetim kurulu üyelerine bildirilmesi anonim şirketin temel yapısı ile ilgili olup bu usule riayet edilmemesi anonim şirketin temel yapısını bozucu niteliktedir. Anonim şirketin temel yapısına uymayan yönetim kurulu kararları ise aynı Kanun’un 391 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre butlan yaptırımına tabidir.<br>Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, davalı şirket, davacı ile husumetli olduklarını bu durumun haklı neden olduğunu davalının toplantılara katılsa bile durumun değişmeyeceğini  savunmuştur. Bu hâle göre, toplantının çağrısız olarak yapıldığının kabulü zorunlu olup bu şekilde yapılan toplantıda alınan kararın geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun’un 390 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasındaki usule riayet edilmesi gerekmektedir. <br>Davalı şirketçe davacının toplantıya çağrılmadığı  kabul edildiği gibi  toplantıya katılan üyelerce alınan kararın imzalanmak üzere davacıya gönderildiği de iddia edilmemiştir. Bu itibarla Mahkemece, dört  kişiden oluşan yönetim kurulunun çağrısız olarak ve zikredilen Kanun hükmündeki usule riayet etmeden üç  kişiyle toplanıp karar aldığı, bu şekilde alınan kararın yok hükmünde olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun  olup davalı şirketin yukarıda yazılı istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 md uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. (Emsal Yargıtay 11 H.D  2021/6232 Esas  2023/653 Karar)<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 24/03/2025 tarih ve 2024/1072 E - 2025/283  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.25/06/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0864acabf07ed86","SID":"91b4db818d16d16d"}}