{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1261 Esas<br>KARAR NO: 2025/1221 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2025/324 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH:  21/05/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Türk Ticaret Kanunu’nun 449. maddesinde “Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.” düzenlemesine yer verildiğini, bu suretle ilgili kararların yürütülmesinin geriye bırakılmaması hâlinde, huzurdaki davaya ilişkin süreç tamamlanana kadar, ilgili pay sahibi yönetim kurulu üyelerinin alınan kararlar doğrultusunda kendilerine hukuka aykırı ve haksız bir biçimde karar sağlamalarının önü açılmış olacağını, böylece de şirket ve azınlık pay sahipleri aleyhine telafisi mümkün olmayan zararlar doğabileceğini, yukarıda izah olunan hukuka aykırılıklar sebebiyle davalı şirket’in 17.01.2025 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan ve Şirket Esas Sözleşmesi’nin 6 ve 7. maddelerinin değiştirilmesine yönelik kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına tedbiren karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 2025/324 Esas ve 21/05/2025 tarihli ara kararında;\"Talep, Davalı Şirketin 17.01.2025 tarihinde yapılan şirket genel kurul toplantısında alınan Şirket Esas Sözleşmesi'nin 6. Ve 7. Maddelerinin değiştirilmesine yönelik maddelerinin  yürütülmesinin durdurulması istemine ilişkindir.Genel kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması için TTK 449. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerine görüş ve beyanlarının alınması için tebligat çıkarılmış, yönetim Kurulu Üyeleri ..., ... ve ..., sunulan dilekçeleri ile yürürlüğün durdurulması talebini kabul etmediklerini beyan ettikleri anlaşılmış, dosya incelendiğinde TTK'nun 449.maddesi uyarınca yürütmenin geri bırakılması talebi hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü haizdir.Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında  uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından\" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde,hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri  Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas, 2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Somut olayda; davacı vekili, davalı şirketin  17.01.2025 tarihinde yapılan şirket genel kurul toplantısında alınan Şirket Esas Sözleşmesi'nin 6. Ve 7. Maddelerine ilişkin kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 14.12.2023 Tarih ve 2023/2363 E. - 2023/2050 K. Sayılı benzer mahiyetteki ilamı.) gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin, davalı şirketin  \"17.01.2025 tarihinde yapılan şirket genel kurul toplantısında alınan Şirket Esas Sözleşmesi'nin 6. Ve 7. Maddelerine ilişkin\" kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekilleri istinaf dilekçesinde özetle;Tedbir taleplerinin yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen ara kararda tedbir taleplerinin reddine ilişkin gerekçe olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ihtiyati tedbirin şartlarını düzenleyen 389. hükümde yer alan \"yaklaşık ispat\" şartının sağlanmamasının gösterildiğini, TK 489/1 ve 418'e göre toplantı ve karar nisapları sağlanmadığından alınan kararların hukuken geçersiz olduğunu, hazirun cetvelinin mevzuatın aradığı şekilde oluşturulmadığını, bağlam kuralı olarak getirilen düzenlemelerin kendi içerisinde çelişen ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan nitelikte olduğunu, hakim hissedarların çoğunluk gücünü kötüye kullandığını, ihdas edilen bağlam kuralı ile pay sahibinin vazgeçilemez nitelikteki haklarının keyfi, muğlak ve ölçüsüz bir şekilde sınırlandırıldığını, hamiline yazılı paylardan kaynaklanan kazanılmış hakların hukuka aykırı şekilde ortadan kaldırılması sonucu doğuran kararların hukuksuz olduğunu, bunun gibi birçok somut gerekçeye dayanan haklı sebeplerle davanın ikame edildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 449. maddesinde “Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir\" düzenlemesine yer verildiğini, Bu suretle ilgili kararların yürütülmesinin geriye bırakılmaması hâlinde, huzurdaki davaya ilişkin süreç tamamlanana kadar, ilgili pay sahibi yönetim kurulu üyelerinin alınan kararlar doğrultusunda kendilerine hukuka aykırı ve haksız bir biçimde karar sağlamalarının önünün açılmış olacağını, böylece de şirket ve azınlık pay sahipleri aleyhine telafisi mümkün olmayan zararlar doğabileceğini, dosya kapsamından anlaşılacağı üzere sunulan somut delillerin ihtiyati tedbir müessesi bağlamında yaklaşık ispat koşulunu karşılamaya muktedir olduğunu, bu bakımdan istinaf başvurusuna konu edilen ara kararın hukuka aykırı olduğunu, Oydan yoksunluk hükümlerinin ihlal edildiğini, dosya kapsamında mevcut somut delillerin yaklaşık ispat koşulunu karşıladığını, ancak bununla beraber başlı başına oydan yoksunluk hükümlerinin ihlalinin tedbir taleplerinin kabulü için emsal nitelikteki kararlarda yeterli sayıldığını, bu hususun dosyada mübrez genel kurul toplantı tutanağında açıkça ortada olduğunu, Yukarıda zikredilen kanuni düzenlemelere dayalı olarak Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi ve Kayıt Altına Alınması Hakkında Tebliğ'in 6. maddesinde; genel kurula katılabilecekler listesini düzenlerken hamiline yazılı pay sahipleri bakımından MKK'den sağlanan pay sahipleri çizelgesinin dikkate alınması gerektiğini ve pay sahipleri çizelgesinin de MKK tarafından genel kurul gününden bir önceki gün MKK sistemindeki gün sonu kayıtları esas alınarak hazırlanacağını düzenlediğini, Davalı Şirket'in 17.01.2025 tarihli Genel Kurul toplantısında ise MKK'ye bildirim yükümlülüğü Yönetim Kurulu tarafından ihlal edilmiş olduğundan hazır bulunanlar cetveli de anılan emredici nitelikteki mevzuat hükümlerine aykırı şekilde oluşturulduğunu, Kanun'un emredici düzenlemelerine aykırı şekilde düzenlenen Genel Kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesinin geriye bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, Hamiline yazılı paylardan kaynaklanan kazanılmış hakların hukuka aykırı şekilde ortadan kaldırılması sonucu doğuran kararların hukuksuz olduğunu, Davalı şirketin 17.01.2025 tarihli genel kurul toplantısından önce hisseleri “hamiline yazılı” iken, anılan genel kurul toplantısında Şirket esas sözleşmesinin 6. Maddesinin değiştirildiğini ve şirket hisselerinin “nama yazılı” hale getirildiğini, Hamiline yazılı pay senetleri ile nama yazılı pay senetleri arasındaki en temel farkın, hamiline yazılı pay senetlerinin likiditesinin daha yüksek olması, bir başka anlatımla daha kolay devredilebilmesi olduğunu, Öte yandan mülkiyet hakkı; malın fiilen kullanılması, ürünlerinin toplanması, şeklinin değiştirilmesi ve bölünmesi (ifraz) gibi fili tasarrufları içerdiği gibi, malı başkasına devretme, kiralama, eşya üzerinde ayni hak kurma ve mülkiyet hakkından feragat etme gibi hukuki tasarrufları da kapsadığını,Tamamen keyfi ve Şirket menfaatlerini gözetmeksizin alınan genel kurul kararlarının, müvekkillerin sahibi oldukları hisseleri daha kolay devretmesini önleyecek ve dolayısıyla da mülkiyet hakkına orantısız ve gerekçesiz bir müdahale teşkil edecek nitelikte olduğunun açık olduğunu, Açıklanan sebepten ötürü de Şirket Esas Sözleşmesi'nin 6 ve 7. Maddelerinin değiştirilmesine yönelik kararların hukuka aykırı olduğunu, bu bakımdan ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiğini beyanla, istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin 21.05.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına, öncelikle teminatsız, aksi kanaatte olması halinde ise münasip bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne; TTK m. 449 uyarınca Davalı Şirket'in 17.01.2025 tarihli genel kurulunda alınan Şirket Esas Sözleşmesi'nin 6 ve 7 numaralı maddelerinin tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına; yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin 17/01/2025 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan şirket esas sözleşmenin 6. ve 7. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kararın yokluk ile malul olduğunun tespiti, bu talebin kabul görmemesi halinde iptali istemi ile açılan davada, alınan kararın yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece,  yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının  iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir.Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmış ve talebin reddine karar verilmesi yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin  haklılığını yaklaşık olarak  ispat etmek zorundadır.Davalı şirketin 17/01/2025 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında davaya konu şirket esas sözleşmenin 6. maddesi ile hamiline yazılı payların nama yazılı paya dönüştürüldüğü, 7. maddesi ile nama yazılı payların devrine ilişkin sınırlamalar getirildiği görülmüştür. Somut uyuşmazlıkta; davacılar vekili, TTK'nın TTK’nın 489 ve geçici 14. maddesi uyarınca davalı şirketin hamiline yazılı pay sahiplerini Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirmemesi sebebiyle pay sahiplerinin oy haklarını kullanma yetkilerinin bulunmadığını ve toplantı ve karar yeter sayısının oluşmadığını ve alınan kararların yoklukla malul olduğunu, hazirun cetvelinin usulüne uygun hazırlanmadığını, sözleşme değişiklerinin hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek yürütülmesinin geri bırakılmasını talep etmiştir. Ancak somut uyuşmazlıkta TTK'nın 489 ve geçici 14. maddesinin uygulanma yerinin bulunup bulunmadığı ve esas sözleşme değişiklilerinin mevzuat ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı hususunda bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, dava konusu olağanüstü genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına dair tedbir kararı verilmediği takdirde, HMK 389/1 maddesinde belirtilen mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin gerçekleştiği hususunda yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yürütmenin durdurulması yönünde tedbir talebinin reddi ara kararı usul ve yasaya uygun olup,  davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre  ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığından, davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/07/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"757036331532bc1b","SID":"d4f2549770ee729f"}}