{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     <br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ           <br>                    \t\t\t             (D Ü Z E L T E R E K    Y E N İ D E N    <br>\t\t\t             E S A S    H A K K I N D A    K A R A R)<br>ESAS NO\t: 2020/1393 <br>KARAR NO\t: 2025/654<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 31/01/2020<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2019/239 E.-2020/58 K.<br>     \t<br><br>Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili; müvekkili kooperatif ortaklarından ...'a kooperatifin kefaleti ile ...A.Ş.'den kredi kullandırıldığını, davalının da sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, borçlu tarafından 16.12.2017 tarihli kredi taksidinin ödenmemesi üzerine müvekkilince ödeme yapılmak zorunda kalındığını, asıl borçlu ve müşterek-müteselsil borçlular aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini, davalı dışındaki tüm borçluların adresi dikkate alındığında takibin başlatıldığı icra dairesinin yetkili olduğunu, kredinin ve taksitlerin miktarlarının belli olduğunu, taksit tarihleri belirli olan ödemeler açısından ayrıca bir ihtara gerek kalmaksızın temerrüt durumunun oluştuğunu, takip başlatıldıktan sonra takip borcuna mahsuben 11.09.2019 tarihinde 7.000,00 TL, 23.10.2018 tarihinde 1.000,00 TL, 02.01.2019 tarihinde 2.500,00 TL ve 793,87 TL ödeme yapıldığını, bu ödemelerin öncelikle masraf ve faizden mahsup edildiğini, iş bu dava tarihi itibariyle müvekkilinin 13.809,00 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı asıl; 6098 sayılı TBK'nun 584. maddesinde, \"Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.\" denildiğini, sözleşmelerde eş rızası alınmadığından icra takibinin bu hükme aykırı olduğunu ve kredi sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunarak, sözleşmenin şahsı yönünden iptaline, kefilliğinin iptaline karar verilmesini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br> İlk derece Mahkemesince; \"dava dışı bankanın ... Şubesi ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 10/12/2015 tarihli 150.000 TL bedelli kredi sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşmeyi davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, ayrıca davacı kredi ve kefalet kooperatifinin iş bu sözleşmeye kefalet şerhi verdiği, davacı kooperatif ile davalı ve diğer dava dışı müteselsil kefiller arasında 16/12/2015 tarihli sözleşme akdedildiği, iş bu sözleşmeye göre dava dışı ...'ın kredi taksitlerini zamanında ödememesi ve taksit borcunun davacı kooperatiften tahsil edilmesi halinde, bu borç nedeni ile faiz, masraf, banka komisyonu olmak üzere toplam 176.968,75 TL'sına kadar hiçbir ihtara gerek kalmaksızın davalının müteselsil kefil sıfatıyla ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, söz konusu kredi borcunun 16/12/2017 tarihli taksidinin ödenmemesi üzerine, dava dışı banka tarafından davacı kooperatif hesabından 18.760,55 TL tahsil edildiği, davacının 16/12/2015 tarihli taahhütname gereği, davalıdan takip tarihi itibariyle işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep edebileceği, davalı yanın hükme esas alınan 07/01/2020 tarihli bilirkişi raporu ile takip tarihi itibariyle davalıdan toplam 22.987,93 TL alacağı talep edebileceğinin belirlendiği, davalı yanın iş bu borcun ortadan kalktığına dair herhangi bir delil sunmadığı, bu suretle davacının takip talebindeki talebinin yerinde olduğu kanaatine varılmakla, davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Her ne kadar, davalı yan eş rızası alınmadan imzalamış olduğu kredi sözleşmesinin TBK’na göre geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de; 6098 sayılı TBK'unun 584/III maddesinde düzenlenen \"(Ek fıkra: 28/03/2013-6455 S.K./77. md) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz,\" hükmü gereğince,  esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri tarafından kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmayacağından, davalı yanın iş bu savunması yerinde görülmemiştir.<br>Diğer taraftan, davalı taraf İcra Müdürlüğü'nün yetkisine itiraz etmiş olmakla, davanın konusu, varlığı inkar edilmeyen sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise bu para borcu, götürülecek borçlardan olup, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenebileceğinden alacaklı bu para borcunun ödenmesi için kendi yerleşim yerinde takip ya da dava açabileceği gözönüne alınarak, davalı yanın yetki itirazları yerinde görülmemiştir.<br> İİK'nun 67/2. maddesi .... koşulları oluştuğu\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile icra  dairesinin yetkisine ve borca itirazların iptaline, takibe konu alacağın %20' si oranında (4.594,89 TL) icra inkâr tazminatına karar verilmiştir. \t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesince TBK'nun 584/III. maddesi hükmünün yanlış yorumlandığını, bu madde ile eşlerin birbirinden habersiz borçlandırıcı işlemler yaparak aile hayatının düzeninin bozulmasına engel olunmak istendiğini, Ek fıkrada belirtilen eş, kooperatif ortağı veya krediyi kullananın eşi olduğu zaman Ek fıkra ile TBK'nun 584. maddesinin uyumluluk arzedeceğini, müvekkilinin davacı kooperatifin ortağı ya da yöneticisi olmadığını, ayrıca krediyi kullanan ...'ın eşi de olmadığını, sözleşmeyi imzaladığı tarihte evli olduğunu, TBK'nun 584. maddesi uyarınca müvekkilinin sözleşmedeki kefaletinin eşinin rızası olmadığından geçersiz olduğunu belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>I-Dava, kooperatif ortağı tarafından dava dışı bankadan kullanılan kredi tutarını ödeyen müteselsil kefil tarafından, diğer müteselsil kefilden ödediği tutarın ödenmesi istemine  ilişkindir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>II-Çubuk İcra Dairesinin 2018/1614 E. sayılı dosyası kapsamından; davacı koperatif tarafından asıl borçlu ... ile davalı kefil ... ve diğer kefiller ..., ... aleyhine 18.760,55 TL asıl alacak, 4.213,94 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.974,49 TL'nin tahsili talebiyle icra takibine başlandığı, davalı tarafından icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz edildiği, <br>Davacı tarafça 13.809,00 TL dava değeri gösterilerek takip tarihinden sonra takip borcuna mahsuben 11.09.2019 tarihinde 7.000,00 TL, 23.10.2018 tarihinde 1.000,00 TL, 02.01.2019 tarihinde 2.500,00 TL ve 793,87 TL ödeme yapıldığını, BK'nın 100. maddesi uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle masraf ve faizden mahsup edildiği, dava tarihi itibariyle alacak miktarının 13.809,00 TL. olduğu belirtilerek iş bu davanın açıldığı,<br>Anlaşılmıştır. <br>İtirazın iptali davası, özünde tahsil istemini de barındırmakla, takip sonrası yapılan ödeme tutarlarının da nazara alınması gerekir. Ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunun belirlenmesi halinde alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurulması gerekmektedir. Alacak miktarının takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar  verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.<br>İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödeme yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Somut olayda da icra takibinden sonra yapılan ödemeler faiz ve masraflardan düşülerek dava tarihi itibariyle bakiye alacak tutarı olan 13.809,00 TL dava değeri belirtilerek, bu tutar üzerinden dava açılmıştır. <br>Buna göre İlk derece Mahkemesince, icra takibinden sonra, dava tarihinden önce yapılan ödeme tutarlarının öncelikle faizden -masrafların icra müdürlüğünce hesaplanacağı dikkate alınarak- mahsubu ile kalan tutar üzerinden davanın (kısmen) kabulüne karar verilmesi, icra inkâr tazminatının da hüküm altına alınan tutar üzerinden hesaplanması gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması taleple bağlılık ilkesine aykırı olmuştur.<br>İcra takibinin yapıldığı Çubuk İcra Dairesinin 2018/1614 E. sayılı dosyasına yazı yazılarak icra takibinden önce yapılan harici tahsilatlar gözetilerek dava tarihi itibariyle alacak tutarının gösterildiği kapak hesabı yapılması, varsa dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin tutarları ve tarihlerinin bildirilmesi istenmiştir.<br>Çubuk İcra Dairesince,  dava tarihi itibariyle alacak tutarının 17.682,58 TL. olduğu hesaplanmıştır. <br>Bu durumda Dairemizce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 352/1-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, taleple bağlı kalınarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>04.06.2025 tarih ve 32920 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile değişik Ek 1. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava tarihindeki parasal sınırlara göre yeniden değerleme oranına göre belirlenen kesinlik sınırına göre Dairemiz kararının temyizi kabil olduğu değerlendirilmiştir. <br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin REDDİNE, <br>II-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 352/1-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.01.2020 tarih ve 2019/239 E., 2020/58 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>Buna göre; <br>\"1-Davanın KABÜLÜ ile, Çubuk İcra Dairesinin 2018/1614 E. sayılı dosyasında davalının yetkiye ve borca itirazının iptali ile takibin 13.809,00.TL asıl alacak tutarı üzerinden takip talepnamesindeki koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce hükmün infazı sırasında nazara alınmasına,<br>2-Kabulüne karar verilen alacağın %20' si oranında (2.761,80 TL) icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Alınması gerekli .943,29 TL harçtan peşin alınan 235,83 TL harcın mahsubu ile bakiye .707,46 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 235,83 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplana 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 783,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde taraflara iadesine,\"<br>III Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, <br>IV-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak iadesine, <br>V-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,   <br>10.07.2025 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  10/07/2025\t\t\t\t<br>    <br>Başkan ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br>e-imza <br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b8f555e919afd73","SID":"dde18cc2838ae2eb"}}