{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1884 Esas<br>KARAR NO:2025/1080 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI:2020/378 Esas- 2022/444 Karar<br>TARİH:30/06/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:26/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında davalıya ait İstanbul'dan Guayaqil/Ekvator şehrine nakliyesi ve gümrük işlerinin organize edilmesi için anlaşıldığını, davalıya ait ticari emtiaların nakliyesi için 1 adet taşıma gerçekleştirildiğini ve ... firması tarafından taşıma işinin gerçekleştirildiğini, yükün aktarma limanı olan Panama'da konteynerde sızıntı olduğunun fark edilmesi üzerine konteyner içeriğindeki bidonlarda asidik asit olması nedeni ile sızıntının bitmesinin beklenildiğini, patlama ihtimaline binaen konteynerin havuza alındığını ve sonrasında açılarak tüm malzemelerin boşaltıldığını, yüklerin yeni bir konteynere yüklenerek nihai adresine ulaştırıldığını, tüm bu konteyner açma ve kontrol masraflarının liman yetkililerince indirim de yapılarak 26.506,00 USD olarak ... firmasına fatura edildiğini, ... firmasının da müvekkiline fatura ettiğini, müvekkili tarafından ... firmasına cari hesap kapsamında ödendiğini ve davalıya rücu edildiğini, davalı tarafından işbu bedelin ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesin, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın teslim alınan yükte sızma meydana gelmesinde müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin yükü teslim ettikten sonra yükün üzerinde herhangi bir denetimi ve gözetiminin mümkün olmayacağını, yükün taşıyanının sorumluluğunda taşıma esnasında hasarlandığının açık olduğunu, davacının bu davayı müvekkili şirkete yöneltemeyeceğini, taşıma esnasında meydana gelen sızıntı ve sonrasında yapılan işlemlerin müvekkiline süreç tamamlandıktan sonra bildirildiğini, usulüne uygun bir hasar bildiriminin yapılmadığını, taşıyanın ve hilafeten davacı şirketin giderleri doğuran sebeplere ilişkin önlemleri almadığını,hasarın ve bedelin artamasına neden olduklarını, davacının, hasarı ve masrafı süresinde bildirmeyerek müvekkili şirketin mülkiyet hakkını kusurlu davranışı ile ihlal ettiğini, müvekkili şirketten talep edilen masrafların sürüm değerinde olmadığını beyanla söz konusu zarara yol açan sızmanın konteyner içindeki bidonlardan birinin hasarlanması sonucu meydana geldiği ileri sürüldüğünden işbu bidonları müvekkili şirkete tedarik eden ... Sanayi-...'a ihbar edilmesine, davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarih 2020/378 Esas- 2022/444 Karar sayılı kararında;\"Dava, Davalıya ait emtianın taşıması esnasında meydana gelen konteyner sızıntısından dolayı oluşan masraflardan hangi tarafın sorumlu olduğu, yaşanan sızma dolayısı ile kusurun kime ait olduğu, gerekli ihbarların zamanında yapılıp yapılmadığı, istenen masrafın faiş olup olmadığı ve oluşan zararın miktarı noktasında toplandığı anlaşılmıştır..... ... tarafından 14/01/2020 tarihinde düzenlenen ... nolu konişmentoda, Yükletenin Türkiye'de yerleşik ... AŞ firması, Alıcının/İhbar olunanın...' da yerleşik ... firması, taşıma konusu 1440 (720x2) bidon ASETİK ASİT/SİRKE ASİDİ 99,5% GIDADA KULLANILABİLİR yükünün, navlunu peşin olarak, ... -... no.lu 2 adet 20' lik konteyner içerisine istiflendiği ve kapıları mühür numarası ...-... nolu mühürler ile mühürlendikten sonra 14/01/2020 tarihinde, ... numarası \"...\" olan \"...\" isimli konteyner gemisine, ... limanında yüklenerek varış yeri olan Guayaquil/Ekvator limanına (sefer numarası: 002W) deniz yolu ile sevk edilmiş olduğu, taşıyan ... şirketinin konşimentoyu imzaladığı görülmüştür.Denizyolu taşıma senedi üzerinde bulunan kayıtlar İncelendiğinde, \"..., ...,..., ...\" kaydından; emtianın konteyner içerisine yüklenmesi, istifi, tartımı, sayımı ve mühürlenmesi işlemlerinin bizzat yükleyen ... AŞ firması tarafından gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmıştır.Dava dosyasındaki fotoğraflar ile ... (...) \"Tehlikeli Maddeler\" ekibi tarafından yapılan ekspertiz ve incelemeler ışığında, kapalı/mühürlü konteyner içerisindeki varillerin maksimum beş (5) kat yükseklikten fazla istif edilmesi ve aralarının bidonların mukavemetini arttıracak ve basıncı azaltacak ... veya ... vs. gibi malzemelerle desteklenmemiş olması nedeniyle üstteki varillerin en alttaki kata ekstra yük basıncı/ağırlığı uyguladığı ve varillerin çökmesine ve kapak boyunca sızdırma yapmasına neden olduğu anlaşılmıştır. Konişmentoda bulunan \"...'s ..., ...,..., ...\" klozu gereğince, emtianın içinde bulunduğu plastik varillerin konteyner içerisine yüklenmesi, istiflenmesi, sayımı, sabitlenmesi ve bilahare konteyner kapılarının mühürlenmesi işlemlerinin bizzat davalı yükleten satıcı firma ... AŞ şirketi tarafından gerçekleştirilmiş olduğu anlaşıldığından davalı... AŞ'nin sorumlu olduğu anlaşılmış, dosyadaki mezkur belgelerden taraflarca davalının taşıtmak istediği emtiayı \"mühürlenmiş konteyner içerisinde teslim etmesi kararlaştırıldığı ve bu doğrultuda teslim yapıldığı anlaşıldığından davacının talebinde haklılığına kanaat getirilmiş, her ne kadar davalı davacının zamanında bildirimde bulunmaması sebebiyle zararın artmasına engel olmadığı ve bu doğrultuda TBK m. 52 hükmü gereğince hakkaniyet indirimi yapılmasını talep etmiş ise de davacının zararın artmasına engel olma yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediğinin dosya içerisinden anlaşılamadığı ayrıca davalı her ne kadar, durum zamanında kendisine bildirilmiş olsa idi zararın bu miktara ulaşmasını engelleyebileceğini iddia etmiş bulunmakta ise de bu iddiasını destekleyecek herhangi bir delil ibraz etmediğinden hakkaniyet indiriminin yapılması düşünülmeyerek davanın tam kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davanın KABULÜ ile davalının İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesinin ... sayılı dosyada yaptığı itirazın İPTALİ ile takibin 26.506,00USD üzerinden devamına, kabul edilen tutar üzerinden takip tarihinden (21/07/2020)itibaren yasal faiz işletilerek DEVAMINA,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hasarın davacı sorumluluğu esnasında meydana geldiğini, yükün, taşıyan davacı şirketin sorumluluğunun devam ettiği taşıma esnasında hasarlandığını, bu nedenle de nihai limana geç ulaştığını ve müvekkili şirketin maddi zarara uğradığını, Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 1178/1 gereği taşıyanın, navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olduğunu, bu özen ve gözetim borcunun yerine getirilmemesi sonucu yüke gelen zıya ve hasardan taşıyanın sorumlu olduğunu;Somut uyuşmazlıkta herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın, istifleme ve yüklemesi yapılarak teslim alınan yükte sızma meydana geldiğinin ileri sürüldüğünü, müvekkili şirketin teslim ettikten sonra yük üzerinde herhangi bir denetimi ve gözetimi mümkün olamayacağından, sızmanın meydana gelmesinde herhangi bir sorumluluğunun da bulunmadığını, Yargıtay uygulamasının da yükleme, boşaltma ve istif işlerinin yük ilgililerine bırakıldığı durumda dahi taşıyanın teslim aldığı yükün istif ve yüklemesini gözetmesi ve yükün teslim edileceği ana kadar geçen müddet içinde uğradığı zararlardan sorumlu tutulması gerektiği yönünde olduğunu;Emredici hükümler gereği davacı şirketin sorumluluğunun sınırlandırılamayacağını, öte yandan TTK’nın emredici hükümlerinin yok sayıldığını ve “...'..., ..., ..., ...” klozunun hatalı şekilde yeterli görülerek tüm sorumluluğun müvekkili şirkete yükletildiğini, davacı şirketin sorumlu olup olmadığının dahi irdelenmediğini, oysa TTK m. 1243’te sözleşmeler ile taşıyanın sorumluluğunun ortadan  aldırılamayacağına ilişkin düzenleme yapıldığını, kanunun emredici hükümleri gereği taşıyan davacı şirketin sorumluluğunun ortadan kaldırılamayacağını veya sınırlandırılamayacağını;Gerek kanun hükümleri gerek dosyaya sunulan güncel içtihatlar gözetilmeksizin yalnızca sözleşmede yer alan kloz ile değerlendirme yapılmasının ise hukuken kabul edilemeyeceğini, kanunun emredici hükümleri gereği taşıyanın sorumluluğunun kısıtlanamayacağını, somut uyuşmazlık bakımından davacı şirketin sızıntıya geç müdahale ettiği ve müvekkili şirketi geç bilgilendirdiğinin gerek hazırlanan bilirkişi raporları gerek dosyaya sunulan deliller gereği apaçık ortada olduğunu, davacı hasarın artmasına neden olduğundan TBK'nın 52. maddesinin uygulanması gerektiğini;Tüm bu hususların yanı sıra İlk derece mahkemesi tarafından karara dayanak alınan bilirkişi raporlarında da görüldüğü üzere, meydana gelen sızıntıya nasıl müdahale edilmesi gerektiği bakımından teknik olarak incelemeye hiçbir şekilde yer verilmediğini, deniz taşımacılığı kuralları çerçevesinde sızıntı durumunda alınması gereken önlemlerin neler olduğu, somut olayda bu uygulamaların yapılıp yapılmadığı, talep edilen masrafların bu uygulamalar ile uyumlu olup olmadığı,taşıtan ve taşıyanın sorumluluğunun sınırları, deniz taşımacılığı ve özellikle tehlikeli madde taşımacılığı hususlarına ilişkin teknik önlemlerin neler olabileceği konularında değerlendirmelerin yer almadığını, bu incelemeler yapılmaksızın talep edilen masrafın doğrudan müvekkili şirketten tazmin edilebileceği kanaatine varılmasının son derece hatalı olduğunu;İlk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararda her ne kadar “TBK m. 52 hükmü gereğince hakkaniyet indirimi yapılmasını talep etmiş ise de davacının zararın artmasına engel olma yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediğinin dosya içerisinden anlaşılamadığı…” gerekçesi ile hakkaniyet indirimi yapılması taleplerini reddetmiş ise de sızıntıya ilişkin müdahalenin geç yapıldığı ve bu hususun zararın artmasına sebebiyet verdiğinin dosyada mübrez deliller ve bilirkişi raporları ile sabit  olduğunu, İlk Derece Mahkemesince bu yöndeki bilirkişi tespitleri yok sayılmak suretiyle davacının sızıntıya geç müdahale ettiği görmezden gelinerek TBK m. 52 uygulanmadığını;Davacı şirket tarafından bildirimin, konteynere ilk müdahalenin yapılmasından 9 gün, geminin limana yanaşmasından ise 17 gün sonra yapıldığını ve meydana gelen sızıntıya süresinde müdahale edilmediğini, bunun da davacı şirketin zararının artmasına engel olma yükümlülüğünü ihlal ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile, bir an için müvekkili şirketin zarardan sorumlu olacağı varsayılsa dahi davacının zararın artmasına sebebiyet veren davranışları gözetilerek hesaplama yapılması ve hakkaniyet indirimi uygulanması gerekirken doğrudan davacı talebi ile bağlı kalınmasının hakkaniyete ve yasaya aykırı olduğunu; Alacak likit nitelikte bulunmadığından icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, İcra ve İflas Kanunu (“İİK”) m. 67/2 gereği tazminata hükmedebilmek için alacağın bilinebilir, hesaplanabilir olması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta ise (hiçbir şekilde sorumluluğun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla) davacı tarafın iddia ettiği zarar miktarının müvekkili tarafından bilinebilir veya hesap edilebilir nitelikte olmadığını ve iddia olunan miktarın belirlenebilmesinin yargılamaya muhtaç olduğunu, davacının meydana gelen sızıntıya geç müdahale ederek zararın artmasına sebebiyet verdiğini ve hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için müvekkilinin sorumlu olduğu varsayılsa dahi hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, bu itibarla davaya konu alacağın miktarının bilinebilir veya hesaplanabilir olmadığı sabit olup icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin ise hatalı olduğunu,Doktrinde kabul edilen görüş ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu uygulamasının da alacağın likit olmaması halinde icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceği yönünde olduğunu beyanla İlk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, uluslararası deniz yolu ile taşıma sırasında konteynerde meydana gelen sızıntı nedeniyle aktarma limanında yapılan işlemlere ilişkin, davacı taşıma işleri komisyoncusu tarafından ödenen bedelin, davalı taşıtandan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.<br>Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; konteynerde oluşan sızıntının taşıma sırasında meydana geldiği ve konteynerlerin geç teslimi nedeniyle davalının zarara uğradığı, davacının yüke nezaret yükümlülüğünün bulunduğu ve buna aykırı davrandığı için ödenen bedelden sorumlu olduğu, konişmentoya konan kayıtlar ile davacının bu yükümlülüğünün sınırlandırılmayacağı, davacının sızıntıya geç müdahalesi ve davalıya geç bildirim yapması nedeniyle zararın artmış olduğu, bu nedenle TBK'nın 52. maddesi gereğince talep edilen bedelden indirim yapılması gerektiği, bilirkişi raporlarında sızıntı nedeniyle yapılması gereken işlemlerin yapılıp yapılmadığı ve talep edilen masrafların bu işlemlere uygun olup olmadığının değerlendirilmediği, eksik bilirkişi raporlarının hükme esas alındığı, talep edilen alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök ve  itirazlar doğrultusunda ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.Davalı tarafça ileri sürülen ve yukarıda açıklanan tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacının taşıma işleri komisyoncusu olduğu ve davalının ihraç ettiği emtianın İstanbul'dan Guayaquil/Ekvator'a taşınması için gerekli işlemleri yapmak üzere görevlendirildiği, taşımanın dava dışı ... Şirketi tarafından yapıldığı, geminin ... limanına varmasından sonra davalıya ait konteynerlerden birinde sızma olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporlarında tespit edildiği ve Mahkemece karar yerinde açıklandığı üzere, asit niteliğindeki emtianın davalı tarafından bidonlar içerisinde konteynerlere istiflendiği ve konteynerlerin kapakları mühürlü şekilde taşıyıcıya teslim edildiği, konişmentoda yer alan kayıtlar ile istifleme ve yüklemenin davalıya ait olduğunun kabul edildiği, her ne kadar taşıyıcının yüke nezaret yükümlülüğü mevcut ise de, somut olayda taşıyıcının sorumluluğunun kapalı konteynerlerin dış görünüşleri itibariyle incelenmesi ve gemiye usulüne uygun yüklenmesine nezaret etmek ile sınırlı olduğu,konişmentoya kayıt konmamış olsa dahi, taşıyıcının konteyner içerisine müdahalesinin mümkün olmadığı, sızıntının konteynerde var olan veya sonradan oluşan bir hasardan değil, konteyner içerisindeki emtianın taşındığı bidonun delinmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla taşıyıcının yüke nezaret yükümlülüğüne aykırı davranmadığı, taraflar arasındaki mail yazışmalarının incelenmesinden davacı tarafından davalıya 17/02/2020 (Pazartesi günü) tarihinde bildirimin yapıldığı ve konteynerdeki incelemenin de Cumartesi günü başlamış olduğu, davalının aynı tarihte gönderdiği cevap mailinde masrafların çok yüksek olduğunu bildirdiği, emtianın niteliğinin asetik asit olduğu, aktarma işlemini yapan liman yetkilileri tarafından tehlikeli madde olarak kabul edildiği ve bu sebeple konteynerin sızıntı havuzuna alındığı, sızmanın sona ermesi ile konteynere müdahale edildiği, yapılan inceleme sonucunda sızıntının asetik asit içeren bidonların istiflenmesinden kaynaklandığı ve taşımanın bu şekilde gerçekleşemeyeceğinin tespit edildiği, bunun üzerine emtianın başka bir konteynere yüklenerek varış limanına taşındığı, söz konusu işlemlerin davacının kontrolünde olmadığı, liman görevlileri tarafından yapıldığı, davacının ilk bildirim tarihinden sonraki tüm gelişmeleri de davalıya aktardığı, kaldı ki TTK'nın 1148. maddesi uyarınca tehlikeli madde taşınması sırasında meydana gelen tehlikenin giderilmesi için davacının gerekli önlemleri alma yetkisi bulunmakta olup davalıya ihbarda bulunma zorunluluğunun da olmadığı, dolayısıyla zararın artmasına sebep olabilecek herhangi bir işleminin söz konusu olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında yapılan işlemler ve bedellerinin kadri marufunda olduğunun tespit edildiği, sonuç olarak söz konusu masraflar tamamen davalının konteyner içi hatalı istiflemesi nedeniyle oluştuğundan ve davacının zararın artmasına sebep olduğu ispat edilemediğinden Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır.İİK'nın 67. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibine yapılan itirazın haksız olması yanında, alacağın takip tarihi itibariyle her iki taraf için de belirli veya belirlenebilir nitelikte olması gerekir.Somut olayda, her ne kadar davalının icra takibine itirazı haksız ise de, Mahkemece davacının talep edebileceği masraf bedelinin yargılama sonucunda bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi sebebiyle likit olmadığı ve icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı gözetilerek, bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş, davalı vekilinin bu kısma yönelik istinaf sebebi yerinde görülmüştür.<br>Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarih ve 2020/378 Esas 2022/444 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, <br>2-Davanın KABULÜ ile davalının İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesinin ... sayılı dosyada yaptığı itirazın İPTALİ ile takibin 26.506,00 USD üzerinden devamına, kabul edilen tutara takip tarihinden (21/07/2020) itibaren yasal faiz işletilmesine,3-Davacının şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 12.432,47 TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 2.638,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.793,64 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 2.638,83 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 2.693,23 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 170,00 TL tebligat/posta gideri ve  2.700,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 2.870,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,9-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 21.190,06 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan 220,70 TL başvuru harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,12-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,13-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 66,00 TL toplamı 286,70 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,14-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bde234acba27e568","SID":"3159aa9d5333f66c"}}