{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/996 <br>KARAR NO: 2025/1157<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/05/2025 (Ara Karar) <br>NUMARASI: 2025/406 Esas<br>TALEP: Kayyım Atanması <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; davalı şirketin 20.03.2025 tarihli genel kurulda alınan (2), (3) ve (4) numaralı kararlarının iptali istemli davada; müvekkilinin şirkete girişi engellendiğini, yapılan iş ve işlemlere ilişkin bilgi verilmediğini, müvekkilinin bilgisi dışında şirket mal varlıklarının azaltılması tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu, müvekkilinin şirketin banka hesaplarına girişinin de engellendiğini, zira tüm ortakların şirket hattına gelen şifre ile şirketin banka hesaplarına ulaşabildiğini, müvekkilinin şirket hattına da ulaşamadığını ve banka hesaplarını da takip edemediğini, bu nedenle şirketin banka hesapları üzerinden diğer ortaklar tarafından yapılan işlemlere ilişkin müvekkilinin bilgisi ve izni bulunmadığını, müvekkilinin davalı şirketin bütün hesaplarına, taşınır-taşınmaz malvarlığına, banka hesaplarına ve sair değerlerine erişiminin engellendiğinin davalı tarafça gönderilen ihtarname ile de ikrar edildiğini, bu nedenlerle öncelikle dava sonuçlanıncaya kadar müvekkilinin haklarının zarar görmesinin engellenmesi için şirketi temsil ve idare etmek üzere davalı şirkete tedbiren kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince, dosyaya sunulan delillerin kayyım atanmasını gerektirir nitelikte somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymadığı gerekçesiyle ara karar ile  ihtiyati tedbir talebi red edilmiş, davacı vekili dava dilekçesindeki taleplerini tekrar ederek ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Davacı taraf ihtiyati tedbir talebini davacının şirkete alınmadığı, şirketin banka hesaplarına girişinin engellendiği, şirket hattına da ulaşamamakta ve banka hesaplarını da takip edemediği, şirketin banka hesapları üzerinden diğer ortaklar tarafından yapılan işlemlere ilişkin müvekkilin bilgisi ve izni bulunmaması vakıalarına dayandırmıştır. Elde ki dava genel kurul kararının iptali davası olup, koşulları var ise ancak TTK nın 449 maddesi kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Davalı şirkette organ boşluğu olmayıp ortaklar arasında ki uyuşmazlık kayyım tayinine sebeb değildir. Ayrıca yönetim yetkisi olmayan bir ortağın şirketin banka hesaplarına erişim yetkisi de sözkonusu olmaz. Davalı şirketin müdürü mevcut olup,organ soşluğu olmadığından açılan genel kurulunun iptali davasında yönetim yetkisini kısıtlar şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle doğru bulunan ara kararına yönelik istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f39544629c738ec","SID":"9b5ef7afb574090a"}}