{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2025/1202 <br>KARAR NO: 2025/1135<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>NUMARASI: 2024/711 Esas - 2025/151 Karar<br>DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/06/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/09/2023 tarihinde meydana gelen kuvvetli yağış ve sel nedeniyle müvekkili tarafından kasko poliçesi ile sigortalı bulunan ... Taş. Şti'ne ait ... plakalı aracın seyir halindeyken meydana gelen zarar nedeniyle 10/11/2023 tarihinde sovtaj bedelinin mahsubundan sonra 485.100,00 TL sigortalıya ödendiğini, ekte sunulan ibraname, ekspertiz raporu ve ekli belgeler doğrultusunda sigortalı aracın pert olduğu ve hasar tarihindeki hasarsız emsalinin piyasa rayiç değerinin 990.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, söz konusu ekspertiz raporu doğrultusunda müvekkili sigorta şirketinin sovtaj bedelinin mahsubundan sonra 10/11/2023 tarihinde 485.100,00 TL sigortalıya ödendiğini, sel baskınından kaynaklanan hasarın karayolunda gerçekleşmesi nedeniyle trafik hasarı niteliğinde olduğu ve dolayısıyla oluşan trafik hasarı nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargı görevli olacağını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanmadığını belirterek  485.100,00 TL 'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemelerin İdare Mahkemeleri olduğunu, olayın meydana geldiği adreste yapılan incelemeler neticesi hasarlanmanın aşırı yağış sebebiyle yüzeyde biriken yağmur sularının yağmursuyu sistemine deşarj edilememesinden kaynaklandığının tespit edildiğini, yağmur suyu kanallarının yapım ve bakım hizmetleri ana caddelerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına, ara sokaklarda ise ilgili İlçe Belediye Başkanlıklarına ait olduğunu, yağmursuyu toplama görevinin müvekkili kurum ...’nin değil diğer davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Pendik Belediyesi sorumluluğunda olduğunu, atıksu kanallarının müvekkili idare ...’nin sorumluluğunda, yağmur suyu kanalları ise ilgili belediyenin sorumluluğunda olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunda olan atıksu kanallarının, ilgili Belediyelerin sorumluluğunda olan yağmur suyu kanallarından ayrı çalıştığını, müvekkilinin olayda kastı, kusuru, ihmali bulunmadığı gibi hiçbir idari sorumluluğu olmaması nedeniyle oluştuğu iddia edilen hasar ile davalı ... arasında illiyet bağı kurulması da mümkün olmadığını, araç sürücüsünün ihmal ve tecrübesizlik göstererek aracın hasarlanmasına sebep olduğunu, yoğun yağışın mücbir sebep niteliğinde olduğunu belirterek davanın  reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın idari yargının görev alanında olduğunu, yargı yolu yönünden görevsizlik kararı verilmesini,  dava konusu su baskınının berhangi bir baraj taşması veya tali bir etkenle oluşmadığı gibi şiddetli yağışlardan ortaya çıkan yüzeysel suların bölgedeki koşullara bağlı olarak sınırlı akış nedeniyle meydana geldiğini, Belediye sınırları içerisinde bulunun derelerin ıslahını yapmanın Büyükşehir Belediyesinin görevi olduğunu, dava konusu hasarın meydana geldiği bölgedeki derelerin ıslahından, dere yatağına imar ve iskan ruhsatı verilmesinden dolayı İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ... ve ilgili yerel belediyenin sorumlu olduğunu, bu nedenle husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, denetim sonucunda belirlenen eksiklik ve aykırılıkların giderilmesi için ilgili belediyeye üç ayı geçmemek üzere süre verildiğini, bu süre içinde eksiklik ve aykırılıklar giderilmediği takdirde, büyükşehir belediyesinin eksiklik ve aykırılıkları gidermeye yetkili olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; olayda kusur incelemesi yapılmadan kendi sigortalısına ödeme yapılmış olmasının davalının kusurlu olduğunu göstermeyeceğini, davacının dava konusu olayda davalının kusurlu olduğunu ispat etmesi gerektiğini,  davanın husumet yönünden reddi gerektiğini,  şiddetli yağmur yağması üzerine su baskınına uğraması sonucu meydana gelen ve yürütülen kamu hizmeti ile nedensellik bağı bulunmayan zarar sebebiyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Pendik Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davada idari yargı görevli olduğunu, müvekkilinin hizmet kusuru varsa bu kusura dayanılarak tazminat talebinin idari yargıda tam yargı davası olarak görülmesi gerektiğini, dava konusu hasara esas olayın (aşırı yağış sonucu-sel baskını) gerçekleşip gerçekleşmediğinin belli değil olmadığını, sigortalının beyanı esas alınarak, gerçekleştiği iddia edilen olay neticesinde oluştuğu belirtilen hasar bedelinin ödendiğinin belirtildiğini, davacının iddialarının soyut kaldığını, bahse konu tarihte, olayın olduğu iddia edilen sokakta sel hadisesiyle ilgili olarak kurumlarına hiçbir  şikayet/talep iletilmediğini belirterek  eğer iddia edilen sel hadisesi bu mahallede gerçekleşti ise hadisenin tamamen mücbir sebep kapsamında olduğunu, belediyenin kusuru bulunmamakla birlikte meydana gelen zarar ile kurumları arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın  yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK 114/1-b ve 115. maddeleri gereği dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;2918 sayılı Kanunun 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak tedbirleri kapsadığı ve bu Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini düzenlediği, bu kapsamda sel baskınından kaynaklanan hasarın da Karayolunda gerçekleşmesi nedeniyle trafik  hasarı niteliğinde olduğu ve dolayısıyla oluşan trafik hasarı nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olacağından sebeple İlk Derece Mahkemesi tarafından idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Yargı yolu kavramı, bir hukuk sisteminde, herhangi bir davanın, o hukuk sistemine dahil yargı kollarından hangisinde bakılacağını ifade eder. Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda bakılacağı hususu, davanın genel koşullarından olup  mahkemece resen dikkate alınması gereklidir.Anayasa'nın 125/1.maddesi ile idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açık olduğu; 2577 sayılı İYUK 2-b bendinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilenler tarafından, idari yargı yerinde tam yargı davası açabileceği hüküm altına alınmıştır.  2918 sayılı KTK'nın 110. maddesi ile kamu araçlarının verdiği zararlar nedeniyle işletenin sorumluluğuna ilişkin olarak 2918 sayılı Kanunun amacına uygun biçimde adli yargıda davanın görülmesi esası benimsenmiştir.Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün dosyamıza emsal teşkil edecek 2020/400 E. 2020/453 K. sayılı kararı ile  Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/2045 Esas ve 2020/1746 Karar sayılı kararına göre  2918 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle  davalı idarenin 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle tazminat talep edilmesine göre uyuşmalığın çözümünde adli yargı görevli olacağından mahkemece esasa yönelik inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken yargı yolu nedeni ile red kararı verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3bfb1377065c3dbc","SID":"b36aecb149ef2961"}}