{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1773 <br>KARAR NO: 2025/2717<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/02/2024<br>NUMARASI: 2022/940 Esas - 2024/169 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.01.2017 tarihinde Şile İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesinde ... Müdürlüğü sahasında davalı tarafından yapılan kazı çalışması sırasında müvekkili kuruma ait alt yapı kablo ve tesislere hasar verildiğini, hasar bedelinin tahsili amacı ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, belirtilen ve icra dosyasına dayanak olarak bildirilen belge ve kayıtlardan da anlaşıldığı üzere (hasar tespit tutanakları, hasar keşif formları, olay yeri resimleri, hasarı gideren müteahhit firma evrakları) davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğu, alacağın likit alacak olduğunu bildirdiğinden bahisle hasar bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Eldeki davanın zamanaşımına uğradığını, davacı şirket ne kadar davaya konu hasara müvekkili şirketin sebep olduğunu iddia etse de bahse konu hasarın oluşumunda müvekkili şirkete izafe edilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, davacının kusurlu olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/724 esas, 2021/49 karar sayılı,  21/01/2021 günlü kararı ile; \"...Haksız fiilin dava dilekçesinde ekli olan hasar bildirim formundan anlaşılacağı üzere 10/10/2017 tarihinde meydana geldiği, yine saha tutanağının 31/10/2017 tarihinde düzenlendiği ve her iki tutanakta da Erişim şebeke Şefi olarak ...'in imzasının bulunduğu görülmüştür. Davacı vekili her ne kadar söz konusu hasarın 18/02/2019 tarihinde bölge müdürlüğüne bildirdiğini beyan etmiş ise de zamanaşımında esas alınacak tarihin haksız fiilin gerçekleştiği tarih zararın ve failin öğrenme tarihinden itibaren başlayacağından yine davacı şirket tarafından düzenlenmiş bulunan hasar bildirim formunda hasar tarihi ile failin bilgileri yer aldığından davacı şirketin bu hasardan en geç hasarın giderildği tarih olan 25/10/2017 tarihinde haberdar olduğunun kabulü gerektiği kanaatine varılmış olup, hasar bedelinin tahsil edilmesi için erişim operasyon müdürlüğü tarafından hukuk işlerine bildirildiği tarih olan 22/08/2019 tarihinin esas alınması yönündeki beyanları mahkememizce kabul görmemiştir. Sonuç olarak haksız fiilin işlendiği tarihin davacı şirket tarafından düzenlenmiş bulunan hasar bildirim formuna göre belirleneceği kanaatine varılmış olduğundan dava tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması karşısında davanın zamanaşımın geçmiş olması sebebiyle reddine...\" karar verilmiştir.Dairemizin 2021/762 esas, 2022/2795 karar sayılı, 29/11/2022 günlü ilamı ile; \"...Davacı hasarı 10.10.2017 tarihinde öğrenmiş, dosyadaki 25.10.2017 tarihli tutanak içeriğine göre de tazminat yükümlüsünü en geç bu tarihte öğrenmiştir. Davacı meydana gelen hasarı yüklenici marifetiyle tamir ettirmiş ve yüklenici hasar bedeli için 10.08.2018 tarihli faturayı tanzim etmiştir. Bu durumda davacı 25.10.2017 tarihinde hasarı ve tazminat yükümlüsü olarak düşündüğü davalıyı öğrenmiş olmakla beraber hasar giderim bedeli olan dava konusu zarar miktarını bu tarihte öğrendiğinden söz edilemez. Dosya kapsamına göre davacı, hasar bedeli olan zararını, hasarı tamir eden yüklenici tarafından tanzim edilen 10.08.2018 tarihli fatura içeriği ile öğrenmiştir. TBK 72. maddesine ve dosya kapsamına göre davacı takibe konu edilecek zararını en erken bu tarihte öğrenmiştir. Davaya konu icra takibi 28.10.2019 tarihinde  TBK m 72 de ön görülen iki yıllık zaman aşımı süresi dolmadan başlatılmıştır. İlk derece mahkemesince hasarın öğrenilme tarihinin zararın öğrenilme tarihi olarak kabul edilmesi doğru olmamıştır...\"  gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; İlk Derece Mahkemesinin 2022/940 esas, 2024/169 karar sayılı, 29/02/2024 günlü kararı ile; \"...Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, Davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine,...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davacıya kusur atfetmeyen bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, işçilik kaleminin hesaba eklenmesinin hatalı olduğunu, zamanaşımının söz konusu olduğunu ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız eylemden kaynaklanan alacağa yönelik itirazın iptali davasıdır. Alınan bilirkişi raporunda \"Davalı tarafça alınmış kazı müsaade belgesi dosyasında bulunmadığı hususu gözetilerek davalı şirketin kusurlu olduğu belirtilmiş olup , davalının izinsiz kazı yapması, kazı yapılacak alandan geçmesi muhtemel mecraları öğrenmemesi ve ilgilisine kazıyı bildirmemesi davalının asli kusuru olup dosya kapsamından davacıya atfı kabil bölüşük kusur tespit olunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.  Dava konusu hasarın davacı firma tarafından malzeme ve işçilik olarak hizmet satın alınması yoluyla giderildiği anlaşılmakla hesaba işçilik ücreti dahil edilmemesi gerektiği yönündeki istinaf talebinin yasal dayanağı bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davacının zaman aşımı savunması Dairemizin yukarıda yer verilen ilamında değerlendirilmiş olmakla yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/940 Esas  2024/169 Karar sayılı 29/02/2024 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.733,48 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 855,2‬0 TL'nin mahsubuyla bakiye 878,28‬ TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f1fd4667267dd376","SID":"7237b8eb0457cf79"}}