{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2025/738 <br>KARAR NO: 2025/654<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/01/2025<br>NUMARASI: 2023/307 Esas, 2025/28 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ: 08/07/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası kapsamında davalı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, zira müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek takibin iptalini ve borçsuzluğun (menfi tespitin) tespitini talep ettiğini, somut olarak müvekkilinin dava dışı ... Ltd. Şti. ile 01.06.2016 tarihli sözleşme uyarınca alüminyum bölme, kapı ve sair inşaat işlerini 95.016,00 TL + KDV bedel karşılığında üstlendiğini, edimlerini eksiksiz ve tam olarak ifa ederek işi 03.11.2016 tarihli iş teslim tutanağı ile teslim ettiğini ve bu kapsamda şirkete fatura düzenleyerek 95.010,00 TL ödeme aldığını, kalan 17.102,88 TL tutarındaki KDV alacağının ise ödenmediğini, sözleşme konusu edimlerin ve tahsilatın dava dışı şirketin KHK ile kapatılmasından önce gerçekleştiğini, davalı tarafın icra takibine dayanak olarak sunduğu 04.04.2018 tarihli tutanakta geçen “95.000 TL sipariş avansı” ifadesinin gerçeği yansıtmadığını ve hukuki geçerliliği bulunmadığını, zira sözleşmeye dayalı yapılan işlerin tamamlanmış, hak edişe bağlanmış ve karşılığında ödeme alınmış olduğunu, dolayısıyla alınan paranın iade edilmesinin istenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dava dışı şirket ile yapılan sözleşme, iş teslim tutanağı, muavin dökümler, ödeme yöntemine ilişkin çekler, mal alımlarına dair makbuzlar, irsaliyeler ve görsel kayıtlar ile sözleşmeye konu edimlerin ifa edildiğinin sabit olduğunu, keşif yapılması halinde de müvekkilinin yaptığı işlerin yerinde tespit edileceğini, ayrıca şirketin yetkililerinin cam bölme işlerinin ayrıca yapılacağını belirterek faturanın ileride kesileceğini beyan etmesi üzerine fatura düzenlenmediğini, ancak şirketin KHK ile kapatılması ve sonrasında vergi müfettişlerinin izin vermemesi nedeniyle artık fatura düzenlenmesinin mümkün olmadığını, bu durumda icra takibine konu edilen ödemenin yapılan iş karşılığı olduğu açıkça sabit olmasına rağmen davacıdan iadesinin istenmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek, icra takibinin iptaliyle birlikte menfi tespitine, takibin yargılama süresince tedbiren durdurulmasına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, eldeki davanın 25/04/2023 tarihinde açıldığı, 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 16. maddesinin üçüncü fıkrasında ise 17/08/2016 tarihi dahil olmak üzere bu tarihten sonra açılan davalarda dava şartının bulunmaması hâlinde davanın usulden reddine karar verileceğinin düzenlendiği, anılan düzenlemenin yalnızca alacak davalarıyla sınırlı olmayıp tüm dava türlerini kapsadığı hususunun Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 15/06/2020 tarih, 2018/2523 Esas ve 2020/1039 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 28/11/2019 tarih, 2019/4368 Esas ve 2019/11752 Karar sayılı ilamlarında da açıkça ifade edildiği, bu itibarla 675 sayılı KHK’nin 16/3. maddesi uyarınca dava açıldığı tarihte dava şartının mevcut olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında, yerel mahkemece davanın, 675 sayılı KHK m.16/3 hükmü gereği dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği belirtilmişse de, müvekkilinin 01.06.2016 tarihli sözleşme ile dava dışı ... Ltd. Şti.’nin hastane inşaatında alüminyum bölme ve kapı yapımı gibi işleri 95.016,00 TL + KDV bedelle üstlenip eksiksiz ve tam şekilde tamamladığı, 03.11.2016 tarihli iş teslim tutanağı ile işin tesliminin sabit olduğu, ayrıca bilirkişi raporunda da müvekkilin edimlerini ifa ettiğinin tespit edildiği, müvekkilin sektöründe 25 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren iyi niyetli ve basiretli bir tacir olup KHK ile kapatılan şirketin yapısını öngörmesinin mümkün olmadığı, müvekkilinin aldığı bedelin haklı ve sözleşmeye uygun olduğu, dava dışı şirketin KDV borcunu ödememesi ve cam işleri için toplu fatura sözü vermesi nedeniyle müvekkilin fatura kesemediği, hatta kapatma sonrası fatura düzenlemek istemesine rağmen vergi müfettişince buna izin verilmediği, müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin haksız ve mesnetsiz olduğu, zira özel ... Ltd. Şti. ile müvekkili arasında borç ilişkisi bulunmadığı, müvekkilinin yaptığı işler ve hak ettiği ödeme sözleşme, iş teslim tutanağı, muavin döküm, makbuzlar, sevk irsaliyeleri, çekler, görseller ve bilirkişi raporu ile ispatlandığı, takip dayanağı tutanaktaki “sipariş avansı” ibaresinin gerçeği yansıtmadığı, zira yapılan ödemenin fiilen yerine getirilen sözleşme kapsamındaki işler karşılığı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin ifa ile sona erdiği, bu itibarla müvekkili aleyhine başlatılan takibin hukuka aykırı olduğu, yerel mahkemece takibin iptaline karar verilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan ret yönünde hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın istinaf yoluyla kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiştir. Davacının, eser sözleşmesi kapsamında yapılacak iş için anlaştığı iş sahibi şirkete KHK hükmü uyarınca el konulması nedeniyle, eser sözleşmesinin ifası karşılığı alınan bedelin kapatılan şirket kayıtlarına iş avansı olarak yazıldığı ve bu nedenle hakkında icra takibi başlatılığı iddiası ile  başlatılan icra takibi nedeniyle, borçlu olmadığının tespiti istemiyle açtığı huzurdaki davanın incelenmesinde; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 2. fıkrası ile \"kapatılan kurum ve kuruluşlara ait her türlü malvarlığı, hak ve alacaklarının bedelsiz Hazine'ye devredilmiş sayılacağı\", Olağanüstü Hal Kapsamında Yürürlüğe Konulan 670 sayılı KHK'nın \"Devir İşlemlerine İlişkin Tedbirler\" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrası; \"20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık);  her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya .... Maliye Bakanlığı yetkilidir.\", Maddenin 4. fıkrası,\"Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yüküm- lülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar.\" hükmünü içermektedir.20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kararı doğrultusunda, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler kapsamında çıkarılan 03.10.2016 tarihli 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Dava ve Takip Usulü başlıklı 16. maddesinde aynen; “MADDE 16- (1) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/08/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/08/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.(2) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/08/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı takip giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/08/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz.” hükmü getirilmiştir.06/02/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7082 sayılı Kanun ile de yukarıda belirtilen KHK hükümleri, kanun hükmü haline getirilmiştir.Bu düzenlemeler doğrultusunda Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle benzer mahiyette Yargıtay 13. HD. 2019/4368 E. 2019/11752 K.; Yargıtay 11. HD. 2021/6372 E., 2023/782 K.;  Yargıtay 13. HD. 2018/6282 E., 2018/12140 K. Sayılı kararlarında menfi tespit istemine ilişkin ve davadaki taleple uyuşan kararlar olduğu ve bu kararlar doğrultusunda verilen kararda bir hata bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/01/2025 tarih ve 2023/307 Esas, 2025/28 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf  harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"551b44937a1b2341","SID":"396dac2a6e56a2c2"}}