{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br>BAŞKAN\t\t: ...               ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...            ...<br>KATİP\t\t: ...           ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/07/2022<br>NUMARASI\t\t:...<br><br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2022 tarih ve 2021/59 Esas - 2022/242 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, \"... ibareli tescilli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin \"...\" ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, zira dava konusu başvurunun asli unsurunun, müvekkilinin markalarında olduğu gibi \"...\" ibaresinden oluştuğunu, müvekkilinin markası tanınmış olduğundan SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da bulunduğunu, dava konusu başvuru sahibi davalının müvekkilinin markalarından haber olduğunu, bu nedenle dava konusu başvurusunun kötü niyetli olduğunu  ileri sürerek, YİDK'ın 2020-M-10687 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve  dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararlarının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı adına tescilli markalar ile davalının \"...\" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her ne kadar taraf markaları arasında ayniyet düzeyinde bir mal ve hizmet ilişkisi mevcut ise de markaları oluşturan işaretlerin bütünsel anlamda “...” kelimesi dışında hiçbir ortaklık/yakınlık taşımadığı, anılan ibarenin ise 29. Sınıftaki gıda ürünleri ve bu ürünlerin satışına yönelik 35.05 alt grubundaki satış hizmetleri açısından daha baştan ayırt edici karakteri zayıf olan, tüketicide doğrudan bir markasal algı dahi yaratması mümkün olmayan bir gıda ürünün adı olduğu, ortalama düzeyde zeka, dikkat ve bilgi seviyesine sahip bir tüketicinin, salt “...” ibaresinden kaynaklı ortaklık nedeniyle, herhangi iki marka arasında iktisadi ya da idari bir bağlantı kurarak işaretlerin kaynağında yanılgı yaşamayacağı, dava konusu “...” şeklinde markanın kendi başına bağımsız bir ayırt ediciliğinin bulunduğu ve bu haliyle davacı markaları ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmayacağı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının \"...\" markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-b ve c maddeleri uyarınca ayırt ediciliği bulunmayan tanımlayıcı bir ibare olduğundan tescil edilmeyeceğini, diğer taraftan dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markalarının SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olduğunu, markalar arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının serisi olarak algılanacağını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu başvurunun SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca da tescili engeli bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir .<br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br> Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, bir bütün olarak dava konusu “...” ibareli başvuru ile  davacının  ile  davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin başvuru kapsamında yer alan 29 sınıf gıda malları ve bu malların satışına özgü 35. sınıf satış hizmetleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi  2024/1647E- 2024/9395 K sayılı ilamında da  aynı kabulden hareketle  \"şekil+...\" ibareli başvurunun davacının itirazına mesnet markalarıyla benzer bulunmadığının kabul edildiği, buna göre dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabulü gerektiği, her ne kadar  uyuşmazlık konusu \"...\"  ibaresinin dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 35. sınıfın 1-2-3-4 alt gruplarında yer alan hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu söylenemez ise de davacının itirazına mesnet markaları ile dava konusu başvurunun tertip tarzlarının oldukça farklı olması, dava konusu başvurunun davacının markalarından farklı bir algıya sahip bulunması karşısında, bahsi geçen hizmetler yönünden de  taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerliğin olmadığı, taraf markalarının, ortalama tüketicilerce ilişkilendirilmeyeceği ya da dava konusu başvurunun, davacının itirazına mesnet markaların serisi olarak algılanmayacağı kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olduğu ispatlanamadığı gibi tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların bulunmadığı, diğer taraftan ilk kez istinaf  aşamasında ileri sürülen SMK'nın 5/1-b-c ve 6/3 maddelerine dayalı iddiaların HMK'nın 357. maddesi uyarınca dinlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışına kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>2-Ancak davacı tarafça, marka başvurusuna itiraz ve dava dilekçesinde, diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır.  <br>SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür.  <br>\tYargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.<br>Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu başvuru ile davacı adına tescilli markalar arasında, emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir karıştırılma ihtimali bulunmamaktadır. Kaldı ki benzer marka başvurusunda bulunmak dahi tek başına kötü niyetin varlığını kabul için yeterli değildir. Dosya kapsamına, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun ispatına dair bir delil de sunulmadığı gözetildiğinde Dairemizce dava konusu marka tescil başvurusunun kötü niyetli olmadığı kanaatine varıldığından davacının bu yöndeki iddiası da  yerinde görülmemiştir.<br>HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>\t<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2022 gün ve 2021/59 Esas - 2022/242  Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın REDDİNE,<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10‬-TL davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan  A.A.Ü.T. göre hesap olunan takdiren 7.375,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 07/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2025\t \t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"940d0b1c160a0a92","SID":"9f3361c5e944d028"}}