{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/999 <br>KARAR NO:2025/1049<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/12/2021<br>NUMARASI:2019/271 Esas - 2021/986 Karar<br>DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>DAVA TARİHİ:20/05/2019<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/06/2025<br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkilince 06.10.2018 tarihli nakliyat emtia abonman sigorta poliçesine bağlı olarak düzenlenen 30.01.2019 tarihli spesifik poliçeyle sigortalı bulunan ...'un İtalya'da faaliyet gösteren müşterisine ihraç ettiği emtianın taşınması işini davalı şirketin üstlendiğini, emtianın 28.01.2019'tarihinde alıcıya hasarlı teslim edildiğinin sigortalıya 01.02.2019 tarihinde bildirilmesi üzerine sigortalının davalı şirkete Noter aracılığı hasar ihbarı yaptığını, hasarın müvekkiline bildirilmesi üzerine yaptırılan ekpertiz sonucunda,  zararın 6.950-USD olarak belirlendiğini, müvekkilince sigortalıya 40.851,82-TL hasar bedelinin 26.02.2019 tarihinde ödendiğini,Montreal Konvansiyonu hükümleri gereği davalı taşıyanın hasardan sorumlu olduğunu belirterek, 14.278,50-TL tazminatın 26.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili; davacının halefiyet hakkı doğmadığını, davacı tarafından 06.10.2018 tarihli abonman sigorta poliçesine bağlı olan 30.01.2019 tarihli spesifik poliçeye göre ödeme yapıldığını, taşımanın ise 24.01.2019 tarihinde başladığını ve hasarın 28.01.2019 tarihinde fark edildiğini, davacının hasarın gerçekleşmesinden sonra düzenlenen poliçeye dayalı olarak talepte bulunduğunu, dolayısıyla hasar tarihinde bulunmayan poliçe kapsamında yapılan ödemenin hatır ödemesi olduğunu,TTK'nın 1472 maddesi gereği halefiyet şartlarının sağlanmadığını,müvekkilinin ağır kusurundan söz edilemeyeceğini ve sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; davacı sigorta şirketi tarafından nakliyat emtia abonman sigorta poliçesi ile sigortalanan emtianın yurtdışına taşınmasının davalı şirket tarafından üstlenildiği, dava konusu rücuen tazminat talebine konu  hasarın davalının sorumluluğundaki hava yolu taşıması sırasında meydana geldiği, hasarın meydana geldiği taşımaya ait abonman sözleşmesine bağlı düzenlenen spesifik poliçenin düzenlenme tarihinin, rizikonun gerçekleştiğinin emtia üzerinde hak sahibi olan gönderen tarafından bilinmesinden sonraki tarih olduğu, sevkiyat ihbarının riziko gerçekleştikten sonra olduğunun tespit edildiği, davacının sigortalısının geç sevkiyat ihbarının mücbir sebebe dayandığına dair bir verinin dosya kapsamında yer almadığı, rizikonun meydana geldiğini bildiği sübuta eren sigortalının, bu bilgi sonrası yaptırdığı münferit sigorta poliçesinin, bağlı olduğu abonman poliçede var olan geç ihbar kapsamında değerlendirilemeyeceği, poliçelerin meydana gelen rizikoya sigorta örtüsü sağlayamayacağı, davacının düzenlediği poliçe ile teminat sağlanamadığı için teminat kapsamında olmayan ödemenin bir lütuf ödemesi sayılacağı, gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili; somut olayda abonman poliçesinin başlama tarihi 06.10.2018 olup, hasarın 28.01.2019 tarihinde meydana geldiğini,Yargıtay uygulamasında abonman sigorta poliçesi tarihinin dikkate alındığını, abonman poliçesinin riziko tarihinden önce düzenlenmiş olması halinin yerleşik uygulama olduğunu, mahkemece rizikodan önce düzenlenen abonman sigorta poliçesi göz ardı edilerek karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, davacı sigorta şirketince 06.10.2018 tarihli nakliyat emtia abonman sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı şirkete ait emtianın davalı tarafından gerçekleştirilen hava yolu taşıması sırasında oluşan hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir.Somut olayda; dava dışı sigortalı ...'a ait emtianın taşıma rizikolarına karşı 06.10.2018 tarihli nakliyat emtia abonman sigorta poliçesi ile sigortalandığı, dava dışı sigortalıya ait emtianın İtalya'da bulunan alıcısına hava yolu ile taşınması işinin davalı taşıyıcı tarafından üstlenildiği, 24.01.2019 tarihinde başlayan taşıma sürecinde 28.01.2019 olan varış tarihinde davalı taşıyıcının gönderi takip ekranında gönderinin hasarlı olduğu, gönderenden talimat beklendiği yönünde kayıt bulunduğu, 01.02.2019 tarihinde alıcıya teslim edilen emtiadaki hasarın aynı tarihte alıcı tarafından davacının sigortalısı olan göndericiye bildirildiği, sigortalı tarafından ise 05.02.2019 tarihinde davalı taşıyıcıya hasar ihbarı yapıldığı, bu süreçte davacı tarafından 30.01.2019 tarihinde dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçenin düzenlendiği, davacı tarafından yaptırılan ekspertiz sonucunda belirlenen hasar bedelinin 26.02.2019 tarihinde 40.851,82-TL olarak sigortalıya ödendiği anlaşılmaktadır.TTK.'nun 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. TTK'nın 1458. maddesi; \"Sigorta, sigorta koruması sözleşmenin yapılmasından önceki bir tarihten itibaren sağlanacak şekilde yapılabilir. Ancak, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalkmış olduğu, sözleşmenin yapılması sırasında, sigortacı ile sigorta ettiren ve sigortadan haberi olmak şartıyla, sigortalı tarafından biliniyorsa sözleşme geçersizdir.... gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığının sigorta ettiren veya sigortalı tarafından bilinip sigortacı tarafından bilinmediği durumlarda, sigortacı sözleşme ile bağlı olmamakla birlikte, ödenmesi gereken primin tamamına hak kazanır.\" hükmünü haizdir.Sadece abonman sözleşmesinin bulunması, yani belirli bir taşımaya ilişkin hasardan önce bildirim ve bu bildirim sonucu düzenlenen spesifik poliçe olmadıkça, taşınan emtianın sigorta kapsamında olduğu kabul edilemez ve sigortacı da böyle bir rizikodan sorumlu tutulamaz. Zira abonman sigorta sözleşmeleri birer çerçeve sözleşme niteliğinde  olup, sigortacı ile  sigorta  ettiren arasında, sigorta  ile  ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur. Bu hukuki ilişkiden dolayı ise her taşıma için ayrı bir sigorta sözleşmesi düzenlenir.Somut olayda 24.01.2019 tarihinde taşımaya alınan emtia 28.01.2019 tarihinde varış hava limanına ulaşmış, bu tarihte davalı taşıyıcının gönderi takip ekranına hasar kaydı düşülmüş, 01.02.2019 tarihinde alıcıya teslim edilen emtiadaki hasar ise aynı tarihte alıcı tarafından davacının sigortalısına bildirilmiş olup, somut taşımaya ilişkin spesifik poliçe ise 30.01.2019 tarihinde düzenlenmiştir.Davacının sunduğu gönderi takip ekranındaki hasar tarihi 28.01.2019 olup, dava dilekçesinde de emtianın 28.01.2019 tarihinde hasarlı olarak teslim edildiği, yazılı hasar bildiriminin ise 01.02.2019 tarihinde yapıldığı kabul edilmiştir.Bu durumda davacının sigortalısının 28.01.2019 tarihinde hasardan haberdar olduğu, dolayısıyla spesifik poliçenin riziko gerçekleştikten ve durum sigortalıya bildirildikten sonra düzenlendiği sabittir. Sigortalının hasar tarihinden önce spesifik poliçe düzenlenmesi konusunda davacı sigorta şirketine sevkiyat bildirimde bulunduğuna dair bir delil yoktur.Bu durumda hasarın gerçekleştiğinin sigortalı tarafından bilindiği tarih sonrasında düzenlenen spesifik poliçenin dava konusu rizikoyu teminat altına aldığının kabulü mümkün değildir (Yargıtay 11. HD'nin 2016/12047 esas 2018/4971 karar sayılı, 2016/10175 esas 2018/2562 karar sayılı, 2015/14264 esas 2016/853 karar sayılı, 2014/9152 esas 2014/16157 karar sayılı ilamları da aynı yöndedir).Açıklanan nedenlerle,davacının kanuni halefiyet koşulları oluşmadığı,ayrıca davacı ile sigortalısı arasında mevcut bir temlikname de bulunmadığı anlaşılmakla lütuf ödemesi niteliğinde bulunan sigortalıya yapılan ödeme bakımından davacının rücu koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemi,istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"763b2e5655d89ba8","SID":"ccf1bca574b700be"}}