{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                       K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/04/2023<br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/04/2023 tarih ve 2022/375 E. - 2023/166 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin ..... ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"... çok hesaplı fabrika satış mağazası\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı .... başvuruda bulunduğunu, 2022-M-10795 kod numarasını alan başvurunun, .... ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1963 yılında dünya devi olan bir kola markasının Türkiye'deki ilk ve en büyük şişeleme tesisi olarak kurulduğunu, 1969 yılında \"...\" markalı portakal aromalı ve sade gazoz içeceği imalatına başladığını, bu içeceklerin yurt içinde ve yurt dışında hızla yayılarak tüm dünyada tüketilir hale geldiğini, günümüzde ... uzantılı web sitesi üzerinden markalarının ve çalışmalarının tanıtımını yaptığını, dolayısıyla \"...\" markasını yiyecek/içecek sektöründe ilk tanıtan firmanın davacı olduğunu, davalı firma ile davacı arasında \"...\" markaları ile ilgili olarak bir süredir hukuki süreçlerin devam ettiğini, bu süreç içerisinde Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2013/114 E.- 2013/34 K. sayılı kararı ile davacının \"...\" markasının kullanmama nedeniyle iptaline karar verildiğini, davacının bu karara karşı olağanüstü kanun yollarına başvuru aşamasında olduğunu, müvekkilinin \"...\" markasını tüm ülke çapında bilinen bir marka haline getirmesinden sonra davalı firmanın aynı markayı yiyecek sektöründe tercih etmiş olmasının davalının kötü niyetini gösterdiğini, zira bu ibarenin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, nitekim bütün bu hususların Ankara 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/358 E., 2016/118 K. sayılı kararı ile bu kararın onanmasına ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/9260 E.- 2018/1969 K. sayılı kararında da kabul edildiğini, bu kararlarda \"...\" markasının 32. sınıftaki emtialar yönünden halkın hafızasında halen davacı ile özdeşleşmiş olduğunun ve bu sınıfa giren emtialarda aynı markanın başkası adına tescili halinde tüketicilerin bu ürünleri davacı ile ilişkilendireceğinin vurgulanmış olduğunu, bu nedenle dava konusu edilen markanın SMK'nın 6/3. maddesi hükmü kapsamında da reddedilmesi gerektiğini, zira bir marka üzerindeki öncelik hakkının, o markayı ihdas eden ve ilk kez kullanmak suretiyle piyasada maruf hale getiren kişiye ait olduğu, ayrıca  somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların esas unsurlarının birebir \"...\" ibaresi olması nedeniyle markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediğinin kabul edilmesi gerektiğini, dava konusu edilen markanın davacının seri markalarından biri olarak algılanmasının kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek, ....... sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/106114 başvuru numaralı “... çok hesaplı fabrika satış mağazası” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı..... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, davacının kullanmadığı markalarına dayalı olarak herhangi bir hak iddia edemeyeceğini, nitekim davacının markalarını kullanmadığının Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/114 E. - 2013/34 K. sayılı kararı ile de tespit edildiğini, bu karar ile davacının \"...\" markasına ilişkin her türlü hak sahipliğinin iptal edilmiş olduğunu, davacı şirketin hükümsüz kılınmış ve iptal edilmiş bir markası üzerinden hak sahipliği iddia etmesi mümkün olmadığını, somut olayda gerçek hak sahibi olan tarafın müvekkili firma olduğunu, zira davalının \"...\" ibaresini içeren 300'ü aşkın tescilli markasının bulunduğunu ve davalının bu markalarını geçmişte olduğu gibi günümüzde de aktif olarak kullandığını, müvekkilinin \"...\" markasıyla ilk başvurusunu 1983 yılında yaptığını, bu ibareyi ticaret unvanında ayırıcı unsur olarak içeren bir şirket olarak 1997 yılında kurulduğunu, dava konusu edilen markanın da davalının \"...\" ibareli markalarının devamı, seri markası ve yeni bir versiyonu niteliğinde olduğunu, davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı 2011/100154 sayılı markasının 32. sınıfa giren emtialarda tescilli olduğunu, dava konusu edilen markanın ise 30 ve 35. sınıflara giren emtialarda tescil edilmek istendiğini, yani somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği şartının da gerçekleşmemiş olduğunu, taraf markaları arasında herhangi bir iltibas ihtimalinden söz edilemeyeceğini, davacının müvekkilinin 1983'ten beri tescil ettirmekte olduğu markalarına karşı günümüze kadar eyleme geçmemiş olması nedeniyle sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen, 30. sınıfa giren \"Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler, çaylar, buzlu çaylar\" emtiaları ve 35. sınıf altında, 32. sınıfa giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, diğer mal ve hizmetler yönünden ise emtia benzerliği bulunmadığı; taraf markalarında \"...\" ibaresinin ortak olarak yer aldığı; bu nedenle taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, genel izlenim itibariyle de markaların benzer olduğunun kabul edildiği; ancak davacı şirket, işbu davaya da konu olan işareti ilk olarak 17.05.1969 yılında 30. ve 32. sınıflarda adına tescil ettirmiş olup uzunca bir süre de markasını kullanmış ve markaya meşrubat ürünleri yönünden belli bir tanınmışlık kazandırdığı; daha sonra söz konusu markanın kullanmama nedeniyle Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin..... sayılı kararıyla hükümsüz kılındığı ve bu kararın 12.02.2015 tarihinde kesinleştiği; öte yandan, davalı şirketin de \"...\" asıl unsurlu markalarını, 30. sınıf ürünler yönünden yoğun bir biçimde kullandığı ve bu surette ticari faaliyetlerine devam ettiği, görüldüğü üzere her iki şirketin de uzun yıllardır eş zamanlı olarak \"......\" asıl unsurlu markalarla ticari faaliyette bulunduğu, sonuç olarak benzer kabul edilen 30 ve 32. sınıfta yer alan ve yukarıda sayılan mallar yönünden taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, diğer bir deyişle taraf şirketler yararına piyasada birlikte var olma koşullarının gerçekleştiği; nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.03.2018 tarih ve 2016/9260 E.-2018/1969 K.; 17.06.2019 tarih ve 2018/3135 E.- 2019/4480 K. sayılı kararlarında da aynı hususların kabul edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin 1969 yılından beri \".... ...\" markasını kullandığını, davalıdan çok önce \"...\" ibaresini kullanmaya başladığını, müvekkilinin eskiye dayalı hakkının bulunduğunu, müvekkili dava konusu ibareyi tüm ülke çapında bilinen bir marka haline getirdikten sonra davalı tarafından kullanılmasının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin markasının kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınması nedeniyle itirazın değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, başvurunun SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca reddinin gerektiğini, başvurunun müvekkili markasıyla ilişkilendirileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının itirazına mesnet 2011/100159 sayılı markasının tescilli olmadığı, SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca yapılacak benzerlik değerlendirmesinde dikkat alınmayacağı,  2011/100154 sayılı markasının ise 32. sınıf mallar yönünden 23.07.2020 tarihinde tescil edildiği, her ne kadar dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2011/100154 sayılı markası arasında, \"...\" ibaresini asıl olarak içermeleri nedeniyle işaret ve kısmen de emtia benzerliği gerçekleşmiş ise de, ilk derece mahkemesince yerinde bulunan YİDK kararında isabetli şekilde tespit edildiği üzere, başvuru sahibi davalı şirketin 2011/84530 ve 2013/98345 sayılı ve \"...\" ibareli markalarının 35/05. sınıf hizmetlerde mesnet markadan çok daha önce tescil edildiği; öte yandan, Dairemizin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.09.2023 tarih ve 2022/1599 E.-2023/4813 K. sayılı kararıyla onanan, 25.11.2021 tarih ve 2020/406 E.-2021/1472 K. Sayılı kararında da belirildiği gibi taraf markalarının uzun yıllar eş zamanlı, birlikte ve nizasız kullanım nedeniyle birbirlerinden bağımsızlaştıkları, ortalama tüketiciler tarafından her iki işaretin, sunulan ürün ve hizmetler yönünden farkı olduklarının algılanabildiği, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı ve piyasada birlikte var olma koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435.50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/07/2025\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br><br><br><br>                Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dcb07ddebff70dd2","SID":"b19f6c976323af2d"}}