{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                           K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                              ...<br>ÜYE\t\t: ...     ...<br>ÜYE\t\t: ...             ...<br>KATİP\t\t: ...                    ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/03/2023<br>NUMARASI\t\t:....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/03/2023 tarih ve 2022/140 E. - 2023/107 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" araç kiralama platformunun 2015 yılında kurulduğunu, o tarihten beri aralıksız kullanım, yaygın ve yoğun reklam kampanyaları ile tanınan bir marka haline geldiğini, 35 ve 39. sınıflarda sektör lideri olduğunu, müvekkilinin bu ibarenin gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin 2020/68988 sayılı ve \"... ... ...\" ibareli marka başvurusunun davalının \"...\" ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine diğer davalı ......sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa 39. sınıfta \"...\" ibaresinin son derece zayıf hatta tanımlayıcı olduğunu, herhangi bir eklemenin benzerliği ortadan kaldıracağını, müvekkili markasına ayırt edicilik kazandırıldığını, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını, bütünsel olarak benzer olmadıklarını, müvekkilini gerçek hak sahibi olduğuna dair iddiaların değerlendirilmediğini, davalı şirketin kötü niyetli olarak başvuruya itiraz ettiğini ileri sürerek, YİDK'nın .... sayılı kararının iptaline ve müvekkili markasının tüm sınıflar yönünden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin 2001 tarihli \"......\" ibareli web sitesinin ve \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, davacının \"...\" ibareli marka başvurusunun müvekkilinin markaları nedeniyle reddedildiğini, taraf markalarının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının \"... ... ...\" ibareli marka başvurusu ile davalıya ait \"...\" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; diğer yönden başvurunun kapsamındaki 39. sınıfa dahil hizmetler ile davalı markasının kapsamındaki hizmetler aynı/benzer olduğundan emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 39. sınıfa dahil hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının \"... ... ...\" ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının \"...\" ibareli tescilli  markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının \"...\" ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak veya yararlanmak isterken davacının \"... ... ...\" ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak veya yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceğinden, taraf marka işaretleri benzediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunduğu  kanaati oluştuğu; diğer yandan; davacı tarafın başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği, SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık iddiası ve SMK'nın 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kendi başvurusunun tescilini sağlayan değil başkasının başvurusunu engelleyen düzenlemeler olduğundan oluşan sonuca etkisinin de olmadığı; İstanbul Anadolu FSHHM'nde görülen hükümsüzlük davasının ise YİDK kararını ve görülen davayı da etkilemeyeceğinden bekletici mesele yapılamayarak oluşan sonuca etkisi olmadığı kanaatine varıldığı; bilirkişi  heyeti raporunda \"..Davalının alan adıyla ilgili yanıltıcı bilgi vermesi ve “...” gibi zayıf bir ibareyi tekel altına almaya çalışması nedeniyle iyi niyetli olmadığı görüşündeyiz... Davalı itirazının iyi niyetli olmadığı,\" geçen kısmına HMK'nın 282. maddesindeki \"Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" hükmünden hareketle her şeyden  önce tescilli markanın SMK'nın 7. maddesi kapsamında sahibine bazı alanlarda münhasır hak verdiğinden bu marka ile iltibas oluşturan başka başvurular hakkında resmi kurumlara yapılan itiraz başvurusu kanuni olup kötüniyetli olarak kabulü mümkün olmadığından aksi yöndeki bilirkişi görüşüne itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporunun kötü niyete ilişkin kısmına katılmadığını belirttiğini, oysa raporun tamamının müvekkili lehine olduğunu, SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının oluşmadığını,  39. sınıf hizmetlerde \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği düşük, jenerik bir ibare olduğunu, müvekkili markasında ayırt ediciliğin sağlandığını, davalının 2015 yılından beri müvekkilinin tüm faaliyetlerine sessiz kaldığını, başvuruya kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, uyuşmazlık konusu 39. sınıf hizmetlerin, redde mesnet markaların kapsamında aynen yer aldığı, her iki taraf markasının asıl unsurunun da \"...\"  ibaresinden oluştuğu, \"...\" ibaresinin anılan sınıflar yönünden ayırt ediciliğinin bulunduğu ve başvuruda farklı olarak yer verilen \"... ...\" ibaresinni ayırt ediciliği sağlamadığı, bu nedenlerle taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu, nitekim davacının 2018/19668 sayılı başka bir davanın konusu olan \"... ....\" ibareli marka başvurusu ile \"...\" ibareli davalı markalarını benzer bulan Dairemizin 17/03/2022 tarih ve 2020/1045 E.- 2022/346 K. sayılı kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/01/2024 tarih ve 2022/4352 E.- 2024/564 K. sayılı kararı ile onandığı, davanın niteliği gereği uyuşmazlık konusu \"...\" ibaresi üzerindeki <br>hak sahipliği iddiasının ve kötüniyet iddialarının eldeki davada tartışılamayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu ... olmak üzere karar verildi. <br><br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/07/2025\t\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br>  <br>Üye<br>...<br> <br>  <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Katip<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a10a3115c4ea39ba","SID":"9de5293cc3af052f"}}