{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>\tT.C.<br>\tANKARA<br>\t1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tGEREKÇELİ  KARAR<br><br><br>ESAS NO\t: 2024/533 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/753<br><br>BAŞKAN\t....  \t\t...<br>ÜYE\t: ...  \t...<br>ÜYE\t: ...  \t...<br>KATİP\t: ...  \t...<br>ASIL DAVA YÖNÜNDEN;<br>DAVACI \t: ... (TCKN: ...) -<br>VEKİLİ\t: Av. ... -.... <br>DAVALI \t: ... - .... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - .... <br><br>DAVA\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 29/09/2011<br><br>BİRLEŞİK ....  ESAS SAYILI DOSYASINDA:<br>DAVACI \t: ...(TC:...)  -<br>VEKİLİ\t: Av. ... -.... <br>DAVALI\t: ... (TCKN: ...) -.... <br>VEKİLİ\t: Av. ... -.... <br>DAVA\t: Şirketin Feshi, Şirketin Tasfiyesi<br>DAVA TARİHİ\t: 20/12/2011<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2024<br>GR.KR.YZM.TARİHİ\t: 30/12/2024<br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP  :<br>Asıl davada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; 22.09.1994 tarihinde kurulup ticaret sicil gazetesinde ilan edilen şirketin 2007 yılından itibaren ortağı olan müvekkilinin 5.000,00-TL sermayeli şirketin 2009 yılında %49, şirket müdürü tayin edilen ...'in ise %51 hissesine sahip olduğunu, ortak ...'in 15.03.2010 günlü ortaklar kurulu kararı ile aksi kararlaştırılıncaya kadar şirket müdürü olarak tayin edildiğini, şirketin faaliyetleriyle ilgili müvekkile bilgi verilmediğini, Aralık-2010 tarihinden bu güne kadar 9 ay geçemisne karşılık kar payı verilmediğini, şirketin önceki adresinin, müvekkilinin sahte imzası atılarak değiştirildiğini, şirket müdürü diğer ortağın müvekkilini devre dışı bırakarak istediği işleri yaptığını, şirket ve şirket müdürü ....Noterliği kanalı ile 19.08.2011 gün ve ....  sayılı ihtarname gönderildiğini bu ihtarnamenin tebliğ edilmesine rağmen cevap verilmediğini, görevini ihmal eden ve suç işleyen şirket müdürü hakkında azil kararı verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin TTK'nun 551. maddesi gereğince şirket ortaklığından çıkartılmasını, TTK'nun 504. maddesi gereğince müvekkilinin şirket ortaklığından ayrılmasından sonra şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşik davada, dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin iki ortaklı limited şirket ortağı olduğunu, diğer ortak olan davalının aksi kararlaştırılıncaya kadar şirket müdürü olduğunu, görevini hakkıyla yerine getirmediğini, ....  E.sayılı dosyasında şirketin feshi ve tasfiyesi davasında sehven davalıya husumet yöneltilmemiş olduğunu beyanla, davalının şirket müdürlüğü görevinden azline, müvekkilinin şirket ortaklığından çıkartılmasına ve şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili 18/01/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; 50.000,00-TL olarak açtıkları davalarını 93.769,60-TL olarak ıslah ettiklerini, ıslah harcının taraflarınca ikmal edilmesine, her türlü yargılama giderleriyle birlikte vekalet ücretinin de davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP   :<br> Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği hususların neredeyse tamamının doğru olmadığını, şirket ortağının ihtarname çekerek hesapları incelemek istediğinin bildirildiğini, hesapları istediği zaman inceleyebileceğinin ihtarname ile bildirildiğini, hangi sebepler ile şirket müdürünün azlinin istenildiğinin anlaşılamadığını, davacının yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini yerine getiremediğini, sermaye koyma taahhüdünü yerine getiremediğini beyanla asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşik davada ise; davalı vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER<br>Bilirkişi....  tarafından sunulan 31.12.2012 tarihli raporda özetle; dosyaya sunulan adreste davalı şirketin faaliyette bulunmadığı, davalı şirkete ait defter ve kayıtların incelenemediği, bu sebeple dava konusu olaylarla ilgili değerlendirme yapılamayacağı beyan edilmiştir. Ön rapor dikkate alınarak, davalı şirkete ait ticari defter ve tüm belgelerin sunulması amacı ile, davalı vekiline kesin süre verilmiş, davalı vekili 04.02.2013 tarihli dilekçesi ile şirkete ait defter ve kayıtlarının bulunduğu yeri açıklamış, bu açıklama dikkate alınarak aynı bilirkişiden önceki ara kararları doğrultusunda rapor alınmıştır. <br>13.05.2013 havale tarihli raporda, adı geçen bilirkişi özetle; 2009-2012 yılları arasında şirkete ait mali tabloların incelenmesi neticesinde, şirketin finansal yapısının dönemler itibari ile bozulma gösterdiği, öz sermayesinin tamamını kaybederek borca batık hale geldiği, şirketin 34.908,63.-TL karı, 851.821,94.-TL zararının bulunduğu, davacının ortaklık payı olarak isteyebileceği herhangi bir değerin bulunmadığı beyan edilmiştir. <br>Sunulan bu rapora davacı/birleşik davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine, 2010-2011 yıllarına ilişkin şirketin kurumlar vergisi beyannamesi celp edilmiş, ayrıca dava dışı ....  Bulvarı Şubesinden şirkete ait hesap ekstreleri celp edilmiş, bilahare bu müzekkere cevapları ve davacı tarafın itirazlarının karşılanması bakımından aynı bilirkişiden ek rapor istenilmiştir. 02.09.2013 tarihli raporda özetle; 13.05.2013 tarihli raporda yer verilen görüşlerde değişikliğe neden olacak herhangi bir hususa rastlanmadığı beyan edilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Davanın tarafları arasındaki uyuşmazlık hukuki niteliği itibari ile; asıl davada, davacının, davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, birleşik davada ise davalı şirket müdürünün azli talebinden ibarettir.<br>Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin 2007 yılından itibaren %49 hisseli ortağı olduğunu, iki ortaklı şirketin geri kalan hissesinin sahibi ...'in 15.03.2010 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirket müdürü olarak atandığını, şirketin Aralık 2010 tarihinden beri kâr payı dağıtımı yapmadığı gibi şirket müdürünce şirketin faaliyetleri hakkında kendisine bilgi verilmediğini, şirketin adresinin sahte imzalarla değiştirildiğini, şirket müdürünün kendisine verilen yetkiyi kötüye kullandığını, yapılan ihtarlara cevap vermediğini ileri sürerek şirket müdürünün azline, şirketin yurt içi ve yurt dışı tüm mal varlıkları, sözleşme ve ihale bedeli alacakları banka hesapları, alacak ve borçları tespit edilmek suretiyle müvekkilinin hissesine düşen değerlerin verilmesine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 551 ve 504 ncü maddeleri gereğince müvekkilinin şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının şirket müdürlüğü görevinden azline müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasına ve şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiş, 06.02.2013 tarihli dilekçesi ve 18.06.2013 tarihli celsedeki beyanıyla taleplerini şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi ve birleşen dava yönünden ise davalının şirket müdürlüğü görevinden azledilmesi olarak sınırladıklarını belirtmiştir.<br>Davaların ve taleplerin kanuni dayanakları; dava tarihlerinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 551/2. maddesi ile, TTK'nun 543/1. maddesi yollaması ile, TTK'nun 161 ve 162.maddelerinden ibarettir.<br>Mahkememizin 21/04/2014 tarih,....  sayılı kararı ile Mahkememizce daha önce yapılan yargılama sonucu ....  ve 21.01.2014 tarihli karar ile  dosyada toplanan deliller ve bilirkişi raporu dikkate alınarak, davalı şirketin davacı şirket ortağına yönetime ilişkin bilgi vermediği, şirket faaliyet adresinin dahi bulunmadığı, şirketin halen faal olmadığı, davacı tarafın talebinin haklı sebeplere dayalı şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesine yönelik olduğu, 6762 sayılı TTK'nun 551/2. maddesindeki koşulların gerçekleştiği, ancak şirketin kar ve zarar durumu dikkate alınarak çıkma payı alacağının bulunmadığı gerekçeleri ile asıl  davada davacının şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, çıkma payı alacağına ilişin talebinin reddine, birleşik davada ise, davacının şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmekle, davalı şirket müdürünün azlinin talep edilmesinde hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile birleşik davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı/birleşik davacı vekilince temyiz edilmiştir.<br> ....  sayılı ve  30.06.2014 tarihli ilamı ile \"... Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davacının şirket ortaklığından çıkmaya yönelik talebi kabul edilmesine karşın davalı şirketin borca batık olduğu, bu nedenle talep edilebilecek çıkma payı alacağının bulunmadığı gerekçesiyle bu yöndeki istemin reddine karar verilmiştir. Ancak; reddedilen bu talep yönünden mahkemece yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporları davacı vekilinin ciddi itirazlarını karşılar mahiyette ve karar vermeye elverişli düzeyde değildir. Bu itibarla mahkemece; öncelikle davalı şirketin yurt içi ve yurt dışı taşınır, taşınmaz ve araçlarına ilişkin kayıtlar dosyaya getirtilmek, şirket müdürü hakkında ....  yapılan suç duyurusunun akibeti araştırılmak, davalı şirketin tüm ticari defter ve belgeleri ile vergi kayıtları incelenmek suretiyle hesap bilirkişisi ve şirketler hukuku alanında uzman bilirkişiden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetinden, davacı vekilinin alınan raporlara dair ciddi itirazlarını da karşılar mahiyette  ve özellikle şirket kayıtlarında 6111 sayılı Yasa uyarınca, gider olarak gösterilen tutarın ve yapılan işlemlerin şirket kayıtlarına ve kanuna uygun olup olmadığı hususlarını da açıklar mahiyette rapor alınarak davalı şirket bilançosunun şirketin gerçek durumunu yansıtıp yansıtmadığı değerlendirilerek varılacak sonuca göre gerek davacının çıkma payı ve gerekse de davalı müdürün azli talepleriyle ilgili bir karar verilmesi gerekirken eksik ve yeterli bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı gerekçeyle bu yoldaki taleplerin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir...\" gerekçesi ile bozularak iade edilmiştir. <br>Mahkememizin 01/12/2018 tarih,....  sayılı ilamı ile; asıl davada, davalı şirketin şirket merkezinde ticari bir faaliyetinin bulunmadığı, şirketin yönetim işlerine ilişkin davacı şirket ortağına bilgi verilmediği, davalı şirketin halen faal olmadığı, ticari bir faaliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı ... İhr. Tic. San. ltd. Şti. ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 93.769,60 TL çıkma payı alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, birleşik davada ise, asıl davada şirket ortaklığından çıkma talebinde bulunan davacının birleşik davada şirket müdürünün azli talebi bakımından hukuki yakarının olmadığı, kaldı ki davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, ilam asıl dava yönünden davalı vekili tarafından temyiz edilmiş,....  sayılı ilamı ile \"...  6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonucuyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. ''Mahkeme kısmi davanın haklı olduğu sonucuna varırsa, davalı alacağın ancak kısmi dava konusu yapılan bölümünü ödemeye mahkum eder; dava dışı bırakılan saklı tutulan alacak kesimi hakkında karar veremez. Çünkü, mahkeme davacının kısmi talebiyle bağlı olup, talepten fazlaya hüküm veremez.''....  Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde, şirketten çıkma istemi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000.- TL çıkma payı alacağı talep etmiş, bu miktar üzerinden nispi harç yatırmıştır. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamından sonra alınan bilirkişi heyeti raporunda tespit edilen 93.769,60 TL çıkma payı alacağının davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Ancak, davacının bilirkişi raporunda belirtilen ve mahkemece ödenmesine karar verilen bu miktar yönünden talebi olmadığı gibi, bu miktar yönünden nispi harcın da yatırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece HMK'nın 26. maddesi uyarınca taraf talebiyle bağlı kalınması gerekirken, davacının talebinden fazlasına hükmedilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir. Kabule göre de, mahkemece davanın kabulü ile davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 93.769,60 TL çıkma payı alacağının davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, ancak alınması gereken 35,90 TL harcın peşin yatırılan 724,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 706,60 TL harcın talep halinde davacıya iadesine karar verilmiştir. Çıkma payının ödenmesi istemli davada, Harçlar Kanunu'nun 1 sayılı tarifesindeki ''Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi harç alınır'' hükmü uyarınca, talep sonucunun kabul edilen miktarı üzerinde nispi harcın ödenmesine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde maktu harca hükmedilmesi isabetli olmamış,\" şeklindeki gerekçe ile asıl davanın davalı şirket yararına bozulmasına, asıl davada davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, mahkememizin ....  Esasına alan dosyada bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.<br>Mahkememiz yeni esası üzerinden bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada 14/04/2022 tarih, ....  sayılı kararı ile \"... Öncelikle mahkememizin .... sayılı ilamı ile birleşik dava yönünden de verilen karar kesinleştiğinden, bozma sonrası birleşik dava yönünden hüküm tesisine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede ise; bozma ilamındaki gerekçe ve bozma ile taraflar lehine doğan usulü müktesap haklar gözetildiğinde davanın kabulü ile davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, her ne kadar çıkma payı alacağı 93.769,60-TL olarak hesap edilmiş ise de, dava dilekçesi ile davacının 50.000,00-TL çıkma payı alacağının talep edildiği gözetilerek, taleple bağlı kalınmak sureti ile 50.000,00-TL çıkma payı alacağının bozma öncesi karar tarihi olan 01/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar asıl davada davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu 18/01/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 93.769,60-TL olarak ıslah etmiş ise de, HMK 177/2 maddesi uyarınca bozmadan sonra ancak mahkemenin tahkikata ilişkin işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar ıslahın yapılabileceği, somut olayda ise bozma ilamı ile birlikte her ne kadar tahkikat aşamasına dönülmüş ise de mahkememizce tahkikata ilişkin taraf delillerinin toplanmasına yönelik herhangi bir işlem yapılmadığı, bu suretle davacı vekilinin ıslah dilekçesine HMK 177/2.maddesi gereğince itibar edilemeyeceği, kaldı ki asıl davanın sadece davalı yararına bozulduğu gözetilerek, davacının 18/01/2022 tarihli ıslah dilekçesinde ile yapmış olduğu ıslah talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile asıl davada a-Davanın Kabulüne, Davacının davalı ... ... Ltd. Şti. ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 50.000,00-TL çıkma payı alacağının 01/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davacının 18/01/2022 tarihli ıslah dilekçesinde ile yapmış olduğu ıslah talebinin reddine, Mahkememizin ....  sayılı ilamı birleşik dava yönünden kesinleştiğinden birleşik dava yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>Mahkememizce verilen karar, asıl davada davalı şirket vekili ve katılma yolu ile asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; ....  Dairesi'nin 27/09/2023 tarih,....  sayılı karar ile \"...6100 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesi hükmüne göre ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesidir. Netice-i talebin arttırılması 6100 sayılı Kanun'un 181 inci maddesi hükmüne göre kısmi ıslah niteliğinde olup, kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah işlemini yapması için bir haftalık süre verilmesi, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmesi gerekmektedir. 22.07.2020 tarihinde kabul edilen ve 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere “Yargıtay’ın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” fıkrası eklenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması  kaydıyla 50.000,00 TL'nin çıkma payı talebi ile açılan davada, davacı vekilince bozmadan sonra 18.01.2022 tarihli dilekçe ile dava değeri 43.769,60 TL daha arttırılmak suretiyle dava kısmen ıslah edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan  düzenleme ve  davacının ıslah talebini içeren dilekçesinin söz konusu Kanun değişikliği tarihinden sonra olduğu  birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafa 6100 sayılı Kanun'un 181 inci maddesi gereğince ıslah harcını yatırması için süre verilerek, bu aşamadan sonra mahkemece ıslah edilen miktar yönünden bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerektiği gerekçesi ile asıl davada davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, Mahkeme kararının asıl dava yönünden bozulmasına karar verilmiştir. <br>Asıl davada davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; .... Dairesi'nin 24/04/2024 tarih, ....  sayılı ilamı ile \"...1.Dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilâmında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl davada davalı Şirket vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hâllerden hiçbirisini ihtiva etmeyen aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda bozmuş olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine değişik gerekçe ile  bozabilir.   3.Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere Mahkemenin 01.02.2018 tarih,  .... . sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne, davacının davalı ... İhr. Tic. San. Ltd. Şti. ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 93.769,60 TL çıkma payı alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı Şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 2.180,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karar asıl davada davalı Şirket vekilince temyiz edilmiştir. Davacı taraf, bu kararı temyiz etmemiştir. Mahkemece anılan bozma ilamına uyulmakla vekalet ücreti yönünden davalı Şirket yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Buna göre Mahkemece asıl davada davacı yararına ancak 2.180,00 TL vekalet ücretine hükmedilebilecekken 7.300,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 4.Bu durum karşısında, asıl davada davalı Şirket vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının vekalet ücreti yönünden de bozulması gerekirken yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş olduğundan, asıl davada davalı vekilinin anılan yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda belirtilen 27.09.2023 tarihli ve .... . sayılı bozma kararına yukarıda açıklanan nedenlerin (6) numaralı bent şeklinde ekleme yapılarak bozulmasına karar vermek gerekmiştir gerekçesi ile Asıl davada davalı Şirket vekilinin  diğer karar düzeltme itirazlarının reddine,  Mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile bozulmasına,\"  hükmetmiş, müteakiben mahkememizin .... Esasına kaydı yapılan dosyada bozmaya uyularak yargılamaya devam olunmuştur.<br>Mahkememizin 31/10/2024 tarihli celsesinde davacı vekiline  ıslah harcını yatırması bakımından 1 haftalık süre verilmiş, davacı vekilince 01/11/2024 tarihinde ıslah harcının yatırıldığı, davalı vekilinin 05/11/2024 tarihli dilekçe ile davacı tarafın ıslah talebinin reddine, itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>6100 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesi hükmüne göre ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesidir.  Netice-i talebin arttırılması 6100 sayılı Kanun'un 181 inci maddesi hükmüne göre kısmi ıslah niteliğinde olup, kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah işlemini yapması için bir haftalık süre verilmesi, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmesi gerekmektedir. 22.07.2020 tarihinde kabul edilen ve 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere “Yargıtay’ın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” fıkrası eklenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması  kaydıyla 50.000,00 TL'nin çıkma payı talebi ile açılan davada, davacı vekilince bozmadan sonra 18.01.2022 tarihli dilekçe ile dava değeri 43.769,60 TL daha arttırılmak suretiyle dava kısmen ıslah edilmiştir. <br>Öncelikle mahkememizin ....  sayılı ilamı ile birleşik dava yönünden de verilen karar kesinleştiğinden, bozma sonrası birleşik dava yönünden hüküm tesisine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Mahkememizin 31/10/2024 tarihli duruşmasında usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş; asıl davada, davalı şirketin şirket merkezinde ticari bir faaliyetinin bulunmadığı, şirketin yönetim işlerine ilişkin davacı şirket ortağına bilgi verilmediği, davalı şirketin halen faal olmadığı, ticari bir faaliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın kabulüne, davacının davalı ... İhr. Tic. San. ltd. Şti. ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan  düzenleme ve  davacının ıslah talebini içeren dilekçesinin söz konusu Kanun değişikliği tarihinden sonra olduğu  birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafa 6100 sayılı Kanun'un 181 inci maddesi gereğince ıslah harcını yatırması için süre verilmiş; ıslah harcı yatırılmış olmakla talep gibi davacının davalı ... ... Ltd. Şti. ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 93.769,60-TL çıkma payı alacağının bozma ilamının davacı yararına oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine göre mahkememizce çıkma payının en yakın tarihine ilişkin hesaplanan ve mahkememizin davayı ilk kabul karar tarihi olan 01/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Ayrıntılı gerekçesi ekli gerekçeli kararda açıklanacağı üzere, <br>1-ASIL DAVADA;<br>a-Davanın Kabulüne,<br>Davacının davalı ... ... Ltd. Şti. ortaklığından çıkmasına izin verilmesine,<br>93.769,60-TL çıkma payı alacağının karar tarihi olan 01/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine,<br>b-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 6.405,40-TL olduğundan, peşin alınan 1.492,5‬0-TL (742,50-TL peşin + 750,00-TL ıslah harcı olmak üzere) harcın mahsubu ile bakiye 4.912,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>c-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve Yargıtay bozma ilamına göre davalı şirket yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan 2.180,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>d-Davacı tarafından yapılan toplam 2.320,50-TL (dava açılış, tebligat ve posta gideri ile bilirkişi ücreti olmak üzere) yargılama gideri ile peşin harç olarak yatırılan 1.492,50-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>e-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,<br>2-BİRLEŞİK DAVADA;<br> Mahkememizin ....  sayılı ilamı birleşik dava yönünden kesinleştiğinden birleşik dava yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde temyizi kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024  <br><br>Başkan ...<br> ¸e-imza <br>Üye ...<br>¸e-imza  <br>Üye ...<br> ¸e-imza <br>Katip ...<br>¸e-imza <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fd5ef42558952f55","SID":"8486bea93e453a85"}}