{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2025/634 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1268<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t\t : 2022/497 Esas - 2024/833 Karar<br>KARAR TARİHİ\t : 26/09/2024<br>DAVA\t\t: Tazminat (Ölüm  Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 30/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30/06/2025<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi;<br><br>G E R E Ğ İ     D Ü Ş Ü N Ü L D Ü<br>TARAFLARIN İDDİA, SAVUNMA İLE YARGILAMA SÜRECİ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların ölenin annesi ve kardeşleri olduğunu, ölenin içinde bulunduğu aracın kaza yapması neticesinde ölenin de içinde bulunduğu araçtaki diğer kişilerle birlikte vefat ettiğini, davacıların, ölenin desteğinden yoksun kaldığını,ölenin içinde bulunduğu aracın malikinin davalılardan ... olduğunu,ve davalılardan ......ya ZMMS ile sigortalı olduğunu, kazaya karışan otobüsün işleteninin davalı ... olduğunu, sürücüsünün davalı ... ...olduğunu, davalı ... AŞ'ye sigortalı olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, kaza tarihi olan 25.10.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalılardan  müşterek ve müteselsil olarak (davalı sigorta şirketlerin den sadece maddi tazminat olarak tespit edilecek olan tutarın, poliçe limitleri dahilinde tazmini ile) anne ... yönünden, 10.000TL. maddi, 25.000TL. manevi, kardeşi ... yönünden 5.000,00 TL manevi, Kardeşi ... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.10.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı  ... Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde  özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, kazada otobüs sürücüsünün kusursuz olduğunu,istenilen tazminatların fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>   Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sonucu verilen kararda özetle; İlk Derece Mahkemesinin  2016/1332 esas karar sayılı 05/12/2019 tarihli kararının  davacılar  vekili ve davalı ... vekili tarafından  istinaf edilmesi üzerine   İzmir BAM 11.Hukuk Dairesinin 2019/2334 Esas -2022/853 Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı kaldırma kararı  üzerine yapılan yargılama sonrasında İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \" güncel verilere göre yapılan hesaplama ve dava tarihinden sonra davalılardan ... tarafından yapılan 23.900,00 TL ödemenin  mahsubu sonucu davacı ...' ın 511.318,56 TL destekten yoksun kalma tazminat alacağının bulunduğu, mahkemece talep ile bağlı kalınarak kaldırma ilamı doğrultusunda kusur oranları davalıların iç ilişkisini ilgilendirdiğinden kabul yönünde hüküm tesis edildiğini ,  bir önceki hüküm  manevi tazminat yönünden kaldırılmadığından kazanılmış haklar gözetilerek manevi tazminat miktarında bir değişikliğe gidilmediği \" gerekçesi ile  davacı ...' un maddi tazminat davasının kısmen kabulüne; davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ..... A.Ş. Dışındaki tüm davalılardan, ... ... ... ve ...' den kaza tarihi olan 25/10/2009 tarihinden, diğer davalı ... Şirketi'nden (poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) dava tarihi olan 24/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen  alınarak davacıya verilmesine, davalılardan ....'ya (eski unvan ...) karşı açmış olduğu davanın açılmamış sayılmasına, davacı ...'un manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, takdiren 5.000,00.-TL manevi tazminatın davalı ..., davalı ... ...ve davalı ...'den kaza tarihi olan 25/10/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacılar ... ve ... yönünden manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 5.000,00'er TL ayrı ayrı manevi tazminatın davalı ..., davalı ... ...ve davalı ...'den kaza tarihi olan 25/10/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine karar verilmiştir. <br>DELİLLER                                :<br>Bilirkişi raporu, sigorta poliçesi,  tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları,  tanık beyanları, tüm dosya kapsamı.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davalı ......  vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, yerel mahkemece aleyhe hüküm kurulmuş ise de idarenin meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını, dava konusu olayda kazada otobüs sürücüsü kusursuz olup, gerekli dikkat ve özeni sağlamasına rağmen kazanın oluşmasına engel olamadığını, dava konusu kazanın meydana geldiği kavşakta geçiş önceliği otobüse ait olduğundan, kavşaklarda geçiş önceliğine uymayan otomobil sürücüsünün kusurlu bulunduğunu,  karşı aracın kavşak ihlali yaparak hızlı ve ani bir şekilde yola girmesi sonucunda meydana gelen kazada gerekli tüm tedbirleri alan idare sürücünün kusurlu olmasının mümkün olmadığını, mahkemece, dava konusu kaza nedeniyle davalı sürücü .......'in %30 oranında kusurlu kabul edilmesine rağmen maddi ve manevi tazminatın tamamından idarenin müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunduğunu, dava konusu kazada müteveffanın karşı araç sürücüsü olmadığına ilişkin herhangi bir tespit mevcut bulunmadığından kusur indirimi yapılmamasının hukuka aykırı bulunduğunu, hükmedilen manevi  tazminat miktarının fazla olduğundan bahisle kararın  kaldırılarak davanın reddine  karar verilmesini talep etmişlerdir. <br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir.<br>G E R E K Ç E:<br>Uyuşmazlık, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan haksız eylem nedeniyle maddi manevi tazminat isteklerine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle, maddi tazminat isteminin tamamen manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere,sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49 uncu maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85 inci maddesi gereğince motorlu araç işletenine ve 6102 Sayılı TTK un 1401  ve devamı hükümleri uyarınca motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı dava açabilir.<br>Ayrıca, trafik kazası sonrası desteğini kaybedenler 6098 Sayılı TBK'nun  53 üncü maddesi uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı,aynı kanunun 56 ıncı maddesine göre de, bedensel zarar gören veya ölenin yakınları manevi tazminatı zarara sebebiyet verenden isteyebilirler.<br>Öte yandan, kural olarak 6098 Sayılı TBK un 74 üncü maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır. (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 Esas,2008/536 Karar) <br>Somut olayda, İzmir 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/389 Esas sayılı  dosyasının incelemesinde; 25/10/2009 tarihinde  müteveffalar  ...., ......, ....... ve ..... ile birlikte ...... plakalı araçla seyir halinde iken, davalı belediye şirketine ait ... ...yönetimindeki ......plakalı araçla  çarpıştığı  kaza yönünden  dosyada yapılan keşif sonucu alınan 15/01/2010 tarihli bilirkişi raporunda; sanık ... .....'in olayda  tali  kusurlu olduğu, sürücüsü  tespit edilemeyen  maktullerin  bulunduğu .... plakalı araç  sürücüsünün olayın oluşumunda asli kusurlu olduğunun belirtildiği, ....Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 15/03/2010 tarihli raporunda; sürücü ... ...'in olayda tali kusurlu, maktullerin bulunduğu otomobil sürücüsünün ise asli kusurlu olduğunun belirlendiği, yargılama  sonucunda 28/04/2010 tarihli  karar ile  \"sanığın kavşağa geldiğinde kavşağın diğer kollarından kavşağa girebilecek araçlar olabileceğini gözönünde bulundurmadan, aracın hızını düşürmeden, dikkatini yeterince kavşağa vermeden ve çarpışma anından sonra aracı durdurmak için frene basmamak suretiyle olaydan tali kusurlu olduğu \" kabulü ile  davalının tali kusurlu eylemi ile taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olduğundan bahisle verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 12.Ceza Dairesince onanarak 02/05/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığına göre;  kesinleşen bu  maddi olguların hukuk hakimi bakımından bağlayıcı taraflar açısından kesin delil niteliği taşıdığı tartışmasız olduğu gibi; ilk derece mahkemesince aynı olay nedeniyle desteğini kaybedenlerin açtıkları güçlü delil niteliğinde İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2014/1001 Esas sayılı dava dosyası ile  İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/213 Esas sayılı dava dosyasında kusur yönünden alınan ve denetime elverişli bilirkişi raporları esas alınarak davacıların  maddi tazminat isteminden davalıların işleten ve sürücü olarak sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığından davalı  ... vekilinin kusur oran ve aidiyetinin hatalı belirlendiğine  değinen tüm istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.<br>  6098 Sayılı TBK'nın 61. Maddesi uyarınca; birden çok kişi birlikte bir zarara neden oldukları veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacaktır. Aynı yasanın, teselsül hükümlerini düzenleyen 163. Maddesi uyarınca ise; alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Yargıtay HGK'nun 2021/17(4)-86 E- 2021/516 K sayılı 20/04/2021 tarihli kararında vurgulandığı gibi  ve 2918 Sayılı KTK'nun 85/son fıkrası gereğince İşletenin hiç bir kusuru olmasa bile aracın işletilmesinin sebep olduğu zararları tazmin etmekle yükümlüdür.<br>Somut olayda;  ...... plakalı araç sürücüsünün  araçta bulunanlardan hangisi olduğu hususunda ceza yargılamasında  herhangi bir tespit yapılmamıştır. İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/213 Esas sayılı dosyasında davalı ... 05/10/2011 havale  tarihli yazılı  beyanı ile;..... plakalı  aracı 15/09/1999 tarihinde satın aldığını, askere gideceği için 11. ayda vekaletle aracı geri  sattığını, 24/11/1999 tarihinde askere gittiğini, askerde olduğu için aracın satışını takip edemediğini, daha sonra  bu aracın ...... adlı kişi tarafından satın alınıp kullanıldığını öğrendiğini,  beyan etmiştir. Bu dosyada davacı tarafça kusur oranına göre tahsil hükmü kurulması  talep edildiğinden   davalılar .... ve ...'dan % 70 oranı ile tahsil kararı  verilmiştir. <br>Sonuç olarak,  davalı  ... tarafından  ..... plakalı aracın  sürücüsünün  eldeki davanın davacılarının desteği olduğu hususu  usulünce ispat edilemediğinden davacıların isteminin de müteselsilen olması göz önüne alınarak davalının  işleten  olarak müteselsil sorumluluk ilkeleri uyarınca  tüm  zarardan sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık görülmediğinden,  davalı  ...' un kusur oranında  sorumluluğa, kusur indirimi yapılması gerektiğine  değinen tüm istinaf nedenleri yerinde değildir.<br>Davalı ... vekilinin zamanaşımı def'ine yönelik istinaf başvurusuna gelince; bilindiği üzere; haksız eylemlerden doğan davalarda uygulanacak zamanaşımı süresi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenmiş olup; bu madde içeriğinde  üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık subjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir.(EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). <br>Ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için ceza davasının açılmış olması  gerekmez, haksız eylemin suç niteliğinde olması yeterlidir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilse dahi ceza zamanaşımı uygulanabilir. Ceza davasının hiç açılmaması durumunda, hukuk hakimi, haksız eylemin suç niteliği taşıdığını saptamışsa, uzamış ceza zamanaşımını uygulayacaktır. <br>                                 Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında TBK un 72 inci maddesi uygulanmaz. <br>Nitekim,  2918 Sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.\" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, \"Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Aynı fiil bazen hem sorumluluğu gerektiren, hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak 6098 Sayılı TBK m. 72/I, özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır.<br>        Burada üzerinde durulması gereken, 2918 Sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya ....ı vs.) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325 ve HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015-1495 K.Sayılı)  kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.<br>Eldeki davada; açıklanan bu ilkeler uyarınca, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 66/1-d maddesinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresi tamamlanmadığından, ilk derece mahkemesince davalı belediye vekilinin usul ve yasaya uygun olmayan zamaaşımı def'inin reddine karar  verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi de yerinde bulunmamıştır.<br>Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler nazara alınarak ve iskontoya tabi tutulmadan somut olarak, rapor tanzim tarihinden sonraki zarar da bilinen son gelir nazara alınıp 1/Kn katsayısına göre; her yıl % 10 oranında artırılmak ve % 10 oranında iskonto edilmek suretiyle hesaplanmalıdır (YHGK., 28.06.1995 tarih, 1994/9-628 Esas, 1995/694 Karar) (Yargıtay 17. HD., 08.05.2014, 2013/8185 Esas, 2014/7372 Karar)<br>Mahkemece TRH 2010 Yaşam Tablosuna ve progresif rant metoduna göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek yeniden aktüerya raporu alınması gerektiği yönündeki kaldırma kararından sonra  aktüerya hesap raporunda ölenin asgari ücret düzeyindeki geliri dikkate alınarak, bilinmeyen dönem için %10 artış %10 iskontoya tabi tutularak güncel asgari ücret üzerinden  hesaplama yapıldığı, davalı  ... vekilinin maddi tazminat hesap yöntemi ve miktarına ayrıca ve açıkça  istinaf istemi bulunmadığı,  taraf olan sigorta şirketlerinin de istinafı olmadığı,  kamu düzeni yönünden yapılan incelemede kamu düzenine aykırılık teşkil edecek  bir durum da  görülmediğinden, maddi tazminat yönünden başkaca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmiştir. <br>Manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusuna gelince, 6098 Sayılı TBK un 56 ıncı maddesi uyarıca mahkeme manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nesafetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.<br>Bu ilkeler kapsamında, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, ölen davacılar yakınının meydana gelen kazada  müterafik kusurun bulunduğunun ispat edilememesi ,  ölenin davacılara yakınlığı, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, ceza dosyası içeriği, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, hak ve nesafet kaideleri birlikte değerlendirildiğinde; manevi tazminat takdirinde matematiksel indirim zorunluluğu da bulunmadığı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan davacı anne ve  kardeşler  için 5.000,00 TL, manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu,  fazla olmadığı değerlendirildiğinden ... vekilinin hüküm altına alınan manevi tazminatın miktarlarına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>Hal böyle olunca yukarıda açıklanan  nedenler ve dosya içeriğine göre; İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalı  ...  vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H  Ü  K  Ü  M      : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı ... tarafından peşin yatırılan 1.683,10-TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 1.707,75 TL'den mahsubuyla, bakiye 1.092,35 TL'nin davalı ...'tan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, <br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 30/06/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a Maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde  temyiz yolu açık  olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f02278cf62e2f5e","SID":"b0613596b37a1e44"}}